Arif Atılgan: “Corner Otel davasında kaçırdığımız bir fırsat olmadı”

11 Dakika Okuma Süresi

Söyleşiyi yapan: Gizem AKSÜMER

Son günlerin tartışma yaratan gelişmelerinden biri, Kadıköy sahilinde inşaatı devam etmekte olan Corner Otel olmuştu. Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi, geçtiğimiz hafta Corner Otel’i protesto etmişti. Mimdap’ta bu konuda yapılan yorumlardan yola çıkarak, Kadıköy Şube Başkanı Arif Atılgan‘la görüştük. Atılgan, Mimarlar Odası’nın projeye vize vermesi, dava süreci ve belediye meclisindeki plan tadilatı görüşmeleri hakkında Mimdap’a özel açıklamalarda bulundu.

Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi olarak, sizin bölgenize giren Kadıköy – Üsküdar – Ümraniye – Adalar – Beykoz – Ataşehir ilçelerinin güncel kentsel sorunları neler?

Bu bölgelerde son yıllarda rantlı planlar ortaya çıkmaya başladı. Kamu yararı güden bir kurum olarak bizi ilgilendiren de, bu rantlı imar planları. Bunlara takip edebildiğimiz kadarıyla itiraz ediyoruz, dava açıyoruz. Böylece kamusal görevimizi yerine getiriyoruz.

Mühürdar Oteli, Meteoroloji alanında yapılacak inşaatlar, Kuşdili Çayırı, Ümraniye’de 100 dönümlük bir arazinin inşaat alanının büyütülmesi gibi belli başlı rant amaçlı planlara itiraz ediyoruz. Bunun dışında parsel bazında plan tadilatları oluyor. Bu planların o bölgedeki plan bütünlüğünü bozması, sorun teşkil ediyor. Ayrıca plan tadilatı yapılan parsellerin diğer parsellere kötü örnek olması ihtimali de sıkıntı yaratıyor.

Bu plan tadilatlarının sebep olduğu bir diğer sorun ise, ait olduğu bölgenin yoğunluğunu arttırması. İnsan yoğunluğu, bina yoğunluğu ve buna bağlı olarak trafik yoğunluğu artmış oluyor. Bu, insanların nefes alacağı yeşil alanların da yok olması anlamına geliyor.

Son olarak Kadıköy sahilindeki Corner Otel hakkında bir basın açıklamanız oldu. Dava sürecinin devam ettiğini de biliyoruz.

Burası, 2632 metrekarelik bir arsa. Buraya 21142 metrekare inşaat alanlı bir bina yapılıyor. 6 kat imarın 12 kat imara çıkartıldığını görüyoruz. Yani burada parsel bazında bir imar tadilatı yapılıyor. Parsel bazında imar tadilatı, şehrin bütünlüğünü en çok bozan işlemlerden biridir. Ayrıca kişiye özel rant sağlamanın yollarının da başlıcasıdır. Onun için Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi olarak buna karşı çıktık.

“Projelere vize vermek zorundayız”

Mimdap’ta bu konuda dönen tartışmalarda, projeye oda tarafından vize verilmesi eleştirilmişti. Bir yandan otelin yapımına karşı çıkarken, diğer yandan projeyi vizelemek, bir tutarsızlık oluşturuyor mu?

Odanın projelere vize vermesi zorunluluğu vardır. Yani buraya gelen bir projenin evrakları tamamsa ve imar durumuna uygun bir proje de hazırlanmışsa, oda bu projeye vize vermek zorundadır. Corner Otel projesi bize geldiğinde, müteahhit firma bize dilekçeyle başvurdu. Biz de kanun gereği ona 15 gün içinde vizesini vermek zorundaydık.

Yalnız odanın yaptığı bir şey vardır: Şayet uygun görmediği planlar ve projeler olursa, ÇED Kurulu bir ÇED Raporu yazar ve bu raporu projeye iliştirerek projeyi vizeler. Biz de bunu yaptık. Meslektaşlarımız bazen bize “Niye bu projelere vize veriyorsunuz?” sorularını yöneltiyor. Bilsinler ki, oda olarak vize vermek zorunluluğumuz var.

Bir diğer iddia da, yasal müdahale konusunda geç kalındığı oldu. Mimarlar Odası’nın dava sürecinde kaçırdığı bir fırsat oldu mu?

Hayır. Bakın: İstanbul Büyükşehir Belediyesi 5000’lik planını yapmış, askıya çıkarmış, biz itiraz etmişiz. İtirazımız reddedilmiş. Bunun üzerine biz dava açmışız. Tek sorun, bizim avukatımızın 4. İdare Mahkemesi’ne açacağı davayı bir gün geç açması olmuş. Bu da çok doğaldır. Bütün avukatlar dava açmak konusunda son günü bekler, çünkü son güne kadar bir değişiklik olabileceğini bilirler. Bu avukatların bir özelliğidir.

Ancak bizim avukatımız bu son günü beklerken bir hesap hatası yapmış ve davayı açmak için bir gün geç kalmış. Gene de bu bir sorun teşkil etmiyor, çünkü biz zaten 5000’lik plana itiraz etmiştik. 5000’liğe itiraz ettiğiniz zaman, 1000’liğe dava açma hakkınız var. Şayet o itirazı yapmasaydık ve davayı açamasaydık, o konu tamamen elimizden kaçardı. İtirazımız olduğu için rahattık zaten. Nitekim daha sonra Kadıköy Belediyesi uygulama imar planını askıya çıkarttı, biz bu plana itiraz ettik. O da reddedildi, daha doğrusu süresi içinde cevap verilmediği için reddedilmiş sayıldı. Daha sonra Kadıköy Belediyesi’ne dava açtık.

Şu an Kadıköy Belediyesi’ne açtığımız dava devam ediyor. O davayı kazandığımız takdirde bu ruhsat gene iptal edilecek. Yani ortada kaçırılmış bir fırsat yok. Herkes bunu diline doluyor, ancak bu önemli bir şey değil bizim için.

“5000’liğe dava açamamamız, avukatımızın hatası”

Bu konuda odanın hiçbir hatası yok, tamamen avukatın kişisel hatası o zaman…

Bu bütün avukatların yaptığı bir şey. Her zaman davaları son güne bırakıyorlar. Bizim avukatımız işgününü hesaplamada şaşırdığı için böyle bir şey oldu. Ancak biz o gün de bunun bir sorun olmayacağını biliyorduk. 5000’liğe itirazımız olduğu için içimiz rahattı. Onun için Kadıköy Belediyesi’nin 500’lük uygulama imar planlarına itiraz ettik ve dava açtık. Şu anda da o davamız devam ediyor. Bu konuda hiçbir kayıp yoktur.

Haziran ayında bizden bilirkişi istediler, bilirkişi ücretini de yatırdık. Türkiye’de hukuk biraz geç işliyor ve geç sonuç veriyor. Bu arada yürütmeyi durdurma konusunda açtığımız dava da reddedildiği için, inşaat da, dava da eşzamanlı olarak devam ediyor. Bunda da yapılacak başka bir şey yok.

Burada benim anlamadığım şey, herkesin Mimarlar Odası’na şikâyette bulunması. Vatandaş da belediyeye şikâyet edeceği bir konu olduğu halde, gelip Mimarlar Odası’na şikâyette bulunuyor. Yasa Mimarlar Odası’na “Sen kaçak binaları ve yanlış planları takip et, dava aç” demiyor. Bunlar, bizim kamu ve toplum yararına çalışma anlayışımızdan dolayı yaptığımız işlerdir. Fakat aslında bundan memnun da olmak lazım, demek ki insanlar Mimarlar Odası’nı o kadar çok benimsemiş ki, yanlış bir şey gördükleri anda bize geliyorlar.

“Plan tadilatına CHP’liler oybirliğiyle evet dedi”

Biz şu anda Kadıköy Belediyesi’ne dava açtık. Basından takip ediyoruz, onlar da sanki Mimarlar Odası yapı ruhsatı veriyormuş gibi, bizi suçluyor. Biz Kadıköy Belediyesi’nin yaptığı yanlışa karşı dava açıyoruz. O ruhsatı veren de Kadıköy Belediyesi’ydi.

Bunu da ilk kez size söylüyorum: Kadıköy Belediye Meclisi’nde gerçekleşen plan tadilatı görüşmelerinde, AKP’lilerin tamamı ret oyu verirken, CHP’liler oybirliğiyle evet oyu verdiler, plan tadilatı meclisten böyle geçti. Büyükşehir Belediyesi’nde 5000’lik plan oyçokluğuyla geçmişti. Bildiğim kadarıyla 1 ANAP’lı, 2 de CHP’li belediye meclis üyesi hayır oyu vermişti. Geri kalan AKP’li ve CHP’li üyeler 5000’lik planı onaylamıştı.

Yani burada CHP’ye yakın bir grubun rantı mı söz konusu?

Onu ben bilemem. Ben size bu bilgiyi belediyenin Mimarlar Odası’ndan hesap sormasının abes olduğunu göstermek için verdim.

Peki Corner Otel’in rantı kime gidiyor? En azından kamuya gitmediği açık…

Beni müteahhit firmalar ya da kişiler ilgilendirmiyor. Biz kurum olarak sadece yapılan işin yanlış olduğunu düşünüyoruz. Rantın kime gittiği ise başkalarını ilgilendiren konular.

Şu anda Corner Oteli’nin ve Meteoroloji alanının inşaatları devam ediyor. Bir yandan davalar da sürüyor. Mimarlar Odası bu konularda nasıl bir yol haritası izleyecek?

Mimarlar Odası’nın topu tüfeği yok. Biz oda olarak sadece dava açabiliyoruz. Yürütmeyi durdurma isteğimiz reddedildi, o yüzden inşaat devam ediyor. Biz de davamızı devam ettiriyoruz. Bilirkişinin raporuna göre davanın seyri belli olacak. Şayet davayı kazanırsak, bu sefer de binayı yıktırmak için gerekli hukukî süreci takip edeceğiz.

Kadıköylülerin size destek olması konusunda çalışmalarınız olacak mı? Bir yandan Moda’da da bir hareket başlamış durumda…

Biz vatandaşların kendi sorunlarına sahip çıkmasını doğru buluyoruz. Oda olarak gereken her durumda bilgi ve belge vermek konusunda desteğimizi sürdürüyoruz. Vatandaşların da rahatsızlığını beyan etmesi, açtığımız davalarda olumlu etki bırakıyor. Doğrusu da bu aslında. Biz her konuda çıkıp dava açtığımızda, bütçemiz de önemli ölçüde etkileniyor.

Tabiî vatandaşların da birbirinden haberdar olması gerekiyor. Modalı Moda’yı biliyor, ama Adalar’da olup bitenden haberdar olmuyor. Vatandaşların bütün kentin sahibi olduklarının bilincinde olması gerekir.

“Kadıköy’e kültür-sanat vizyonu yakışır”

Kadıköylülere bu konuda bir mesajınız var mı?

Ben Kadıköy Kent Konseyi’nin de başkanlığını yaptım. Kadıköy vizyonunu kültür-sanat yönünde çizmiştir, Kadıköy’e yakışan da budur. Kadıköy’ün cumhuriyet sonrasında ilk yerleşimine baktığımızda, buranın öncelikli olarak sayfiye yeri olduğunu görüyoruz. İstanbul’a ilk göçler Avrupa Yakası’na oldu, daha sonra Kadıköy civarları daha ucuz olduğundan, o yakadan Kadıköy’e geçti insanlar. Yani bir bakıma karşı yakada yaşayan insanlar, orada “kentli olma stajı”nı tamamlayıp Kadıköy’e geçti. Bu yüzden Kadıköylülerin kültür seviyesi gelişkindir. Kadıköy’e bu kültür-sanat vizyonu yakışır.

Böyle bir kent parçasında Corner Oteli gibi projelerin olmaması gerekir. Kadıköy’ün 100 yıllık bir Haydarpaşa silueti vardır. Şimdi Kadıköy’ün etkin silueti o otel olacak. O otelin görüntüsü Kadıköy’e yakışmıyor. Şayet Meteoroloji alanındaki inşaatlar tamamlanırsa, orada da 4 tane kule olacak. Bu gibi yüksek binalar Kadıköy’ün çehresine uymuyor. Kuşdili Çayırı Kadıköy’ün tarihî bir alanıdır. Orayı eskisi gibi bir çayır haline getirmek varken, ortadan kaldırmak, Kadıköy’ün tarihî bir alanını yok etmek anlamına gelir. Halbuki Kuşdili Çayırı eski haline sokulsa, en azından Hasanpaşa ve Acıbadem tarafında oturan insanların nefes alacağı bir alanları olmuş olur.

Başka sorunlar da var: Çiftehavuzlar sahilinde Büyük Kulüp’ün yaptığı 1800 metrekarelik bir adacık var. O adacıkla Kadıköy’ün haritası değişmiş oldu. Nasıl Kız Kulesi’ni haritada gösteriyorsak, onu da göstermek zorunda kalacağız. O konuda da davamız devam ediyor.

Ama dediğimiz gibi, hukuk biraz ağır işliyor. Davalar sonuçlanana kadar binalar tamamlanmış oluyor. Gene de hukuka laf söylemem, söyletmem. Çünkü hukuka da laf söylemeye başlarsak, güvenecek kurumumuz kalmayacak.

Bu davalar Mimarlar Odası lehine sonuçlanır ve ruhsatlar iptal edilirse, bu sefer de söz konusu binaların yıkılması için mi çaba sarf edeceksiniz?

Evet. Hatırlarsanız Fenerbahçe’de “Piramit” diye bir yer yapılmıştı. Biz Mimarlar Odası olarak oraya dava açtık. Dava sürerken bina faaliyete geçmişti. 12 sene sonra o davayı kazandık ve o binayı yıktırdık.

Diyorlar ki, “O kadar masraf ediliyor, millî servete yazık oluyor”… Bir otele harcanan parayla, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu gerçeği mukayese edilmemeli. Bu bizim kamusal görevimiz.

Söyleşi ve fotoğraflar: mimdap

21 Yorum

  1. Nezih Uzel

    Yerel yönetimin rüşvet almasının adı “rüşvet” değildi, Türkiye’de ISKİ skandalı, Avrupa’da “Agusta helikopter skandalı” ile anlayış değişti. Meselelerin kökünde anlayış farkları, onların da arkasında uygarlık ve hepsinin üzerinde insanlık var…. bekleyin birkaç yüzyıldan sonra işler düzelecek o zaman şehirlerimizi eşkiya elinden kurtarabiliriz. Şimdilik demokrasinin torna çapakları ve onun uzantısı “vahşi kapitalizm” yaşamım ızı berabat etmeye devam edecektir. Telaş buyurmayınız, değerli dostlar. Rabbim herşeyi biliyor ve düzenliyor takmayın kafanızı… Biz bu yüzyılda bu belalara ve bu pisliklere layik insanlarız. Elalem Osmanlı’nın dört yüz yıl çevresinde yüksek bina yapmadığı Kabe’nin yanına kuleler dikti, apteshanelerini de Beytullah’a çevirdi. 20 bin doları basan çakma hacılar o kulenin üstündeki lüks dairelere çıkıp her sabah seher vakti, namazdan sonra, Hazreti İbrahim’in duvarına karşı işiyorlar. Lafını bile eden yok. Bu insanlar Kadıköy’e kule dikmez mi ? Kule bitince belki bizi çağırır ve “Buyurun tepede bir çay için…”derler. Biz de Marmaraya karşı keyifle içeriz… Geçer bu günler ve yıllar ve yüzyıllar. Hadi kalın sağlıcakla.

  2. Yaşar Topçu

    Bence Türkiye’nin en büyük sorunu yerel yönetimlerin ivazlı ivazsız bağış almalarının fiilen kabul edilmesidir. Böylelikle yasal ortamın yanında bir paralel ortam oluşmakta bu ortam da kural tanımazlığı, her türlü rüşvet ve süistimale son derece açık vahşiliği ile toplumu temelinden dinamitlemektedir.
    Buna benzer uygulamalar başka ülkelerde de varmı? diye araştırdığımız zaman gelişmişliğin bu tür uyglamalar meydan vermemekle eşdeğer olduğunu görüyoruz.
    Bu rant ve paylaşımı tüm siyasi görüşleri, tüm ideoloji ve inançları aynı potada eritiyor ve birbirine katıyor. Bu potanın karışımı da toplumu zehirliyor.
    Meslek odalarında da durum farklı değil. Geçen aylarda nisbi temsil sistemi getirmeye çalışan yasa değişikliğine karşı tüm meslek odaları ayaklanmıştı. Çünkü nisbi temsil sisteminin doğal sonucu olarak daha fazla denetime kapılar açılmış olacaktı.
    Toplumun en aydın kesimini oluşturan mimarların bence bu konuda çok daha duyarlı ve bilinçli olmaları gerekiyor.

  3. orhan zafer güvener

    inandırıcılık ise başka bir şey. sayın Atılgan beyi kastedmeden söylüyorum, bizim inandırıcılığa olan güvenimiz azaldı. kurum olduğu için mimar odasına belli bir saygıyı mujafaza etmeye gayret ediyoruz. ama bu gayret ulu orta ve de her daim sizlerin defaatle kullanacağı bir mefhum değildir. güveneceğiz, kenti oda savunacak, ülkeye ilericiliği ve barışı getirecek, haktan hukuktan yana olacak, ranta karşı duracak. sayabiliriz daha. ama müsade edin de bunları biz söyleyelim. bakın otelin önündeki konuşmalarda oda başkanı kendini ortalama bir politikacı gibi tanımlıyor, ortalama bir şekilde bütün övgüleri kendi için ortaya koyuyor.
    sayın Atılgan inandırıcılık başlıbaşına önemli. onu da müsade edin biz değerlendirelim.
    saygılar

  4. pınar dağçeken

    “fırsat” ve “kaçırma” kelimelerinden ne anladığımıza bağlı biraz da. biz ulus olarak şanlı mağlubiyetlere de alışığız. yeri geldiğinde yenilir geliriz ama hep “en doğruyu” yapmış oluruz.
    saygı ve sevgi ile

  5. cevdet sarıgül

    Sayın Atılgan. Röportajın son bölümünde “Hatırlarsanız Fenerbahçe’de “Piramit” diye bir yer yapılmıştı. Biz Mimarlar Odası olarak oraya dava açtık. Dava sürerken bina faaliyete geçmişti. 12 sene sonra o davayı kazandık ve o binayı yıktırdık.” diyerek hepimiz yüreklendirmiş bulunuyorsunuz.
    Anladım ki bu sözlerinizden sonra bu otel faliyete geçecek ve eğer sizin söylediğiniz gibi oda davayı kazanırsa Corner Otelin yeryüzündeki 13 katını yer altındaki dört katını oradan söktüreceksiniz.
    Ben kendi kısa tarihimde bu bina yıkmacılığın Park Otel de bile tam olarak gerçekleşemediğini düşünüyorum. Bakın onbeş senedir orada duruyor bir enkaz olarak. Bu nasıl zafer? Bir arkadaşımız yukarıda “bu piramit değil” diyor. Piramit’i de hatırlıyorum, Corner otele göre misli kabul edilmeyecek küçüklükteydi ve o zaman şimdiki belediye başkanımız daha yeni, daha genç ve ama hepsinden önemlisi daha idealistti. Birşeylere karşı çıkabiliyordu. Oysa şimdi bu Taşyapı otelini AKP oyları ile değil CHP oylarıyla meclisten geçtiğini siz söylüyorsunuz.
    Ne dersiniz sayın Atılgan, durum biraz farklı ve siz bize eskilerden bahsediyorsunuz.
    Saygılar.
    Cevdet Sarıgül

  6. Yücel Karadağ

    “Birde meslek odamızdan şu imza konusuna sahip çıkmasını istiyoruz. Geçen gün gittiğimiz bir belediye daha bizi “falanca buralı mimarın bürosu bu projeyi yapmış olsun daha kolay bizden geçer” diyebildi. Artık işverenler de “siz bu belediyeden takılmadan proje geçirebilirmisiniz? diye sormaya başladılar iş vermeden önce.
    Bu rezalete de artık bir son vermek lazım.” Bu satırlar forumda arada kaynayan bir meslektaşımızın sözleri ve son derece önemli. Ancak anlamadığım bir şekilde meslek odası bu durumu görmezden geliyor.
    Eğer bu duruma son verilmezse:
    1.Hiçbir yapının güvenli olması sağlanamaz çünkü projenin sahibi yani müellifi olmaz,
    2.Mimarlık hiçbir şekilde gelişemez çünkü mimarların sorumlulukları olmaz nasıl olsa üçkağıtcının teki benim projemi imzalayacak derler ve biribirinden berbat projelere gün doğar.
    3.Odanın, mesleki denetimin, zaten hiçbir anlamı olmayan SMG dümeninin de bir anlamı kalmaz. Çünkü imza atanın proje ile hiçbir ilgisi yoktur.
    4.Eyüp bey ve takımının tarihi sorumlusu oldukları “habersiz imza” konusu her ne kadar odaya gelir sağlasa da ülkemiz için tam bir felakettir. Tabi mimarlığımız için de…
    Hiç olmazsa bir gün uyanmamızı dilemekten başka ne gelir elden…

  7. Anonim

    Olurmu hiç canım, seçimlerde aday olup hem denetleyen, hem denetlenen, hem yöneten hemde yönetilen olan, seçimlerde her türlü dümeni çeviren profesyonel arkadaşlarımızın maaşlarını o zaman ne ödeyebiliriz, ne de kendi yönetici maaşlarını yönetenler olarak istedikleri kadar arttırmalarına kaynak bulabiliriz. Sonra ne yaparlar?

  8. necati dağdeviren

    benim önerim vize ücreti her projeden alınmaya devam edilsin ama sadece böyle dava açılacak olan projelerde ücret alınmasın sicil belgesi düzenlensin.
    bu kolay öneri, oda bu kadarını istese yapar.
    diğer önerim ise vize paraları odanın bütçesinden ayrılsın, mimarlık vakfına ve onun enstitüsüne verilsin. enstitü geliştirilsin, mimarlık araştırmaları yapan bir kurum olsun, yeni bir akademi halini alsın. vize paraları bu işlere yeter. yine bu proje vize paralarından kentsel dönüşümlerde mağdur olanlara kira yardımı belli sürelerde yapılabilir, küçük bir fonda oraya ayrılsın. bir fon da durumu kötüleşen mimarlara ayrılsın. ya sağlık ya da iş durumundan kötüleşen mimarlara zaman zaman belli kriterler ölçüsünde bu yardım yapılsın. mimarlar odası sadece aidatları ve şu anda paralı dersler verdiği gelirleri ile yönetilsin. vize ücretleri oda yönetimi tarafından ayarlanmasın başka bağımsız bir komite denetiminde yukarıda söylediğim yerlere yönlendirilsin.
    böylece oda da oda olarak kalsın. şişkin bütçeli eski kit ler gibi olmasın.
    saygılarımla

  9. salih şencan

    onaylatmaya gelen üye onaylamayan sadece sicil durum belgesi düzenleyen oda..onur kurulu bu olayın neresinde..dediğim gibi olsaydı kamuoyu önünde de rezil olunmazdı…isimsiz arkadaşım durum budur…

  10. x

    ..yani oda proje vizesi yapmak zorunda değil. ŞENCAN S.

    proje vizesi yaptırmayan proje müellifine onur kurulu yolu gösterilir.

  11. Anonim

    Merak ettim acaba Taşyapı Odanın davasında hakime projeyi çıkartıp “hakim bey bu adamlar benim projemi onaylamışlardı, şimdi neyin davası ?” deseler biz ne duruma düşeriz?
    Birde meslek odamızdan şu imza konusuna sahip çıkmasını istiyoruz. Geçen gün gittiğimiz bir belediye daha bizi “falanca buralı mimarın bürosu bu projeyi yapmış olsun daha kolay bizden geçer” diyebildi. Artık işverenler de “siz bu belediyeden takılmadan proje geçirebilirmisiniz? diye sormaya başladılar iş vermeden önce.
    Bu rezalete de artık bir son vermek lazım.

  12. Ali Osman Tekkuş

    pardon da chp nin bu binaya evet demesini, onların oyu ile mecliste kabul edilmesini niye şimdiye kadar söylemediniz? akp lilerin kabul etmemesini üstelik. şaka gibi değil mi? bunun tersi olsa taşyapı-akp rantı diye inlerdi ortalık. yanlış mıyım?
    size sorulan peki rantı chp liler ile paylaştılar sorusuna, “onu ben bilemem” diyorsunuz. elbette ayrıntısına bilemezsiniz siz çünkü o alışverişte olamazdınız. fakat başka bahislerde tahmin üzerine o kadar derin teşhislerde bulunuyor ki odamız. elinde bir damga herşeyi bir kısım bilgi ile tefrik ediyor. ancak sizdeki bu çekinceli dili açıklıkla ifade edeyim ki biraz pasifçe chp koruması olarak algılıyorum.
    hırsız heryerde hırsızdır. bunun şu partilisi bu partilisi olmaz. şimdiye kadar teşhir etmemeniz bile hata bana kalırsa.
    son olarak, bu binanın bu seviyeye gelmesine değin kendi aranızda hukuk mücadelesi yapmanız 12 kattan sonra binanın önüne geçmeniz eksik birşey. çok geç kalınmış adetten yapılmış birşey.
    ben o proje vize mevzularına girmiyorum bile. birşeye karşıysanız karşı olunur kardeşim, hem öyle hem böyle olunmaz.

  13. semahat özdil

    vize ücreti oda gelirlerine mi katılıyor? gelir meselesi mi bu vize yani?bir çeşit kazanç işi mi? bir fonda toplanıp mimarlık kültürünü geliştirmek, bir enstitü örneğin, mimarlık öğrencisi gençler için okul, mesleki geliştirme araştırma atölyesi gibi işlere destek veren konularda kullanılmıyor mu?
    meslek odası 50 yılını doldurmuş bir kurum değilmiydi, yanılıyor muyum?

  14. Taner Kaplan

    Mesleki denetimi yıllardır “vize” leştiren, yıllardır bunu bir oda geliri olarak gören zihniyet hem şikayetçi olurum hem vizemi yaparım diyor. Nasıl nazik bir nokta ortaya çıkıverdi farkındaysanız. O kadar kavganın kamuoyu nezdindeki gönüllü avukatlığın ardında “proje vizesi” tekelini kaptırmamak var. Belediyelerle girilen ilişkilerde mesleki denetimi öne koşmanın arka planı, düzenli gelir. Mesleki denetimi hiç bir sorumluluk almadan, yapının ve projenin olası hiç bir riskini üstlenmeden, projeye ortalama çizim standardı kazandırmak dışında katkı verecek hiç bir artı koymadan projeyi kontrol etmenin karşılığında “vize parası” toplamak bakın sizi nereye getiriyor.
    Bu benim kanuni görevim diyorsunuz sonunda. Bu site sayfalarında sorulan sorular muhtemelen akla gelmiş olsa bile kimse tarafından sorulamıyor. Geçici bir süreliğine başlatılan ve mimarlar arasında öz denetimi sağlamak için yapılan mesleki denetim kurumsallaşıyor, gelişiyor ve bakın genel kurullardaki mali tablo içinde “gelirler” kalemine çıkmayacak şekilde yerleşiyor. Bu vaziyet sayın Atılgan’ı çok aşan bir mesele ve ondan tamamen bağımsız hatta ona rağmen bana kalırsa. Onun sözleri fotoğrafı netleştirmiş sadece. Bu mantığı sorgulamadan, kamusal bir denetimi “gelir” gibi görme alışkanlığından ve kolaycılığından vazgeçmeden bağımsız olamazsınız. Kerhen itirazlar, vazife başında sert demeçler, görüntüde büyük kavgalar dönemidir bu vaziyet. Görüntüde… Kendiniz dışındaki herkesi rantçı, demokrasi düşmanı, akp li anap lı, mason, … diye suçlama kampanyaları düzenlemeden önce şu perişan durumunuzu bir gözden geçirmeniz herkes için iyi olabilir.
    Kesin size de iyi gelir…

  15. Anonim

    Salih bey çok haklı. Kesinlikle yasal bir zorunluluk olan kimlik tescil belgesi vermekle proje onaylamanın birbirine karıştırılmaması gerekir. Aksi takdirde mesleki denetimle “yasal olmasa da” “parasal nedenlerle” ve bu durumda daha da suça ortak olarak proje onayı yapılmış oluyor. Bu durumda meslek odamızın bu otel olayındaki gibi durumlarda onay vermemesi mesleki denetimin etik yönünün ortaya çıkmasını da sağlayacaktır.
    Bu durumda sorun odanın ayrımcılığa düşmeden meslek ortamının gelişmesine nasıl katkı sağlayacağıdır. Bunun da tek yolu katılımdır. Mimarlık için Mimarlar Grubunun mücadelesi ile artan katılımın odanın yönetimine de taşınması ve dar çevre yerine geniş katılımla kararların alınması demokrasinin gelişmesinin yanı sıra mesleğin de gelişmesini sağlayacaktır.
    Odanın yapacağı şeylerden birisi de projelerin duyurusunu yapmak olacaktır. Böylece bir proje somutlaşmadan meslek ortamımızda tartışılabilecek ve gerektiğinde çok daha güçlü bir muhalefet çizgisi oluşturulabilecektir.

  16. temel erbakan

    sivil toplum olarak sivil bir direnişiniz olamaz mı? projeleri vizelemeniz mecburi gibi anlatmışsınız, vizelemeseniz suç mu işlemiş olursunuz? bırakın vize ücreti de almamış olun, neolur ki sanki. bu işlerde siz bir merci olarak sizden her isteneni veriyor musunuz? vermeyin biraz uğraştırın bakalım, ne oluyormuş ne olmuyormuş bizde görmüş oluruz.
    saygılar

  17. salih şencan

    sevgili arif başkan yanlış yorum yapıyor,oda proje vize etmek zorunda değil..yapı denetimi yasası gereği belediyelerin proje tasdik bürolarınca istenen sicil durum belgesini vermekle mükellef,sicil durum belgesi serbest çalışan mimarın müelliflik işini o yıl için yapmasının ticari-mesleki yetkinliklerini taşıdığının yani kısıtlılığının olmadığının tevsik edildiği bir evrak vermek zorunda,aynı müteahhitlerden istenen ticaret sicilindeki iştigal konuları ve serbest ticari faalişyetin o yıl için geçerliliğnin onaylanması işi..ama odamız cin fikirli ve kurnaz olduğundan sicil durum belgesi verme işini proje vizesine dönüştürüyor,dolayısı ile oda gelirlerini artırmış oluyor,tabi bazı başka yararları vardır yoktur o ayrı bir tartışma konusudur.yani bu ve benzeri tartışmalı durumlarda oda sicil durum belgesi verse kamu kurumu olma vecibesini yerine getirmiş olur,ama proje vizesi yapmayarak ve sadece adı geçen belgeyi düzenleyerek de belediyeyi siyaseten de uyarmış olur diye düşünüyorum..o zaman en azından odaların proje onayı olmadan ruhsat vermeyen bilinçli ve duyarlı yerel yönetimler de bu yolla uyarılmış olurdu..arif başkanımla bu konuyu mimarlık örgütlenmesinin 100.yıl respsiyonunda konuştuk daha geniş mimarlık kamuoyu da bu bilgiyi edinsin istedim..yani oda proje vizesi yapmak zorunda değil..sevgilerimle…

  18. ferhan can

    şimdi bu anlattıklarınızdan sonra kafamda flu kalan yanlar aydınlanmadı. sonuçta hukuk yavaş işliyor, zaten bizim görevimiz değil, biz kendiliğimizden yapıyoruz, herkes mimarlar odasına soruyor… diye azıcık dertleniyorsunuz, sonra neyseki halk mimarlar odasına güveniyormuş diyerekten düşüncenizi tamamlamak istiyorsunuz.

    ama burada bir yanılsama varsa onu sizin bültenleriniz ve yayınlarınız oluşturmuyor mu? kentin savunulması falan diyerekten bütün başkalarından ve dahi herkesten üstün olduğunuzu heryerde ilan etmiyor musunuz? şimdi bir eksiklik filan olduğunda ise o ölçüde tenkit olacaktır payınızı alacaksınız o zaman.

    ben durumu matruşkaya benzetmiştim. şimdi siz chp nin bu planı onayladığını açıktan söylüyorsunuz. hemi de akp liler karşı oy veriyorken. sizdeki unutkanlık mühim değilmiş söylediğinizden anladığım, elde fırsatlar varmış ve kaçan fırsat yokmuş.

    açıyorsun açıyorsun açıyorsun son kutudan taşyapı çıkıyor demiştim.
    kafamdaki flu durum çözülmedi, bu bina piramit değil öyle 12 sene sonra yıkılır filan diye avunacak durumumuz olamaz. sizlerin yaptıklarını küçümsemiyorum, lütfen yanlış anlamayın dava açmakta bir iş ve siz de bunu yapıyorsunuz ama hiç bir etkisi yok.

    ferhan can

  19. Kamil Tekin Çıracı

    Daha önce yapılan basın açıklaması sırasında çıkan haber için sayın Arif Atılgan cevaplasın diye soru sormuştum. Benim için önemli soru “Bu proje önünüze geldiğinde söylediğiniz gibi 12 kat olduğunu ve emsali sizin dediğiniz gibi 10 a çıkardığını görmediniz mi? Gördüyseniz niye vizelediniz? Niye vize ücreti aldınız?” şeklindeydi. Sayın Atılgan şimdi bu röportajında “biz evrakları tamam olan, imar durumu bulunan projelere vize vermek mecburiyetindeyiz” diyor. Mecburuz yani diyor. Buna gönülden tatmin olduğum söylenemez, bu işte bir gariplik var. Ama yine de anladığım kadarıyla sorumun reel cevabı bu. Teşekkür ederim.

  20. Yılmaz Kuyumcu

    Sayın Arif Atılgan’ın yanılgısı kanımca mesleki denetimin bir noter işlemi olarak kalmasındadır. Bu durum ilk kez Park Otel’de çok göze batar şekilde ortaya çıkmıştı. Çünkü Park Otelin projesinin üzerinde “pabuç gibi” bir oda onayı mühürü vardı.
    Mimarlar Odası mimarların etik kuruluşu olmadığı, ve mimarlığın sorunlarına kulağını tıkadığı, dar bir grubun kontrolunda kaldığı ve temsiliyeti sağlamadığı sürece bu durum devam edecektir. Tıpkı mimarlığımızın gelişmesi için gereken çok sayıda çalışmanın tümüyle sümen altı edilmesindeki gibi.
    Vize mecburi yada değil, sonuçta bir onayı içerir. Mimarlar Odası da bir noter değildir. Her geleni onaylamak zorunda kalmamalıdır. Çünkü meslek ortamımız her geleni kesinlikle onaylamamaktadır.
    Evet paranın yüzü sıcak, birkaç on milyarlık vize ücreti odanın maaşlarını bile aylar sonra ödeyebildiği dönemlerden çok daha rahat koşullar sağlamaktadır. Ama ne karşılığında?
    Ayrıca dikkatimi çekti artan oda gelirlerine ters orantılı olarak odanın meslektaşlarımıza verdiği hizmet de (istanbul için bu kesinlikle doğru ve onun için söylüyorum) AZALMAKTADIR.
    Az para ama çok etik… Mimarlara da bu yakışır.

  21. Anonim

    Sonuç:
    1.Oda vize vermiştir ama Arif beyin deyimiyle Oda da zaten bir noter konumundadır.
    2.Halk odanın bir noter konumunda olduğundan haberdar değildir.
    Onun kenti savunduğunu zannetmektedir.
    3.Davaların ana hedefi “mimarlar”dır, bu yolla vicdanlarını temizlemekte buna karşılık geceyarısı mesajlarına koşa koşa gelmektedirler.
    4.Avukata bir takvim almak gerekmektedir.
    5.Rant söz konusu olunca bazı kesimlerde ilkeleri savunmak silikleşmekte kaybolmaktadır. CHP ile Akparti biraraya gelebilmektedir. Yada Akparti ile ilgisi olmayan insanlar için sırf ondört milyon dolara bina alabilmek için Akpartili patfası yapıştırmak da bu ilkesizliğin belirtilerindendir. Tıpkı bir noter konunumda olmayı içine sindirebilmekdeki gibi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir