Rabia Rana, Melis Oğuz ve Filiz İvriz ile İnşaat ve Kadın Derneği (İVKAD), inşaat sektöründe kadının sorunları ve çözüm yolları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Rabia Rana, Melis Oğuz ve Filiz İvriz
İVKAD’IN nasıl kurulduğundan, amaçlarından bahseder misiniz?
Rabia Rana: İVKAD’da aslında mimar katılımcılarının fazla olmasına rağmen daha farklı kesimlerden de arkadaşlarımız var.Gün geçtikçe farklı disiplinlere de ulaşmaya başladık. Amacımız da inşaat sektöründeki tüm meslektaşlarımızla (inşaat, makine, elektrik, şehir planlama gibi diğer alanlar) ortak projeler gerçekleştirmek, birlikte dayanışma içerisinde olmak ve mesleki hedeflerimiz doğrultusunda çeşitli etkinlikler yapmak, paneller düzenlemek. Bunun dışında bu sektörde çalışmayan fakat sektörde istihdam etmesini istediğimiz, ustalık düzeyinde kadınlar da var. Eksikliğini hissettiğimiz, yurt dışındaki örneklerinden de esinlenerek bir sosyal proje olarak gerçekleştirmek istediğimiz uzun vadeli bir proje bu. İnşaat ve Kadın Derneği’nin ilk projesi, derneğin tanıtımı adına, kuruluş amacını öne çıkaran bir proje olacak, akabinde kentleşme, tarihi çevre ve istihdama dair konularla ilgili projeler hedeflemekteyiz.
Bu dernek nasıl ortaya çıktı?
Rabia Rana: Aslında dünyada var olan bir örgütlenme vardı. Biz sadece onları model aldık. İlk başta bize en çok sorulan soru “İnşaat sektörü ve kadın; bu iki farklı kavramı nasıl bir araya getirebiliriz?” oldu. Aslında her sektörde kadın varlığı var ama biraz daha geri planda kalmış gibi bir algı var insanların aklında. “Erkek işi, kadın işi” gibi kavramlara dönük bir algı var. Aslında öyle değil; tasarım aşamasından uygulama aşamasına kadar kadın her yerde var. Belki kadın varlığını biraz daha öne çıkarmak, kadın emeğini vurgulamak, yapmak istediğimiz şeyler bunlar.
Onun dışında kadınlarımız arasından uygulama alanında çok az sayıda eleman yetişiyor. Gerek şantiye şefi olsun, gerekse proje müdürü yahut koordinatör olsun, bu alanlarda da kadınların olması gerektiğine inanıyoruz. En azından bunu artırabilmek için neler yapabiliriz, bunu anlatmak istiyoruz.
İnşaat ve Kadın örgütlenmesi çok eski yıllara dayanıyor; yurtdışında Amerika’da, İngiltere’de, Avrupa’nın çeşitli kesimlerinde, Güney Afrika’ya kadar yayılan bir bölümde bu derneğin zaten benzerleri var. Türkiye’de neden olmasın? Türkiye’de de kadınların bu sektörde, eğitimli iş gücü var. Amerika’da Kadın Mimar Örgütlenmesi 1920’lere dayanıyor.
İnşaat sektöründe, aslında pek çok sektörde zaten kadınların mesleğe adım atması daha çok yeni, kabul görmesi çok daha yeni ve özellikle inşaat sektöründe neredeyse halen kabul görmüş değil, diyebiliriz. Kendi iş yaşantınızda ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz, kadınlar genel olarak inşaat sektöründe ne gibi sorunlar yaşıyorlar? İVKAD’da bununla ilgili ne gibi çözümler, çalışmalar yapılacak?
Melis Oğuz: Ben şehir plancısıyım. Ben şahsen bire bir inşaat sektörü içerisinde değildim. Benim annem şantiye mimarı. Dolayısıyla inşaat sektöründe bir kadının çekebileceği zorlukları birebir olmasa da annem dolayısıyla dolaylı olarak ben de yaşadım. İnşaat sektöründe çalışmak hakikaten çok zor bir şey; çünkü inşaat başladığı andan itibaren 7/24 çalışan bir sistem var ve bir kadına toplumda, aslında kamusal alanda icra ettiği işinin dışında yüklenen bazı sosyal görevler vardır. Bir kadının haftada altı gün şantiyede çalışarak -sonuçta yedi gün çalışmıyor olsanız da en az altı gün çalışmanız bekleniyor- bu çalışma temposunu ve diğer görevlerini aynı anda idame ettirmesinin zorluklarını doğrudan gözlemledim. Öncelikle, annem sürekli evde değildi; evde olduğu zamanlarda da “yapması gereken pek çok iş” vardı… Büyüdükçe ve daha doğrusu mesleğe adım attıkça nelerle uğraşmak zorunda olduğunu kendim de kısmen -her ne kadar hala onun kadar olmasa da- yaşadım ve dolayısıyla annemin gerçekten çok büyük bir mücadele içerisinde olduğunu da fark ettim. İnatla ve bıkmadan bunun içerisinde olmayı seçmesi aslında onun için önemli bir tercihti ve önemli bir kuvvet de gerektiriyordu.
Ben de daha sonra şehir planlamayı seçtikten sonra, yine inşaat sahalarında çalışmamakla birlikte, kent ve kadın üzerine çalışmalar yapmaya başladım, hala sürdürüyorum bu çalışmalarımı. Kentte, bırakın o sektörün içerisinde çalışan bir kadın olmayı, sadece kadın olarak var olmanın, zorluklarının neler olduğunun üzerine bir şeyler yazıp çizerken de Rabia Hanım bu çalışmalarımdan haberdar oldu ve İnşaat ve Kadın Derneği ile bu şekilde tanışmış oldum. Şimdiye kadarki çalışmalarımı ve enerjimi dernek içerisinde nasıl değerlendirebiliriz, bundan bir sinerji ortaya çıkarabilir miyiz diye düşünürken başladı her şey aslında. Ardından Filiz’i de tuttum kolundan getirdim.
İlk proje olarak da inşaat sektöründe kadın istihdamının azlığı problemini ele almayı düşündük. İnşaat sektöründe kadının var olamamasının ya da azlığının sebebi aslında nedir; sadece toplumsal faktörler mi yoksa altında başka şeyler de var mı; biz bunları azaltabilecek bir şeyler yapabilir miyiz? Konu sadece önyargı meselesiyse (kadınların inşaat sektöründe çalışamayacakları ile ilgili genel bir toplumsal kanı), gidip insanlara eğitim mi verelim yoksa başka engeller mi var? Örneğin kadınlar toplumun onlara doğrudan ve tek sorumlu olarak yüklediği çocukların bakımı gibi toplumsal görevleri sebebiyle mi bu kadar ağır bir çalışma temposuna girmek istemiyorlar? Acaba en önemli sebep bu mu? O zaman acaba belki şantiyelerde ufak bir kreş ya da çalışma koşulları ile ilgili bazı farklılaşmalar inşaat sektöründe kadın istihdamını arttırabilir mi? Kısaca, bu projenin henüz emekleme sürecindeyiz. Bu çalışmaları yaparak hem inşaat sektörüne ve hem de kadın istihdamına yönelik genel olarak bir fayda sağlamayı planlıyoruz.

Filiz İvriz: Ben şantiyede teknik ofiste, mimar olarak bire bir çalışıyordum. Aslında teknik ofiste büyük bir kısmımız kadın mimar olarak görev yapmaktaydık, ortam ve koşullar da çalışmak için müsaitti. Fakat diğer şantiyelere bakıldığında kadınların büyük bir kısmının tasarım kısmında rol aldıklarını görüyoruz, inşaat kısmına gelince ise hem sahada alınabilecek rollerin, hem bu rolleri üstlenecek çalışanın sayısında düşüş gözlemliyoruz. Melis’in de sözünü ettiği gibi bu durumun nedenlerini sorgulamak, önyargı faktörünün ortadan kalkması için ne yapılabilir onu düşünmek istedik. “Kadın eli değmiş gibi” dediğimiz bir tabir vardır, hatta belki de bu kadınların “annelik” rolüyle de pekişir ve daha insancıl, daha ince düşünülmüş işler ortaya çıkar. Bunun en basit örneğini evinizde görürsünüz, işlere kadın eli değince hem atmosfer değişir hem bunun sonuçları tüm parametreleri tek tek düşünen bir sistemden doğar. İş hayatına gelecek olursak yine aynı şeyleri gözlemleyebiliriz, neticede tüm sektörlerde kadının daha aktif rol alması, organizasyonların herkesi düşünerek yapılması taraftarıyız, fakat bunu anlatmak için önce en içinde bulunduğumuz, koşullarını en iyi bildiğimiz inşaat sektöründen başlamak istedik.
Rabia Hanım, siz de mimarsınız. İnşaat sektöründe sizin gördüğünüz, yaşadığınız ya da kadınların yaşadığı zorluklar üzerinde konuşabilir misiniz?
Rabia Rana: Azınlık olmanın verdiği zorluklar var. Tabi ki sonuç olarak bir şantiyede bir, iki ya da üç tane bayan görüyorsunuz ve daha çok belli pozisyonlara erkek arkadaşlarımızın daha rahat geldiğini fakat kadınların sadece belli pozisyonlarda kaldıkları, daha fazla, daha etkin görevler verilmediği konusunda sıkıntılarımız var. Tasarım alanına baktığınız zaman da isim yapmış kadın tasarımcı sayısı çok fazla değil. Sadece Türkiye’ye has bir şey değil, bunu global ölçekte değerlendirdiğimiz zaman, Amerika’da da, İngiltere’de de böyle bir sorun var, yoksa kadın örgütlenmesine ihtiyaç duyulmazdı.
Bununla ilgili karşılıklı dayanışma ve sosyal iletişim içerisinde olabileceğimiz, ortak platformlar amaçlıyoruz. Bu konuların biraz daha altını çizmek, biraz daha vurgulamak, ön plana çıkarmak… Ayrıca kariyer hedefleri doğrultusunda meslektaşlarımıza destek olmak, seminerler vererek, paneller düzenleyerek biraz daha bu konuda bilinçlendirmeyi sağlamak, üniversite okuyan öğrencilere de öyle… Kız öğrenciler bu sektörde var olmanın kendileri için zor olduğunu düşünüyor ve korkuyor da. Korku kelimesi üniversite çağlarından başlıyor: ‘Beni şantiyeye almazlar!’ Staj yapmak için bile zorlandıklarını tahmin edebilirim.

Aslında liseden anlatmak lazım belki. Çünkü üniversitede mimarlık fakültelerinde değil ama özellikle mühendislik fakültelerinde kız öğrencilerin sayısı çok düşük.
Rabia Rana: Bunu daha da aşağıya indirelim; erkek çocukları için inşaat malzemeleri, vinçler olan güzel oyunlar çıkmış. Kızlara Barbie alıyorlar doğum günlerinde hediye, erkeklere de inşaat malzemeleri, kamyonlar, çekiçler. Orada hafızalarına kazınıyor, ayrıştırıyorsunuz, kız çocuğunu.
Melis Oğuz: Evde de zaten böyle ayrımlar var. En basit örnek, evde ampul değiştirilecektir, bu, ampulü çevirmek kadar kolay bir işlem gerektirir, ama yine de bu işi genelde evdeki kadın evdeki bir erkeğe verir; ya da tornavida ile bir vida sıkıştırmak ya da gevşetmek gibi işler kadının gücünün yetmeyeceği şeyler değil gerçekten de. Hakikaten de bir kadın da rahatlıkla tornavida ile çalışabilir, ama genelde “tornavida” eril bir alet olarak görülür.
Bu verdiğim örnekleri inşaat sektöründeki kadın algısını tahmin etmek için de kullanabiliriz – alet kullanmak: aslında belki de inşaat sektörünün en büyük girdilerinden bir tanesi. Biz kadınların, doğaları gereği daha titiz, daha estetik, daha farklı bir çalışma düzeni ile inşaat sahalarına da çok farklı ve olumlu girdiler getireceğine inanıyoruz. Hakikaten inşaatta çalışan işçilerin yaptığı işlerin kalitesine baktığımızda da görüyorsunuz, anlıyorsunuz. Birçoğu zaten inşaat işçiliğini bile bilmiyor, kas güçleri ile çalışıyorlar; ama detayları rahatlıkla es geçebiliyorlar. Dolayısıyla kadınların da bu sektörde erkeklerin yanında yer alması, inşaatı sahalarının kadın ve erkeğin birlikte çalıştığı alanlar haline gelmesinin, inşaatların, çalışma şartlarının ve nihai sonuçların da kalitesini yükseltecektir diye düşünüyorum.

Rabia Rana: Genel olarak klişeler ve yasakları aşmamız gerekiyor. Eşit çalışma koşulları için kamu veya özel kuruluşlarla yapılacak her türlü ortak projeyi dernek olarak yapmaya, destek olmaya hazırız.
Peki, üyelik koşulları nelerdir? İnsanlar ‘ben sektörde çalışıyorum, üye olmak istiyorum’ diye mi geliyorlar, nerden duyuyorlar sizi, nasıl iletişim kanalları kullanıyorsunuz?
Rabia Rana: Daha çok etkinliklerimizden, röportajlarımızdan, basına verdiğimiz demeçlerden dolayı haberdar oluyorlar.
Melis Oğuz: Ya da kendi iş ağımız üzerinden… Ben örneğin şimdi üniversitede ders veriyorum, dolayısıyla orada da bir ağ oluşuyor. Daha önce de söylediğim gibi, şu anda emekleme aşamasındayız hala, sosyal ağlar üzerinden İVKAD haberlerini, doğrudan inşaat sektöründe olsun olmasın, şehir plancısı ve mimar birçok kadın arkadaşıma gönderiyorum. Ama şöyle de algılanmasın, İVKAD erkek üyelere de açık. Genelde inşaat ve kadın derneğinin duyurusu geldiğinde erkekler pek de ilgilenmiyor; o yüzden öncelikli olarak duyurularımızı kadınlara gönderiyoruz ama erkek üyelerimiz de var.
İnşaat sektöründe faaliyet gösterip kadın istihdam eden şirketlerin de aslında buna bir şekilde dahil olması gerekiyor sanırım.
Rabia Rana: Evet, ama yolun daha çok başındayız dediğim gibi.
Meslek Odaları’yla ilişki içinde misiniz?
Rabia Rana: Mimarlar Odası’nda açılışımız oldu. Diğer meslek odalarıyla da iletişim halindeyiz.
Öğrenciler için şu anda tasarladığınız, yapmayı planladığınız neler var?

Rabia Rana: Öğrenci konseyimiz olacak. Öğrenci sorunlarını değerlendireceğimiz bir platformumuz olacak. Şimdilik, bireysel destekler geliyor, proje konularında ya da staj konusunda bizden destek istiyorlar, biz onlara destek oluyoruz kendi kurduğumuz sosyal ağ çerçevesinde. Tabi ki ilerleyen yıllarda ciddi bir İK desteğimiz de olacak. Onun dışında bir burs olanağı da sağlamak istiyoruz.
Nasıl finanse ediyorsunuz derneği?
Rabia Rana: Gönüllülerle. Gerek AB gerekse firmalarla birlikte hazırladığımız projelerden gelir bekliyoruz.
Yurt dışında çalışan ya da belli projeler için gidip gelen üyeleriniz ile ilgili çalışmalarınız neler?
Rabia Rana: Sonuç olarak tabi ki kadın sorunu her yerde sorun. Yurt dışında bir şantiyede çalışmanın zorluğuyla burada bir şantiyede çalışmanın zorluğu hemen hemen aynı. Yurtdışında çalışan üyelerimizin sürekli orada yaşasalar bile iş ve sosyal ağ anlamında teknolojik imkanların tümünü kullanarak karşılıklı iletişim halinde olacağız.
Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz.
Biz de teşekkür ederiz.
Mimdap



8 Yorum
ceren
yazınızın tamamanı okudum ve çok hoşuma gitti.şans eseri buldum internetten bu çalışmayı.normalde haberim yoktu 🙂 bende bayan olarak inşaat mühendisliğini seçmeye karar verdim ve çevremde kime danışsam bayan işi değil gitme diyor ama ben buna rağmen gidicem çünkü karar verdim bikere.ayrıca bay bayan ayrımının yapılmasını çok yanlış buluyorum her şey insanın kendisinde biter sonuç olarak bayanlarda bu meslekde başarılı olabilir diyorum. şundanda bahsetmek istiyorum bugün dersaneme gittim tercihler için orda da benim gibi inşaat mühendisliğini seçmek isteyen bayan arkadaşlarım vardı ama ne yazıkki dersanedeki bayan hocalarımız sağolsun onları bu amaçlarından vazgeçirdiler başka mesleğe yönlendirdiler sırf bayan işi değil diye.neyse sıra bana geldi ben inşaat mühendisliğinde okadar çok kararlıydımki hoca diyecek bişey bulamadı sen kararını vermissin zaten dedi.bayan arkadaşlarada şunu söylemek istiyorum siz karar verdiyseniz inşaat mühendisliğine veya bu tarz bir mesleğe kimsenin sizi vaz geçirmesine izin vermeyin.
coşkun kılıç
asıl toplumsal olarak sorunumuz örgütlü olma durumu bence. örgütlenme fikri kafalarımızda bomabardıman edildiği için her kes bireysel olarak haklarını korumaya ve kendini ifade etmeye yelteniyor ve sonuç hüsran elbette. bu alışkanlığın elde edilmesi lazım. bu dernek ve açılım da bir pencere bu açıdan. tebrikler.
Ayşe Aygan
Doğru bir çaba ve yöneliş bence ve bu yüzden iyi bir yolda iyi bir niyet ve çalışmayla yürütülen işler bunlar. Sosyal tabanın genişletilmesi, kadınların sorunlarına merkezden giren bir pratik usulün bulunması derneğin faaliyet alanını genişletir.
Başarılar.
melek genli
kadınlar kendi kozalarını yavaş yavaş ve aslında sağlam bir şekilde örüyorlar. şimdiye kadar olan eksikliklerin ve unutulmuş noktaların tahihidir bir yerde. derneği kutluyorum, kendilerini geliştirmelerini diliyorum.
Dilek Özgür Saatçi
Mimarlar arasında kadınların oranının erkeklerden daha çok olduğunu, plancılar arasında daha da çok olduğunu düşünüyorum. Belki mühendislerde yarı yarıyadır. Dolayısı ile aslında kadınların nicelik anlamda doğal temsil güçleri daha az değil. Fakat genel hakim zihniyet ve inşaat dünyasının kritik noktaları erkekler tarafından tutuluyor. Bu zamanla değişir mi, değişir. Kadın üzerinden doğru bir perspektifle ortaya politikalar konur ve meslek üzerine iddialar oluşturulabilirse.
Saygılar
fikri özenç
inşaat sektörü dememek lazım yalnızca. çünkü mimar ve mühendis bayanlar kamuda da belediyelerde örneğin, planlamada ve başka üretim dallarında da çalışıyorlar.
sorun alanı kadın ve mimar-plancı-mühendislik dalları çalışanları şeklinde olmalı.
Gülseren Kayın
Rabia hanım Amerika’da kadın mimar örgütlenmeleri 1920 lere dayanıyor diyor. Bizde bariz bir geç kalmışlık var. Ya da biraz öyle görünüyor. Ama işin aslı mimar mühendis grubunun Türkiye’de işin başında 1920 lerde yani biraz ayrıcalıklı biraz pohpohlanan bir kesim olarak algılanmasıdır. 1950 lerde TMMOB kurulduğunda da biraz böyledir. Sorunları fazla olmayan kısmen daha çok para kazanan beyaz yakalılardır. Ne zaman 1960 sonrası sınıfsal bir tahlil ve duruş göstermeye ve hükümetlere aykırı gelen görüşler söylemeye başladılar bütün o ayrıcalıkları ellerinden alındı. Diğer taraftan toplumsal gelirin paylaşımında gözetilen grup olmaktan çıkarıldı ve bu da artık sorunları olan bir kitle olmalarına yol açtı. Sırf kadınlar için değil kadın erkek bütün mimar mühendisler için. Şimdi durum daha iyi değil elbette. Sorunlar da daha büyük. Ama sorunlar temelinde bir örgütlenme alışkanlığı toplumda zayıf. Kanunen kurulmuş olan örgütlenmelerde bile o meslek grubunun üyeleri üyelik vazifelerini yerine getirmekten acizler.Hiç bir şeye katılım göstermiyorlar.
Bu arsa kadın mimar mühendislerin erkeklerden daha çok sorunu var mı, ya da bu ne kadar çok, bunu bu değerli dernekçi arkadaşlar biryandan da araştırmalar yaparak önümüze koymaları gerekir. Günlük çıkarlarını daha önemseyen, kendi mimar mühendis topluluğunun çıkarlarını geri planda tutan bu kesimin kadınları acaba bu yanılgıyı doğrultabilir mi?
Umarım Rabia hanımların derneği bunu başarır.
Kolay gelsin sizlere.
ferit çerçiler
kadınlara ait yeni bir alan değil ama temsil gücü olmayan ya da çok zayıf kalınan bir alanda yeni bir ifade ortamı kurma çabası olarak olumlu. daha çok kadınların mühendis-mimarlar işleyişi içinde sahici sorunlara dokunan bir alan temsili burada olması gereken herhalde.
çalışmalarında başarılar.