Behruz Çinici: “Türkiye’de konut açığı yok, konut açlığı var.”

9 Dakika Okuma Süresi

Kadıköy Life Dergisi genel yayın yönetmeni F. Canan Toprakkaya, Behruz Çinici ile Toki’den Marmaray’a, Kentsel dönüşümden Mimarlık dünyasına, Türkiye’deki mimarlık eğitiminden Behruz Çinici’nin mimarlığa bakışına kadar pek çok konunun irdelendiği bir söyleşi yapmış. Biz de bu söyleşiyi sizlerin beğenisine sunuyoruz.

*Türkiye’de ve Dünyada Mimarlık, Marmaray, TOKİ, Kentsel Dönüşüm gibi konularda değerli yorumlarını alacağımız Usta Mimar Veli Behruz Çinici’nin ülkemizde gerçekleştirdiği sadece birkaç projeyi hatırlatmak isteriz… Ankara ODTÜ Kampüsü, TBMM Halkla İlişkiler Yapısı ve 1995 Ağa Han ödüllü minaresiz Meclis Camii. Bir de Meclis Lojmanları vardı… Maalesef TOKİ tarafından yıkıldı. Behruz Çinici’nin yıkımla ilgili olarak açmış olduğu davalar ise sürüyor. Ülkemizde ilk toplu konut projelerini hazırlayan kişi olduğunu, pek çok site ve önemli projede imzası bulunduğunu da ekleyerek sorularımıza geçiyoruz…

Kadıköy Life: Türkiye ve dünyada mimarlık desek, neler söylemek istersiniz?

Behruz Çinici:
Özellikle ülkemizde mimarlık eğitimi bir sorun. Bence çok noksanları var. Milattan önce pirimiz Vitrivus, Mimarlığa; anatomi, astronomi derslerini koymuştur. Üstadımıza bugün de hak veriyorum. Çünkü bir anatomi dersi, görsel sanatlarda çok önemli. Bizim ressamlarımız dahi morga gitmiyorlar. Mimarlık insanla çok yakın temasta. Sadece ruhsal açıdan değil, fiziksel açıdan da. Yanlış ölçülendirme, yanlış kullanılan renkler, bir insanı çıldırtır veya sakat edebilir. İnsan meselesi mimari eğitimde ihmal edilmiştir. Bu söylediklerim dünya geneli için de geçerlidir.

K.L.: Üniversitelerimiz yeterli eğitimi verebiliyorlar mı?

B.Ç.: Amerika’da 3500 üniversite var, 300 milyonun üzerinde nüfus. Milli gelirine bakıyorsunuz; 7,5 trilyon dolar… Almanya; 82 milyon nüfus, 335 üniversitesi var, milli geliri 2 trilyon 890 milyar dolar… Bize en yakın olan Fransa’nın 62 milyon nüfusu, 87 üniversitesi, 1,5 trilyon dolar da milli geliri var. Türkiye’nin ise milli geliri 380 milyar dolar… Dış borç; 450 milyar dolar… Üniversite sayısı 115. Bizdeki bu sayıyı çok fazla bulurum. Zaten bir yüksek eğitim felsefesi ve bilincinden de yoksunuz. Amerika’daki üniversitelerin ancak 30’u araştırma yapan jy Vielique denen büyük üniversitelerdir. Ötekiler, teknik okul, kolej seviyesindedirler. Biz 5 sene okuduk. Üstelik Atamızın sayesinde getirtilen yabancı hocalarca yetiştirildik.

Kısaca, pırasa gibi diploma dağıtıyoruz. Dünyada bu sorunu kısmen yenmişlerdir. Dört senelik teknik okullar ancak sertifika verir. Bu imza hakkı tanımaz. Artı iki yıl daha imza yetkisi için etkin bir eğitim gerçekleştirilir.

Üniversitelerimizin sıkıntısı da dar çerçevede hareket edilmesi. Bu konuda da ulusal ölçekte etüt yapılmıyor. Türkiye sadece politikalarla 81 kente parçalandı. Ve her kent de kendine sanayi, okul, üniversite ister oldu. Bu bütçeyle, gittikçe batağa batıyorsunuz zaten, nasıl bunu yapabilirsiniz?.. Her sektörüyle büyük savurganlıklar içindedir ülkemiz… İçim yanıyor böylesi hatalara.

Bir kent bölge ölçeğinde, bölgeler ülke ölçeğinde, ülke dünya ölçeğinde ele alınmadıkça gerçek kentleşme sağlanamaz. Yetersiz imar planlarıyla kentler de kimliklerini kaybetmiştir artık. İl sınırları dar tutulmaktadır.

Görüşümü şu örnekle desteklemek isterim. Benim için İstanbul demek; Zonguldak, Edirne, Bolu’yu da içine alan bir makro sınır demektir. İstanbul sorunları ancak bu macro sınır içinde çözülebilir inancındayım.

K.L.: Marmaray Projesi için neler söylemek istersiniz?

B.Ç.: Dar çerçevede düşünüldüğünde elbette kentsel sorunlar artar. Politik ve ticari baskılarla çözüm aramaya kalkmak da hatalı. Kadıköy yöresinde maalesef şansımız kaçtı. Gebze, Hereke, İzmit’e kadar, yeni ve gerçek bir kent kurulacaktı. TOKİ mimarisiyle şimdi heba edilen o arsa savurganlığıyla hiçbir yere varamazsınız. Büyük kentler yapacaksınız; nüfusu 500 bin, bir milyon olan… Ticaretiyle, kültürel öğeleriyle… İstanbul için suyolunu kullanmak şart. İskeleleri arttıracaksınız Venedik’te olduğu gibi dubalar üzerinde yeni iskeleler yapacaksınız. Tarihi iskeleleri canlandıracaksınız. Beykoz ile Üsküdar arasındaki minibüs rezaletinden ancak bu yolla kurtulabilirsiniz.

K.L.: Zaha Hadid ismi bugünlerde özellikle Kartal Bölgesi projesi içerisinde geçiyor. Biliyorsunuz Küçükçekmece Projesi de Hadid’in… Yabancı mimarlar için görüşünüz nedir?

B.Ç.: Çok büyük bir skandal. Ben O’nun mimarisinden anlamam, tutmam da… Ağa Han Mimarlık Ödülü sahibi olmamdan dolayı da üzülüyorum. Türk mimarlarına binde biri dahi çok görülen bedellerle Zaha’lara projeler yaptırıyorlar. Ben 5 sene Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanlığı yaptım. Küçükçekmece’nin iç ve dış kumsalı, arkeolojik ve sosyal sorunları bilinmeden, ülke insanını tanımadan önemli kentsel bölgeler bu mimarlara nasıl ve kimler tarafından verilebiliyor?.. Anlamak da zor doğrusu.

Hep söyledik, yazdık. Bu isimler kendi çaplarında bir marka… Zaha Hadid bir şehirci değil – üstelik heykeltıraştır – mimarlığı tartışılabilir. Ben Zaha’yı tutmam. O da benim çalışma sistemimi anlayamazdı zaten… Kartal projesini gördük. Biz yabancı mimara düşman değiliz. Ama ülke mimarları dışlanırsa elbette karşı çıkarız. Kartal üzerine pek çok eleştiriler yapıldı ama nafile… Bugünlerde halktan yerel tepkiler başladı. Her zaman dediğim gibi rafta kalacak sanal bir planlama… Toplumdan, Kartal’ın insanından uzak… Genel vizyonu, tasarım mantığı kuşkulu, düşündürücü ve uygulama olanağından uzak… Yakında anlaşılacaktır…

K.L.: Ülkemizde bir de TOKİ gerçeği var. Özellikle İstanbul’da arsalar TOKi tarafından kapatılıyor ve konserve kutusu gibi evler dikiliyor…

B.Ç.:
Artık imar ve planlama disiplini kalmadı. Olmayacak bir orman veya yeşil alan araziniz var da inşaat yapamazsanız TOKİ’ye gidersiniz… TOKİ size istediğinizi verir. Dağ, taş, her gün gözümü açtığım zaman ağlayacak olduğum betonlaşmaya bürünüyor… İnsanlarımız yaşamaya zorlandığı, hiçbir ilham vermeyecek beton kutulara, tekdüze karaktersizlikteki beton bloklara mahkum olunuyor. İşin mali yönü de belirsiz. Alt ve orta sınıf yine unutulmuş durumda.

K.L.: Bu arada belediyelerin dilinden kentsel dönüşüm lafı düşmez oldu…

B.Ç.: Bütün hepsinin başında rant geliyor. Ülke 82 vilayet oldu. İstanbul 80 İlçe ve belde belediyelerine parçalandı. Ben kurulda pek çok belediye başkanlarını yakından tanıdım. Zerzavatçısını da tanıdım, eczacısını da tanıdım. Bu zatı muhteremler bir seçildiler, belediye başkanı oldular mı şehirci, uzman kesiliyorlar. Bu söylemim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mimar Hacı Kadir Topbaş için de geçerli… Sanat tarihinden doktora yapmış. Amma bu işin estetik ve kültüründen uzak, politik olarak hükmeden kişilerden… Böylesi kişi ve tutumlarla Türk kentleri hiçbir yere varamaz. Doğayı, kültürü katlederek kentsel dönüşüm olur mu? Ataşehir, rezalet… Merkez Bankası da geliyor… Bunların birçoğu politik… Tamamıyla Osmanlı’ya dönüş düşüncesi. Türkiye’nin merkezi İstanbul olacak sözde. Bizimkiler de Saray’a yerleşecekler galiba. Ankara’dan Atatürk’ün adı silindi bile. Benim sitem, TBMM lojmanları, adı ATAKENT olduğu için de yıkılmış, rant vandalizmine peşkeş çekilmiştir.

K.L.: Bir süre günlük basını da meşgul etmiş olan TBMM lojmanlarının son durumu için bir şeyler söylemek ister misiniz?

B.Ç.: TOKİ üzerine oturdu. 400 ev vardı. Mahkeme evvela yıkımı durdurma kararı verdi. Meğerse gerekçeli karar tebliğ edilene kadar yıkım devam edermiş. Bunlar tam iki günde 397’sini yıktılar. Onlar geriye kalan “3 ev de yıkılsın” diyecekler, ben de “Hayır, üç ev yetmez bir sokak istiyorum” diyeceğim ve dava Yargıtay’a taşınacak.

K.L.: Söyleşimizde sona yaklaşıyoruz. Her ne kadar sizin gibi parmakla sayılacak kadar azalmış olan “Üstad”ların yeri dolmaz, bizlere ders olacak söylemleriniz asla bitmezse de… Son söz sizin… Keşkeleriniz, sevinçleriniz… Sizi çok iyi anlayacak olan Kadıköy Life okurları ile paylaşmak ister misiniz?

B.Ç.: Mimarlığı ticaret değil, ibadet olarak yaptığım için mutluyum. Ticaret ayrı bir değerdir ama mimarlığın ticareti yapılamaz. Onlar ancak TOKİ gibi kurumlara yakışır. Hiçbir ciddi mimara bu işin ticaretini yapmak düşmez. Ben bu kafada bir insan olsaydım Ortadoğu’yu yaptığımda Ankara bir bozkırdı. 28 yaşındaydım. Çankaya’daki mütevazi evimizle, Güniz Sokak’taki ilk büromuz ve ODTÜ Kampüsü’nün kurulacağı arazi arası, yemyeşildi ve metrekaresi bir liraydı. O zamanlar projelerden daha bereketli paralar alıyorduk. O arazinin bir kısmını alabilirdim… İlk pişmanlığım bu… Neden mi? Ankara’nın katliamını önlerdim hiç değilse. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’in de önünü kesebilirdim.

İkinci pişmanlığım; babamın teklifini, terlikçi dükkanını kabul etmeyişim… Sözünü dinleseydim bugün Mahmutpaşa’nın yüzde 25’i benim olabilirdi. Çünkü terlik tasarımı çizmeye bayılırım ve hala çizmeye çalışırım. Ayakkabı ve terlik, bir tasarım işidir. Hem de Çinici’ye özgü kunduralar yapardım. Tabii mimarlığım yanında O’nu maddeten desteklemek için.

Üçüncü pişmanlığım; 70’li yıllarda Burhaniye’de ARTUR’u yaptım. Türkiye’nin ilk toplu konut projesi, iki bin konutluk. Bir turizm projesiydi. Hala elimde 5 bin TL’lik kurucu hisse bulunuyor ve onunla iftihar ediyorum. Orası tam bir zeytinlikti. Kendime bir zeytinlik dahi almadım. Düşünemedim… Demek ki benim mimar kafama ticaret girmemiş.

Mesleğimde hiçbir sıkıntım olmadı. Yalnız son zamanlarda bazı meslektaşlarımın olur olmaz yazıları canımı sıkıyor. Dil uzatmalar, v.s… Haddini bilmezlik bunlar. Ben de birileri hakkında yazabilirim. Bu meslek adabına asla uymaz. Hele biz “Usta-Çıraklık” olarak yetişen bir anlayıştan geliyoruz. Birçoğunun da ustasıyım.

Kaynak: * Kadıköy Life dergisi editörlerinden gelen röportaj metni
Söyleşiyi yapan: F. Canan Toprakkaya

10 Yorum

  1. melike

    Sayın Behruz bey söyleşisinde konut açlığı olduğunu söylüyor.lüks konutlar zengine 3 artı birler orta gelirlilere bir artı birler.yoksul grubuna düşüyor.DÜNYADA MEKAN AHİRETTE İMANMIŞ Küresel ısnma var.köylü yağmur beklerken tarlasınıa nasıl değer biçecek.satan razı alan razı Allah olmayanlarada versin.saygılarımla

  2. Kamil Kaçmaz

    Konut açığı kavram düzyinde bir konu. Bu ülkenin dağı taşı konut ve bazılarının üç, dört konutu var. Yastık altı biriktirmek yerine konut biriktirmek moda haline geldi, kötü giden ekonomi herkesi böyle bir histeriye sürükledi. Değerli hocamız da bu hırsa işaret etmiş, çok doğru gerçekten. Tamamen katılıyorum.

  3. Billur Okan

    Behruz bey gibi Türkiye’nin önde gelen tasarımcısının konut sorununa gerçekçi bakışı hepimiz için uyarıcı olmalı. Ama ne yazık ki piyasa talebe göre şekilleniyor ve talep de iletişim uzmanları tarafından biçimlenidirliyor.

    Saygılarımla.

  4. bekir pulcu

    Büyük ustanın on yıllarda canını sıkan şeylerden biri de şüphesiz TMMOB lojmanlarıdır. Korumacılık konusunda bazen herkes hemfikir oluyor ama iş modern zamanların eserlerini korumaya geldiğinde doğrusu hamasi sözlerin sahibi ortada görünmüyor. Bana kalırsa TMMOB lojmanları böyle bir şeydir. Tıpkı Büyük Ankara Oteli gibi. Yeterince “eski” olmayınca kıymeti de anlaşılmıyor herhalde.

    Saygılar

  5. nedret okan

    Konut sorunu hattızatında bu ülkenin çözülmemiş bir konusudur. Kavram düzeyinde anlaşışamamıştır. Konut ile barınma hakkında bağlantı zayıflamıştır. Barınmayı karşılayan bir konut anlayışı yerine tasarruf amaçlı konut piyasası oluşmuştur. Bunun anlamsız sonuçlarını elli yıldır bu ülke yaşıyor. Bakalım nereye kadar gidebileceğiz.

    Saygılarımla

  6. Deniz Hakverdi

    Bu kadar doğru bir konuyu,bu kadar açık,bu kadar net söyleyebilmek bizi çağdaşlığa götürecektir.Hocamıza teşekkürler…

  7. pınar çelik

    konut açığı olup olmadığı 1999 depremi sırasında da çok konuşulmuştu. bu yıllardan sonra uzun süre konut yapılamamaıştı ama bir açık meydana gelmemişti. zira bizde konut barınmak için yapılmaktan ya da edinilmekten çok birikim aracı olarak görülüyor ve gereksiz ölü yatırım olarak tutuluyor.

    değerli hocamız çok mühim noktalara değinmiş. konut fazlası var bile diyebiliriz. vatandaş devletin sosyal politikalarına güvenmediği için kendi güvencesini konut satın alarak gerçekleştirmek istiyor. bunu abartıp oburluğa çevirenler de yok değil.

    saygılarımla.

  8. Cemal Çiçek

    Türkiyenin yetiştirdiği ender isimlerden birini tanımaktan memnun oldum.Ne iyi etmişssiniz…

  9. güven

    dünyayı sevelim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir