Söyleşiyi hazırlayan: Heval Zeliha YÜKSEL
Mimar Heval Zeliha Yüksel, Natura Dergisi’nin Mart-Nisan 2010 sayısı için, İspanya’nın ünlü mimarlarından Carlos Ferrater ile mimarlık ve yapıları üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

Bugünkü dünyada mimarlık; kuzeyde Hollanda ve özellikle Rotterdam’da, güneyde de İspanya ve özellikle Barcelona’da türlerinin en iyi örnekleri ile sürdürülüyor. Her ikisi de uluslararası bir tavrı sürdürmekle birlikte “kendileri olma” halini de içeriyorlar. Özellikle İspanya mimarlığı Carlos Ferrater imzasıyla Akdeniz Modernizminin bugün de en iyi örneklerini üretiyor. Bunun nasıl yapılabildiğini Carlos Ferrater’e sorduk.
Bugünkü dünyada mimarlık; kuzeyde Hollanda ve özellikle Rotterdam’da, güneyde de İspanya ve özellikle Barcelona’da türlerinin en iyi örnekleri ile sürdürülüyor. Her ikisi de uluslararası bir tavrı sürdürmekle birlikte “kendileri olma” halini de içeriyor. Özellikle İspanya mimarlığı Akdeniz Modernizminin bugün de en iyi örneklerini üretiyor. Sizin bu evrensel olmak ve aynı zamanda yerel olmak bağlamında çok özel bir konumunuz olduğunu düşünüyorum. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?
Kültürel mirası içeriğin altına koymadan yaratıcı bir şekilde bir taraf olabilmek, jenerik (gelenekselden gelen) kültüre yönelmiş bugünün globalleşmiş dünyasında çok önemli diye düşünüyorum.

Belediyeler ve metropol yönetimine üstün yetkiler sağlayan yasalarla kentleşme sürecini çok iyi değerlendirmiş görünen Barcelona’nın şehir planlamasının çok stratejik hedeflerle yapıldığı görülüyor. Şahit olduğunuz bu kentleşme sürecini temel konuları üzerinden değerlendirebilir misiniz?
Bir şehir inşa etme kararı, mimarlar gibi sivil toplumu temsil etmede önemli rolleri olanları unutmadan ve göz ardı etmeden, özel sektör ve kamusal alanın kendi aralarında aldıkları ortak kararları, ortak yatırımları ve işbirliğini kapsamalıdır.
Yapılarınızdaki netlik, düzensizlik içindeki bir düzeni anlatır gibi. Örneğin Botanik parkı; keskin dönüşlü iç yolların üçgenimsi sert köşelerin oluşturduğu bir düzene sahip. Tüm bu ‘kesin karmaşıklık’ içinde enstitü binasının netliği insanı çarpıyor. Önce parkı sonra binayı yaptınız. (Ayrıca peyzajın işlerinizde çok büyük öneme sahip olduğunu da görüyoruz.) Yapıda neredeyse her şey 90˚, parkta ise 90˚ neredeyse hiç yok. Yapı ile parkın tasarım kararları arasında temel farklar nelerdi, nasıl oluştular?
Bazı zamanlar vardır, modernitenin postülaları size çağdaş yaratıcı çözümler sunmada yeterli olamazlar. Bu durumda proje gereksinimlerine göre adapte olabilen karmaşık geometri arayışlarına ihtiyaç duyarız.

Botanik parkı

Botanik parkı enstitü binası
Yapılarınızın sınırlarını, yerin (arazinin) sınırlarından aldığını gördüğümüz pek çok işiniz var. Örneğin; Valle Olimpik Village ve Av. Foix Residential Complex yay gibi bir sokağın sınırını izler biçimde yerleştirilmiş. Olimpic Village ise, ‘Barcelona Grid’ine göre konumlandırılmış. Projeler birbirlerine benzemeseler bile, yerin sınırlarıyla ilişkileri açısından benzedikleri anlaşılıyor. Bu konuya ilişkin ortak bir paydadan söz edilebilir mi?
Bana göre; yeni binalar tasarlamanın en önemli yanı peyzajdır yani yapının yeri (arazisi ile) ve kültürel mirası ile kendi arasında ilişkilendirilme ihtiyaçlarının nasıl giderileceği sorunudur.

Botanik parkı
Barcelona’nın mimarisi ‘ortalama bir insan için’ Gaudi ile anılıyor. Oysa ben Barcelona’yı Carlos Ferrater ile hatırlıyorum. Barcelona’da olmak ya da Barcelonalı olmanın sizin mimarlığınızda özel bir önemi var mı? Siz Gaudi’ye nasıl bakıyorsunuz?
Bence burada geçmişten gelen özel bir bağ ve periyodik olarak coğrafya, iklim ve kültürel bir miras var. Bu duruma, farklı periyotlarla bağlantıda olan mimari geleneklerin baskın olması sebep oluyor. Benim durumumda, projeler için karmaşık geometriler araştırması yaparak bir taraftan Katalan mimarisinin ve köklerinin gelenekselliğini korurken diğer yandan Barselona’daki platform ofisimizin daha sonraki işlerinin evrensel ve yenilikçi karakterini yansıtmaya çalışıyoruz.
Mimaride içerik ve bağlam konularını nasıl tanımlarsınız?
Daha çok üstü örtülü peyzaj, şehir periferi, bozulmuş kısımlar üzerine konuşmayı tercih ederim. Mental, fiziksel veya hayali olabilen bu bahçe ve çevre düzenlemeleri projelerimizin arka planını tayin ediyor. Üzerinde çalıştığımız arazi ve projelerde, geometriyi baz alarak, gelenek ve kültürün şartlarını seyreltmeyi deneriz. Tüm bunların ancak içerik, ideoloji, sosyal ve kültürel mirasın çok yakından ilintili olduğu sahanın entelektüel analizinin yanı sıra fiziksel ve coğrafi durumlara odaklanarak yapılması gerekir. Tasarım kararı pek çok değişken parametreye bağlıdır. Her bir projede, her arazinin genetik kodunu ortaya çıkarmaya çalışırız. Araziye karşı gelenek ve kültüre karşı gelenek gibi… Biz belirli bir arazinin kültür ve geleneğini keşfederiz ve bunlar üzerinden yeni bir arazi kurar inşa ederiz.
İçerik bağlam olarak kullanılabilir mi?
Bize göre; mimari dizayn, arazi ve çevrenin diğer sistemlerle kombinasyonunun konfigürasyonundur. Buradaki sistemlerden; mimaride ışık kaynağının fonksiyonel programlanması ve en algısal bakış açısını sağlayan mimari gereklilik anlaşılmalıdır. Her projenin yeni bir tecrübe olduğuna inanırız. Her zaman ve tekraren saati sıfırlamalıyız. Bir başka deyişle her zaman yeni ve özel bir tecrübenin zaten öğrenileceği bir durumu formüle ederiz.
Projelerinizde daha çok hangi malzemeleri kullanırsınız?
Her projede farklı malzemeler kullanmamaya çalışıyoruz. Yeni malzemelere temkinli yaklaşıyoruz, diğer yandan modeller ve maketlerle çalışırken yaratıcı olmaya önem veriyoruz. Bizim için her projede bakım ve dayanıklılık çok önemli. (Azahar’ın merkez binasının dış cephe kaplamalarına bakınız) Son projelerimizde geleneksel malzemeleri kullanırken oları yeni malzeme biçimine dönüştürmeye çalışıyoruz. Örneğin cam, ahşap, plastik, seramik, çelik gibi malzemelerin çok farklı kulanım seçenekleri var. (Roca Barselona projesi gibi)

Azahar merkez binası
Doğaltaşı dizaynlarınızda nasıl kullanmayı tercih edersiniz?
Minorca ve Ibiza’da yaptığımız evlerdeki gibi taşı zaman zaman tektonik kapasitesine göre kütleler halinde, bazen de Sitges’deki Alenti Hotel’de yaptığımız gibi metalik çit ile pürüzsüz olarak kullanarak değerlendiririz.
BENIDORM projesinin tasarım aşamasını anlatır mısınız?
Mesele, Akdeniz tatil yörelerinde gelenek ve kültürünü devam ettirerek; eğlence, boş vakit değerlendirme, güneş, deniz gibi parametrelere bakarak şehir ile sahilin, yani kara ile denizin bağlantısını, kurmaktı. O çevreye uygun iki materyal; kırık beyaz Cemex betonu (Velensiya çimentosu ile) ve Keremia markalı Valensiya seramiğini bir kilometrelik sahil şeridi oluşturmak için seçtik.



BENIDORM projesi
Azahar Yönetim Binası ile ilgili ilk izleniminiz neydi? Azahar Yönetim Binası projesindeki dizayn kriterleri nelerdi?
Arazideki geometri çok önemliydi. Akdeniz arazisi, denize yakınlık, ışık ve portakal ağaçlarının yanı sıra bir iş grubunun sürdürülebilirlik ve çevre konularına duyarlılığı.
Bize biraz gelecekteki sıra dışı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Umarım gelecek projelerimizin hepsi sıra dışı olabilirler. Şu anda Barselona limanında sahne sanatları merkezi ve Barselona Limanında balık pazarı olacak bir yapı, bir sivil toplum kuruluşu için koloni evi, Bilbao’da, Paris’te, Liguriada (kuzey İtalya) konut ve hastane projeleri üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca Türkiye’de Bodrum yakınlarında bir proje de var çalıştığımız. Bunların hepsi henüz tasarım aşamasında ve açıklanmamış projeler.

BENIDORM projesi
Dünyadan ve Türkiye’den beğendiğiniz mimarlar kimlerdir?
Dünyadan Glenn Murcutt, Peter Zumthor, Paulo Mendes gives Rocha. Türkiye’den Nevzat Sayın ve Han Tümertekin.
Favori mimari kaynaklarınız nelerdir?
Genelde stili oturmuş mimarların işleri üzerine monografik çalışmalara ilgi duyuyorum.

Carlos Ferrater, 1944 senesinde Barcelona’da dünyaya geldi. Barcelona Mimarlık Okulu’ndan 1971 yılında mezun oldu ve aynı yıl Barcelona’da Carlos Ferrater Mimarlık Stüdyosu’nu açtı. Mezun olduğu okulda öğretici olarak da görev yapmaya başladı. Doktorasını aynı eğitim kurumunda Nisan 1987’de tamamladı. 1996’da IV. İspanya Mimarlık Bienali’nin direktörlüğünü yapan mimarın projeleri, Barcelona Şehir Ödülleri, Madrid Şehir Ödülleri, FAD Ödülleri gibi dünyaca bilinen mimari ödülleri birçok kez aldı. Barcelona Olimpik Köyü, juan Carlos I Hoteli, Castellon Oditoryumu, Botanik Parkı ve Enstitüsü, Benidorm Sahil Şeridi düzenlemesi en bilinen projeleri arasında sayılabilir.
Söyleşi: Mimar Heval Zeliha Yüksel
Kaynak: Natura Dergisi, Mart-Nisan 2010
Görseller: Alejo Bagué



7 Yorum
rabia ateş
evet iyi ki biz Barselona’da yokuz, komik kalırdık çünkü. bizim park bahçeler müdürlüklerinin yaptığı cinsten düzenlemelerle daha ne kadar “yeşil” adı altında marul bahçesi kıvamında parklar sahibi olmaktan ne zaman bıkacağımıza bağlı.
Aysen Okyar
İyi ki Barselona da biz yokuz. Hiçbir şey yapılamaz kıyılar park kılıklı mezbeleliklerle dolu kalırdı.
fikret ilker candaş
Berselona’dan öğrenilecekleri yeterince öğrenmeden sadece mevcut iktidarın yanlışlarına bakarak değişimi kötülemek dönüşümü dışlamakla nasıl mimarlık yapılacak anlamış değilim. En azından doğru adamları burada yaptıklarıyla görüyoruz da söylenti ve suçlama edebiyatının çöküntülerini bir nebze uzaklaştırıyoruz.
bilgehan
Çok faydalı ve başarılı bir çalışma olmuş. Heval Zeliha Hanım’ı tebrik ederim. Derginin gelecek sayılarını sabırsızlıkla bekliyoruz.
duygu alataş
Gaudi’nin ülkesine de buyakışır. Çok güzel gerçekten, bir sahil tasarımına olağan üstü renk katılmış.
Aylin
Son derece başarılı bir röportaj. Tebrik ederim Heval Hanım’ı.
Lalehan
Barselona ve değişim gücü hissedilmeyecek gibi değil. Carlos Ferrater’de muhteşem bence. Şu kamusal alan düzenlemelerine bakınız.