Söyleşiyi yapan: Seval KALKAN
Soyak Holding, çevreci yaklaşımı çerçevesinde 2007 yılında su tasarrufuna yönelik olarak “Geleceğe Bir Damla Sakla” sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. Projeleri ile ilgili, Soyak Kurumsal İletişim Koordinatörü Fatma Çelenk ile görüştük.

Mimdap:Fatma Hanım, “Geleceğe Bir Damla Sakla” projenizin nasıl başladığından bahsedebilir misiniz?
Fatma Çelenk: “Sürdürülebilir bir yaşam için su olmazsa olmaz” düşüncesiyle yola çıktık. 2007 yılında İzmir’de Çiğli Rotary Kulübüyle birlikte, konut projelerimizin yakın çevresinden başlayarak yaşam kalitesine katkıda bulunmak amacıyla başlattığımız bir kurumsal sosyal sorumluluk projesidir. Su tasarrufunu ve bu konuda bilinçlenmeyi kapsıyor. Bunun için de en önemli yerin okullar olduğunu ve eğitimle genç neslin bilinçlendirilmesiyle gerçekleşebileceğini, dünya için, Türkiye için, kendi aileleri ve kendi gelecekleri için istenilen sonuca varılabileceğini düşündük. Bu yüzden de desteğimizi okullar üzerinde yoğunlaştırdık.
Mimdap:Projenin kapsamı neydi? Bir eğitim programı mı, tamamen teknik bir çalışma mı? Nasıl işledi bu süreç?
Fatma Çelenk: Rotary kulübü vasıtasıyla öncelikle 15 pilot okul belirledik ve bu okullarda öncelikle fizibilite çalışması yaptık. Ne kadar su harcıyorlar, neye ihtiyaçları var, bunları ortaya çıkardık. Daha sonra bataryalarını ve pisuvarlarını sensorlu sistemiyle değiştirdik. Bu uygulamalar aslında kendi içinde %30 ile %70 aralığında tasarruf sağlayıcı birer tedbir oldu. Rezervuarlarını yeniledik, dolayısıyla su kaçaklarını önlemiş olduk. Ardından okulda su faturalarını alarak tekrar ölçümler yapmaya devam ettik.
Her bir okulda lansman gerçekleştirdik. Ailelere mektup göndererek kendilerini bu değişiklikleri neden yaptığımızı anlatmak için çağırdık. Bunun sadece bir değişim olmadığını ve bir kültür, bir anlayış olduğunu, o nedenle onların da desteğiyle ancak gerçekleştirebileceğimizi söyledik.
Toplumsal alanlarda su israfını önlemek
Mimdap:Peki, neden konutlarda değil de özellikle okullarda gerçekleştirmek istediniz bu projenizi?
Fatma Çelenk: Bizim bu projeyi okullarda başlatmamızın en önemli nedenlerinden bir tanesini şöyle açıklayabilirim: Toplum olarak gelinen noktalarda genellikle muslukları kapatmıyoruz, böylece su damla damla akıyor, belki de bu şekilde tonlarca suyu harcamış oluyoruz. Bunu yapmamızın en önemli nedeni de aslında hijyen. Yani oralarda muslukların çok hijyenik olmadığını varsayarak, herkesin kullandığı muslukları kapatmak/açmaktan hoşlanmıyoruz. Bunu önlemek amacıyla topluca kullanılan yerlerde bu projeyi gerçekleştirmek istedik. Çünkü insan faturasını kendisi ödediği zaman birazcık daha tasarruflu olabiliyor.
Mimdap:Bilinçlendirici çalışmalar da olduğundan bahsetmiştiniz. Bunlar neleri kapsıyor?
Fatma Çelenk: 15 okulda bütün bu değişimleri yaptıktan sonra projenin bilinçlendirme kısmında çocukların şiir, kompozisyon yazmalarını, resim çizmelerini ve su olmazsa hayatlarında nelerin değişeceğini ifade etmelerini istedik. Okullar arasında bu şekilde yarışmalar düzenleyerek 1., 2., 3.’leri belirledik. Törenle ödüllerini verdik. Tabi burada amaç çocukların bu işi biraz daha sahiplenmeleriydi.

1,5 yılda 1050 ton su tasarrufu
Mimdap:İzmir dışında da bu tür projeler gerçekleştirdiniz mi?
Fatma Çelenk: 2008 yılında projemizi İstanbul’a da taşıdık ve İstanbul’da da yine konut projelerimizin çevresinden başlayarak 15 okul belirledik. Okulların bir kısmı Kartal’da Soyak Evreka Projemizin çevresinde, bir kısmı ise Küçükçekmece’de Soyak Olimpiakent çevresinde bulunuyordu. Ayrıca İstanbul’da kendi inşa ettiğimiz 3 okulumuzu da katarak projemizi 18 okul ile eğitim-uygulama çalışmalarımıza başladık.
Bilinçlendirme çalışmalarımız 2009 yılında da devam etti. Toplamda 1,5 yıldır ölçümlemesini yapabiliyoruz, gözlemleyebiliyoruz. Hala da bu çalışmalar devam ediyor. Şimdiye kadar 1050 ton su tasarrufu yapılmış olduğunu gördük. Tabi çocukların ailelerinin ve çocukların da bulunduğu çeşitli toplumsal mekanlarda, örneğin alışveriş merkezlerinde de bulunmaya çalışıyoruz ve buralarda stantlarımızda ya da plazmalarda tanıtımımızı sergiliyoruz ve bilinçlendirmeye devam ediyoruz. Ayrıca afişler, broşürler ve promosyonel malzemelerle, otobüslerin içlerinde, vapur iskelelerinde, belediyelerin de desteğiyle duyurmaya devam ettik.

Okullardaki lansmanlarımıza Büyükşehir belediye başkanları, eğitim müdürleri, milli eğitim müdürleri, kaymakamlar da katıldılar. Aslında topyekun bir toplumsal çalışmaya önayak olmuş olduk. Bu bizim için çok gurur verici. Proje boyunca;
• İzmir ve İstanbul’da 225 kişi proje için çalıştı.
• Toplam 30.000 adamsaat çaba sarfedildi .
• Toplam 7.500 malzeme değişimi yapıldı.
• Öğrenciler aracılığı ile 34.000 aileye ve yaklaşık 100.000 kişiye ulaşıldı.
• İzmir ve İstanbul’daki okullarda toplam %55 oranında, 1770 ton su tasarrufu yapıldı.
Facebook “Soyak 1. Sanal Barajı”
Mimdap:Projenizin bir de Facebook üzerinden yürüyen sanal ayağı var bildiğimiz kadarıyla.
Fatma Çelenk: Facebook’ta bir aplikasyon gerçekleştirdik. İnsanların artık interneti bir sosyal ortam olarak da kullandıklarını düşünerek burada bir sanal baraj inşa ettik. Sanal baraja su tasarrufu yapabilme sözünü veren ve buraya birçok arkadaşını davet eden kişiler arasında bir yarışma düzenledik. Barajın en fazla doluluk oranına sahip olmasına katkıda bulunan kişilere teknolojik ödüllerimiz olacak. Bu devam etmekte olan bir proje ve halihazırda ne kadar tasarruf yaptığınız ve sözlerinizi ne kadar tuttuğunuzla, ne kadar kişiyi buna adapte ettiğinizle de doğru orantılı olarak rakım yükseliyor. Facebook “Soyak 1. Sanal Barajı” uygulamasına katılan 6.186 kişi su tasarrufu yaparak barajdaki doluluk oranını %9.6’ya çıkarttı ve şimdiye kadar yaklaşık 192.000 ton su tasarrufu yapılmasını sağladı. Projenin hedefini, 2 milyon ton su tasarrufu sağlayacak bilinci, kullanıcılar arasında yaygınlaştırmak oluşturuyor.

Mimdap:Peki bu projelerinizi okullarda ve sanal ortamda mı sürdüreceksiniz yoksa diğer projelerinizle de bağlantı kuruyor musunuz?
Fatma Çelenk: Dediğim gibi insan kendi parasını ödediği bir şeye sahip çıkma konusunda bir miktar daha tutumlu davranıyor. Biz de ofisleri de bu bakımdan önemli mekanlar olarak gördüğümüz için ofis alanlarımızdaki musluklarımızı ve pisuvarlarımızı da sensorlu tipleriyle değiştirdik. Ayrıca konut projelerimizdeki sosyal alanlarda da aynı uygulamayı yaptık. Dolayısıyla konut projelerine de bu sosyal sorumluluk projesini aplike etmiş olduk.
Biz toplumsal anlamda bir anlayışı değiştirmek istediğimiz için çalışanlarımız arasında da projeyi yaygınlaştırmak için çalışmalar yaptık. Çalışanlarımıza günlük yaşamlarında kullanacakları bazı önerilerle yardımcı olmak istedik. Her sene İstanbul ve İzmir’de çalışanlarımız ve ailelerine yönelik yaptığımız pikniklerimiz var. Burada çalışanların çocukları arasında da su tasarrufuna ve bunlardan ne anladıklarına yönelik resim yarışmaları düzenledik ve ortaya çıkan muhteşem sonuçları da çalışanların oylamalarını istedik. Bu yarışmanın sonucunda dereceye giren resimleri ise takvimlerimizde kullandık.
Bunların dışında bir de kurumsal dergimiz var. Projemizin haberlerini dergimizde ve internet sitemizde sıklıkla yayınlamaya çalışıyoruz. Herkesi de aynı bilinçle su tasarrufu yapmaya çağırıyoruz.
Konutlarda da bilinçlenme…
Mimdap:Konut projeleriniz için de direkt olarak bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarınız bulunuyor mu?
Fatma Çelenk: Evet, müşterilerimize, daha evlerini teslim ederken verdiğimiz promosyonel malzemelerle başlıyoruz. Ayrıca bir “Daire Kullanım Kitapçığı”mız var. Kılavuz niteliğinde binanın özelliklerini anlatan, yaşam standardını ve tüm kolaylıkları anlatan bir kitapçık bu. Ayrıca her bir müşterimize giden dergimiz var, bunlarda da yer veriyoruz mutlaka. Komşuluk ilişkilerini de sıkılaştırmak amacıyla da, konut projelerimizin içinde oturanlara yönelik etkinlikler yapıyoruz. O etkinlikler sırasında da buradaki çevresel faktörleri öne alacak, bir kez daha hatırlatacak mesajları vermeye çalışıyoruz.
Bütün konut projelerimizde sürdürülebilirlik ilkesiyle hareket ediyoruz. İçerideki malzemelerde de, bloknotlar gibi, geri dönüşümlü kağıtlar kullanmaya özen gösteriyoruz. Bunu bir anlayış haline getirmeye çalışıyoruz.
Mimdap:Peki, tüm bunların yanında sürdürülebilirlik konusunda ayrıca yaptığınız çalışmalar var mı?
Fatma Çelenk: Sürdürülebilir bir yaşam için sadece su değil birçok öğenin gerek tasarruf, gerek bazı önlemler alarak, gerekse de bazı kullanım farklılıkları yaratılarak yaşatılması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de binalar çok önemli bir noktada. Yeşil binalar çok önemli. Bu konuda Türkiye’de henüz standartlar belirlenmemiş olduğu için iki yıl önce İngiltere’den danışmanlık aldık. BRE standartlarına uygunluk konusunda İzmir’deki Mavişehir konut projemizi test ettik ve buraya uyumlu olduğunu gördük. 2 yıl boyunca yaptığımız çalışmalar sonucunda da bir “Sürdürülebilir Yaşam Raporu” yayınladık. Bizim hem kendi bilgi dağarcığımızı arşivlemek hem de sektöre katkı sağlamak amacıyla yaptığımız bir çalışma oldu. Çeşitli ortamlarda da yayınlıyoruz. Burada da hem enerji hem su hem malzeme konusunda neler yapılması gerektiğine, iklim değişikliği sebebiyle nelerle karşılaşacağımıza yönelik konular yer alıyor.

Mimdap: Çok teşekkür ederiz…
Fatma Çelenk: Ben de teşekkür ederim.



14 Yorum
SELÇUK ALTUNİŞ
Merhaba, Fatma Hanım ben Kadıköyde Boganın yakınında yeni açtığım Tanıtım Mekanında Halkımızı bilinçlendirmek üzere, suyumuzu boşa akıtmayalım kampanyası başlattım. Sizinle tanışmak ve Ev Hanımlarına Her Ay En Az 1000 YTL kazanabilecekleri bir projeyi yürürlüğe koydum. Banka Hesaplarına Haftalık 250 YTL yatırıyoruz. Tabiiki, çalışana. Sizinle uygun olduğunuz bir gün Tanışalım, Konuşalım, ve ortak projemizde birlikte yol alalım. Yazılarınızı okudum. Çok Güzel. Kutlarım. Beni ararsanız sevinirim. Bu ara bende çok yoğunum. Cep Telefonlarım devamlı meşgul kusura bakmayın. Böyle ses getireceğini bilmiyordum. 5 yıl garantili ürettiğimiz su tasarruf aparatı çok beyenildi. Ekibimizi eğitiyoruz. Yeni bir Network Ağı kurdum. Türkiyenin her yerinden şehir şehir katılım başladı. Selçuk Altuniş. 0542.593.99.33 veya İbrahim Durdağ 0554.388.66.11 Beni tanımanız için Google adımı ve soyadımı yazınız. Saygılar.
Açık Adresimizi de yazayım. Yanlız Gelmeden önce beni arayarak randevu alırsanız memnun olurum. Ek iş yapmak isteyen çok Ev Hanımı Arıyor. Sizi bekletmek istemem. Haftalık para kazanan her kes komşusunuda getiriyor. Öğrenci kardeşlerim şimdi çok mutlu anne ve babalarına yük olmadan günlük para kazanıyorlar. Bu durum beni duygulandırıyor. İşsizliği önlemek görevimiz. Adresim: Osman Ağa Mah. Bestekar Dilhayat Sok. Ekşioğlu Kardeşler İş Hanı No: 3/23 Kadıköy – İstanbul. 0216.452.82.87
fatma şeker
ben sizleri tebrik ediyorum çok güzel bir şey israfı önlemek
benimde ödevime yardımcı oldunuz çok çok teşekkür ederim inşallah sizin gibi insanlar yine böyle birşey yaparlar
rengin ülkütekin
doğayla barışık bir yapılaşma, fiziki çevrenin doğayı tüketmemesi temelindeki bir anlayışa yol açacak sivil girişimler çok önemli.
Sami Altıntaş
Bazı köklü kurumların yapı düzeninde yeni anlayışlara örnek olması güzel. Soyak belki örnek olacak ilk şirketlerden biri.
kübra arzak
suyun bir doğal kaynak olduğunu ve bu şekliyle kirletildiğinde ve hesapsızca kullanıldığında tükenebileceğinin bilincinde olmak çok önemli soyak gibi bir kurumun buna önem vermesi aslında doğru bir sosyal sorumluluk.
Leman Direk
dünyadaki yeşil mimari akımını sadece satış reklam stratejisi olarak görmeyen cesaretli girişimlere ve gruplara şiddetle gereksinim var. bu metod kitleler arasında kabul bulursa ister istemez satış startejileri ortaya çıkan beğeniyi ıskalayamazlar. diğer yandan hükümetin süretle normlar çkarması gerekir. hükümetin istekli olması yasama kurumunun bir an önce harekete geçmesi gerekir.
ruhi demir
ben soyak gibi görece daha köklü olan firmalardan bundan daha büyük adımlar bekliyorum şahsen. onlar örnek olabilirler bu karışık ve düzensiz piyasadaki inşaat yarışına. çevre değerlerine onlar dikkat çekebilirler.
savaş uçar
bu dünya bizim diye başlayan bir kampanya vardı. yani bu dünyanın kaynakları sınırlı tüketip bitirmeyelim diye. başta sanayiüretimi sonra kentsel büyüme doğayı tehdit ediyor halen
orçun kuzey
çevre sorunlarını alt başlıklarla ele alıp parça parça birşeyler yapmak yerine,
çevre sorununun bir bütün olarak insanlığı tehdit ettiğini, yapılaşma düzeninin mutlaka ama mutlaka bu düstura göre yeniden değişmesi maksadıyla
1. kent stratejik planlamaları,
2. master plan, çevre düzen planları,
3.imar planları,
4.yapı uygulama yönetmelikleri,
5. malzeme kullanımları, malzeme kodları
baştan aşağıya değişmelidir. bu değişimin sağlanması için ülke çapında bu bilince uygun şekilde çalışmalar toplantılar kurultaylar yapılmalıdır.
u görev bakanlıktan en küçük müreahhide ve oradan bütün tasarımcılar düşmektedir bence.
cüneyt bulut
daha fazla çaba, bu doğru. sularımızın kirlenmesi, toprağımızın erozyana karşı korunması, bitki örtüsünün ve ormanların yaşanabilir bir dünya için elde tutulması en acil insanlık görevi haline geldi. bu insanlık görevi bilinci hızla yaygınlaştırılmalıdır.
Ahmet Necati Gülesen
Yeşil bina, doğaya karşı olmayan bina kavramları şimdiye kadar Türkiye’de kendi içinden gelen bir dinamiğe gçre değil yurtdışı benzerlerinin taklidine göre göstermelik yerine getirilen hususlar olrak ortaya çıktı. Bizdeki yeşil bina çağrışımları çok apalama evresinde. Soyak müdürü Fatma hanımın çabaları çok değerli ama bu kadar ciddi sorunlar sadece bazı şirketlerin duyarlılığı ile çözülemez. Daha köklü ve daha kendi özelliklerini kullanan ve daha etraflı çalışma ve değerlendirmelere ihtiyaç var. Bu konuda daha hızlı bir uyanış lazım. Böyle ele güne ayıp olmasın diye kıyısından köşesinden yapılmış kampanyaların anlamı olmasına rağmen sorunun büyüklüğü karşısında küçük girişimler olarak duruyor.
Daha bilinçli, daha kavrayıcı çalışmaların ortaya çıkması umudu ile.
aliye sertanlı
Soyak gibi köklü firmaların önderliklerine ihtiyaç var bence de. Sadece suyun tasarrufu üzerine değil inşaat sektöründe farklı yeni kaliteleri tanıtmak ve özendirmakle ilgili larak misyon yüklenmeli. Herhangi bir inşaatçı firma kimliğinde olmamalı. Su tasarrufu yoluyla doğaya katkı getirilmesi girşimini sağlayan Fatma hanımın çabalarını kutlarım.
Saygılar
nesrin kızılok
doğaya kıymet veren yaklaşımların öne çıktığı bir dönem başlıyorsa bundan sevinç duymak ve desteklemek gerekir. ancak sadece görünüşte dünyada başlayan akımın dışında kalmamak için davranmamak bu tutumu içselleştirmek icapeder.
Ozan Demirhan
Soyak gibi aslında yapı sektöründe yer alan ve konu alanında üretim yapan şirketlerin su tüketimine dair özel çözümlerinin olması ülke genelinde olumlu etkiler yaratabilir. Suyu etkin kullanmak, fazladan tüketmemek yaşam mekanlarının kurgusndan elde edilebilmeli. Yine green building çıkışlı bir konsepte konu bağlanabilir kanımca. Yapı kendi üstüne ve çevresine gelen suları kendi ihtiyaç suları olarak toplayabilir. Tıpkı kollektörlerle güneş enerjisinin kullanılması gibi.
Düşünce güzel ve başarılı, kutluyorum.