Bülent Tanık ile CHP Çankaya Belediye Başkanlığı üzerine

33 Dakika Okuma Süresi

Söyleşiyi hazırlayan: Hasan KIVIRCIK

Mimdap 29 Mart yerel seçim sürecinde mimar ve plancı belediye başkan adayları ile yaptığı söyleşileri sürdürüyor.

 

 

Bu kez konuğumuz daha önce TMMOB Yürütme Kurulu Başkanlığı da yapmış olan ve CHP Çankaya Belediye Başkan adayı şehir plancısı Bülent Tanık.

 

 

 

Mimdap: Bu kentin başlıca sorunları nelerdir? Sizin tarafınızdan bakıldığında bu sorunları önceliklerine göre nasıl sıralarsınız? Ankara genelinden Çankaya özeline inerek bize anlatır mısınız?

 

 

Bülent Tanık: Ankara’nın birinci sorunu kötü bir yönetime sahip, bu kötü yönetim nedeniyle de tükenen bir kentsel toplum ve kent ekonomisi yaşanıyor. Bunun arkasında, bu kötü yönetimin yanı sıra, siyasi tercihte yatıyor. Başkenti ve cumhuriyeti belli anlamda çürütme eğiliminde olan bir siyasi yapının tercihleri, doğal olarak kentin gelişimine ve yaşamına etki ediyor ve bundan ötürüde kaybeden bir kent konumunda Ankara bütünüyle.

1.jpg

Çankaya da onun içerisinde, özellikle siyasi seçmeleri nedeni ile mevcut yönetime, hem Büyükşehir ölçeğinde hem hükümet ölçeğinde muhalif bir bölge. Bu muhalif kimliğinden ötürü devlet tarafından çok uzun süredir cezalandırılıyor veya da mahrum bırakılıyor. Büyükşehir tarafından zaman zaman tehdit edilip, zaman zaman cezalandırıldığını söyleyebilirim. Bunun sonucu, Çankaya tükenen ve köhneleşen Ankara’nın, en çok tükenen ve en çok köhneleşen ilçesi ve bölgesi olma konumunda. Bu nedenle hem fiziki çevrede aşınma ve yıpranma söz konusu hem de insan varlığında bir kayıp yaşanıyor.

 

 

 

Mimdap: Ama aslında Çankaya’nın bazı farklılıkları, kendine mahsus potansiyelleri var değil mi?

 

 

 

Bülent Tanık: Çankaya ve Ankara aslında Türkiye’nin önemli ölçüde eğitimli iş gücünün, deneyimli, idari ve teknik alanda oldukça birikimli bir insan kapasitesinin yaşadığı bir bölgeydi. Bu kimliği giderek aşınıyor ve yitirmekte. Kötü hayat koşulları ve kötü yönetim sonucu, şehir pek çok değerinin başka yerlere kaptırıyor ve onları hayatla barışık tutamıyor, küskün olarak kalıyor. Dolayısıyla üretken ve sağlıklı bir toplum yapısı giderek kaybolmakta. Bunların daha somut ve güncel bir açıklaması da; işyerlerinin kapanması, yeni ekonomik büyüme ve kalkınmayı, kentsel kalkınmayı, kent ekonomisini geliştirecek bir takım girişimlerin olmaması ya da yapılanmaması vb nedenler, Türkiye de zaten ortaya çıkan ekonomik kriz ile birlikte, çok büyük bir işsizlik ve yoksullaşma sorununu, Ankara’nın birinci sorunları arasında öncelikli sorunları arasında bir yere getiriyor.

 

 

 

21.jpg ANKARA KÖTÜ POLİTİKALARLA GERİLETİLMİŞTİR

Mimdap: Sizce Ankara’nın vizyonu ne olmalıdır?
Sanayi kenti olmaya, sanayileşme ile kalkınmaya çalışan bu ülkenin idari başkenti halindeki bugünkü Ankara’da bundan sonraki gelişmeleri siz nasıl yorumluyorsunuz, öngörüleriniz nelerdir?

 

 

Bülent Tanık: Şimdi Ankara ile ilgili bir saptamanız var; idari başkent. Genel olarak Ankara bir bürokrat kenti ve sanayisi olmayan bir yer gibi algılanır. Oysa son yıllarda özellikle 1990’lara gelmeden belki -1950 sonrasından da diyebiliriz- Cumhuriyet ile birlikte bu bölgede devlet eliyle oluşan ciddi bir sanayileşme var. Kırıkkale aksı mesela unutulmuştur yıllardır, Makine Kimya Endüstrisi kurumu vb şeyler mesela Bunun uçak sanayiyi ve daha sonra ODTÜ gibi üniversitelerin hayata girmesi ile birlikte Türkiye de üretilen ileri teknolojinin, elektronik alanındaki yatırımların önemli ölçüde yer aldığı bir yerdi Ankara ve bu bir ölçüde organize sanayi bölgeleri ve içindeki küçük sanayi siteleri ile birlikte sanayileşen bir Ankara’dan da söz etmek gerekiyordu.

 

 

3.jpg Bugün ne yazık ki sanayileşmenin öncü kimliğinin kaybedildiğini söyleyebiliriz. Arge faaliyetleri açısından da, üniversitelerin tekno – parklarının falan, ilk kurulduğu yerdir Ankara. Bu özellikleri onun sadece bir bürokrat kenti olmadığını, tersine, belki desteklense içinde markaları ile birlikte sanayi ve üretim gücünün de oluşabileceği bir kentsel alan olduğunu göstermektedir.

Bu durum son yıllarda maalesef körelmiştir. Bilinçli bir seçimle belki Ankara, uzman insan varlığını dışarıya niteleyen bir kent görünümüne gelecektir. Finans sektörü ile ilgili avantajları, bilhassa merkezi yönetimin müdahalesi ile yer değiştirmiş, İstanbul’a yığılmıştır. Bu İstanbul’un lehine olan bir şey olarak görünmemektedir bize, çünkü zaten İstanbul alabildiğine büyük bir kenttir. Orayı 3 – 4 yüz bin istihdam kapasiteli bir yeni sektörün yer seçimine, merkez odağına alma, orayı odak yer haline getirmek, buna bağlı olarak İstanbul nüfusuna artı 1-2 milyona yakın ilave insan gücünün gelmesi anlamında bir iştir.

 

 

Oysa ki bu potansiyeli başka yerler de dengelemek imkanı varken, bunu İstanbul’un mevcut yüküne eklemek akıllıca bir seçim değildir. Ama İstanbul – Ankara rekabeti gibi bir şeyi çok dillendirmek istememekle birlikte, burada başkent yarışmasına dönük bir siyasi tercihin Ankara için olumsuz sonuçları olduğunu söyleyebiliriz.

 

 

Mimdap: Ankara kendine ait potansiyelleri -tarihi, siyasi, coğrafi, turistik,… gibi sayarsak- bunları iyi kullanabiliyor mu?

 

 

Bülent Tanık: Ankara bunları iyi kullanamıyor, Ankara’nın çok ciddi, şuan işte Çankaya’nın 8 üniversitesi var, bunun 4 -5 tanesi çok köklü tarihi gelenekleri olan, Türkiye’nin ağırlıklı üniversiteleri arasındadır. Bunların dengi birkaç üniversite var İstanbul da, o anlamda neredeyse İstanbul ile rekabet edebilecek bir insan gücü kapasitesi ve üretkenliğine sahip, eğitim ocakları var. Cumhuriyet tarihi mirası var, aslında Ankara’nın gizli güzellikleri var henüz ortaya çıkarılmamış, daha doğrusu saklı durumda olan, turizm potansiyeli olabilecek.
42.jpg Burası bir Roma – Bizans yerleşmesinden tutunda, bütün antik çağlardan Bizans, Selçuklu, Osmanlı mimarisine sahip, kalesi ile vs ile bir çok özelliği olan bir şehrimizdir. Kapadokya’nın ortasındadır, orta Anadolu’nun merkezindedir. Çevredeki turizm olanakları ile kurulabilecek ilişkileri kuramamıştır, kendisinin sunabileceği cazibe odaklarını da geliştirememiştir çünkü Ankara’nın merkezini öldürmeye çalışan bir yönetim var Ankara da. Kent merkezini öldürürseniz, kentin kalbini öldürürseniz kenti öldürürsünüz. Biz içinden otobanların geçtiği bir şehre dönüştük ve merkezleri yok ettik. Biz derken burada, merkez yönetimi kastediyorum, yıllardan beri süren.

 

 

 

ANKARA İÇİNDEN OTOBAN GEÇEN ŞEHİR OLDU,

 

 

Mimdap: Sizin açıklamalarınıza dayalı olarak soruyorum: “çocuklarımız için belirli saatlerde trafikten arındırılmış oyun alanları, Kızılay, Sakarya, Yüksel, Karanfil gibi konut ve yaya bölgelerini canlandıracak, kirlilik, yozlaşma ve çöküntüyü ortadan kaldıracak” gibi ifadeleriniz var. Bunlarla ne demek istiyorsunuz, biraz açar mısınız?

 

 

Bülent Tanık: Biraz öncede söylediğim gibi, içinden tramvay geçen şehir değil burası, içinden otoban geçen, otoyol geçen bir şehir. Kent merkezinin insanların gelip yaşadıkları ve keyif aldıkları bir odak olmaktan çıkarıldığı ve bir an önce kaçılması yönünde bir atmosferin hâkim olduğu konuma geldi. Dünyanın hiçbir uygar kentinde, kentin merkezi insanların bir saniye bile durmak istemedikleri bir konumda değildir. Böyle bir konum, o kenti zaten öldüren bir süreçtir. Bunun tipik sonuçları; oradaki işyerleri kapandı, çöküntü başladı, çöplük halini aldı, dejenere bir yaşam ve yozlaşma hakim oldu. Güvenlik sorunları arttı o bölgelerde. Bütün bunlara karşı, birde aşırı yapılaşma ve betonlaşma süreci nedeni ile açık alan ve yeşil alan konusunda çok zayıf bir konuma gelindi Ankara da. Çocuklar sokaklara inemiyorlar, daracık sokaklar, cadde trafiği ağırlığında, trafik yükü ile yüklenmiş vaziyette. Dolayısıyla çocukların oyun mekânları kalmadı.

 

 

51.jpg

Şimdi buna alternatif olarak bulabileceğimiz şeylerden bir tanesi, belli saatlerde trafikten arındırılmış ve oyun alanı olarak kullanılabilecek sokaklara dönüştürülmesi. Sokaklarda çocukların birbiri ile oynaması, arkadaşlık ilişkilerinin geliştirilmesi ve yalnız, yalıtılmış oda içi büyüme ortamlarından kurtarılmasıdır hedeflediğimiz. Buna destek olarak, “Ankara da 500 sokağı oyun sokağı yapacağız” dedik, 116 mahallemiz var, her mahallede 3 – 4 sokağın oyun sokağı olarak tasarlanması, orda emekli ve yaşlıların birbiriyle sohbet edebileceği sokaklar tasarlamayı düşündük ve bunu yapacağız.

 

 

Kızılay, zaten biraz önce bahsettiğim merkez çöküntü alanlarının başında. Oradaki yaya düzenlemelerinin ve oradaki yozlaşmanın ve kirliliğin ortadan kaldırılacağı bir kentsel alt yapı düzenlemesi, yapılı çevre düzenlemesi, fiziki kalitenin yükseltilmesi hatta gerektiğinde yıkanarak temizlenen bir kent merkezi ve kent meydanına Kızılay’ın dönüştürülmesi, yaya bölgelerinin de ihya edilmesi, aydınlatılması ve gecede yaşanılır hale getirilmesi temel hedefimizdir.

 

 

62.jpg Mimdap: Ulaşım ile ilgili sorumuza geçersek; Ankara ulaşımı için bugüne kadar, TMMOB çatısı altında da izlediğimiz ve bildiğimiz bazı yaklaşımlarınız oldu. Bu kentin kent içi ulaşımı ile ilgili temel yaklaşımınız nedir? Sizin getireceğiniz yenilikler ve öncelikler olacak mıdır?

 

 

Bülent Tanık: Şimdi aslında, şu anki ilçe belediyesinin yasal statüleri ve yetkileri açısından bakıldığında, bütün bir organizmanın bir parçasını oluşturduğu için, sistematik bir ulaşım planlaması konusunda bir şey yapabilmek için kent bütünü ölçeğinde düşünülmesi gerektiğini biliyoruz. Çankaya’nın kendi sınırları içinde kalan ulaşım sorunlarının başlıcası, mevcut Büyükşehir’in uygulamaları sonucu, hızlı trafiğe tahsis edilmiş alt üst geçitler, bat-çık, dedikleri yapılanma nedeni ile ortaya çıkan, kentin dilimlere ayrılması ve dilimler arası ilişkinin kurulamaz hale gelmesinin giderilmesi birinci sorundur.

Tabi aslında, stratejik bir ulaşım planlamasının özü, öncelikle mekân kullanım ilişkilerinin örgütlenmesinin iyi düzenlenmesi ile ilişkili bir şeydir. Bu ne demek? Günlük zorunlu seyahatler ile ilgili, mekân organizasyonunda işlevler arasındaki ilişkiyi, daha baştan doğru kurgulamayı gerektiren bir şey. Yani, mesela konut alanları ile çalışma alanları arasındaki ilişkinin ve ulaşım düzeninin yeniden düzenlenmesini gerektiren, minimum araç kullanarak, en çok insan bedeni kullanılarak kolay erişilebilen bir ulaşım sistematiğinin, organizmada geliştirilmesi esas olmalı.

 

 

71.jpg Bunun örnek açıklaması, 50–100 bin nüfuslu bir yerleşmede alışveriş mekanlarına, rehabilitasyon alanlarına vb olanaklarına, araba kullanmadan erişebilirsiniz, yürüyerek gidip gelebilirsiniz; eğer çok dağınık bir yerleşme söz konusu değilse. Ama Büyükşehirlerde bu tamamen ortadan kalkmış vaziyette. Araca mahkûm konuma geliniyor. Büyükşehirlerde bunun mekan organizasyonu yeniden düzenlenebilir, bu bir ulaşım planlamasıdır ama doğrudan yollara, taşıt sistemine dokunmadan, kullanışların organizasyonunu, birbiriyle ilişkisinin kurgulanabildiği, ona dönük mikrozonlamaların ilişkilendirilmesinin iyi yapıldığı bir düzenekle olabilir.

 

 

Mimdap: Bir de kentin fonksiyonları, aksları ile uyumlu hale getirilmesi…

 

 

Bülent Tanık: Bunun için kentteki çalışma merkezlerinin, iş odaklarının ve barınma odaklarının, birbirleriyle konumlanma ilişkilerinin gözden geçirildiği bir planlama anlayışı hâkim olmalı ama bunlar şuan için ilçe belediyesinden yapılabilecek şeyler değil. İlçe belediyesinde, benim gördüğüm, mevcut sistemin bizim bağrımızda açtığı yaralardan bir tanesi olan, çok geniş yollar ve yön uygulamalarıdır Ankara da. İnanılmaz sayıda gereksiz trafik hareketliliğine yol açan tek yön uygulamaları nedeni ile hem trafik hızlandırılmaya çalışılmıştır, kentin en yoğun insan kalabalığının mevcut olduğu yerde kaldırımlar bordür taşı kalınlığına indirilmiş, bütün yollar otolara terk edilmiş, buna rağmen ulaşım çözülememiş, insanlar bir yolun öbür tarafından bu tarafa geçemez hale getirilmiştir. Eskinin bulvarları ortadan kaldırılmıştır, üstelik yine de trafik sorunu çözülememiş durumundadır.

 

8-b.jpg

Burada yapılabilecek en temel şeylerden bir tanesi, bütün bu kavşakları ve tek yön uygulamaları tümüyle ortadan kaldırmaktır. Ankara için simgesel de bir şey olan Kızılay meydanında ki ‘sola dönülmez’ levhalarını ortadan kaldırıp, Kızılay’ı insanların her yöne gidebildikleri bir mekân haline getirmektir.

 

 

KENT MERKEZİ VE TARİHİ MERKEZLER ÇÖKERTİLDİ

 

 

Mimdap: “Kızılay son 5 yılda en az Ulus kadar çökmüş durumda.” diyorsunuz bir konuşmanızda. Önce Ulus sonra Kızılay’ın eski önemini yitirmesinin sebebi nedir sizce? Kent merkezlerinin içine çökmemesi için önerdiğiniz bir –özellikle plancı olarak- gelişme var mıdır?

 

 

 

Bülent Tanık: Müdahale sadece ulaşımla ilgili değil, bu bir stratejik müdahale aslında. Merkezi çökertip önce iş alanlarını, mevzii planlarla oluşturulmuş belli çeperdeki bir yerlere taşımak, oto ulaşımını hegemonyasını kışkırtan bir şey, spekülatif organize alışveriş merkezleri ile Ankara da bir başka doku üretilmesi hedeflenmiştir. Bu bugün; daha doğrusu son 5 yılda çöken Ankara ticari yapısına karşılık, sanki çökmüyor gibi görünen bir görüntü ve dengeleme üretmiştir ama giderek açılan her yeni alış veriş merkezi nedeni ve kriz nedeniyle, ekonomik yapının gerilemesi nedeni ile orda da bir durgunluk başlamıştır şuanda.

10.jpg

Bundan sonra açılacak alışveriş merkezlerinin çok ciddi sıkıntıları vardır. Ekonomik kriz nedeni ile benzin parasını ödeyemeyenlerin alışveriş için en yakın bakkala gitmekten başka çareleri kalmayınca, bu tıkanma anlaşılır hale gelecektir. Şimdi, yol ve bu yapılanma süreci ile ilgili yönetsel müdahale, belediye müdahalesini ayrıca belediyenin işletme müdahalesi ve kasıtlı olarak çöküntüyü desteklemeye dönük siyasi cezalandırma uygulamalarının yanı sıra, belli bölgelerde ortaya çıkan, yoksullaşma ile de kışkırtılan bir konum var. İşte tinerci çocuk üretilmesi gibi mekanizmalar var veya da biracıların ön plana çıkarılması gibi şeyler. Tabiî ki kentte oturup içki içilir, bir şeyler de yapılır; yoksullara sahip çıkma adına yapılan şeyler, gerçekten sokakta sokak çocuğu bırakmayacak bir sahiplenme, kurumsal yapılanması değil, sadece gösterişe dönük bir paket dağıtma ile sınırlı olunca bu merkez çöküntüleri ayrıca işletme ve yönetme açısında da katlanmış, arttırılmış olmaktadır. Tabi ki bunu gidermek için bu anlayışın değişmesi gerekmektedir.

 

 

BİLGİLENDİRME DEĞİL GERÇEKTEN HALK KATILIMI

 

 

 

Mimdap: Kent demokrasisi ile ilgili bir sorumuz olacak, katılımcılık üzerine bilhassa. Siz bir konuşmanızda “kent halkını ilgilendiren tüm çalışmalar, halkla birlikte yapılacak” diyorsunuz. Bir açılım olacağını hissediyoruz bu sözlerinizden. Nedir bu açılım ve siz bunu nasıl yapacaksınız?

 

 

 

Bülent Tanık: Karar alma ve bilgilendirme süreçleri değil, hayatı birlikte yaşama süreçlerinin örgütlenmesi önemli görünüyor. Karar alma ve bilgilendirme, daha başlangıç etabıdır. Ben kenti, bir iradenin, bir tek odağın yapmadığını biliyorum. Kent toplumsal üründür, ortak üründür, orada yaşayan insanların ortak malıdır, ortak ürünüdür.

Bir kentin yönetimi olarak belediye yönetiminin önünde iki araç vardır: bir belediyenin kendi bütçesi ve örgütleri, ikincisi de hizmet ettiği veya örgütlediği, onların örgütü olduğu halkı. Çankaya’yı yapacak olanlar da öncelikle Çankayalılardır. Yönetimi seçerek başlarlar buna ve o yönetimin programını seçerek başlarlar. Eğer izin verilirse ve uzlaşma, heyecan, katılım yaratılırsa yönetim örgütünün organları ile onun insan varlığı ve kadroları ile birlikte kentli de sahip çıkabilir.

 

 

Dünyanın pek çok kentinde bunun çok sayıda örneği var. Küçük Anadolu kasabalarında bile vardır; analarımız, eskiden yaşadığımız kasabalarda falan, evleri süpürdükleri gibi kapı önünü de süpürürlerdi. Bu süpürme simgesel bir olay belki de ama düşen bir taşı kaldırıp yerine koymak, kırılan bir kent mobilyasının bir kenarını onarıp müdahil olmaya çalışmak Anadolu insanın geçmiş geleneğinde vardır, Karadeniz’de de vardır, Doğu’da da vardır. Bu tür bir sahiplenme kültürü yerine, “birileri yapsın, ben yıkayım geçeyim” anlayışının hâkim olduğu bir kentleşme süreci, bir geçiş dönemi yaşadık. Burada aslında önemli olan aynı zamanda, hemşerilerde, bulundukları yeri sevip sahiplenme duygusunu üretmek ve kendileri için iyi bir yaşam ortamı yaratmaya çalışan yönetimle hemhal olmalarını sağlamak. Bunu sağladığımız zaman, Büyükşehir ile aykırı olmak ya da hükümetin farklı olması çok önemli değil.

 

 

Mimdap: Siz yapacağınız her çalışmayı bilimsel ilkeler doğrultusunda gerçekleştirileceğinden bahsediyorsunuz, el yordamı ile ve keyfi hiçbir şey yapılmayacak diyorsunuz. Sizin başkanlık döneminizde toplumsal kesimler, bilim çevreleri, sivil kurumlar yönetime nasıl katılacak?

 

 

 

Bülent Tanık: Yönetim anlayışı ile doğrudan ilişkili bir şey bu, birde uğraştığınız konunun ne olduğu ile doğrudan ilişkili bir şey. Kenti ben, örgütlülükler örgütlülüğü olarak algılıyorum. Belediye de bunlardan bir tanesi, bir düzeyi bunun; birincisi bu.

Kenti örgütleyerek, birlikte yapma, birlikte üretme, birlikte yaratma sürecine daha çok insanın katılmasını sağlayacak mekanizmalar çok önemli. Elbette ki çıkar gruplarının dengelerinizi gözetleyecek bir siyasi yapılanma ve o koşuşturmayı bir anlamda koordine edebilecek bir vizyonun olması lazım, buna inanıyor olmak gerekir. Böyle bir şeyi taşıdığımı sanıyorum, şuan ki mevcut yönetimden ayırt eden kimliğimiz bu. Şuan ki yönetim, kendisinden başka doğru bilen olmadığını düşünüyor. Biz hem meslek kuruluşu kökenimiz, hem siyasi bakış açımız nedeni ile “el elden üstündür, üstün olamasa da eller bir araya gelince iyi iş yapar” diye düşünüyoruz.

 

 

 

12.jpgKENTİN KİMLİĞİ GERİ KAZANILMALIDIR

 

Mimdap: Ankara’nın Cumhuriyet’in merkezi oluşuna bir vurgu yapıyorsunuz ve giderek kimliksizleşmesinden bahsediyorsunuz. Ankara’nın Cumhuriyet dönemi yapıları, kent parçaları, mekânlarının korunması için sizin düşündüğünüz tedbirler var mı?

 

Bülent Tanık: Benim yetki alanım şu anda, Sıhhiye’deki demiryolu hattının güneyi ile ilgili; en basit tarifi öyle diyebilirim.

Cumhuriyet’in ilk yapılı çevresi; bu tarafta Atatürk’ün köşkü ile başlayan Çankaya’da ve sonrası, jansen sonrası süreçte gelişen ama artık tarih olan ve korunması gereken, Güvenpark’ tan başlayın, yönetim çevrimi, bakanlıklar ve ardından elçiliklerden oluşan bir yapılı bölge var. Buraların kimliğine uygun bir kentsel donatı ve çevre, o yapıları koruyup öne çıkaran, onların anlaşılmasını sağlayan, var olan elde kalmış üç – beş yapıyı gökdelenlere feda etmeyen bir yönetim anlayışı burada hâkim olacak. Esas olarak şuanda, kültürel varlığı nedeni ile taarruz tehdidi altında bulunan ana bölge Ulus Bölgesi olarak görünüyor.

Ulus ile ilgili daha önce yapılmış ve bizim ‘Bademli Planı’ dediğimiz planlar var. En azından bu bölgedeki sit kavramına ve Cumhuriyet’in mirası olan, Gençlik Parkı’ndan tutunda, Opera Bölgesi ve Gar dâhil olmak üzere Roma Hamamı ve Kale çevresi elden geçirilip düzene sokulmalı, onarılmalı ama içindeki sosyal doku ve Cumhuriyet dönemi mimari mirası tahrip edilmeden, burası güvenli bir yaşam çevresine dönüştürülmeli. Bu tabi yalnız benim kendi yapabileceğim bir alan olmaktan çıkmış durumda. Büyükşehir ve Altındağ belediyesinin ağırlıkla sorumluluk alanında kalan bölgelerdir. Biz bu alanlar ile ilgili koruma ve geliştirme uygulamalarında da, meslek odalarının özellikle duyarlılıklarına kulağı açık ve onların rehberliğine itibar eden, ona özen gösteren bir yönetim anlayışını sergilemeye çalışacağız.

13.jpgMimdap: Planlama konusundaki sorumuza geçmek istiyoruz. Örneğin son 5 yılda İstanbul’da bir çevre düzeni planı yapıldı. Ankara’nın kaderi üstüne böyle bir planlama çalışması olursa sizin nasıl bir yöntemle plan yapılması konusunda fikirleriniz olacaktır? Hem uzman kuruluşların hem toplum kesimlerinin, hem bizzat birebir halkın katılımı ile ilgili, o problemleri aşmak ile ilgili bir görüşünüz var mı? Böyle bir plana ihtiyacı var mı Ankara’nın?

 

 

Bülent Tanık: Kesinlikle var. Şuanda Ankara’nın bir yıldan fazla oldu onaylanan bir 2023 nazım planı var, 1/25000 nazım planı. Bu plan kanun zorladığı için, belediye başkanı “…yapın da bir şeyler, geçirelim” dedi ve aslında kent hayatını yönlendirme ve biçimlendirmeye dönük bir niyetle düzenlenmiş bir şey değil. Emredici, belediye meclisinin fesh olmasına yol açabilecek bir kanun maddesinin gereği olarak, yasak savmak adına yapılmış bir çalışma ama belediye personeli özen gösterip epeyce kayda değer bir durum saptaması yapmış vaziyette şuanda, 2023 planıyla.

Melih Gökçek bunu onayladı, ne onayladığını bilmeyerek onayladığını düşünüyorum. Ama bu planın vizyonlarının ve yöneliş stratejilerinin de gözden geçirilebileceği bir başka bakış açısına da ihtiyaç var. Çünkü dünyada çok ciddi bir ekonomik buhran var, Türkiye de 7 yıldır kötü yönetim sonucu oluşmuş ayrıca bir yerel ekonomik kriz var. İkisinin buluşması sonucu, kentleşme ve planlamanın yanı sıra, yapılaşma ve kentteki yaşam biçimimiz, anlayışımız ile ilgili de, yeni dönüşümlere ihtiyacımız var. Bu dönüşümler nedir? Epey zamandır terk ettiğimiz ve neo – liberal bakış açıları nedeni ile çok öne çıkmış olan bireycilik, “ama ben bastırır paramı, istediğim zaman istediğim kadar ısınırım” diyerek mesela her dairenin kendi kombisini kurduğu bir ısınma düzeni, yani toplu konut, toplu ulaşım, toplu ısınma kavramlarının tümüyle unutulduğu bir 20-25 yıl yaşadık.

 

 

Bugün artık bunun ihtiyacı bastırıyor çünkü artık neredeyse dolmuşu keşfeden insan dehamızın, yeniden keşfetmesini zorlayacak ekonomik koşullar var. 4-5 kişi birden taksi tutarak bir yere gidebilecek halini çok kısa zamanda göreceğiz, maalesef göreceğiz. Bu kötü koşullarda bizim, başka türlü düşünmemiz ve kenti yeniden örgütlememizi gerektirecek.

 

 

Mimdap: Bizim kentlerimizde sıradan olgulardan biri haline gelmiş ama bir kenti de tanımsız hale getiren kaçak yapı ve buna bağlı imar aflarına karşı görüşünüzü almak istiyorum. Çankaya da böyle bir sorun var mı? Var ise ne söylersiniz?

 

 

14.jpg Bülent Tanık: Çankaya da gecekondu vardır ve imarsız yapılaşmış ve uzunca bir süredir de belirsizlik nedeni ile köhneleşmekte olan bir kaçak yapı oluşumu vardır. Üstelik epeydir de vardır. İmarlı bölgeler içinde de kaçak ve ruhsatsız yapılar maalesef vardır. Bütün bunlar bir belirsizlik ortamı nedeni ile, spekülatif bir kazanç ve kayıplara yol açmaktadır. Bunu gidermek için bir an önce belirsizliğin ortadan kaldırılması ve durumun netlik kazanması yönünde, planlama çalışmalarının hızlandırılıp sonuçlandırılması önemli görünüyor bana göre.

 

 

EN ÖNEMLİ AFET ŞİMDİKİ ANKARA YÖNETİMİ

 

 

Mimdap: Afetler üzerine bir sorumuz olacak, Ankara için afetler bir anlam taşıyor mu? Sizce bu kent güvenli bir kent mi? Çankaya sizce fiziki yapısıyla, kentsel düzenlemesiyle güvenli sayabileceğimiz bir yerleşim birimi midir?

 

 

Bülent Tanık: Afet deyince, ben sadece deprem olarak görmüyorum. Geçtiğimiz yıl yaşanan bir kuraklık var mesela. Küresel ısınma sonucu kuraklık olmuştur biliyorsunuz. Hakiki kuraklık ciddi bir afettir, kıtlıkta afettir, ekonomik buhran sonucu oluşabilecek kıtlığı ciddi bir felaket, bir afet olarak görüyorum.

 

Ankara deprem açısından bakıldığında, bizim güneyimizde Bala ilçesinde ve güney batımızda Haymana ilçesinde, hem termal kaynaklar nedeni ile bilinen hem de son dönemdeki sismik hareketlilik nedeni ile depremselliği yüksek olan bir hat var. Bu Çankaya’ya yakın olmakla birlikte, Çankaya ilçesinin sınırları içerinde özel bir aktif fay saptanmamıştır, depremselliği yüksek bir bölge değildir. Ankara’nın kuzeyinde de Çubuk ilçesinde de benzer bir sismik hareketlilik zaman zaman kendini gösteriyor ama Ankara bütünü genel olarak, yapısal bakımdan deprem felaketi ile ilişkili görünmüyor. Bizde olabilecek en önemli afet, kuraklık gibi görünüyor. Kuraklığın felaket olması da aslında kuraklıkla ilgili değil, tıpkı depremde olduğu gibi insanları etkileyen, öldüren ya da sağlıklarını bozan şey; yönetsel yapı.

 

 

Eğer Melih Gökçek yönetimi son 15 yılda, 1967 master planının öngördüğü Gerede – Işıklar Baraj serisini yapmış olsaydı Ankara da geçtiğimiz yaz hiçbir su sıkıntısı olmayacaktı. Kızılırmak’ın siyanürlü olduğunu Sağlık Bakanlığı söyledi ama “düzeyi düşük” diye ifade ettiği suyunu kullanmak zorunda kalmayacaktık. Neyse ki kimse dişini bile fırçalamadı o suyla. O nedenle çok fazla bir sağlık zararı olduğunu sanmıyorum.

Mimdap: Sosyal projelerinizi öğrenmek istiyoruz. Bugün ülkenin giderek sosyal devlet modelinden uzaklaşması sonucunda, yardım dağıtan belediye modeline dönüldüğünü görüyoruz. Sadak kültürünün olağanlaşması, bunun lan açısından da veren açısından bağımlılık ilişkisine dönüşmesini ne yazık ki görüyoruz. Siz belediyenin kent yoksullarına yaklaşımını nasıl düzenleyeceksiniz?

 

 

bulent-tanik.jpgBülent Tanık: Yoksul olmanın kaynağı, işsizlik ve gelir dağılımı adaletsizliği diyebiliriz. Bu gelir dağılımı adaletsizliğinin yanı sıra Ankara da çok önemli sorunlardan birisi nüfusun % 20’ye yakın bir bölümü, hiçbir sosyal güvenlik kurumuna tabii değil. Çankaya da aşağı yukarı buna yakın bir, yeşil kartı bile olmayan nüfus grubuna sahip.

 

Bunlara sahip çıkma adına öncelikle Büyükşehir Belediyesi’nin bir projesi var, duymuşsunuzdur, Sayın Murat Karayalçın “600 TL aile yardımı” diye bir söylemi var, bunları yapacak. Ama stratejik olarak yapılabilecek şey; birincisi Büyükşehir içerisinde bölgesel dengesizlikleri giderecek, yatırım önceliklerinin olduğu gibi. Bende Çankaya Belediyesi içersinde, mahalleler ve semtler arasındaki dengesizlikleri gözeten bir alt yapı takviyesi ve işletme – yönetim uygulaması ile öncelikle kent ölçeğinde ve belediye düzleminde yapılabilecek şeyleri projelendirip, bunları sağlamaya çalışacağım.

 

 

Bunun ötesinde gıda zinciri ile ilgili, sağlıklı gıda ve iyi beslenmeye dönük bir takviye ile, özellikle gecekondu bölgeleri ve yoksul semtlerinde, çocukların en azından sağlıklı gelişimini sağlayacak süt ve yumurta ve et desteği gibi şeyleri örgütlemeye çalışacağız.

 

 

 

Mimdap: Çankaya’da sosyal ve ekonomik yapı açısından sizin daha fazla önem vereceğiniz, eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için önem vereceğiniz mahalle ve ya bölgeler var mı?

 

Bülent Tanık: Bölgesel dengesizlikler Çankaya da aklınızın almayacağı kadar fazladır, görünmez. Çankaya oldukça lüks konutların, özel bir mimari ile yapılmış yerleşim birimlerinin yanı sıra gecekondularında bunlarla aynı alan içinde olduğu, onların aksine sersefil vaziyettedir. Hiçbir alt yapısı olmayan, kentle bağlantısı olmayan, erişimi mümkün olmayan, hatta kentle hiçbir alakası olmayan konumda bu gecekondu birimleri. Buralar tabiî ki, öncelikle kentin diğer tarafları ile eş düzeyde, kaliteli yaşam standardına kavuşturulmak için, belediye tarafından koruma altına alınacak, -savunma ve destek anlamında söylüyorum, muhafazakârlık anlamında değil- sahiplenilecek bölgelerdir.

 

 

 

Mimdap: Buna bağlı olarak kentsel projelere doğru gelirsek, biliyorsunuz günümüzde çok tartışılan bir konu. Mesela uygulama olarak kentsel dönüşüm çok tartışılıyor. Sizce gerçek kavramı bakımından kentsel dönüşüm ne demektir? Dönüşüm politikalar eğer alacaksa neleri temeline almalıdır? Şuan uygulandığı söylenen dönüşüm çalışmalarına ne diyeceksiniz? Sizin böyle bir uygulamanız olacak mı?

 

Bülent Tanık: Dönüşüm çok genel bir kavram. Kentsel dönüşüm deyince mevcut yönetimin uyguladığı ve belediyelerin uyguladığı ile farklı bir içeriğe dönüşmüş bir şey var.

 

Bu aslında iki kavramla geliştirilen bir süreç. Bir, yıpranan tarihi kentsel çevrelerinin ihyası gibi, ikincisi, güya kent hijyenini korumak için kent içerisinde çöküntü alanları haline gelmiş bölgelerin iyileştirilmesi amacı ile yapılan düzenlemeler gibi anlatılıyor. Esas itibari ile bir bölgede oluşmuş yapılaşma sonucu ortaya çıkan ve aktif hale gelmemiş rantın, o bölge sakinlerini oradan alıp dışarı atarak, mülklerine kamu gücü ile koyup, oradaki üretilen rantı belli bir çevrenin ya da idarenin, yönetimin hegemonyasına, denetimine vermeye dönük bir kaynak yaratma projesi halini almıştır. Bu haliyle rezil bir uygulamadır. Bu söylediğim iki bakımdan öyle, birincisi; insan hakları ile ilişki bakımından. O bölgelerin sakinlerinin, yıllarca emek vererek oluşturdukları, kent normlarına uygun olmayan belki ama alt yapısı düzeltilerek sağlıklı ve hijyenik konumlar sağlanarak, yaşam biçiminin kalitesinin yükseltilmesi ile birlikte yoğunlukta artmadan kente kazandırılabilecek alanlar iken, orada inanılmaz yoğunluklar verilerek başka bir nüfusun gelmesine yol açacak ve kentin bir çeşit içsel urlarla büyümesine yol açacak bir dönüşüm uygulaması pratiği yaşanmıştır. Bunun savunulması ve tekrarı çok ciddi vahim bir hata olur. Ne savunulması mümkündür, ne tekrar böyle bir kentsel dönüşümün yapılması doğrudur. Zaten kentleşme belli bir dönüşüm sürecini de içinde barındıran bir şeydir.

 

 

Biz gecekondulaşmış bölgelerindeki çevrelerin iyileştirilmesi sürecini de, oradaki sosyal dokuyu, oradaki canlı varlığını bitkisi ile hayvanı ile birlikte, önemli ölçüde koruma esaslı olduğunu düşünüyoruz, dönüşümün amacı yeniden yapma değildir, mevcut dokunun iyileştirilmesidir, iyileştirerek dönüştürülmesidir. Oysa burada yapılan uygulama, ranta el koyup sosyal dokuyu değiştirmek ve dönüştürmektir. Oradaki insanları başka bir yere göndererek, orayı başka birilerinin malı haline getirmek. Bence kentsel dönüşüme bugünkü haliyle sahip çıkmak, artık mümkün değildir.

 

Bu uygulama sonucu ayrıca, önemli ölçüde konut arzı fazlalığı söz konusudur, üstelik kullanıcı talebi ile örtüşmeyen nitelikte; bulundukları coğrafya itibari ile. Örneğin, kuzey Ankara girişi, kentsel dönüşüm ve yenilenme projesi alanlarında Esenboğa’dan gelirken gördüğünüz büyük alanlar, beş senedir uğraşılıyor ama içinden bir tanesi satılabilmiş veya kullanılabilmiş değil. Birçok yer benzer durumda. Hele giderek bu ekonomik kriz sonucu bütün bu asılan kiralık ve satılık levhalarının arkasından, inşaat sektörünü baltalayan bir uygulama haline de gelmiştir. Çünkü birkaç tekeli ihya edecek bir mantıktadır ama o tekel yapılanmalarda bu süreç içerisinde sanıyorum, ayakta kalmakta zorlanacaklar.

 

 

EŞİTSİZ YARIŞTAN HALKATAN YANA GÜÇLER BAŞARIYLA ÇIKACAKLARDIR

 

 

Mimdap: Seçim süreci ve seçim düzlemi ile bir soru sormak istiyorum. Yerel seçim sürecinde size ters gelen bir şey var mı? Merkezi yönetim sanki bütün yerelleri temsil edercesine seçime müdahil olduğu bir dönemdeyiz. Başbakanın kendi partisi dışındaki bütün belediye başkanları ile çatıştığı bir süreç yaşıyoruz. Bu anlamda bir iktidar hegemonyasından bahsedebilir misiniz? Sizce bu çatışmalı ortamda medyanın yaklaşımı normal mi?

 

 

Bülent Tanık: Bu çok ciddi, çok özel ve güzel bir soru gerçekten.

Çok güçlü olan her zaman kazansaydı, siyasetin değiştirme gücü olamazdı. Yani %100 kazanacak gibi görünen bir çok yapı, bir çok imkânı kullanarak, örneğin 89’da eli kolu bağlı belediye simgeleri de kullanılmasına rağmen, Bedrettin Dalan’ın mesela İstanbul da yenilmez olduğunun düşünüldüğü bir zamanda, tepe taklak giden bir siyasi sonuç ortaya çıkabilir, çünkü yığınların talepleri bir değişim ve dönüşüm beklentisi içeriyorsa, onu fizikte ki normal şartlar altında kontrol etmek o kadar kolay değil, ne yaparsanız yapın.

 

Şu anki haliyle yarışma çok adil görünmüyor gerçekten. Çankaya’da olmak bir avantaj gibi görünüyor, ben kendi adıma da söylüyorum, buradaki garantide garanti değildir. Çok ciddi çalışmak ve yığınların kalbini kazanmak için mücadele etmek ve onun hakkı olan icraatları da yerine getirmek şart gibi görünüyor. Ben her şeye rağmen, 2009’un 1989’un tekrarı niteliğinde bir dönüşümün ipuçlarını taşıyacağını düşünüyorum, onu göstereceğini düşünüyorum. Halkımız çoğu zaman egemen üst yönetimin gösterdiğinin tersini tercih etmeyi seçmiştir.

 

 

Mimdap: Tutarlı bir geçmişiniz var. Üretkensiniz, çalışkansınız ve böyle bir geçmişe sahipsiniz. Niçin CHP?

 

 

Bülent Tanık: Bu iltifatlarınız için teşekkür ediyorum, CHP de böyle düşünüyor olmalı ki beni aday gösterdi, onurlandırdı. CHP’yi şuanda, Türkiye’nin üzerini örtecek bir hukuk devleti dışına çıkış sürecinin, bir şer’i yönetim olasılığının önünde önemli bir sivil – siyasal örgütlenme olarak görüyorum. Bu yöndeki mücadeleyi çok önemsiyorum. Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmak, geriletilmesine izin vermemek, saltanatı ve hilafeti yeniden getirme eğiliminde olan bir yönetimin hegemonyasını güçlendirecek girişimlere karşı direnmek önemli görünüyor. Bunun etkili yapılabilecek yerlerden bir tanesinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu düşündüğüm için Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyim.

 

 

Memnunum şu anda durumumdan.

 

 

Mimdap: Bizim soracaklarımız bu kadar Sayın Tanık, ilave etmek istediğiniz bir şey varsa almak isteriz

Bülent Tanık: Bugüne kadar çok röportaj yapıldı, bu kadar iyi hazırlanmış bir röportaj ilk defa görüyorum. Teşekkür ederim ve kutluyorum.

 

Mimdap: Biz teşekkür ederiz.

 

 

mimdap

14 Yorum

  1. Bekir Akyol

    Çok anlamlı Çankaya için müthiş bir insandı. Keşke daha fazla devam etseydi. Sayın Tanık, bu ülkenin yetiştirdiği çok donanımlı bir aydın. Saygılar sunarım.

  2. belgin duruyürek

    bülent tanığı kutluyorum.ama kreşlerde ypmış olduğunuz değişikliği onaylamıyorum o personeller sayesinde kreşler bu kadar tutuldu onları göz ardı etmenizi istemiyorum öğretmenlerimizin değişmesini onaylamıyorum.en azından benim öğretmenimin yeterli oldogunu düşünüyorum.bu konu ile ilgilenmenizi istiyorum.

  3. melekgül

    çankayalılarıda candan gönülden kutluyorum bilinçli seçmen satılmamış aydın insanlar ben şu an ağlıyarak yazıyorum bizimde chp den müthiş adayımız vardı ama kıymetini bilemediler yobazlar satılıklar ilkokul mezunu birini başımıza yönetici koydular yazıklar olsun nankör niğdeliler

  4. melekgül

    bülent tanığın hemşerisi olrak sizi kutluyorum sizin çankayayı almanız bizi sevindirdi niğdeli chpliler olarak niğdede nadi doktor gibi dürüst bir insanı kaybetti yani niğde kaybetti siz hemşerimiz olrak avuntumuz oldunuz sizi kutluyoruz niğdeli chp liler başarılarınızın devamını dileriz

  5. ali altunalan

    Sayın başkanım şimdiden hayırlı olsun çankayadaki sorunlarımız sokaklarımızın darlığından kahve bar gibi eğlence yerlerinin çokluğundan dışarıdan gelen araçların bizleri çok rahatsız ettiğini önemle bilgilerinize sunarım.Binalarımızın etrafında park yerlerimiz müsaittir.Yapımının zorunlu hale getirilmesini ve kaldırım ile asfaltlarımızın daha insanı şekilde kullanmasından dolayı yardımcı olmanızı sağlımız açısından önemle istiyorum

  6. emin korkmaz

    Sayın Tanık gerçekten demokrat kişiliği ile sanal siyaset düzlemine halktan, bilimden yana büyük katkılar getirecektir. Ayrıca sayın Tanık kişiliğinde siyasete bir kalite getirildiğini düşünüyorum.

  7. Uğur Kesim

    Sol bir vicdan olarak, bi akıl olarak, modernlik olarak, eşitsizliklere karşı, yoksulluğa karşı çare olarak var olmalı.
    Bu tespitler artık ne yazık ki CHP içinde yeterince anlamlı değil.
    BülentTanık bunun dışında. Onun hakikaten toplumun vicdanı, modern tarafı olarak görüyorum.
    Başarılar sizin olsun.

  8. ferhan göcekli

    Gerçek bir umut Bülent Tanık. Çankaya tamam nasıl olsa. Bu umut keşke her yer için geçerli olabilse. Keşke her yer Çankaya olabilse.
    Başarılar

  9. alişan oğuz

    Sayın Tanık, lütfen gayretleriniz Ankara çapında yaygınlaştırın. Karayalçın için de biraz daha fazla çaba sarfedin. Zira bir ara sesi kesilen M. Gökçek yine köşe başlarını tutmaya başladı. Bu seçim de Ankra kaçırılmamalı, saltanat sona ermeli. O yüzden şimdi sarfedilecek olan çaba çok önemli, sonra vakit geçmiş oluyor.
    Saygılar

  10. lale sim

    Sayın Bülent Tanık ODTÜ yılarından ve TMMOB görevlerinden sonra yine bir toplumsal sorumluluk projesi üstleniyor aslında. Alternatif bir belediyecilik konusunda bize yine sade, mütavazı kişiliği ile çok şey öğretecektir. Üyesi olduğu partiyi sormuşsunuz ve şu andaki partisinden daha fazla bir güveni üstünde taşıdığını düşünüyorum.

  11. Osman Baki Erden

    Sol düşüncenin de toplumda bir seçenek olabileceğini daha iyi ve daha yaşanılır bir dünya için üstelik gerekli olduğunu sayın Bülent Tanık’ı okudukça daha iyi gördüm.
    Yıllardır uzağımızda tutulan, bir nevi modası geçmiş havasıyla küçümsenen sol değerleri sadece lafta konuşmayıp bir kente o düşünceyi indiren, toplumun mutluluğunu inşa etmek için düşünen sayın Tanık gözümüzü açıyor.
    Ankara ve ona bağlı olarak Çankaya yeni bir döneme giriyor. Parametre değişiyor, halktan taraf bir yönetim başa geliyor.
    Aynı düşüncelerle büyükşehirde Karayalçın’ı bekliyorum. Belki İstanbul’da Kılıçdaroğlu… Haramilerin iktidarı nasılda ellerinden gider, nasılda vatandaş bir soluk alır.
    Başarılar yürekten.

  12. Deniz Paçacı

    Selam size, güncel siyasetin kirletmediği, umutlu; güleryüzlü, dürüst sözlü, kalbi açık insan. Yılların bilgisiyle kentin sorunlarını bilen, gerçekten demokrat ve içinde insan sevgisi taşıyan bir başkana Çankaya kavuşacağı için bence çok şanslı. Keşke bütün ilçeler, büyükşehirlere bir Bülent Tanık olsa. Onun gibiler bu ülkeyi yönetebilse.
    Saygıyla

  13. Numan Eryıldız

    Ankara Melih Gökçek’ten kurtulmak istiyor. Ankara bu kadar pervasız bir kişiye ve onun kötü yönetimine layık değil.
    Size başarılar diliyorum.
    Saygılar

  14. aliye sertanlı

    Bu kadar düzgün, dürüst, bilgisini toplum için kullanmış bir insan Çankaya için zaten muhteşem iyi bir seçenek ve bana kalırsa CHP yi bile aşan bir artı değer. Başarılı olacağına inanıyorum. Ankara’nın Melih Gökçek ile kararan yüzünün değişeceğini, sayın Tanık’ın bu konuda büyük görevler yürüteceğine eminim.
    Özverinizi kutluyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir