Söyleşiyi yapan: Seval KALKAN
DTj Architects’in ortaklarından Steven james ve Thomas Kopf ile Galata Festivali sırasında verdikleri konferans sonrasında projeleri ve mimarlık üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
Steven james ve Thomas Kopf’un Galata Festivali’nde gerçekleştirdikleri sunuma ve projelerine ulaşmak için: Yaşam İçin Harika Yerler Yaratmak

• İlk olarak nasıl bir araya gelip çalışmaya başladığınızı öğrenmek istiyorum.
Steven james: Colorado’da pek çok farklı yerden gelmiş kişi çalışır. Biz de farklı yerlerden geldik. Kentimizde 1960’larda bir şirket vardı. Tom ve ben de ülkenin çeşitli yerlerinden gelip Colorado’da çalışırken bu firmanın adını duyduk ve katılarak Amerika’nın çeşitli yerlerinde müşterilerle çalışma şansı bulduk. Ayrıca tasarım ve inşaat sektörünün yanı sıra işlerimizin arasına böyle programlı konferansları da kattık ve bu şekilde 25 yıldır çalışıyoruz. Karşılaştığımız insanlardan, öğrenip paylaşmak için yayınladıklarımızdan oldukça mutluluk duyuyoruz ve ayrıca tüm bunlar firmamıza çeşitli işler de kazandırarak bu tür işleri sürdürebilmemizi sağlıyor. Yani şimdiye kadar oldukça faydalı ve eğlenceli oldu bizim için.
Thomas Kopf: Steve ile 25 yıl kadar önce ilk tanıştığımızda, birbirimizin yaptığı işleri beğendik. Tasarım felsefemizde benzerlikler vardı, ayrıca insanların yaşaması için iyi yerler üretmek üzerine ortak bir tutkumuz da vardı. Her ikimiz de kendimizi müteahhitleri ve geliştiricileri, iyi tasarımın topluma kazandıracakları konusunda eğitmeye adamıştık. O zaman benim kendi tasarım şirketim vardı, Steve de DTj’nin ortaklarındandı. Projelerde nasıl ortak işler yapabileceğimiz üzerine konuşmaya başladık. Tüm bunlar yaklaşık 11 yıl önce şirketimi kapatıp Steve ve diğer ortaklara katılmama kadar devam etti. İyi tasarım konusundaki mesajımızı dünyanın dört bir yanındaki müteahhit ve geliştiricilere yaymaya devam ediyoruz.
• Ofisinizdeki tasarım süreçlerinden biraz bahsedebilir misiniz?
Thomas Kopf: Alanı anlayarak işe başlarız. Araziden ve onu çevreleyen alandan; mekanın tarihinden; mimarisinden ve kültüründen ilham alırız. Bu bağlamı anlamak, gerçekçi ve oraya ait hissettiren bir tasarım yaratmak açısından çok kritik bir konudur.
Bu anlayışa dayanarak proje için çeşitli alternatifler yaratırız.Bu noktada daha çok alanı organize etmeyi sağlayacak, alanın, mülk sahibinin ve komşuların ihtiyaçlarına cevap verebilecek “büyük fikirlere” odaklanırız. Bu fikirleri tartışır ve hangilerinin daha detaylı tasarıma değer olduğuna karar veririz. Ardından da proje için daha detaylı master plan ve arazi planları hazırlarız.
Aynı zamanda da proje için bir vizyon geliştiririz. Hedefimiz çizim ve fotoğraflar yoluyla projenin tamamlandığında nasıl gözükeceğini ve hissettireceğini yansıtmak. Güzel gözüken plan ve çizimler yatırımcı ve belediyenin neyin inşa edileceğini anlamalarına yardımcı oluyor ve proje için heyecan ve coşku yaratıyor. Daha kolay ve hızlı şekilde finansman sağlanmasını ve onay alınmasını kolaylaştırır.
Projenin vizyonu yanı zamanda gelecekteki tüm tasarım işlerine de rehberlik eder. Binalar ve dış mekanlar için detaylı tasarım ve inşaat belgeleri hazırlarken çalışmamızı bu vizyona göre yaparız. Bu aynı zamanda proje geliştiricilerin son toplum üzerinde en iyi etki yaratabilecek mekanlarda iyileştirmeler yapmalarına da yardımcı olur.
Steven james: Ama genellikle inşaat sürecinde de işe gireriz. Bence bu nedenle tasarım aşamasından çok farklı olduğunu bildiğimiz bu süreç hakkında da pek çok şey öğrendik. Çok iyi bir vizyon projesi yarattıktan sonra herkesin bunu gerçekleştirme için çok sıkı bir şekilde çalıştığını da görürüz.
• Genellikle çok büyük ölçekli projeler yapıyorsunuz. Ve projelerinizi parça parça gerçekleştiriyorsunuz sanırım. Yani birileri yaşamaya başladıktan sonra projenin diğer bölümlerini mi gerçekleştiriyorsunuz? Yaşayanlarla birlikte mi şekilleniyor projenin devamı?
Steven james: Evet, evet aynen dediğiniz gibi. Tabi burada ayrıca önemli olan şey, ilk veriyi elde ederken bunu öyle bir ayarlamalısınız ki, diğer inşaatlar gerçekleştirilirken orada yaşayanlar çok fazla rahatsız olmasın… Kent içinde bir yerde bir proje yapıldığında ya da sadece ufak bir düzenlemede dahi, etraftaki pek çok kişi bundan etkilenir çünkü bunu önceden planlamak mümkün değildir. Ama bizim bunu planlamak gibi bir şansımız oluyor.
Thomas Kopf: Projelerimizin çoğu aşamalı olarak gerçekleştirilir; çünkü altyapı için harcadığınız miktarların satışlardan aldıklarınızla dengelenmesi gerekir. Ancak Çin ve Orta Doğu’daki kimi büyük projelerimiz tek seferde de inşa edilebiliyor. Bazı geliştiricilerin çok hızlı inşa etmeye çalışırken detaylara yeteri kadar özen göstermediğini görüyoruz. Eğer mükemmel bir sonuç almak istiyorsanız herşeye dikkat etmelisiniz.
• Siz bir de “Story Book” dediğiniz, alanın hikayesini baştan anlattığınız kitapçıklar yapıyorsunuz. Projenin neye benzeyeceğini hayal edip bunu göstermeye çalışıyorsunuz. Yani aslında kendi projelerinizin reklamını da yapıyorsunuz.

Thomas Kopf: Biz “Hikaye Kitabını”, bizim tasarladığımız yerlerde yaşayacak ya da çalışacak kişilerle duygusal bir boyutta iletişim kurmak için yapıyoruz. Bu iletişim kurmak için oldukça etkin bir yoldur. Reklamcılar da bunu bilir ve çalışmalarında benzer teknikler kullanır. Biz alıcıların, tasarladığımız yerlerde yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz.
En etkili hikayeler alanın tarihinden ve mekanın kalite ve özelliklerinden çıkar. Biz alıcıların isteklerini dinler ve onların isteklerine uygun bir toplum hikayesi yaratırız. Ardından da bu hikayeyi destekleyici ve mekana yaşama gücü katan tesisler üretiriz.
Steven james: Aslında biz bunu hayal ediyoruz ve sadece onlara hayallerimizi anlatıyoruz. Bizim hikaye kitaplarımız ile reklamlar arasındaki en önemli fark, bizim bir adım öteye geçerek mimari, peyzaj ve tasarladığımız diğer öğeleri de içine katmamız… Bizim amacımız onların tam olarak neye başladıklarını anlamalarını sağlamak
• Projeleriniz kentlerin dışında ya da daha doğrusu hemen kıyısında yer alıyor. Kente yaklaşık 10 dakika mesafede ama daha fazla da olabilir, diyorsunuz. Peki bu kapsamda ulaşımla ilgili bir planlama yapmanız da söz konusu mu?
Steven james: Eğer yarattığımız yaşam alanı çok büyük bir yatırımsa ve yeni yollara ihtiyaç duyuyorsa, bu tartışma müşterimiz ile kent liderleri arasında gerçekleşir. Ve eğer o yolları inşa etmek ya da yeni altyapı için yeni fonlara ihtiyacımız varsa genellikle kamu ile özel sektör arasında belli anlaşmalar yapılarak eklenecek tesisler finanse edilir.

Thomas Kopf: Ana ulaşım sistemleri bizim tasarımlarımızı etkileyen faktörlerdir, müşterimizin inşaat yapacağı yeri belirler. Ancak bu göz önünde bulundurduğumuz etkenlerden sadece bir tanesi. Eşit şekilde önemli olan konular da yaşayanların nerede çalışacağı, alışveriş yapacağı, oynayacağı ya da okula gideceğidir. Biz tüm bunları bir araya getirecek topluluklar yaratmaya çalışırız, insanların içerisinde otomobil kullanmak ya da trene binmek yerine yürüyebilecekleri yerler. İçerisinde iş imkanları, alışveriş yerleri, okullar, rekreasyon alanları ve parkların bulunduğu yerler tasarlarız. İçerisinde doğal alanların bulunduğu, böylelikle doğayı deneyimlemek için başka bir yere yolculuğa çıkmanızın gerekmediği yerler…
Çok büyük kentlerde yine de kültürel etkinlikler ya da işi için kent merkezine gitmek gerekebiliyor ancak çoğu “kıyı kentlerdeki” kentsel alanlar kent merkezine çalışmak ya da alışveriş yapmak için gitme ihtiyacını azaltmaya yönelik yapılmaktadır. Kent merkezinden çok kent çeperlerinde işe gidiyor oluyoruz.
• Yani aslında kentin içinde kent yaratıyorsunuz. Yani yaşam o alanın içerisinde, yalnızca iş dışında, öyle mi?
Steven james: Günlük yaşam için konuşuyorsak evet, hemen çevrenizde oluyor ama daha önce de belirttiğimiz gibi bu İstanbul’dan oldukça farklı bir durum. Gerçi İstanbul’un içinde de yaşasanız her gün kentin her yerini gezmezsiniz. Yaşadığınız yerde ihtiyaçlarınızı karşılar ve işinize gidersiniz. Özel şeyler için kent merkezine gitmeyi tercih edersiniz. Yani aslında bizim projelerimiz İstanbul’un çeperindeki değil içindeki yaşam alanları gibi bir konumda bulunuyor.
• Sunumunuzda Akıllı Büyüme (Smarth Growth) kavramından bahsettiniz. Akıllı Büyüme kavramını nasıl açıklıyorsunuz ve daha ne kadar büyüyebiliriz?
Thomas Kopf: Herşeyden önce Akıllı Büyüme, esasında büyümenin devam edeceğinin farkında olmayı ifade eder. Bunu inkar edemeyiz, insanların çocukları oluyor, gittikçe daha uzun yaşıyoruz, pek çok kişinin dünyanın bir yerinden başka bir yerine taşınma şansı ve hatta ikinci bir ev sahibi olma şansı var. Yani talebin arttığına şüphe yok. Çocukların ve torunların nerede yaşayacağını ve çalışacağını düşünmemiz gerekiyor. Nasıl iyi mekanlar yaratabileceğimizi ve bunları nasıl uygun fiyatlı yapabileceğimi düşünmemiz gerekiyor. Kafamızı kuma gömüp büyümenin yok olmasını bekleyemeyiz.
Akıllı Büyüme, öncelikle bunun farkındadır; ikinci olarak ise herkesin bunu çözme yolunda bir rolü olduğunu söyler. Geliştiricilerin kaliteli yaşam alanları tasarlamaları ve inşa etmeleri; kentlerin büyümeye göre planlanmaları ve doğru bir altyapı ile (ulaşım sistemleri, su sistemleri, kanalizasyon sistemleri, parklar, açık alanlar) inşa edilmeleri; buralarda yaşayan insanların büyümeyle savaşarak onu başka bir yere sürüklemek yerine bunu kabullenip en iyi şekilde gerçekleşmesini sağlamaya çalışmaları gerekiyor.
Tabi daha ne kadar büyünebileceği konusunda akademik bir yanıt yok. Kimse, “büyüyebileceğimiz kadar büyüdük, başka kimseye yer yok” demeye hazır mı? Başka bebek, başka iş, başka ev yok… Ve ayrıca bunu nasıl zorlayabilirsiniz ki? Yapsanız bile birilerinin bu büyümeye uyum sağlamasını beklemeniz ne kadar doğru olur? Büyüme, göz ardı edilmesi değil, çözülmesi gereken sorunları beraberinde getirir. Ve ölümden çok doğum olduğu sürece de büyümeye devam edeceğiz ve insanların bu senaryonun sonuçlarını tasarladığını sanmıyorum.
• Peki, bunun yanında bir de kentsel dönüşüm var. Fiziksel olarak büyümenin yanı sıra dönüşüm de büyümeyi benimsemenin bir yoludur esasında, sağlıklı ve etkin olarak kullanılamayan alanları kullanılması anlamında… Siz yeni yerler tasarlıyorsunuz biliyorum ama kentsel dönüşüm konusunda neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Thomas Kopf: Kentsel alanları yeniden geliştirmek için güçlü finansal sebepler gereklidir. Maliyetler genellikle çok yüksektir; yüksek arazi fiyatları, eskiyen altyapının tamir edilmesi ya da yenilenmesi; uzun onay süreleri; ulaşım yönetimi, çevre kullanımları ile ilgili ek inşaat maliyetleri gibi sebeplerden dolayı kazancın, riski alabilmek için çok yüksek olması gerekir. Kentsel dönüşüm tüm kent için olumlu etkilerde bulunur ve bu nedenle bu projeleri gerçekleştirmek için güçlü bir kamusal liderlik gereklidir. Eğer belediye başkanları kamusal faydalar (ucuz konut, ek park alanları) istiyorsa, o zaman geliştiricinin ödediğinden başka kaynaklar da bulması gerekir bu faydaları karşılamak için. Daha geniş sosyal sorunları (evsizlik, işsizlik) çözmek için ise koordine bir çaba gerekir, sadece yeni projelere güvenmekle olmaz.
Bunları herkes iyi bir şekilde anladığı zaman müthiş bir özgürlük oluyor. İyi tasarlanmış mekanlar eğitimli insanları çekiyor; eğitimli insanlar kaliteli çalışanları çekiyor; kaliteli çalışanlar iyi maaş alıyor; yüksek maaş ticari talebi arttırıyor; ticari satışlar vergi ödemesi olarak geri dönüyor; vergiler de iyi yaşam alanları yaratmada kullanılıyor.
Steven james: ABD’de son dönemde, geliştiricilerin projeleri içerisinde bu sorunun çözümü aranmaya başlandı. Yani, nasıl devletle özel girişimci bir arada çalışarak çeşitli yerlerdeki sorunları çözebilirler? Güçlü bir kamusal lider, bir belediye başkanı ya da ajans direktörü çözümün kendi ellerinde olduğunu fark ettiği zaman, özel sektörle aralarında bir köprü yaratarak gerekli yasal düzenlemeleri, arazi kullanım düzenlemelerini gerçekleştirebilir. Bunu eğer kamu sektörü başlatmazsa, özel sektör de yanaşmaz ve kamu sektörünün bunu tek başına gerçekleştirecek ekonomik gücü ne yazık ki yok.
Thomas Kopf: Bu konu son 20 yıldır ABD’de sıkça tartışılıyor ve kentsel dönüşüm konusunda pek çok proje hayata geçirildi ve bunların başarılı olanları konut, iş ve ticareti bir araya getirenlerdir.
• Sunumunuzda Dengeli Topluluklar yaratmaya çalıştığınızı açıklamıştınız. Yayalar ve araçlar arasındaki denge nasıl kurulabilir kent içerisinde?
Steven james: Bizim merkezimiz küçük bir kentte. Mevcut kent alt yapısı, kente gelen araçların yalnızca yarısını alabiliyordu. Bu nedenle kente yapılacak her yeni projenin bir otopark bulundurması zorunluluğu getirildi. Kentin hemen dışında yapılan otoparklar ile kent arasında ise bir süre sonra toplu taşıma ya da yaya yolları gündeme gelmeye başladı. Bu küçük ölçekte böyle bir etki yaratırken, bölgesel ölçekte daha büyük otoyol yatırımlarına ve dolayısıyla bu otoyollar etrafında yeni yerleşimlere yol açtı. Daha büyük kentlerde odaklanılan konu bu artık.
Thomas Kopf: Amerikan Peyzaj Mimarları Derneği, “yaşanabilir sokaklar” için standartlar yayınladı. Bu standartların ardındaki fikir, sokakların ve sokakların çevrelerindeki alanların bisikletler ve yürüyen insanlar için nasıl daha güvenli hale getirilebileceğiydi. Yani bizim insanların yürümeleri için güvenli, kolay ve uygun yerler yaratabilmemiz için uymamız gereken standartlar bulunuyor. Çünkü eğer tehlikeli olursa, insanlar yürümezler. Amerika otomobillerine aşık; o nedenle insanların ulaşımda alternatifleri kabul etmeleri için daha fazla zamana ihtiyaç var. DTj, insanların yürümeye ve bisiklet kullanmaya daha yatkın olduğu, birbirine yakın bir toplumun tüm öğelerini bir araya getirecek harika mekanlar yaratmak için oldukça sıkı çalışıyor. Çoğumuz örneğin işe bisikletle gidiyoruz.

• Son olarak şunu sormak istiyorum, hem lüks konut hem de uygun fiyatlı konutları bir arada sunuyorsunuz projelerinizde. Ancak bir yandan da harika, yürünebilir, huzurlu bir topluluk yaratıyorsunuz. Tüm bunlar fiyatları arttırıp, uygun fiyatlı konutu, uygun fiyatlı olmaktan çıkarmıyor mu?
Steven james: Bizim ekonomik olarak iki önemli sistemimiz var bu konuda. Biri sabit fiyat. Diğer ise, daha projenin en başında belirli bir oranda uygun fiyatlı konutu garantilemeniz lazım ki, projeniz onaylansın. Bu dengeyi korumaya yönelik bir sistem. Bir çok yerde çok iyi bir şekilde işliyor ve çok uzun zamandır da tartışılıyor. Ama biz projelerimizde bunu bugün tam olarak uyguluyoruz. Ve bizce projelerin onaylanması aşamasında mutlaka şart koşulması gereken bir konu bu.
• Sorularımıza cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Biz de teşekkür ederiz.
Mimdap



3 Yorum
Behçet Altın
çok prensipli ve çok insan odaklı bir çalışma anlayışı. gerçekten de kutlanması gereken insanlar.
Yılmaz Kuyumcu
Beykent Üniversitesi Mimarlık Fakültesi olarak 21.Galata Şenlikleri kapsamında ağırladığımız mimarlar bize çok ilginç bir kesit sundular. Bir taraftan “zamanın dışında kalmış” olmaları, diğer taraftan mimarilerindeki “bilgisayar öncesi çağlara dair” nostaljik boyut günümüzde “eski yeni çatışmasının” oldukça şiddetli geçtiği bizler için tarih öncesinden gülümsemelerle gelen bir mesaj gibiydi… “Çağı, dönemin ruhunu, insanlığın büyük dramını boşver mutlu mesut yaşamaya bak” diye özetleyebileceğimiz yaklaşımları; ekolojiyi, boyutu, zamanı, yapı üretimini, mimarlık sanatını gerçek dünyadan, zamanın ruhundan koparmaları ilginçti.
uğur koçak
oldukça değişik ve bugünkü ‘çağdaş trendlerle’ çok örtüşmeyen içinde eskinin insan ölçeğini taşıyan yaklaşımları kaybetmeyn bir duyarlılığın izlerini taşıyan tasarım anlayışı… ilginç bir ikili ve onlar demk ki yaşadıkları yerlerde bu anlayışlar ile iş bulabiliyor, hayallerini profesyonelliğe dönüştürebiliyor.
ne güzel…