CCTV’den öğrenmek: Rory McGowan Söyleşisi

9 Dakika Okuma Süresi

Mark Magazine 24. sayısında, dünyaca ünlü mühendislik şirketi Arup’un önde gelen isimlerinden, Pekin’deki CCTV binasının da yapımında çalışmış olan Rory McGowan ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

cctv-1

Arup için çalışmaya 23 yıl önce başladınız. Bu işi nasıl başardınız ve burada çalışmayı sizin için zevke dönüştüren şey nedir?

Rory McGowan: O zamanlar, Arup’un bu işte en iyi olduğu dışında pek bir şey bilmiyordum. Aslında oldukça klişe: Dublin’de kapılarına gittim, bir görüşmeye girdim ve işi aldım. Yani bu benim ilk işim. Arup’un büyük bir şirkete dönüşmesini ve buna rağmen çalışırken küçük bir şirketin özgürlüğünü de kaybetmeyişini izledim. Bu oldukça ilginçti ama başarıya götüren sebeplerden de biriydi. Şirketin diğer sektörlerine rağmen, halen proje odaklı çalıştığını söylemek mümkün. Benim asıl ilgimi çeken tasarım üzerine mimarlarla çalışmak oldu.

Londra’dan Pekin ofisine geçişinizi anlatır mısınız?

Rory McGowan: 2002’de Londra CCTV binasının yarışması ve mühendisliğini yürüten müdür oldum. Bunun sonucu olarak da Çin’e taşınmam istendi.

cctv-2

Geçen yıllar boyunca sık sık CCTV binasından bahsettiniz. Ben asıl modellerle karşılaştığınızda neler hissettiğinizi merak ediyorum: strafor maket, sallanan masa modeli ve son form.

Rory McGowan: Nisan 2002’de Rotterdam’da OMA’nın ofisine gittim. Büyük, mavi bir strafor model masanın üzerinde duruyor, Rem Koolhaas, Ole Scheeren ve birkaç kişi daha ona bakıyordu. Rem projeyi, yarışmayı tanıttı ve “düşündüğümüz şey bu” dedi. Ben öncelikle şaşırdım: Oldukça çirkin ama aynı zamanda da çok ciddi bir öneriydi. Daha önceden de birlikte çalıştığımız için OMA’nın koşullarını biliyorduk. Bağlantı konuları, tek bina içinde geniş bir çalışma alanı, birbirine yaslanan yapılara aşinaydık. Sallanan masa modeli, muhtemelen tüm projenin en riskli anıydı. Şu anki mühendislik araçları oldukça açık ve bu yüzden sanırım üniversite tarafından yapılmış bir model oldukça garip gözüktü.

Fiziki modellerin kapsamı o kadar dardır ki, her şey olabilir. Test başarılıydı ancak başarılı olmasaydı ya da model kötü yapılmış olsaydı, bir dizi durdurulamayacak olay baş gösterirdi. Ama CCTV ayakta duruyor ve ben onun yerden yükselişini izledim, inanması gerçekten çok zordu.

cctv-3

Neden inanması güç? Bilgisayar modellerinize inanıyorsunuz, değil mi?

Rory McGowan: Mühendislik açısından inanmak zor değil elbette ama yine de bunu yaptığımızı aklım almıyor.

Peki, bilgisayar kullanarak ne gibi uç senaryolar geliştirdiniz model üzerinde?

Rory McGowan: Binanın her bir noktasındaki her bir kolonun kaldırılması durumunda, orantısızlık yaratmayacağını görmemiz gerekiyordu. CCTV aslında fazla fazla tasarlandı. Normalde binayı saran ağ yapı, %30-40’ını taşır yani, diğer yapısal öğeler kaldırıldığında ağ, kaybı rahatlıkla karşılar. İşte bu nedenle bu ağ yapısını kullandık.

cctv-4

Yakın gelecekte temel mühendislik tasarımında çok büyük bir evrim yaşanır mı?

Rory McGowan: Şu anda, hiç olmadığı kadar çok sayıda yüksek bina üretiliyor ve rüzgar etkisi ve sismik olayların yanında en kritik tasarım konusu, içindekilerin konforu. Özellikle malzemenin büyük bölümü, binanın bükülmesini önlemek için kullanılır, böylelikle insanlar binanın sallandığını hissetmez ya da binanın fiziksel olarak hareket etmesinden endişelenmez. Filipinler’in en yüksek konut yapısı olan 60 katlı ve 212 metre yüksekliğindeki St Francis Gökdeleni’ni henüz tamamladık ve burada yapı sistemine damperleri ekledik ki bu Arup’un geliştirdiği bir sistemdi. 20 yıllık damperleri binanın performansını arttırmak amacıyla kullandık. Eski bir ürünün, damperlerin yeni bir işlevle kullanılmasıyla, binanın hareket etmesini engelledik. Otoriteleri bu konuda ikna ettik. Tasarımda ve malzeme tasarrufunda bunun sonuçlarını gördük. Konfor, güvenlik ve sürdürülebilirlik bir araya geliyor.

CCTV’den, diğer şartlarda da kullanılabilecek ne öğrendiniz? Yoksa tamamen benzersiz mi?

Rory McGowan: Çin’de, tasarımınızda alışılmış kodların dışına çıkarsanız, daha henüz başlangıç aşamasında bir karar sürecine girersiniz. Arup tüm süreci Çin’in İnşaattan sorumlu Bakanlığı ile birlikte geliştirdi. Böylelikle CCTV’nin yapımı, Bakanlığın analiz, tasarım ve yaklaşımdaki duruşunu oluşturmasına yardımcı oldu. Bu oldukça cesaret verici bir süreç oldu. Otoriteler bundan çok şey öğrendiler ve diğer tasarımlar için örnek olarak kullandılar.

Peki, inşaat mühendisliği, tipoloji ve mimari form bakımlarından?

Rory McGowan: Temelde kullanılan malzeme açısından evet. Eğer başlangıçta müşteri ikonik bir bina istediyse ve seçeneğiniz standart bir gökdelense, kullanacağınız malzeme miktarı çok değişmez. Ama bizim yapmaya çalıştığımız aynı malzemeyi farklı bir şekilde kullanarak tamamen farklı bir geometri ve bina tipolojisi yaratmaktı. Aynı şey bütçe için de geçerli. Mesele, bu parametreleri nasıl kullanırsak ed tasarım değerini elde ederiz?

Siz aynı zamanda 1990’larda Arup’un Tokyo Kansai Havalimanı’nı da yürüttünüz ki bu da Asya’da havalimanı tasarımında bir kilometre taşı sayılır. Bu deneyimin hangi parçalarını halen kullanıyorsunuz?

Rory McGowan: Kansai zamanında hem çok karmaşık hem de oldukça ileri teknolojiliydi ancak ticaretin önemini tahmin edemediği için başarısız oldu.Bugün havalimanları neredeyse, uzuca havayolu eklenmiş alışveriş merkezleri şeklinde yapılıyor. Kansai’nin asıl öne çıkan kısmı dinamik kanadıydı. Renzo Piano’nun ofisi Bercy alışveriş merkezinden sonra tekrar bir “baloncuk” yapmamayı öğrenmişti. Bunun sonucunda havalimanının geometrisi bir çember oldu ve mimarlığın yeniden tanımlanmasında önemli rol oynayan, yinelenen geometrinin çok zeki bir yöntemi olarak tanındı.Yangın mühendisliği açısından çığır açmıştı, duman perdesi yoktu ve çelik işlerini yangından korumamız gerekmedi. Bu da bizi milyonlarca pounddan kurtardı. Kansai mühendisliğin büyük bir başarısıydı ve halen dönüp bakılan bir örnektir.

cctv-5

Son 17 yıldır Rem Koolhaas ve OMA ile çok yakın bir işbirliği içindeydiniz ki bu da geçmişte yapılan binalar için oldukça önemliydi ancak sonunda hayal kırıklığına mı dönüştü?

Rory McGowan: jussieu Kütüphanesi en büyük hayal kırıklığıydı. Gerçekten yaratıcı bir iş yapabilirdik ancak öyle olmadı. Buna rağmen OMA ile olan 17 yıllık iş birliğim benim için çok önemli çünkü onlar müthiş miktarda bilgiyi damıtarak çok öz bir ifadeye dönüştürebiliyorlar ki bu da tek başına çok büyük bir başarıdır. Projeleri hem konsept hem de analiz açısından korkunç derecede basittir.

Neden onlarla birlikte çalıştınız ama onlar için çalışmadınız?

Rory McGowan: Açıkçası 17 yıl içinde orada olan insanların hepsi hala orada değiller. Geriye kalan tek kişi Rem. Bu da sorunuzun yanıtı olur sanırım. 17 yıl, bir tasarım firmasıyla çalışmak için çok uzun bir zaman, bu nedenle de biraz mesafe bırakmanın doğru olacağını düşünüyorum.

cctv-6

Şu sıralar Shenzhen Stock Exchange projesinde çalışıyorsunuz. Bu projenin özelliği nerede yatıyor?

Rory McGowan:Bu akışkan bir kutu, yani bunu etkili, etkin ve güvenli bir şekilde çözmek aslında anahtar. Bizi uğraştıran kısımlar oldukça zorluydu ancak ince ayarlarla ve beklenmedik şeylerle doğru bir hale soktuk.

Bunlar neler?

Rory McGowan: Yapıya eklentiler yapmak yerine içinden eksiltmek gibi. Belirli binalarda bir yapı eklediğiniz zaman, o tek öğe çok büyük etki edebilir. Bu nedenle öğelerin çıkarılması gündeme geldi. Aylar boyu binanın etrafında dolaşıp nerelerini çıkarabileceğimizi bulmaya çalıştık.

Bu kadar uzun bir süre mimarlarla çalıştıktan sonra, gelecek nesil mimarlar için önerileriniz var mı? Mimarların kendileri hakkında bilmedikleri bir şey mesela?

Rory McGowan: Mimarlar giderek niteliklerini kaybetmeye başlıyorlar. Aynı zamanda bina tasarımı da giderek daha teknolojik bir iş haline geliyor. Pek çok mimar, teknik bilgilerinden dolayı yerlerini mühendislere bırakmış durumdalar. Örneğin daha önce mimarların yaptığı cepheleri artık cephe mühendislerinin yaptığını görüyoruz. Demek ki mimarlığın fikirlerden ibaret olup olmadığını anlamamız gerekiyor. Niteliksizseniz, büyük bir fikri edinebileceğiniz derin bir bilginiz de yok demektir. Aile mirasını yiyebilirsiniz ancak bir gün onlar da bitecektir. Mimarların bunu anlaması ve kavraması gerekiyor. Çünkü bunu eğer anlamazlarsa,  yatırımcı bu durumu onlardan önce fark edebilir. Daha korkunç olansa, hizmete önem verirken yaratıcılık kontrolünü kaybetmeyi göze almaları gerektiği.

Kaynak: Mark Magazine #24
Çeviri: Mimdap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir