Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde bir proje 3 atölyesi
“Sanal gerçeklik” ya da “gerçeğin sanal ifadesi” kavramı bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle yirmi yılık bir zaman dilimi içinde çok geniş bir alanda ifadesini buldu. Tasarım mesleklerinde ise önceleri sunumla sınırlıyken, bugün artık sunumu çok aşmakta, doğrudan tasarım alanını etkilemektedir.
Geçmişte farklı aşamalarda ele alınabilen; plan, kesit ve görünüşler üstelik malzeme, ışık, renk, doku, statik hesapları, strüktürel detaylar, metraj ve maliyetleri de içerecek şekilde artık aynı anda “tasarlanabilmektedir”. Topoğrafyanın, matematik formüllerin, geometrik kurguların, sosyal, psikolojik faktörlerin, kısaca farklı parametrelerin tasarıma çok etkili bir şekilde girmesi tasarım alanında tam anlamıyla bir devrim yaratmıştır….
Aslında, bu devrim her yerdedir ve tasarım meslekleriyle de sınırlı değildir, bundan daha önemlisi tüm toplumları dönüştürmektedir. Başta kapitalist sistemin “gerçeklik” kavramı olmak üzere dönüşüm her alanda yaşanmaktadır.
Artık gerçek olmayan paralarla ödemeler yapıyor, hisseler alıyor, kişilerle görüşüyor, şikayetlerimizi iletiyor, sosyal ortamımızı şekillendiriyoruz. Bilgilere ulaşmak kolaylaşırken, başlangıç dönemlerinin kitap gibi kalıcı olmamadan gelen “hafifliği” azalmakta, bu yeni dünya düzeninde etkinliğini, kurallarını da koyarak arttırmaktadır.
Tüm bunların paralelinde, yakın zamanlara kadar, sadece kişisel becerilere bağlı mimari projeler, çok geniş ve bilgilerin süratle aktarıldığı bir dünyada; yine kişisel becerilere bağlı ancak onların yetersiz kaldığı bir ortamda tasarlanmaktadır. Tasarım alanında çok etkili olan parametrelere ilaveten daha ilk aşamalardan itibaren, keşif, metraj… imalat ile ilgili sorunları sayısallaştırılmış, irdelenmiş hatta çözümlenmiş olarak proje ile birlikte tamamlanmaktadır.
Yakın zamanda bulunan üç boyutlu yazıcı teknikleri ise bir başka devrim konusudur: bunlar maket yapma aşamasını geçmiş, giderek inşaat detaylarının da imalatını sağlayabilecek düzeylere gelmektedir.
Bilgisayar tekniklerinin iç evrimleri de farklılıkları arttırmaktadır. Örneğin, bir proje bir programda kısa zamanda çizilir, hesaplanırken diğer programda aynı işlem haftalar alabilmektedir. Gelişmelere uyum, belki de insanın doğası gereği teknik gelişmelerin çok gerisinde kalmaktadır.
Evrim hızlanmakta. Kapitalist dünyanın kol gücü ile ilişkilerini azalttığı son yüzyıldan bu yana, yeni dünya düzeninin tüm olumsuzluklarının yanında bir açıdan, yaygın ve etkin bilgiye dayalı varoluş şekilleri hızla toplumsal gündemlerde ön plana çıkmaktadır.
Ancak insanlığın evriminin her aşamasında olduğu gibi teknik gelişmelerin, aynı hızda, toplumsal gelişmelerle takip edildiğini söylemek mümkün değildir.
Bilgisayar programlarının eğitimi:
Bilgisayar programlarının eğitimi, mimarlık okullarında geleneksel kalem-cetvel ağırlıklı çizim eğitimlerinin yerini çoktan almıştır. Artık dünyanın önde gelen mimarlık okullarında bir vazgeçilmeze dönüşmektedir. Aynı şekilde öğrencilerden beklenen çalışmalar da hem nicelik hem de nitelik olarak değişmekte, dönüşmekte soyut ve somut kavramlar arasındaki mesafeler açılırken tersine ilişkiler güçlenmekte, hem çok soyut ve yaratıcı hem de çok somut ve yapısal düzeyde çözümlenmiş tasarımlar ön plana çıkmakta, talep edilmektedir.
Mimarın bir sanatçı olarak hassasiyetleri de aynı şekilde evrim geçirmekte. Artık, bir tablo gibi çizilmiş planlar, çeşitli boyalarla renklendirilmiş perspektifler birer sanatsal çalışma olarak ayrışırken, yerlerine gerçeğe olabildiğince yakın bilgisayar sunumları geçmekte. Bu sunumlarda kullanılan teknikler, gereken bilgiler ve hassasiyetler ise çok farklı.
Bu gelişmelere destek olan bilgisayarların eğitiminin, mimarlık okullarında, teorik ve uygulamalı olmak üzere iki ayrı yönü bulunmakta: hem teorik bir ders olarak verilmekte, hem de proje dersinde bizzat hoca gözetiminde uygulanmaktadır. Bu ikisinin uyumlu olarak birleşmesi, proje yöneticisinin tasarım anlayışına bağlı olarak daha verimli ve kısa sürede aşamaların geçilmesini mümkün kılmaktadır. Yani proje yöneticisinin kişisel tercihlerine bağlı olarak değişen tasarım araçları, bilgisayar programları, kısmen ve sonuçta bir noktada birleşse de kullanımın incelikleri uzmanlaşmayı gerektirmektedir.
Hızla tüm bilgisayar teknik ve programlarına hakimiyet her programın kendi özgün özellikleri, kolaylıkları ve yetenekleriyle, ayrıca birbirlerine geçişli olmaları nedeniyle bir zorunluluğa dönüşmektedir.
Tasarı geometri, perspektif bir amaç olmaktan çok bir araçtı. Bu gün bu aracı bilgisayarlar sağlamaktadır. El hassasiyeti ise artık sanatsal ağırlıklı farklı derslerin konusudur.
Geleneksel metotların önemi:
Ancak bilgisayar yine de iki boyutlu bir tasarım aracıdır, yani sonuçta üç boyutlu imaj da olsa iki boyutlu bir ekranda izlenmektedir. Kütle etkisini gerçek anlamda deneyleyebilmek için yine de makete ihtiyacımız var. Maket, bu durum değişmedikçe, daha uzun yıllar tasarımın vazgeçilmezi olmaya devam edecektir.
Bir başka vazgeçilmez de planlardır: işlevsel/yapısal kurgu, mimaride, şiirselliğin, estetik ve anlamla birlikte çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bir planın geleneksel anlamda çözümü her şeye rağmen son derece önemlidir. Planlar, sadece program gereksinimlerinin doğru karşılanmasını sağlamamakta aynı zamanda içinde yaşayan insanlara sağladığı kullanım – yapım – sürdürülebilirlik özelliklerinin yanı sıra tıpkı bir estetik nesne gibi haz vermelidir. Salt estetik nesnenin tek başına bu hazzı verebilmesi mümkün değildir.
Özellikle karmaşık programlı yapı gruplarında, planlama ile sağlanan şiirsellik daha da önem kazanmaktadır. Ancak bu biçimle tamamlanması gereken bir şiirselliktir. Biçimin ise yüzeysel ve hacimsel iki farklı ve birbirini tamamlayan yönü bulunmaktadır.
Sonuç olarak, bilgisayarın öneminin yadsınamayacağı günümüzde Yeditepe Üniversitesinde düzenlediğimiz atölye çalışmasını; bilgisayar+maket+plan çalışmalarının bir yöntemle birleştirilmesi ve üçlü eğitimi üzerine kurguladık.
Geleneksel metotların aşılması ve parametrik tasarımlar
Parametrik tasarımı bir nesneyi bir başka nesneye göre tasarlama olarak tanımlayabiliriz. Bunlardan birincisi bir yapı detayı, bir örtü ya da bir yapı veya bir kent olabilirken, ikincisi yani tasarımı yönlendiren unsur bir matematik formülü (Voronoi fraktallerindeki gibi) ya da topoğrafik, modüler… bir başka nesne ya da onun bozulmuş şekli olabilir. Ders kapsamında (dersin 3 sınıf dersi olması nedeniyle) çok sınırlı olarak bu yöntemlerden bahsetmemize rağmen bazı öğrencilerimiz bunu heyecanla karşıladılar. Buna karşılık kesitin önemi; özellikle karmaşık ve teknik (günümüzde strüktürel cephe olarak tanımlanan) cepheleri tasarlarken nasıl kullanılacağı üzerinde daha fazla durduk.
Bu ortamda mimarlık eğitimi nasıl olmalı?
Bu sorunun cevabını üç ayrı üniversitede aynı dönemde üç ayrı grupla yapılmış çalışmalarla irdeleyeceğiz. Bunlardan ilki, Yeditepe Üniversitesinde 3 sınıf, 1. dönemde yapılan ve geleneksel yöntemleri çağdaş tekniklerle bir araya getirmeye çalışan bir çalışma:
Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölümünde yapılan çalışmalar:
Yeditepe üniversitesinin özelliği çok geniş olanakları öğrencilerine sunmasıdır. Örneğin, çok kısa zaman önce mimarlık alanına giren 3D plotter’lardan bulunmakta, ayrıca kil çalışılabilecek atölyeler, tam donanımlı maket atölyesi, gelişmiş bilgisayar laboratuarları… diğer imkanların yanında öğrencilere sunulmaktadır.
Yeditepe Üniversitesi Mimarlık bölümünde 2012-2013 güz döneminde yapılan çalışma üç ayrı grubu kapsamaktaydı. Uyguladığımız program, öğrencilere çok mekanlı kompleks bir yapıyı, eğimli bir arazide, eğimi de kullanarak çözmelerini ve tasarımlarını sunmalarını, buna ilaveten kendilerini ifade etmelerini sağlayacak bir “mimari çizim programının”, ayrıca “bir render programının” eğitimini de kapsamaktaydı.
Programın ağırlığı ek derslerle (normal program +13 gün) telafi edilmeye çalışıldı. Öğrencilerin 7 gün 24 saat ulaşabilmeleri, destek alabilmeleri için önlemler alındı. Lisanslı programlar dağıtıldı. Destek sözleri alındı.
Ayrıca öğrencilere mimariyi sevdirmek amacıyla, bizce dünyanın mimarlık eğitimine en uygun kentlerinden birisi olan İstanbul’da dört adet gezi düzenlendi.
Atölyenin kurgulanması:
Yeditepe Üniversitesi Mimarlık bölümünde dönem başında 3.sınıf atölyesini bilgisayar programları ile geleneksel tasarım araçları arasında kurguladık. Bir taraftan bilgisayar programı eğitimi kavramsal ifadeye (yani örneğin: duvar= ebatlar + katmanlar + malzemeler + tanımlar + öznitelikler + çizgi kalınlık-renk-tipleri + yüzey renk, doku, üzerlerine gelebilecek görüntüler, şeffaflık/opaklık ayarlarının…. tanımını yaparak yani duvarı gerçek anlamda tanımlayarak çizim yapma) olanağı sağlayan bir çizim programı (Allplan), onunla entegre bir render programı (C4D) üzerinden yoğunlaştı.
Yer ve program:
Arazi Kartal ilçesinde, Cevizli mahallesi 221 no.lu ada içinde bulunmaktadır ve toplam yüzölçümü 22.000 m2 civarındadır.
Çevrede çoğunlukla en fazla üç-dört katlı bahçe içinde konut binaları ve Tekel Fabrikasına ait çeşitli binalar bulunmaktadır.
Arazi, batısında bahçe içinde villaların bulunduğu Dragos tepesi, doğusunda tren yolu ve Bağdat Caddesi ile kuzeyinde ve güneyinde Tekel’in arazileri ile çevrilidir.
Arazi yaklaşık % 4 oranında eğimlidir.
Öğrencilere konu olarak bir lise programı verildi. Bu program yakın zamanda sonuçlanan bir yarışmanın programıydı. Öğrencilere, bu yarışmanın tüm ödül alan projeleri bir kitap haline getirilerek elektronik ortamda dağıtıldı. Onlardan hem kendi tasarım ve sunum yöntemlerini oluştururken, hem de kendi çalışmalarıyla karşılaştırarak eleştirisel bakış açılarını geliştirmek üzere yararlanabilecekleri söylendi.
A/ GİRİŞ BÖLÜMÜ 500 m2
B/ YÖNETİM BÖLÜMÜ 650 m2
C/ EĞİTİM BÖLÜMÜ 3350 m2
D/ SOSYAL TESİSLER 1340 m2
E/ SPOR SALONU 1420 m2
TOPLAM NET ALAN 7260 m2
% 60 dolaşım 4356 m2
TOPLAM BRÜT ALAN11616 m2
F/ DESTEK BİRİMLER 6740 m2
G/ OTOPARK (gelir getirecek ve çevre yapılaşmaya hizmet verebilecek şekilde 300 araç
TOPLAM İNŞAAT ALANI (otopark hariç)18356 m2
Atölyede proje çalışmaları, plan çözümleri ve maketle başladı. Aynı zamanda öğrencilerin bilgisayar programları üzerindeki eksiklerinin giderilmesine çalışılırken diğer taraftan da projeler geliştirildi.
Programı, lisenin ve arsanın özelliklerine uygun şekilde, arazi kullanımına, giriş çıkışlara ve otopark sorunlarına çözüm üretecek şekilde araziye uygulamaları istendi.
Çalışma, üç farklı aşamadan geçen, proje atölyesi çalışması ve bilgisayar programları eğitimleri olmak üzere iki farklı eğitim programının birleşmesinden oluştu:
Birinci aşama:
Programın sunumu, yer görme, eskiz aşaması, plan çözme çalışmaları, plan maketle planların geliştirilmesi, birinci aşama sonunda standartlara uygun ifade ile projelerin çizimler+plan maket sunumu ve jüri değerlendirmesi,
Bu aşamada öğrencilerden öğrendikleri bilgisayar programında çizimlerini yapabilecekleri söylenmiş ancak kendileri sunum programı konusunda serbest bırakılmıştır. Öğrencilerin yaklaşık yarısı, sunumlarını yeni öğrendikleri bilgisayar programı ile gerçekleştirmiştir. Diğer yarısı muhtelif bilgisayar programları kullanmıştır. (Autocad…)
Allplan kullananlar kavramsal tasarım üzerine yoğunlaşırken Autocad kullananlar çizimle sınırlı kalmıştır.
Plan maketle çalışmanın önemi:
Plan maket dış cepheleri olmaksızın yapının işlevsel kurgusunu, zemin ilişkilerini, sirkülasyon alanlarını gösterecek şekilde çözülmüş planların makete dönüştürülmüş şeklidir.
Bu aşamada öğrencilerden
Proje için programa ve çevre verilerine uygun genel işlevsel kompozisyon önermeleri,
Ulaşım, erişim, yaya ve araç trafikleri için öneriler geliştirmeleri,
Alan kullanımlarını, yeşil alanlar, meydanlar, merdivenler, teraslar, spor alanları gibi açık ve kapalı alanları tanımlamaları istenmiştir.
Arazi eğimlerinin projeye yansıması ve bu bağlamda oluşan kütle dengesine dikkat etmeleri beklenmiştir.
Farklı işlev alanlarının güneş durumuna göre konumlandırılmaları beklenmiştir.
Taşıyıcı sistemlerle ilgili sorunlar bu aşamada irdelenmiştir.
Yukarıda: Plan maket çalışması (Cansu Kasarcı projesi –ara teslim öncesi-)
Allplan mimari tasarım/ifade programı eğitimi
Bu dönemde derse paralel olarak yürütülen bilgisayar programı eğitimi iki boyutlu çizim üzerinde yoğunlaştı. Aks sistemi ve anlamı, duvar, kolon, döşeme, kapı, pencere, örtü, kabuk… kavramları irdelenerek bunların hangi özelliklerinin olduğu ve bu özelliklerin nasıl çizimlere aktarılacağı gösterildi. Sunumlarda öğrencilerin bir bölümü derste aldıkları bilgileri kullandılar.
İkinci aşama:
Cephe konusu günümüzde ülkemizde özelikle ileri bilgisayar tekniklerini kendi malzemelerinin pazarlanması için kullanan cephe firmalarının önem verdiği ve üzerinde çalıştıkları bir alandır. Bu alanda bu firmaların ön plana çıkmaları mimarinin gerilemesi ile sonuçlanmakta, öğrencilerin cephe yapabilir hale gelmeleri bu olumsuzluğun geri döndürülmesi için önem taşımaktadır.
Yukarıda Allplan programında, daha önce uygulanmış bir cephenin üç boyutlu olarak kesitinden itibaren yeniden projelendirilmesi ve modellenmesi.
Cephe; bir mekan ve mekan oluşturucu olarak cephe ve kesitten itibaren cephenin irdelenmesi:
Bu aşamada öğrencilere konu ile ilgili çok sayıda doküman dağıtıldı ve cephenin tasarımı için hangi yöntemlerin kullanıldığı gösterildi. Bu aşamada bilgisayar programlarında iki boyuttan üç boyuta geçmenin önemi gösterildi. Dünyada yapılan örnekler gösterildi ve açıklandı. Öğrencilerden binaları için:
-güneş durumunu göz önüne alan,
-yeterli ışık girmesini sağlayan,
-estetik açıdan çekici,
-anlamsal ve simgesel olarak yapının toplumsal konumunu belirleyici ve yükseltici çalışma yapması istendi.
Cephenin güneş alan güney yönüne güneş kırıcılı, doğu yönüne güneş kırıcısız tasarlanması. (Mert Projesi)
Üçüncü aşama:
Çalışmanın son aşamasına girerken bir ara çalışma olarak plastik bir malzeme ile (kil) ile tasarımların yeniden ele alınması çalışması yapıldı. Bu çalışmada: kütleler, çevre ilişkileri, arazi ilişkileri yeniden irdelendi ve çıkan sonuçlara göre değişiklikler yapıldı.
Yukarıda kil ile yapılan çalışmadan bir örnek: Sezer Türkmen Projesi.
Aşağıda aynı projenin modellenmiş final şekli:
Sunumun hazırlanması (C4D render programı eğitimi) :
Sunum paftası özellikleri, (ifade+ikna etme+estetik ve etkileyici sunum yapma) render alma, render almada ışık ve malzeme atamaları, yardımcı diğer programlar özel olarak dersler yapıldı. Bu derslerde etkileyici bir sunum paftasının incelikleri gösterildi. Dönem sonunda bir yarışma paftası gibi grafik tasarımla düzenlenmiş sunum yapmalarının isteneceği anlatıldı.
Maket ve bilgisayar yardımıyla maket yapma:
Yeditepe Üniversitesi öğrencilerine sağladığı olanaklarla Türkiye’de ön planda gelmekte. Bir çok okulda bulunmayan CNC tezgahı, 3D Plotter mevcut. Bunların kullanımı sadece bir yapım kolaylığı değil aynı zamanda daha önce tasarlaması mümkün olmayan –ya da çok güç olan – tasarım alanlarının günlük hayata girmesini sağladı. Öğrencilerin bu olanaklardan yararlanması onların eğitimleri açısından son derece önemli.
Yukarıda 3D plotter kullanılarak geleneksel maket altlığı üzerine yerleştirilmiş maketler. Kaynak: Archdaily
Ancak zamanın yetmemesi nedeniyle bu aşamalar eksik kaldı.
Geziler:
Öğrencilerin mimariye ilgilerinin arttırılması için geziler düzenlendi. Çemberlitaş -Küçükayasofya, Beyazıt Hanlar – Bölgesi, Muratpaşa – Eminönü ve Beyoğlu gezileri ile hem projede gereken hacim, kentsel ilişkiler, mekan, alan/büyüklük ilişkileri… hem de doku, renk, ışık etkileri üzerine çalışmalar yapıldı. Bu gezilerden Zeyrek – Fatih gezisi planlanmış olmasına rağmen zaman eksikliğinden yapılamadı.
Dönem içinde yapılan öğrenci çalışmaları
Sezer Türkmen
Proje, Sezer’in yaklaşımına uygun olarak alanın çeperine yerleşen rasyonel bir plan şeması üzerinden gelişti. Plan şemasını minimalist bir anlayışla “bükerek” projesini tamamladı. Projenin tamamı bu dönem eğitimini aldığı Allplan ve C4D programlarıyla gerçekleşti.
Bilgisayar eğitimine paralel yürütülen çalışmada, çevre analizlerinden sonra, ilk aşamada plan çözümlerine yoğunlaşıldı. Arsanın genel kullanım kararları, erişim, girişler, erişimle ilgili spesifik problemlerin çözümü için öneriler geliştirilmesi, açık alan düzenlemeleri üzerine çalışmalar yapıldı. İkinci aşamada olası senaryolar (yirmi farklı senaryo istenmişti) üzerinde tartışıldı ve seçimler yapıldı.
Bundan sonraki aşama plan maket üzerinden yürütüldü. Dış cephesi olmayan ancak iç mekan kurgularından, taşıyıcı sistemlerden, genel kütleye kadar geniş araştırma imkanları sağlayan bu yöntemle planlar geliştirildi. Ara teslim planmaket ve plan/kesit/görünüşlerle yapıldı.
Final aşamasında kil ile yapılan çalışmadan sonra artık üç boyutlu mimari ifade üzerine belirli bir aşamaya gelinmiş olunması nedeniyle projenin bir yarışma paftası düzeninde sunulması istendi, bu tarzda yapılan ilk çalışma olması nedeniyle bazı eksikleri olsa da yüksek notla değerlendirildi.
Cephelerin düşeyde ve yatayda hareketlendirilmesiyle lise yapısına dinamizm kazandırılmak istenmiştir. Yatay çizgilerle vurgulanan kütle sonsuzluk duygusu vermeye çalışmakta, öğrencilere ise nötr bir ortam sunmaktadır. Diğer taraftan yapının otoparktan, üst seviyelere karmaşık fonksiyonlu kurgusu, dil sadeliğine rağmen bir iletişim ortamı sağlayabilecek düzeydedir.
Fatmanur
Fatmanur’un projesi eğimi takip eden doğu batı aksında üç ayrı kotta üç ayrı alan düzenlemesi ve bunların aralarındaki ilişkilerin iç ve dış mekanlarda kurgulanması şeklindeydi.
Yapının fonksiyonlarının bir araya getirilmesine karşılaşılan sorunlar, örneğin otopark aksları ile üstüne gelen bölümlerin akslarının uyuşması, güneş/cephe ilişkileri, karanlıkta kalan büro/sınıf olmaması, mekansal hierarşi Fatmanur’un projesinde yoğunlaştığı kısımlardı. Tamamı dönem içinde öğrenilen Allplan ve C4D programlarıyla yapılan çalışma yüksek notla değerlendirildi.
Fatmanur’un anlatımıyla:
“Proje dik bir topoğrafyadan oluşan bir arsadır ve Maltepe’de eski Tekel depolarının olduğu alanda bulunmaktadır. 10 metrelik kot farkı projenin alan kullanım kararlarını etkileyen ana unsur olmuştur. Projenin hedefi hem bir eğitim kurumu oluşturmak hem de görsel iletişim alanındaki eksikliklerin giderilmesine katkı sağlamaktır. Tasarım, ana dağılımın kot farklarıyla ilişkisinin kurulmasıyla oluşmuştur. Ana çekirdek görevi gören kırık prizmatik yapı ulaşımı sağlamanın yanı sıra yapının dinamizmini vermektedir. Yapının kalanında brüt beton ve cam düşünülmüştür. Brüt betonla teknoloji ve görsel iletişim üzerine bir mesaj verilmek istenmiştir. Programa ilaveten öğrencilerin becerilerini geliştirmek amacıyla çeşitli atölyeler eklenmiştir.“
Onur farklı bir yol izledi. Sarmal bir orta koridor etrafına yerleşen sınıflar ve iki uçta yer alan idari ve destek birimler yerleştirmek istedi. Daha önceden kullandığı sketch up programı ile fikrini sunmak istedi. Atölyenin pedagojik hedeflerine uymamasına rağmen, bir fikrinin olması ve sonuna kadar onu savunması nedeniyle eleştirildi ancak formel çalışmaları desteklendi.
Benan başından itibaren son derece disiplinli çalışan bir öğrencimizdi. Hem çalışmasının sürekliliği hem de öğrenme konusundaki istekliliği ile etkileyiciydi. Projesi bir orta alan etrafında şekillenmekte.Projesinin tamamını Allplan ve C4D programlarını kullanarak gerçekleştirdi.
Üç kademeli bir öneri geliştirdi. Yapı içeriden ve dışarıdan birbirine bağlanan bloklardan oluşmakta.Orta alan dışa kapalı, ancak çeşitli etkinliklere olanak sağlayacak büyüklükte. Alanın iki ucunda iki farklı otoparkı bulunmakta. Üst kottaki kapalı, altta ise özellikle servis araçlarının kullanacağı bir açık otopark bulunmakta. Anfitiyatroya dönüşen merdivenler, çoklu kullanım alanları, geçitler, köprüler projenin diğer özellikleri.
Hande Nur Güleçoğlu
Hande’nin projesi güçlü plan şeması ile dikkat çekmekte. İki kademeli bir alan kullanımı ile araziye yerleşen proje, bütünleştirici bir dil arayışı ile tamamlanmakta.
Mert Yücel
Mert’in projesi genel kurgu, atriyum oluşturan elemanlar ve cepheler üzerine gelişti. Açık ve kapalı alanlar arasındaki geçişleri koridor, galeri gibi boşluklara öncelik vererek düzenledi. Böylelikle hem görsel iletişimin hem de sosyal ilişkilerin gelişmesini sağlamaya çalıştı.
Mert’in projesinin özelliği detaylarla bütün arasında kurduğu ilişki. Soyut şekillerden çok belirli bir yapısal mantığı olan elemanları kullanması. Projenin detaylı olması Benan ile birlikte yaklaşık yarım GB büyüklüğünde dosyalarla çalışmasını gerektirdi. Bir kez daha güçlük teknik gelişmelerle aşıldı programların yeni versiyonlarında bu büyüklükte bir dosya ile çalışmak mümkün. Ancak onlar için henüz çok erkendi :).
Seda Sevilay Onat
Seda’nın projesi günümüzün iki boyutlu geleneksel çizimlerinin artık yetmediğinin, özellikle yeni cephe tekniklerinin farklı ifade şekillerine gereksinim duyduklarının bir örneği. Proje en kapsamlı ve detaylı çalışılmış projelerden. Ancak aynı zamanda bir yangın güvenlik tahliye sistemi oluşturan cephe, iki boyutlu çizimde istenilen ifadeyi sağlamamakta.
Genel yerleşim şeması, otoparktan itibaren farklı kotların kullanılışı.
Kütüphane ve yangın tahliye balkonları.
Gamze
Münferit yapıların biraraya gelmesinden oluşan eklektik bir çözüm geliştirdi.
Cansu Kasarcı
Cansu’nun projesi programın farklı kollarda çözülmesini önerdi. Yapının yükselmesi açık alanların artmasını ve bunların çevre özelliklerine uygun olarak yeşil alan olarak düzenlenmesine olanak sağladı.
Semahat Özveren
Semahat’ın projesi güneye ve batıya açılan yolun olduğu kuzey bölümüne kapanan bir plan şemasından yola çıktı. Arazi kotlarını büyük mekanları lise öğrencileri için daha uygun ölçülere getirmek için kullandı.
Adem dönem içinde çok ciddi bir süreklilik sorunu yaşadı. Ancak sonunda mimari projenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği, ancak bu şekilde mimarlık yapılabileceğini gördü. İki çubuktan ve onların arasındaki köprülerden oluşan projesi:
Baha Kılıç
Baha başından itibaren Skecthup programını tercih etti ve onunla çalıştı. Üç eğime paralel kütle ve aralarındaki ilişkileri kuran bağlantılardan oluşan projesi spor sahaları ile desteklenmekte.
Gülçe Oğuz
Onur Can Zorlutuna
Maltepe’de bulunan bu lise binası tasarımında yeşil alanların maksimumda tutulması hedeflenmiştir. Arazinin eğimine uygun verilmiş her kota eklenen kat bahçeleriyle binanın araziden aldığı her yeşil alanı, araziye geri kazandırması sağlanmıştır.
Bu kat bahçeleri arasındaki geçiş tribün + merdiven elemanıyla yapılarak bahçelere öğrenciler için oturma alanları kazandırılmıştır. Kütüphane ve kantin gibi sosyal tesisler bu bahçelere yakın yerlere konumlandırılmıştır. Ortada bir girişle girilen bina, eğitim bölümü kuzeyde, yönetim bölümü güneyde olacak şekilde tasarlanmıştır. Arazinin eğimi dolayısıyla doğal ışık alamayacak alanlar ise otopark olarak kullanılmıştır. Binanın tasarımında engelliler için asansör ve acil durumlar için çıkışlar düşünülmüştür.
Maket, lazer kesim pleksiglas ve el kesimi mukavva ile yapılmıştır.
Kıymet Yurdugül
Konferans salonu, kapalı spor salonu, kütüphane ve idari mekanlar için hizmet veren giriş en üst kotta planlanmıştır. Tören alanı olarak kullanılmak üzere tasarlanan öğrenci girişinin bulunduğu orta kot ise merkezi iç planlama ile diğer mekanlara erişimi mümkün kılmaktadır.güneye konumlandırılan yeşil tampon alan/ açık oyun alanı ise soyunma odaları ve kantin ile ilişkili olarak zemin katta çözümlenmiştir.
Arsanın topografik özellikleri göz önünde tutularak yapı 3 seviyede zeminle bütünleştirilmiştir.
Yapının sadece öğrencilerin kullanımına hizmet vermemesi, aynı zamanda kentinde kültürel etkinlik noktası olması amaçlanmıştır.
Konferans salonu ve spor salonu farklı kotlarda planlanarak 2 farklı fuaye alanı oluşturulmuş, bu alanlar ise manzaraya/denize yönlendirilmiştir.tüm dersliklerin en iyi şekilde ışık alabilmesi için birimler dar kesitte çözümlenmiş ve kuzeye yönlendirilmiştir.
Kütüphanenin dış çevre etkisi altında sesten en az şekilde etkilenmesi amaçlanarak en üst katta konumlandırılmıştır.
Strüktürel açıdan her birim kendi içinde çözümlenerek, temelde 6 farklı noktada dilatasyon
uygulanmıştır.
Sonuç
Öğrencilerimiz için zor bir dönem oldu. Çok fazla bilgiyi çok kısa zamanda vermeye çalıştığımızı düşündüler, şikayetleri oldu.
Özellikle plan çözme çalışmaları zor geldi. Daha çok imaj olarak oluşturdukları bir hacimin içine yerleşmenin daha doğru olacağını düşünüyorlardı. Planları m2’lere uyarak çözmenin önemli olduğunu ancak projenin bununla bitmeyeceğini örneklerle gösterdik. Bir sonraki aşamanın imaj üzerine yoğunlaşacağını belirttik.
Son aşamada, kütle/imaj sorunu, sunum, maket, pafta düzeni, renderlar için zaman yetmedi. Bu durumda genç meslektaşlarımızın zaman kullanmalarındaki sorunlar önemli bir etken oldu. Zamanı iyi kullanan programa kolayca uyum sağlarken diğerleri zorlandı. Ancak eğitim sonuçta düzeltmelerle yapılır.
Bundan sonra zaman konusunda daha dikkatli olacaklarını biliyoruz.
Ülkemiz, başka ülkelerde, uzun yıllarda gerçekleşen bir eğitimi; mimarlık eğitimini, dört yılda vermeye çalışıyor. Ve bizim gençlerimizin onların gerisinde olmaları söz konusu olamaz.
Gençlerin zorluklarını, sürekli yanlarında olarak ve her türlü desteği, gece gündüz vererek aşmaya çaba sarfettik.
Gezilerle İstanbul’un başlı başına bir mimarlık dersi olduğunu göstermeye çalıştık. Umarız tüm bunlardan sonuçlar çıkmıştır.
Öğrencilerimize meslek yaşantılarında başarılar dileriz.



























































































77 Yorum
MURAT DALMIŞ
Merhaba ben allplan özel ders almak istiyorum. Bana yardımcı olabilecek arkadaşlar varsa benimle iletişime geçseler iyi olur. 554461 66 84
Ali Derviş
Dalan Mimarlık hocalarıyla bir toplantı düzenliyor. Toplantıda hocaları aşağılamak için elinden geleni yapıyor. Ona göre “mimarlık kolay bir işmiş ve esas zor olan Elektirik projesi yapmakmış o da yapmış”. Mimarlığın yönetimini değiştiriyor ve hocalardan ücretlerinde indirim yapılmasını kabul etmelerini etmeyenlerin de yolunun açık olduğunu söylüyor.
Sonuç:
Öğrenciler aynı yüksek ücretleri ödiyerek, daha kalabalık sınıflarda, ücret indirimini kabul eden hocalarla, asistanlarla eğitim görmeye devam ederken Dalan’da talana devam ediyor. Eski alışkanlığı, sözüm ona mimarlardan geçmişin intikamını alıyor. Bu arada Dalan’ın ismini bile duymak istemediği Mimarlar Odasına sormak lazım kendisi mesleği koruma konusunda neler yapıyor?
Anonim
Dalan gerçekten TALAN’mış.
Arif Olan
Tam şapa oturduk. Zaten Yılmaz Hoca yoktu, şimdi Orhun Hoca da gitti. Uyanık “Dalan” hoca ücretlerini indirince en nitelikli hocalar gitti ve üniversite de şapa oturdu. Artık iki misli reklam harcaması yapması lazım ki geçmişte bulabildiği öğrencilerin dörtte birini bulabilsin uyanık DALAN!
Anonim
Revit görüyoruz ama revit görmek başka, revit kullanan ya da 3 boyut program kullanan hoca ile çalışmak bambaşka. Yeditepede görev yapan proje hocalarının mutlaka bilgisayar kurslarına gitmesi ve 3 boyut programları öğrenerek derslere gelmesi lazım. Yoksa bizler diplomalarımızı sadece evlerimizin duvarlarına asabileceğiz.
Anonim
Geçen sene projemizi elle yaptık. Bizim atölyede bilgisayar kullanılmıyordu. Paftaları astık ve sanılanın aksine elle çizmenin projenin bilinçli yapılması için yeterli olmadığını gördük. Çok iyi not alan bir arkadaşımız katında nedesi asma kat boşluğu, nerede döşeme var gösteremedi. Halbuki hocalarımız elle çizim yapmanın daha bilinçli olmayı getirdiğini söylüyorlardı.
Çok az hocamız bilgisayarla tasarım yaptırabiliyor. Okulda revit görüyoruz ama bunu kullanarak tasarım yaptırabilen hocamız yok gibi. İş elle ifade etmeye gelince de uçak çağında kağnı kullananlara dönüyoruz. En büyük sıkıntımız bilgisayar kullanmadan mezun olmak. Çünkü tüm piyasa bilgisayarla çalışıyor. Bizler pahallı okuldan diploma satın almış durumuna düşüyoruz.
Anonim
Sonuç: 0. Herkes kendi küçük dünyasında işlerini sürdürmeyi marifet sanıyor. Halbuki ortak bir akıl çıkartmak için tartışmak, alternatifler ortaya koymak, eleştirmek gerekir. Gelişmeler, ilerlemeler de ancak bu ortamladan gelebilir.
En son eleştiriden bugüne neredeyse bir yıl olacak. Tık yok. Halbuki:
.Bu yönteme karşı çıkılabilinirdi: Biz kendi atölyelerimizden sorumluyuz gerisi bizi ırgalamaz denilebilirdi. ki bu bile bir tavırdır.
.Bunlar yanlış işler doğrusu şudur olurdu. ki sağlıklı bir tartışma ortamı ancak böyle olur.
.Bizim yöntemimiz şudur, şu sonuçları alıyoruz denirdi ki – o daha da iyidir.
.Bunlar mükemmel işler harikasınız. En kötü eleştiri de bu olurdu. Ama burası Türkiye bilimsel yöntemlerin ülkemize gelmesine henüz bir asır var.
Saliha Gür
Burada son derece zengin bir arşiv oluşmuş. Keşke bu arşiv daha da tartışılarak geliştirilse ve eğitim için dersler çıkartılsa. Beni Türkiye’de en çok rahatsız eden şey, tartışmanın olmaması. İnsanların kendi kabukları içine kapalı yaşamaları. Kendi içlerine kapalı yaşayan insanlar ve gruplar önce kendi hapishanelerinin duvarlarını örüyorlar sonra da içinde boğuluyorlar. Belki de tüm bu tartışmalardan çıkartılması gereken birinci ders “fikrini oluştur ve ifade et”tir. Yoksa politikacılar senin adına ve çok kötü bir şekilde ifade ederler.
Cem Öztürk
Yeditepe’deki hocalarımı başta sayın Prof.Dr.Yavuz Koşaner olmak üzere tüm eğitim kadrosunu kutlarım. Gerçekten çok büyük bir başarı. Geçen yıl kaybettiğimiz Sayın Prof.Dr.Fatih Pakdil’i rahmetle ve saygıyla anıyorum. Her zaman heryerde söylediğim gibi, Yeditepe Mimarlık gerçekten ününü hakediyor. Saygılarımla.
Ali Akar
Bence bilgisayarı eli düşmanı görmek ne kadar yanlışsa onu fetişleştirmek de o kadar yanlış. Arkadaşlar birçok açıdan ideal diye tanımlanabilecek bir eğitim almışlar anlaşılan. Yani hem el, hem maket, hem bilgisayar. Tabi ki böyle bir program ne her hocanın cesaret edebileceği ne de her öğrencinin altından kalkabileceği bir programdır.
Bilgisayarın kullanımı günümüzde bu alanda yukarıda gördüklerimizi çok çok aştı. Ama eğer yukarıdaki örnekler bile bize çok bilgisayar geliyorsa bizde bir sorun var demektir.
Hocaların 24 saat aranabilir olması, geziler yapması, eksikleri tamamlamak için ek dersler düzenlemesi yani eğitimi sadece okul saatleriyle sınırlı tutmaması hatta dönemleri de aşan eğitimler vermesi bence bu uçan teknolojiler döneminde artık zorunlu hale geldi. Kutlarım.
AzmiGür
Bu projeler başka bir yerde yayınlandı mı? Basılı halde var mı?
Anonim
Fatmanur Zengin’in projesindeki arka plan hangi programda yapıldı? Nasıl bir yol izlendi, firma desteği alındı mı? blgi verebilirmisiniz???
Anonim
Ben aynı fikirde değilim. Ne baba desteğim vardı. Ne de başka bir şey. Okulda aldığım dersler bana iş hayatımda büyük destekler sağladı. Bilgisayarcı arkadaşlar iki çizgiyi bir araya getiremezken ben kendimi kağıt kalemin olduğu her ortamda mükemmel ifade edebildim. Bir ton hatayla dolu projeleri ben düzelttim.
Bir iki arkadaşımız sorunlar yaşamış olabilirler ama genel olarak bakıldığında durum bence diğer üniversitelerin önünde bile sayılabilir.
Yukarıdaki çalışmalar çok aşırı bir özveri ürünü bence. Bunlar da olmalı, hatta yıllara yayılarak olmalı tabi ki ama eski hocalarımıza da haksızlıklar yapılmamalı.
Yazmasam daha iyi
Bizim dönemimiz bir garipti Yeditepe’de. Doğru dürüst proje dersi görmeden mezun olduk. Bilgisayar yok gibiydi. Zaten tek özelliğimiz diğer okullarda artık okutulmayan dersler bize okutuyordu. Biz de kampüs, kızlar filan derken mezun olup gittik. O dönemde bize diploma almanın en önemli şey olduğu anlatılırdı evlerde biz de inanırdık.
Ben ilk şoku ilk girdiğim işte yaşadım. Bilgisayar bilmediğim için beni bir çizim elemanına yardımcı verdiler. (Babam sağolsun) O da bana biraz autocad öğretti. Ardından şantiyeye sürüldüm. Kaza geçirene kadar da çalıştım.
Biraz önce internette Yeditepe Mimarlık Bölümü yazdım burası dikkatimi çekti. Anlaşılan eski okulum doğru bir yola girmiş. Bizim zamanımızda akla gelen her türlü ders okutulurdu mimari proje dışında, zaten proje için de vaktimiz olmazdı. Hocalarıma saygım sonsuz ama her türlü dersi okutarak hem de diğer üniversitelerde olmadığı kadar okutarak belki bize iyilik yaptılar ama sonuçta eksik proje eğitimi yüzünden çizim elemanına çırak olduk.
Umarım buradaki çalışmaları yapan hocalarımıza yenileri de eklenir ve Yeditepe’yi hakettiği yere taşırlar.
Yeditepe’nin Yıldız’dan, Mimar Sinan’dan, İTÜ’den, ODTÜ’den hatta burada öğrenci projeleri yayınlanan Beykent’ten nesi eksik. Bir MIT bir AA olamazmıyız?
Bir dönemde bunları yapmak mümkünse dört yılda neler yapılmaz?
Anonim
Keşke keşke keşke… Adanalı
Ali Uslu - Newyork
Son dönemlerde özel üniversitelerde hoca ücretlerinden tasarruf etme amaçlı çabalar var. Mütevelli ya da ondan daha mütevelli rektörlükler gerekçe olarak diğer bölümlerin çok kalabalık sınıflarını gösteriyorlar, bazı üniversitelerde de “Bologna Süreci” bahanenin uluslararası boyutunu oluşturuyor.
Halbuki genel olarak tasarım eğitimleri özel olarak da mimarlık eğitimi öğrenci hoca ilişkisinin bire bir olduğu nadir eğitim türlerindendir. Öğrencinin projesi üzerinde o projenin: işlevsel, estetik, anlamsal, yapı fiziği yönünden, taşıyıcı sistemler bakımından, çevre ile uyumu açısından, çizim standartları ve teknik resim bakımından, sunum yapma yönünden tartışması yapılır. Bunların yapılabilmesi için hocanın her bir öğrencisine minumum 45 dakika ile bir saat arası vakit ayırması gerekir.
Ayrıca ve bu nedenle mimarlık okulları “gece feneri” diye tanımlanırlar, gece gelen ziyaretçiye güvenlik “ışık yanan binayı bulun orası mimarlık fakültesi”diye yönlendirir.
Ders saatleri çoğu kez yetmez, ya da hocalar ve öğrenciler sanki bir maraton koşmuşlar gibi yorulurlar.
Hocanın cep telefonu öğrencilerdedir. Onların öncelikleri vardır. Diledikleri zaman arayabilirler. Şimdinin internet teknolojileri sayesinde sadece ders saatlerinde değil her an tashih alabilirler.
Yani normal olanı da budur. Selamlar
Ali Sait Çiftçi
Ben de eklemeler yapayım, ders saatleri arttırılmak istenir, öğrenci sayıları olamayacak kadar yükseltilir, giderek sayıları artan öğrencilerin olduğu sınıflarda kendilerini paralarlar. Akademik makale yazacağız diye kıvranırlar, dergilerde yayınlatmak seminerlerde sunmak için ücretler öderler, kimsecikler de yahu ne düşünüyorsunuz demez. Neyse bunları boşverin. Belki bir gün birileri gelir durumu değiştirir.
Öğrencileri ve hocalarını kutlarım. Sevgiyle.
Anonim
Bizim hocalarımız her dönem fedakar olmuşlardır. İstisnaları olabilir ama kaideler kalır. Ücretleri komiktir, akademik ilerlemeleri sürekli güçleştirilir önlerine her dönem yeni yeni engeller konulur, üniversiteleri şantiyeye çevrilir, üstelik kimsecikler de onlara danışmaz sanki veteriner fakültesinin hocalarıymışlar gibi. Ders programları tepede yapılır aşağıya sorulmadan iner, bir evrak istersiniz imbikçi hesabı geçiktirilir. Üniversite binaları ellerinden alınmak istenir geceleri nöbet tutarlar, percerelerden girip çıkarlar.
Kısaca “bir garip kuldur”lar. Onların yapacakları hiçbir fedakarlık beni şaşırtmaz çünkü bu onların zaten mesleğidir.
Tüm hocalarıma, rıhtıma, marangozhaneye, koridorlara, selam olsun.
Anonim
Anladığım kadarıyla burada geleneksel planimetrik eğitimle yeni dönemin bilgisayar teknikleri birleştirilmek istenmiş. Semahat Özveren, Sevilay Onat, Fatmanur, Onur Badur’un projelerinde de parametrik mimari çalışmaları yapılmış. Yani mimari yüzey bir topoğrafik eleman gibi ele alınmış. Ayrıca hemen hemen bütün projelerde cephe/kesit ilişkisine çalışılmış. Tek bir dönemde üstelik yeterli bilgisayar altyapısı olmayan öğrencilerin geleneksel yöntemlerden başlayarak bu noktaya gelebilmiş olmaları gerçekten takdire şayan. Ben sadece planların ifadesine daha fazla vakit ayrılsaymış diye düşünüyorum. Hem bir taraftan plan/maket dediğiniz çalışmalar var, yani planlar çözülmüş ancak çizgisel ifadeleri bunun çok gerisinde kalmış. İzmir’de Yaşar Üniversitesinden bir örnek resimde öğrencinin sunumunu yaptığı yuvarlak planlı yapıdaki kadar planların ifadelerinin gelişmiş olması gerekirdi.
Sanıyorum ifade konusu her zaman olduğu gibi en sona kalmış ve yetişmemiş. Sonradan düzeltmelerin yapılmış olması da bunun kanıtı.
Bizim gençlerimiz gerçekten zaman özürlüler. İki oğlum bir kızım var her üçü de yataktan kalkmayı zamanında okullarına gitmeyi bilmiyorlar. Ne yaptıksak öğretemedik. Bu genel bir hastalık. Disipline almak da yetmiyor. İçlerinde olması lazım ve içlerinde yok.Üstelik de şanslılar, hocaları arkalarından koşuyor. Benim zamanımda hocalar derse bile girmezdi. Asistanlar girerdi. Hocalarla asistanlar arasında kalırdık. İlk projemde dersimizin hocasını iki ay sonra görmüştüm. Yaptığımız çalışmaların tümünü eleştirmiş, asistanı azarlamış, biz de iki ay sonra sıfırdan başlamıştık. Yıldız Üniversitesi İnşaat fakültesi 1982-87 dönemi.
Bu kısımda yer alan diğer okulların projeleri daha gelişmiş ama sanıyorum onların bilgisayar eğitimleri daha erken başlamış hem de daha ileri sınıflardalar.
BIM (Building Information System) programları aslında güç çünkü herşeyden önce binanın ne olduğunu bilmek lazım. Ancak çok önemli çünkü bütün bir büronun yaptığı çalışmayı tek bir kişi çok daha kısa sürede tamamlayabiliyor. Biz büroda revit ağırlıklı çalışıyoruz ama onda da sorunlarımız var. Hocaları tekrar tekrar kutlarım. Öğrencilerin arkalarından koşmaktan da vazgeçmesinler, bu çocuklar günahıyla sevabıyla bizim çocuklarımız.
Ali Sait Çiftçi
Anonim
Sayın Çukurovalı E,
“Bir de hocalar özelde bunları yapıyorlarsa herhalde öğrencilerin kara kaş kara gözleri için yapmıyorlardır. Paranın gözü kör olsun.” demişsiniz. Bu durum doğru değil. Hocalarımızın bize dersler dışında verdikleri zaman için ödeme almadıklrını biliyorum. Hatta bir hocamızın normal maaşı bile ödenemiyordu, derslerinde başka hocalarımızın isimleri vardı, ona rağmen devam etti ve dönemi bitirdi, gezi de yaptı ek ders de neredeyse her saat onu arayabildik telefonları açıktı zavallı gık bile demedi.
Kardeşimin yüksek yaptığı bölümde dışarıdan gelen isimler arasında öyleleri var ki fakülte onların ücretlerini vermeye kalksa karşılayamaz, bürolarında bir sürü insan çalışıyor, ama yine de geliyorlar. Eğitimi ve öğrencileri seviyorlar. Sevmeseler gelmezler.
Yani siz herşeyi paraya bağlamayın. Kendi hayatınızda olumsuzluklar olabilir ama herşey her yer olumsuz değil.
Anonim
Yasak değil de belirli bir aşamaya kadar projeyi bilgisayarla yapmıyoruz. Zaten yukarıdaki projelerde de durum böyle. Tek fark bu derslerde bilgisayarın ayrıca bir ders olarak değilde dersin içinde verilmesiydi. Çok farklı bir dönem oldu bizim çoğumuz için. Yoksa yasak diye bir şey yok. Sadece hocalarımız ellerimizin de gelişmesini istiyorlar. Diğer hocalarımızla da yaptığımız çalışmlarda da çok güzel projeler, güzel renderlar var.
Anonim
Yeditepe Mimarlıkta benim bildiğim kadarıyla bilgisayar kullanmak yasaktı bu yasak kalktı mı? Yukarıdaki öğrenciler toplam öğrencilerin kaçta kaçı? Ayrıca ders olarak bilgisayar eğitimi veriliyor mu?
Anonim
Büroların kullanmaları için nedenler var. Etkin çalışma, üretim, verim, para kazanma… peki ya sanat? Hiç düşündünüz mü?
baki
dünyanın ve türkiyenin en iyi mimarlık ofisleri bilgisayarın tüm olanaklarından faydalanırken bilgisayarı kaldıralım diyen biri bunu ne için söylüyor anlaması ve anlatması imkansız… belli başlı standartlar vardır…bunlar elde de çizilir bilgisayarda da…
Ali Yalvaç
Baş kısımdaki yazıdan bir alıntı:
“Geçmişte farklı aşamalarda ele alınabilen; plan, kesit ve görünüşler üstelik malzeme, ışık, renk, doku, statik hesapları, strüktürel detaylar, metraj ve maliyetleri de içerecek şekilde artık aynı anda tasarlanabilmektedir. Topoğrafyanın, matematik formüllerin, geometrik kurguların, sosyal, psikolojik faktörlerin, kısaca farklı parametrelerin tasarıma çok etkili bir şekilde girmesi tasarım alanında tam anlamıyla bir devrim yaratmıştır .”
Sanıyorum yeterince açık.
Şimdi sorun bizim genç mimar adaylarımız bu dünyanın neresinde olacaklar?
Emrullah
Evet Mert bey “okullar olmasaydı milli eğitim de ne güzel idare edilirdi” değil mi? (Maarif Nazırı Emrullah Bey)
Mert Ergene -Almanya-
Bence bilgisayarı mimarlık fakültelerinden tümüyle kaldırmak lazım. Çünkü:
.öğrenci ne yaptığını bilmiyor. Yani yaptığı çizimlerin aslında gerçek dünyada olduğunun farkında değil. Bunların bir kalınlık, yükseklik, doku, renk özellikleri taşıdığını anlamıyor. Hayal dünyasında göz alıcı çizimleri gerçek zannediyor.
.Yaptığı renderları yapmak için mimar olmaya gerek yok. Yani ne yaparsa yapsın taşınıyor, ne çizerse çizsin insanları soğuktan sıcaktan koruyor gibi geliyor. Projelere bakıyorum devasal pencereler var. O pencerelerin arkasında yazın nasıl yanılır kışın nasıl donulur düşünmüyorlar.
.El hassasiyetleri tamamen bitiyor. El çizimlerine bakıyorum, ilkokul düzeyinde kalmış.
Burada insaflı davranılmış maketler var ama bence render yerine planları, kesitleri görünüşleri elleriyle çizselerdi pek çok hata yapılmamış olurdu.
Bir kere daha düşünmekte yarar var.
Yaşar Üniversitesinde bilgisayar eğitimi
Bizde bilgisayar kullanmaya üçüncü sınıfta da başlasak eğitimi birinci sınıftan sonra başlamaktadır.
INAR 209 Bilgisayar Destekli Tasarım I (Autocad) (1, 2, 2) AKTS: 3 Öğretim üç boyutlu çizimler ve modelleme çalışmaları üzerinden devam etmektedir. Autocad kullanma becerisini kazandırmak, bu dersin ana prensipleri arasındadır. Öğrencilere, üç boyutlu çizimleri üretebilmek için gereken çizim yöntemleri öğretilecektir. Dersin kapsamında; Autocadin temel konseptleri, çizim teknikleri, modelleme ile birlikte proje uygulaması, tasarım metodları ve inşaat dökümanları için uygulama araçları bulunmaktadır.
ARCH 224 Bilgisayar Destekli Mimari Tasarım (Archicad) (1, 2, 2) AKTS: 3 Öğretim üç boyutlu çizimler ve modelleme çalışmaları üzerinden devam etmektedir. Archicad kullanma becerisini kazandırmak, bu dersin ana prensipleri arasındadır. Öğrencilere, üç boyutlu çizimleri üretebilmek için gereken çizim yöntemleri öğretilecektir. Dersin kapsamında; Archicadin temel konseptleri, çizim teknikleri, modelleme ile birlikte proje uygulaması, tasarım metotları ve inşaat dokümanları için uygulama araçları bulunmaktadır.
INAR 350 Mimarlıkta Bilgisayar Destekli Tasarım (ArchiCAD) (3, 0, 3) AKTS: 3 Öğretim üç boyutlu çizimler ve modelleme çalışmaları üzerinden devam etmektedir. ArchiCAD kullanma becerisini kazandırmak, bu dersin ana prensipleri arasındadır. Öğrencilere, üç boyutlu çizimleri üretebilmek için gereken çizim yöntemleri öğretilecektir. Dersin kapsamında; ArchiCAD’in temel konseptleri, çizim teknikleri, modelleme ile birlikte proje uygulaması, tasarım metotları ve inşaat dokümanları için uygulama araçları bulunmaktadır.
ARCH 360 İleri Bilgisayar Destekli Tasarım Teknikleri (3D Max) (3, 0, 3) AKTS: 3 Bu derste öğrencilere üç boyutlu serbest el ve bilgisayarla modelleme olmak üzere iki farklı sunum tekniği verilmektedir. 3D Max programının temel prensiplerini öğretmek, bu programla çeşitli ürün tasarımlarını yapmak hedeflenmektedir. Amaç dönem sonunda, öğrencilerin sunumlarını daha verimli ve etkili bir hale getirmelerini sağlamaktır.
INAR 370 İleri Sunum Teknikleri (Artlantis, Piranesi, Photoshop) (3, 0, 3) AKTS: 3 Daha önce verilen sunum teknikleri ile diğer yazılı, sözlü ve çizimlerle yapılan sunumların
geliştirilmesi, Artlantis, Piranesi, Photoshop, ileri bilgisayar sunum tekniklerinin öğrenilmesi hedeflenmektedir.” Yaşar Üniversitesi tanıtımında yazılanlar.
Archicad kolay bir program, çabuk öğreniliyor. O da Allplan firmasının programı. Bizim de derslerimiz çok yoğun geçiyor. Çok zorlanıyoruz.
Anonim
Bu renderları üçüncü sınıfta başlayan projede bilgisayar uygulamaları ile mi aldılar?
Anonim
Bunların plan kesit görünüşleri yokmu?
Anonim
Bizim projeleri de bu adresten inceleyebilirsiniz. Biz de varız.
http://mf.yasar.edu.tr/mimarlik/
Ali Naci Ekrem
Benim tercihim ilk proje Sezer Türkmen Beyin projesi. Hem minimalist hem de karakterli. Onun ileride çok başarılı bir mimar olacağını düşünüyorum. Bir de Mert Yücel’in projesini beğendim. Diğerleri de genel olarak çok güzel.
Müsaadenizle birkaç tavsiyem olacak:
a.Planlara, kesitlere, cephelere çok önem veriniz. Şimdilerde bilgisayar çizimleri bazı karışıklıklara neden oluyor buna çok dikkat ediniz meydan vermeyiniz.
b.Planlarınızda açık alanlara önem veriniz yoksa çok binalı yapılarınız münferit binaların yan yana gelmelerinden oluşmuş gibi olur. Halbuki hocanızın söylediği gibi İMÇ örneğini incelerseniz farklı binalardan da olsa tek bir bina gibi görülmesinin, yaşanmasının sağlanabileceğini görürsünüz.
c.Eğer yarışmacı olacaksanız ki çok tavsiye ederim, kendinizi jürinin yerine koyarak tasarlayınız ve bundan daha mühimi çiziniz. Renderlarınız tabi ki çok önemli, bu gün rendersız bir yarışmayı kazanma şansınız hiç olmaz. Ancak renderların yeterli olmadığını iyi tasarımın iyi plan çizimlerinin çok önemli olduğunu da biliniz.
d.Planlarınızı hep uygulamayı düşünerek çiziniz, yoksa şantiyelerde çok sıkıntı yaşar, hatta meslek hayatınızı başlamadan bitirirsiniz.
e.Mutlaka ama mutlaka yayınları takip ediniz. Yayınlardan öğreneceğiniz çok şeyler vardır.
Hepinizi tebrik ederim.
Anonim
Düz binalar bunlar ben Onur Badur’un proesini sevdim şahsıma
Anonim
Bir de bizimkileri görün, ama internete koymazlar ki. Koysak kıyameti kopartırlar. Siddin sene mezun olamayız.
Çukurovalı
Sordum bilmiyorlarmış. Sahip olduklarınızın, üniversitenizin, hocalarınızın, imkanlarınızın kıymetini bilin. Biz de ümit edelim ki bizde de olsun.
Anonim
Ben anonim öğrenci ile aynı fikirde değilim. Benim projem daha ara teslimde bitmişti.
Hocanın yaptığı yardım örnekler yaparak, taşıyarak, gstererek biraz gayretle neler olabileceğini göstermek.
Hocalarımız bütün bir dönem arkamızdan koştular yalan mı? Verdiğimiz randevulara bile gitemedik. Sürekli moral bozan bir ortamda da ancak bu kadarı olurdu. Bize güvenip de kaybettiği iddianın baklavasını bile yedik. Bizim birer hiç olduğumuzu, koyun gibi güdülmemiz gerektiğini düşünene kaldık.
Bakalım bu dönem neler yapacak bu disiplin meraklısı arkadaşımız çok merak ediyorum.
Yılmaz Kuyumcu
Sayın Hakkı bey,
Tek bir yaklaşım yerine bence mimarlık eğitiminin her aşamasında farklı yöntemler gösterilmelidir. Bu durum öğrencilere farklı yaklaşımları öğrenip, kendi meslek yaşantılarında seçim yapmalarına olanak sağlar. Öğrenciler yöntemler arasındaki farkları görür. Bizde farklı hocalarla çalışmanın bir avantajı da budur.
Bizler de farklı yöntemleri göstermeye özellikle gayret ediyoruz. Nitekim, Beykent Üniversitesinde geçen dönem yapılan 4.sınıf projelerinde tümden gelim yöntemi kullanılmışken, Yeditepede ve Yeniyüzyılda 3. sınıflarda bu dönem tüme varım yöntemi kullanıldı. Yani birimlerden yola çıkarak bütüne ulaşma üzerine çalışıldı.
Ülkemizde kompleks yapı kavramı çok gelişmiş değil. Özellikle de şehircilik ve kentsel tasarım eğitimlerinin mimarlık eğitiminden ayrılmasından sonra bu iyice zayıfladı. Bunu bir noktaya kadar telafi edecek şekilde üçüncü sınıfın birinci döneminde, kompleks bir yapıyı bütün yönleriyle ele alıp, değişik yöntemleri kullanarak projeye dönüştürmek doğru bir yaklaşım olabilir. Çünkü yapıların yanında açık alanların önemi de böylece öğrenciler tarafından anlaşılabilecektir.
Bu alan ülkemizde eksik kalmaktadır. 60lı yıllarda yapılan Sedat Hakkının Sosyal Sigortaları, Doğan Tekeli, Sami Sisanın İMÇsi gibi kompleksler geçmişte kalmıştır. Onun yerine çoğu zaman arazinin tümüyle kazınmasından sonra elde edilen düzlüğe, parçalara bölünmüş tek bir bina ya da yan yana gelen münferit binalar yerleştirilmektedir. İstanbulun bir çok yerinde otuz metreleri bulan kazımalar yapılmakta, son derece çirkin manzaralar ortaya çıkmaktadır. Kent mekanları içeren projeler günümüzde çok nadiren görülmektedir. Halbuki 60lı yıların her iki örneğin de de bir kentsel doku oluşturulması hedeflenmişti.
Bu nedenle, yukarıda yer alan bazı öğrenci çalışmalarında, kentsel tasarıma da ağırlık verildi. (Proje=meydanlar+geçitler+sokaklar ve en sonunda binalar)
Bu çalışma çeşitli aşamalarla geliştirilebilirdi, ilk aşamada programın plana dönüştürülmesi, eski deyimi ile plan çözme (ölçüler, orantılar, işlevsel kurgu, sirkülasyonlar ) istendi. İkinci aşamada ise planlamada çözümlenemeyen sorunların mimari ile çözümlenmesine çalışıldı ve dış cephe, kabuk kavramları öğrencilere anlatıldı. Üçüncü aşamada ise estetik ve anlamsal kurguya yer verilecekti. Son aşamanın bir başka çalışması da sunum üzerine yoğunlaşacaktı. Böylelikle öğrenciler, plan çözme konusunda bilgilerini pekiştirebilecek, cephe mekân ilişkilerini cephelerini ayrıca çalışarak öğrenebilecek, genel olarak estetik ve kütle üzerine deneyim kazanabilecek ve son olarak bir sunum paftası hazırlamayı öğrenebileceklerdi.
Öğrencilere bu program ağır geldi. Özellikle de ilk kez projede yoğun bir şekilde bilgisayar kullanma, tereddütlere neden oldu. Yanlış fikirler gelişti bazı öğrencilerde. İletişim koptu. Ancak yukarıdaki düzeye geline bilindi.
Bu dönem farklı başka bir üniversitede aynı eğitimden gelen öğrencilere farklı bir yaklaşımı, tümdengelim yöntemini gösteriyoruz. Yani genel bir kütleden yola çıkarak detaylara inmeyi.
Her iki metodun da, doğru ve yanlışlarıyla gösterilmesinin büyük yararları olacağına inanıyoruz.
Sayın anonim öğrencimiz,
Anonim öğrencimizin itirazlarına gelince, çalışmaları Mimdapda aynı bölümde inceleyebileceğiniz Prof.Dr.Şengül Öymen Gürle girdiğimiz Beykent Üniversitesindeki proje dersimizde 76 öğrencimiz teslim yaptı. Asistanımız yoktu ve yoklama da almadık. Bu 76 öğrenciden sadece üç yada dört tanesi o da geçerli nedenlerle geç teslim yaptı. Bu durumda kuşkusuz öğrencilerin dördüncü sınıfta (en az) beşinci kez bilgisayarla proje teslim etmelerinin yani kendilerini ifade etmekte eksiklerinin olmamasının büyük payı var. Onlar bilgisayar hocalarımızın; Fatih Hocanın, Kamil Hocanın, Alper Hocanın da yıllarca bilgisayarlarla çalışan öğrencileri Zaten bu nedenle sunum paftalarını da müdahalesiz olduğu gibi internete koyabildik.
Bir diğer neden de onlara öğrenci değil mimar muammelesi yapmış olmamız. (Yani mimar= iletişim kurabilen+öz çalışma disiplini olan+kendisini ifade edebilen sanatçı.) Bunu sağlamakta kusur olabilir ancak bunu sağlamanın yöntemi kesinlikle kontrol altında tutulan çocuk öğrenci yerine genç mimar, sanatçı ve birey muamelesi yapmaktır diye düşünüyoruz. Öğrencilerimizi sandıklarından daha fazla tanıdığımıza inanıyoruz. Ancak eşitliğin sağlanması için belirli bir mesafenin de korunması gerekmekte. Bu da kendilerini a, b diye hissetmelerine neden olabiliyor ama seçici bir yaklaşımdan emin olsunlar bu durum çok daha iyi. Değerlendirme kriterleri kişiseldir. Yani her öğrenci kendi koşullarında değerlendirilir. Dolayısıyla proje alanında bağıl değerlendirme, çan eğrisi olmaz. Farklı programların teslim koşulları da aynı şekilde farklı olacaktır. Bunları genel bir yaklaşıma indirgemek atölyeler arasındaki farklılıkları göz adı etmek olur ki bu yanlıştır.
Yine de eleştirileri için kendi adıma teşekkür ederim.
Selami Okutan
Anonim de olsa bir öğrencinin hocasını eleştirmesi beni inanılmaz mutlu etti. Keşke tüm öğrenciler aynı şekilde eleştiriler yapsalar. Sadece öğrenciler değil hocalar da hatta tüm toplum da. Eleştiri bir akıl faaliyetidir. Akıla da o kadar çok ihtiyacımız var ki anlatamam. Uzun yıllar imarda çalıştım, en sonunda gördüğüm birbirinden berbat projelere dayanamayıp istifa ettim. Çılgın projelerle kafayı yemiş bir ülkedeyiz.
Kendisini/kendilerini eleştirebilen öğrenciler yetiştirebildilerse sırf bunun için bile hocaları kutlarım. Selami Okutan
Hakkı Yurt
Evet anonymous haklı olmalı, anladığım kadarıyla burada projeleri bulunmayan “çalışan, sabahlayan” öğrenciler de paftalarını, projelerini göndermeli onlar da yayına konulmalı. Böylece izleyicilerin kendileri de değerlendirme yapabilirler. Çalışılmamış projeler bunlar ise çalışılmışlarını görmek gerekir diye düşünüyorum.
Anonim
Ben de farklı bir bakış açısı olarak hiç çalışmayan öğrencilere yüksek notlar verilip çalışan çaba sarf eden öğrencilere düşük notlar verilmesinden bahsetmek istiyorum.Bu çalışan çaba sarf eden öğrencilerin isimleri bile bilinmiyordu sadece a kişisi b..
Burada kimse bundan bahsetmiyor yüksek notlarını alanlar hiç çalışmadım ama bu notu aldım haksızlık diyebiliyor.Çalışan bütün jürilere çıkmak için sabahlayan insanlar isimleri bile bilinmediği için kötü notlarla geçiyor ve susuyor..Devamsızlık yapıp o devamsızlıkları yok sayılan öğrenciler bir anda puf diye hep derste gözüken öğrenciler mutlu mesut tatil yaparken,çalışıp çabalayanlar ben nerede hata yaptım diyor????Derslere geldiler bütün çalışmalarını allplan ile yaptılar neden o paftası bomboş olanlar yanlış yerde de çalışanlar yanlış yerde?Adil mi bu?Mimarlıkta teslim saatleri vardır ve zamanında olur ve kapılar kapanır neden bu gerçekleşmedi?Burada bulunan çalışmalar neden sınıflarda ki paftalarda yoktu?All plan öğrendiğim için ve emekleriniz için çok teşekkür ediyorum.Gerçekten severek kullandığım bir program oldu eğitim hayatım için.Dilediğim, istediğim öğrencileri çalışan çalışmayan sınıfta boş oturan diye ayırın,jürilerde kim ne yapmış diye isimleriyle not alın,öğrencilerinizi tanıyın,sadece final zamanı geç gelen son anda ortaya çıkmış paftalarla yüksek notlar vermeyin..Proje ilerleyiş sürecini gözlemleyin.Teşekkürler…
Hakkı Yurt
Hocalarınız sadece proje dersini yapsalar, bizde olduğu gibi haftada 16 saat normal ders süresi yeterli olurdu. Ek derse gereksinimi olmazdı.
Ayrıca bilgisayar dersi bilgisayar dersinde yapılmalı, proje dersinde olmamalı.
Alt sınıflarda bilgisayar eğitimi tam verilmeli ki daha sonra ki dönemlerde öğrenciler doğru dürüst kullanabilsinler. Yani burada meziyet dedikleriniz aslında eksikler, yanlışlar.
Bizde 3 sınıflarda daha teorik çalışmalar yapılır. Proje bir topos bir “event” olarak ele alınır. Bence bu daha sağlıklı. Hedef büyük mimar yetiştirmektir. Çünkü nasıl olsa hayata atılındığı zaman eksikler tamamlanacaktır.
Burada neredeyse avan projeler yapmaya çalışmışlar, eksikleri de var doğal olarak. Gazide yapılanlar bence daha doğru.
Beykent Üniversitesinde yapılan çalışmalar ise daha olgun, daha gelişmiş, daha yaratıcı. Anlaşılan onların bilgisayarla çalışma sorunları yok, dediğim gibi eğitim almışlar.
Ama uygulamaya bakarsanız gerçek dünyada bunları yapanların hayatta ön plana geçecekleri de bir gerçek. Çünkü, “gerçekçi” “uygulanabilir” projeler yapmışlar. Yani teknik öğrenmişler, yaratıcılık ikinci planda kalmış.
Bizim ülkemizde yaratıcı mimarlığa yer olduğunu söylemek mümkün değil.
Buradaki “avan projeler” de bu bakımdan iş konusunda oldukça vadedici.
Anonim
Bir de 3D plotter kullandırmaya çalışıyorlarmış, o bile yeter. Bir araba parası ödemek lazım almak için. Bizimkilere soracağım acaba bunun ne olduğunu kaç kişi biliyor???
Anonim
Ali bey,
Abartılı bulmuşsunuz söylediklerimi, peki hocalar da mı yanlış? Bakın hem 7/24 ulaşılabilir olmaktan söz ediyorlar, gezilere götürüyorlar, ekstra dersler yapıyorlar, yarışma kitapları dağıtıyorlar, bilgisayar programları dağıtıyorlar, eğitimini veriyorlar, örnekler yapıyorlar, büro ziyaretleri düzenliyorlar daha da gözümden kaçanlar olabilir. Yuh yani bu kadar şeyi bizim seçkin üniversitenin tüm hocalarını toplasanız bile bulamazsınız. Bu kadar imkan bize verilse star mimarlar yanımızda çıraklık yaparlardı.
Bir de hocalar özelde bunları yapıyorlarsa herhalde öğrencilerin kara kaş kara gözleri için yapmıyorlardır. Paranın gözü kör olsun.
Çukurovalı E.
Selami Okutan
Burası giderek ağlama duvarına dönmeye başladı. Ne kadar çok sorun var çözüm bekleyen. Belki bunun için ayrı bir bölüm açılması lazım.
Bir de anonim katılımcıların sayısı da bana ilginç geldi. Herhalde bir şeylerden korkuyorlar. Halbuki fikirler ve açıklamaları üniversitelerin temelidir ayrıca aksi de çok tehlikelidir. Çünkü sadece safsatalar, yanlış inançlar, hurafeler tartışmanın olmadığı ortamlarda yetişir. Keşke herkesin düşüncelerini söyleyebildiği bir Türkiye olsa. Giderek aksi yönde hızlanıyoruz gibi geliyor.
Ali Ercan
Bu rakamlar çok abartılı, çoğu arkadaşımızın bursu var. Belki aç kalan yok ama aramızda çok zor durumda olanların olduğunu biliyorum. Tek tük öğrenci çıkabilir ama genellemek çok yanlış. Devlet üniversitelerindeki hocaların özele gelmek istedikleri, çoğunun sadece ünvan ya da emekli sandığından emeklilik için kaldığı ise bir gerçek. Ama şartları da çok farklı.
Özel üniversiteler hem prestij kazandırdığı için hem de çok daha ucuza geldiği için dışarıdan gelen hocaları tercih ediyorlar.
Üniversite sayısı da çok arttı, rekabet de aynı şekilde. Ancak bizde Amerika’daki durumun olduğunu söylemek mümkün değil, veliler sadece diploma olarak bakıyorlar üniversitelere; özeller ise kendilerine bir prestij ismi yaratacak kadar eski değiller. Ama bu gidişle durum değişecek gibi görülüyor.
Çukurovalı
Yani demem odur ki: bana kimse özel okulları savunmasın. Bir öğrencinin yıllık ücreti ortalama yirmi bin lira, üstüne beyefendinin, hanım kızın cep harçlığı binzin parası, yemesi içmesi gezmesi en az o kadar daha bu yapar ayda bir otuz bin lira daha, Yaptı yılda elli bin lira ayda da dört bin küsür lira. Bir vali maaşı, iki doktor aylığı, üç öğretmen maaşı. İnsanlar bu paralarla bir de ev geçindirmeye çalışıyorlar.
Bizim üniversitede sağda solda kalarak aç mezun olmaya çalışan arkadaşlar var.
O durumla karşılaştırınca buradaki çalışmaların fark atmasın normal karşılamak lazım diye düşünüyorum.
C4D ve Allplan hakkında
Takip ettiğimiz kadarıyla aşama aşama her türlü programı kullanılıp gösterilip eledikten sonra ulaşılan son nokta bu Allplan ve C4D programları. Seçim nedenleri de aslında basit:
Büyük dosyalarla çalışabilme imkanı, modelleme programlarıyla tam uyum, parametrik tasarım yapma ve katı modelleme olanakları, yapı detaylarıyla çalışabilme ve bunlara ilaveten çok gelişmiş statik, detay, standartlar ve listelerle çalışma olanakları…
Ayrıca C4D’nin 3DS kadar güçlü olmasına rağmen, çok kolay öğrenilebilmesi, çok süratli render alabilme imkanı dosyaların kolay aktarılabilmeleri…
Modayı boşverin tavsiye ederim. Hakkı Bilal İnci
Anonim
Valla bir şey söyleyeceğim, bizim büro yolgeçen hanına döndü, gençleri alıyoruz, sonra işimize yarayan hiçbir şey bilmediklerini görünce önce şantiyeye gönderiyoruz sonra da kapıya. Ne olur en azından dış dünyada bu gençler ne yaparlar hocalar biraz ilgilensinler.
Selami Okutan
Mimarlık teknik yönleri de olan ancak ve sonuçta bir sanat alanı. Matematik evet yararlı ama projeye doğrudan katkısı olan dersler kadar önemli değil mimarlık eğitiminde, bu dersler de artık ne liselerde okutuluyor, ne de giriş sınavlarında soruluyor.
Aynı şekilde Mimarlık Fakültelerindeki eğitim de bir tuhaf, hoca ne biliyorsa onun çok önemli olduğunu söylüyor, dersleri ona göre düzenliyor, kadroları ona göre kuruyor, kimsenin öğrencileri düşündüğü filan yok. Kimse bunlar mezun olduktan sonra kendilerini nasıl ifade edecekler? Nasıl proje tasarlayacaklar? Nasıl sunum yapacaklar? demiyor. Gençler de buna inanıyorlar. Bu durum devlet üniversitelerinde de var, özel üniversitelerde de.
İnsanlarımız yeniliklere kapalı.
Bazı özel üniversitelerin durumu farklı, oralarda durumun farkında olan yönetimler var. Örneğin Beykent Üniversitesi, ya da burada çok güzel bulduğum çalışmaların yapıldığı Yeditepe Üniversitesi gibi. Onlar da bir süre sonra fark yapmaya başlıyorlar.
Moda konusunda Mehmet beyle aynı şeyleri düşünmüyorum. Bu gün 3DS piyasaya hakim durumda, yine Revit çoğu büroda kullanılmakta. Eğer bu programlar öğretilirse gençlere büyük yararlar sağlayabilir. Yine Sketchup programını da çok beğeniyorum. Ancak buradaki örnekler de çok güzel. Yani uzun lafın kısası genç mimar adaylarını kendi egolarımızı yenip iyi donatmamız lazım ki iç karartan durumdan kurtulalım.
Mehmet Arif Bayhan
Burada söylemek istediği, ÖSS’nin öğrencileri başarı düzeyine göre sınıflandırdığı ve bu nedenle yani bireysel nedenlerle vakıf üniversitelerinin daha geride olmaları gerektiği konusunda toplumda yaygın bir kanı olduğu. Ancak bunu doğrulamak mümkün değil.
Toplumun ön yargıları var. Bunlar genellikle cehaletten kaynaklanıyor, örneğin ODTÜ, İTÜ gibi okulların çok farklı ve iyi oldukları sanılıyor bu doğru değil. Yarışmalardaki projelere bakın bunu çok net görebilirsiniz. Örneğin son yılların arhiprix projelerine bakın birbirlerini ağırlayan körlerden oluşan jüriler görebilirsiniz. Ya da proje göremezsiniz.
Kanıtları çok. Ama tek ön yargı bu alanda değil, bilgisayar programlarında da kalıplaşmış, moda programlar var bu programlara olan inançlar “bu dönemde allplan kullanan birinden” gibi bir cümlenin kurulmasına neden oluyor. Halbuki büyük çaplı projelerde, parametrik tasarımda kullanılabilen, statik programlarıyla, detay programlarıyla entegre çalışabilen, C4D gibi, Rhino gibi ya da Sketch up gibi modelleme ve render programlarıyla entegre olabilen çok gelişmiş programların hangileri olduğunu bilirseniz bu cümleyi kurmazsınız.
Aynı ön yargılar heryerde var. Yayınlarda da. Örneğin Mimdap.org, içerik ve mimariden yana açık tavır olarak benim çok tuttuğum bir yayın ama aynı şeyi okulların öğrencilerine verdiği takip edilecek moda yayın listeleri söylemiyor. Orada da ne olduğuna bakmadan, anlamadan, algılamadan verilen peşin kararlar var.
Bence mimar herşeyden önce kendisini faraziyelerden, varsayımlardan, modalardan kurtaran kişidir.
ali demir
vakıflı adlı yorumcuya katılıyorum…devlet üniversitelerinde ve özel üniversitelerde hocalık yaptım,gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki; mimarlık okul bazında değil,öğrenci-kişi bazında değerlendirilmesi gereken bir bölüm…malesef piyasada iş ilanlarına kadar fakülte belirtilmesi çok yanlış…
saygılar…
vakıflı
çukurovalı mimar;
”Sonuçta zengin ama düşük puanlı öğrencileri olan bir özel üniversitenin fakir ama yüksek puanlı öğrencileri olan bir devlet üniversitesinden daha başarılı olabileceğine inanmıyorum. ” demişsiniz…işte bu cümle,sizin mimarlığı bir üniversite bölümü olarak algıladığınıza ispat…mimarlık,yüksek puan alınıp,en iyi devlet üniversitesine girip,en iyi mimar olacağınızı garantileyen bir meslek değildir…mimarlık özveri ister,ilgi ister…mimarlıkta derslere girip,çıkınca unutamazsınız.mimarlık hayatınızın 7/24 içinde olan,beyninizin sürekli düşündüğü,geliştirdiği bir meslektir… ben bir vakıf üniversitesinde burssuz okuyorum…babam ödüyor parasını bende okuyorum…sizi rahatsız eden konu,para mı?okuduğunuz okulda sanki i.t.ü,odtü veya mimar sinan…alt tarafı çukurova üniversitesi…buradaki birçok vakıf üniversitesinden daha geri durumdasınız…bunu bir workshop esnasında en iyi hocamız diye övündüğünüz hocayla malesef çalışarak deneyimledim…son derece gündemde uzak bir eğitim sisteminiz var…hiç kimse kusura bakmasın bu böyle…ayrıca yanlış anlaşılmasın,her vakıf üniversitesinde okuyan çok iyi mimar veya devlet üniversitesinde okuyan herkes çok iyi mimar olur diye bir kural yok…mimarlığı anlayanlar zaten bireysel ilginin,çabanın ne kadar önemli olduğunu kavrar…siz eminim bir ofiste,toki vari projelerde,autocad ve allplan kullanan bir çizim mimarısınız… zaten bu devirde allplan öğrenen birinden bunlardan fazlası beklenemez…siz vakıf üniversitelerine laf atana kadar,bir projenizi paylaşın,görelim…eminim pafta düzeni nedir bilmezsiniz…zaten size öğretme gibi bir derdim de yok… gerçekleri görmek zor değil…interneti youtube dan video izlemek yerine,dünyada mimarlık neler üretiyor araştırarak geçirmenizi tavsiye ederim…
Çukurovalı
Plan, kesit görünüşler, renderlar, bilgisayar filan yok mu Gazi Üniversitesinde? Biz mi piyasada çok ileri gittik onlar mı çok geri kaldılar?
Sonuçta zengin ama düşük puanlı öğrencileri olan bir özel üniversitenin fakir ama yüksek puanlı öğrencileri olan bir devlet üniversitesinden daha başarılı olabileceğine inanmıyorum. (bu son söz tam da yeşilçam filmi gibi oldu)
Ali Rıza Ekiz
Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi III.Proje çalışmalarını da buradan inceleyebilirsiniz.
http://www.gazimimarlik201.blogspot.com/2010/06/gazi-universitesi-mimarlk-fakultesi.html
Çukurovalı
İyiymiş.
Anonim
Haftada sekiz saat proje dersimiz var ama diğer dersler çok ve çok zaman istiyorlar yetişmek güç oluyor. Sınıflarımız 13-14 kişi, her sınıfa bir asıl bir de asistan hoca giriyor. Ek derslerde projede takıldığımız şeyler için bize yardımcı oldular. Ama hepimiz gidemedik yararlanamadık. Vaktimiz yetmedi. Diğer derslerimiz çok ağır, ödevler çok vakit istiyor. Yetişemiyoruz. Geziler çok güzeldi ama hepsine katılamadık. Önceden bize gezi rehberleri veriyordu sonra geziyorduk. Birde Bünyamin Beyin bürosuna gittiler orada Beton Birliğinin okulunu anlatmış Bünyamin Bey ama bizi götürmediler. Hocadan şikayetçi olan arkadaşlar onun zamanlarının kendilerine uymamasından, birde hocanın paftaları yarışma paftası gibi düzenlenmiş istemesinden şikayet ettiler, daha önce yapmamıştık. (daha önce photoshop görmemiştik) Hocanın kendisi de bize örnek yapıyordu ayrıca Mimdap a da projelerimize yakın projeler koyuyordu, fikir veriyordu.
Bizim eksikliğimiz son ay vakit bulamamak oldu. Zaten vakit bulsaydık muhtemelen çok daha iyi olabilirdik.
Çukurovalı
Merak etmeyin iyi bir fakülteden aldım diplomamı. Burada itirazım çok zor şeylerin sanki kolaymış gibi anlatılması. Hocaların mutlaka çok büyük katkısı vardır bu çalışmalarda. Ben onu söylüyorum. Maksadım eleştirmek değil. Bu arada cevaplandırırsanız seviniriz.
Haftada kaç saat ders yapıldı? Kaç hoca vardı? Kaç kişilik sınıflardı? Normal süre +13 ders demişsiniz bu dersler ne zaman yapıldı? bilgisayar programı mı yoksa proje mi gösterildi? Gezilerle proje dersinin ne ilgisi var? Onun yerine çağdaş mimarlık eserleri mesela nitelikli bürolar tarafından yapılmış liseler gezilse daha iyi olmaz mıydı? Memnun olmayan öğrencilerin şikayeti ne? Saygılar.
Mehmet Arif Baykan
Kendisi nereden diplomasını aldı bilmiyorum ama Çukurovalı’nın iddia ettiği gibi bu projeler çok da olağandışı projeler değil. Bizim Yıldız Üniversitesinde özellikle Togan hocanın dersinde yapılan çalışmalar arasında bunlardan çok daha güzelleri var. Arkiterada yayınlanan projelerimizi inceleyebilirsiniz. Yine Çukurova Üniversitesinde, KTÜ’de, Ankarada Gazi’de benzer çalışmalardan çok var. Neyi olağanüstü buldu anlamadım.
Kemal Demir
Beykent Üniversitesinde yapılan diğer projeleri de koymuşlar, siz de Yeditepe Üniversitesinde yapıan diger projeleri de ya da linklerini de buraya koyabilirmisiniz?
İhsan Başoğlu
Bilgisayar çağında her şey değişiyor. Eskiden bir duvarı çizmek için dört çizgi çizmemiz gerekirken artık tek bir hamlede hem duvarı hem de özelliklerini tanımlayabiliriz. Etkinlik konusu da aynı oranda arttı. Eğer AA gibi MIT gibi mimarlık fakülteleri incelenirse onlarda yapılanların çok çok ileri olduğunu görebilirsiniz. Hem soyut anlamında, hem bilgisayar tekniklerinin kullanımı bakımından hem de o tekniklerin ileriye götürülmesi bakımından çok farklı yerlerde olduklarını görebilirsiniz.
Buna bir nebze olarak yaklaşılabilindiyse kutlamak gerekir.
Çukurovalı
Bir dönemde bütün bunları öğrendilerse süper olmalılar. Hem de Yeditepe’de. Ben inanmıyorum.
Şişli yarışmasında üçer dörder kişilik ekipler çalışmıştı. Deneyimli mimar ekipleri aylarca uğraşmıştı Şişli lisesi projesi için, siz her bir projenin bir kişiden çıktığını söylüyorsunuz.
Allplanla altı aydır hem de inatla uğraşıyorum daha yeni kalem ayarlarını yapmaya, proje çıktıları almaya, doğru düzgün kullanmaya başladım. Bir de üstüne C4D hadi canım, kimi kandırıyorsunuz?
Üçüncü sınıfta yirmibin m2, diplomada ne yapacaklar şehir mi? Biz diploma projesinde üçbin m2’lik kültür merkezi yapmıştık kaç gece sabahladık. O kadar kolay mı bunlar?
Anonim
Sayın hocam,
Yazınızda üç boyutlu yazıcılardan bahsetmişsiniz ve bunlardan Yeditepe üniversitesinde olduğunu söylemişsiniz. Bugünkü Hürriyet Gazetesinde çıkan bir haberin linkini koyuyorum. Sizin sözünü ettiğiniz yazıcı ile ilgili. Umarım bu dönem Yeditepe’de öğrencilerinizle bu teknolojiyi kullanma imkanı bulursunuz. Kemal Demir
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/22592939.asp
Kemal Demir
Cephe firmasında çalışıyorum saptamanız maalesef doğru. Artık cephe konusunun da okullarda ele alınmaya başladığını görmek çok hoşuma gitti, gurur duydum. Bir de eleştirim var.
Siz burada bilgisayarın kötü kullanımını öne sürmüşsünüz. Tabi ki kamera açısını değiştirince mekanlar büyüyor ama yine de o darlık hissi gitmiyor üstelik anormalleşen perspektif de bir şeylerin hatalı olduğunu anlatıyor.
Bence eskisi kadar maketlere gerek yok, planlara gelince aynı anda hem plan yapmak hem de onun nasıl mekanlar doğurduğunu içinde dolaşarak görmek klasik el çizimine göre daha iyi. Yine de bu gün uygulanan çoğu projeden gençleri daha başarılı bulduğumu
söylemeliyim. Hocaları eski bir Yeditepe’li olarak, özellikle kutlarım.
Keşke projelerin gelişmesi daha detaylı anlatılsaymış. Özellikle kil çok ilgimi çekti.
Ahmet Bicakcı
ODTÜ’de yapılan projelere bakınca sanki farklı eğitsel yaklaşımlar varmış gibi geliyor. Sizin projeleriniz daha somut. Bir proje hariç, bilgisayar kullanımınız da farklı ama doğrusu ODTÜ’de yapılanlar daha soyut, daha yaratıcılığa yönelik.
Eğer geçen yıl ODTÜ’de yapılan projeleri incelemek isterseniz aşağıdaki adresten inceleyebilirsiniz. ODTÜ’de fena sayılmaz.
Yeditepe’li arkadaşları kutlarım.
http://www.archweb.metu.edu.tr/research/1112/Studyolar_2010-2011-opt.pdf
Yılmaz Kuyumcu
Sayın Dr.Architect;
“Bilgisayar varken makete ne gerek var?” demişsiniz, bu görüşü sıkça duyuyoruz.
Üç boyutlu tasarım programları mutlaka çok önemli, ancak ülkemizde kullanılış şeklinden çok farklı bir şekilde önemli. Önemli çünkü kavramsal tasarım yapma imkanı sağlıyor, yani önceden tanımlanmış mimari elemanlarla tasarım yapabiliyor, her aşamada çalışmanıza hakim olabiliyorsunuz. Halbuki 3boyut ülkemizde sadece gösterişli sunum diye biliniyor.
Prof.Dr.Şengül Öymen Gür bir diğer çalışmada (yine mimdap’da yayında Beykent Üniversitesi dönem projesinde) “ekranda fırıl fırıl dönüyor ama ben etrafında fırıl fırıl dönemiyorum” diye anlattığı şekilde ekran görünümü üç boyutlu da olsa sonuçta iki boyutlu bir ekranın görüntüsü. Yani yanı arkası olmayan bir görüntü, en azından şimdilik öyle… Üstelik yukarıda Ali Naci beyin gösterdiği gibi sadece kamera açısını değiştirerek bile (yapı aynı da kalsa bile) görüntü gerçek dışı bir şekilde değişebiliyor.
Onun için 3 boyut programlarını inkar etmek ne kadar yanlışsa, onları geleneksel plan çalışmalarının ya da maketin yerine koymak da aynı derecede yanlış. İdeali sanıyorum birlikte gitmeleri.
Kolay değil, biliyorum, ama ne yapalım, eğitim ideali hedefler.
Selamlar
Kırmızılı şantiyem
Hangi dağda kurt öldü??? Yeditepe mimarlık ve bilgisayar???????? Zamanımızda yasaktı, sonra serbest ama gidin kurs alın, başınızın çaresine bakın türünden, şimdi bir de proje dersinin içinde neredeyse öğrenciler tarafından protesto edilecek düzeyde. İnanılır gibi değil. Yavuz hoca ayrılmış umarım bilgisayar yüzünden değildir. Çünkü bilgisayar kullanmadaki eksikliğimiz zar zor yapmaya çalıştığımız meslek yaşantımızda bir felakete dönüştü. Tasarım yapamıyoruz. Çünkü her yer bilgisayar istiyor. Elle çizeriz dediğimizde yüzümüze gülüyorlar.
Mimdap moralimi düzeltti, bundan sonra işler düzelecek diye anladım.
Kırmızı salon gözümde tütüyor. En güzel yılları geçirdim. Benim güzel okulum. Birde bilgisayar eğitimi oh mis.
Ali Naci Sağıroğlu
Bir yarışmada bir grup mimar arkadaş benim çatı katını kullandılar, projelerine ne yaparlarsa yapsınlar programda istenilen üç salondan birisini sığdıramadılar. Otopark da istenilen gibi olmadı. Onlara boşuna çıktı için para vermemelerini söyledim. Verdiler ve ikinci oldular. Şimdi eğer dinlenmeyecekse program niye? Program yoksa yapı niye? Ayrıca projelerinde koskoca konferans salonu daracık bir koridora çıkıyordu. Ama konsept yerindeydi.
Ben anlamadım bu işi. Bizim zamanımızda raportörler çay ocağı yeterli mi onu bile ölçüp yazarlardı. O da iyi değildi ama bu biraz fazla.
Render’a gelince koridorunuz çok dar dedim, kamerayı değiştirdi bir anda koridor oldu saray. Ölçülere bakın küçücük, ama görüntü saray.
İşte bunu makette yapamazsınız.
Bizim zamanımızın abuklukları çoktu kesin ama doğrularımız da vardı. Yanlış anlaşıldı galiba ben yukarıdaki projeleri fazla bizim zamanımızdan diye eleştirirken, şimdiki zamanları eleştirmiş gibi oldum.
Selamlar.
dr.architect
3 boyutlu modelleme programları varken,kille uğraşmayı,maket yapmayı zaman kaybı olarak görüyorum açıkçası…
abc
geçilmeyen koridoru kim yapıyor allah aşkına… yapan var diyelim,bilgisayarla da süslüyor diyelim… o zaman hata bilgisayar kullanmakta mı?
Ali Naci Sağıroğlu
Sayın hocam,
Mimarlık alanında, fonksiyonalist yaklaşımın bittiğini eğer yayınları takip ediyorsanız kolayca farkedebilirsiniz. Öğrenciler, bilgisayar programlarını kullansalar da artık geçmişte kalan işlevci, plan çözerek yapılan mimari yaklaşımlara yöneltilmelerini doğru bulmuyorum. Biz de bu yöntemle yetiştik. Eğer altmışlı yılların yarışma projelerine bakarsanız bunlardan çok var. Zeki Sayar’ı rahmetle anıyorum, Arkitekt dergisinde bu tür projeleri görebilirsiniz.
Fonksiyonalist yaklaşım, kutu gibi binalar, köy gibi yerleşimler ortaya çıkartıyor, günümüz çözümleri çok daha serbest, çok daha daha kompakt, daha bütünsel.
Ancak geçmişten gelen bir proje yapım şeklinin günümüz araçlarıyla nasıl işlenebileceğini göstermesi bakımından da bu çalışmaların hakkını yememek lazım.
Bence gençlerin tercih ettikleri bir biçim oluşturup sonra içine planlarla yerleşmeyi de hafife almamak lazım. Günümüz mimarisi bu şekilde çalışıyor.
Öğrencilerin üçüncü sınıf öğrencileri olmaları bir mazeret olabilir mi? bilmiyorum. Bundan sonrasına bakmak lazım. Fonksiyonalist yaklaşımın bir faydası var, plan kurgusunu öğretiyor. Planlar bence çok önemli. Ama dediğim gibi artık moda değil. Ben yararını gördüm. Şimdikilere bakıyorum, daracık odalar, geçilmeyen koridorlar, büyük antreler yapıyorlar, sonra da bilgisayarla süslüyorlar olup bitiyor.
Ancak yine de güzel çalışmalar. Sizleri kutlarım.
Anonim
Sizlerle muhteşem bir dönem geçirdik. Çok zordu ama dolu doluydu. Çok da yararlandık. Gezilere ve ek derslerinize derslerimizin yoğunluğu nedeniyle tam olarak katılamasak da çok güzeldi. Diğer üniversiteler için geziler düzenlediğinizde bizleri de unutmayın. Haber verim. Mutlaka gelmeye çalışacağız. Saygılarımızla.
Yılmaz Kuyumcu
Proje aslında o “bitirmiş oluyorsunuz” dediğiniz noktada başlıyor. Yani sadece “rasyonel” bir çözüme ulaşmış oluyorsunuz. (Rasyonel kelimesi burada plan şemasında gereksizliklerden arınma, strüktür, geometrik düzen anlamlarına geliyor, ki bu rasyonel kelimesi tanımı aslında çok eksik). Tam da insan olmamızdan kaynaklanan nedenlerle bu rasyonel kavramını tamamlamamız gerekmekte: yani anlamlar, formlar, estetik kurgular, zamanın ifadesi… gibi değerler de akılcı kelimesinin karşılığı olan (yani tesadüfi olmayan insan aklıyla ortaya konulmuş) yani rasyonel kelimesini karşılayan kavramlar. Bunlar için hem kütlelerin hem de onların örtülerinin yeniden sorgulanması lazım. Bilgisayar bu noktadan itibaren sadece öncesinde olduğu gibi gerekli değil aynı zamanda da zorunlu.
Eleştirileriniz için çok çok teşekkür ederiz. Son derece yararlı oluyor. Aslında bizim ülkemizin en özürlü olduğu nokta da eleştiri. Eleştiri olmadan da hiçbir şey olmuyor.
Selamlar
Ali
Ben birçok konuda size katılmakla birlikte sizin gibi düşünmüyorum. Mimarlık sonuçta bir insan eylemi. Tüm tarih boyunca böyle olmuştur. Şimdi öğrenci herhangibir projesinin üzerine göz alıcı bir render koyuyor ve sanki o proje uygulansa o görüntü oluşacakmış hissi veriyor. Bakıyorsunuz, o şekilde olmasına imkan yok bir çok hata var projesinde strüktürü çözülmemiş vs.
Ben sizin projelerde planlara önem vermenizi, plan maket yaptırmanızı, kil ile kütle etkisini irdelemenizi (ki kanımca daha önceki safhalarda, mesela başlangıçta olsaydı daha iyi olurdu) takdir ediyorum. Bütün bunları yaptıktan sonra zaten projeleri bitirmiş oluyorsunuz, bu kadar bilgisayar diye zorlamaya ne gerek var?
Bu arada akademik tartışmamızın gençleri olumsuz etkilememesini dilerim. Onların projelerini hem ben hemde diğer arkadaşlar çok sevdik ve kendilerini tebrik ediyoruz. Affınıza sığınarak eleştirilerim sadece hocalarına.
Yılmaz Kuyumcu
1.Evet mümkün. Hatta zorunlu. Çünkü teorik derste öğrenilen bilgisayar programının uygulaması ancak proje dersinde yapılabilir, bunlar birbirlerini tamamlayan ve farklı hoca özellikleri, uzmanlıkları isteyen konular. Uygulaması olmayan ve teoride kalan eğitim, programın gerçek kapasitesiyle değil çok kısıtlı şekilde kullanılmasına neden olmaktadır. İdeal eğitimde her iki yön de bulunmalıdır.
Gençlerimizin olumsuz yönlerinden birisi de biraz konformist olmaları. Zora gelemiyorlar. “Daha çok şey öğrendik şimdi daha güçlüyüz” demiyorlar, “daha çok çalıştım haksızlığa uğradım” diyorlar.
Programı tam olarak takip eden ve geri dönüşüm sağladığımız kısım sınıfların üçte biri ve onlar gerçekten çok büyük aşama kaydettiler.
İkinci grup belirli bir aşamaya kadar gelen akabinde daha faklı ve kendilerine göre “kolay yollardan” sorunu çözmeye çalışanlar.
Üçüncü grup ise hiç katılmadan kendi bilgileriyle durumu idare etmeye çalışanlar. Genel olarak şikayetler üçüncü gruptan çıktı.
2.Cephe konusu, evet, Türkiye’de cephe firmalarının konusu, birçok mimar projesini cepheci ye götürüyor o da güzel olduğunu düşündüğü bir cephe çiziyor. Biz hiçbir zaman Türkiye koşulları ile sınırlı mimar yetiştirmeyi düşünmedik. Projenin bir bütünlük sağlaması ancak tasarımın bütünlüğünün sağlanması ile mümkün. Siz bir düşünceye göre projenizi oluşturmuşsunuz, cephe firması ile bunu maksimum kara göre değiştirmiş, bu doğru bir çalışma şekli değil. Cephe kuşkusuz mimarın görevi. Öğrencilere örnekler dağıtıldı, gösterildi ve cephe konusunun önemi, bir mekan olarak cephenin anlamı anlatıldı. Alıştırmalar yaptırıldı. Büro ziyaretinde yangın güvenlik üzerinde duruldu. Benzer çalışmaların profesyonel ortamlarda nasıl yapıldığı gösterildi.
3.Ders içeriğini belirlerken dünyanın önde gelen okullarını inceledik. Onlar bizden farklı olarak ancak bilgisayarla tasarlanabilir projeler üzerinde duruyorlar. Dikkat ederseniz örneğin plan maket, kil ile yapılan çalışmalar daha geleneksel. Öğrencileri bilgisayardan uzak tutmak değil onu tıpkı grafos gibi, tıpkı rapido gibi bir araç olarak kullanmalarını sağlamak. Aslında analitik bakılınca bilgisayarlı sunumun gösterişi çok yetersiz kalıyor.
4.Hayır değil. Parametrik tasarım doğanın tasarım mantığı. Modüler üretimler, mimarlık alanında zaten var. Bunun daha geliştirilmesinin bir zararı yok. Çünkü yeni üretim modelleri de bu gelişmelerden çıkmakta. Ayrıca dünyanın en gelişmiş mimarlık eğitimini vermek de bizim asli görevimiz.
5.Tüm mimarlık okullarına ve yaptıkları çalışmalara yer vermek istiyoruz. Bu yolla aralarındaki iletişimin artmasına eğitim alanında gelişmeler sağlanmasına katkı sağlamak istiyoruz. Tüm okullarımızı Mimdap olarak bekliyoruz.
Yılmaz Kuyumcu
Ali
f.Parametrik tasarım dediğiniz tasarım şekli Türkiye için bir lüks değil mi?
Ali
Bir kaç sorum olacak, mümkünse cevaplandırın:
a.Aynı dönemde aynı ders saatlerinde hem bilgisayar programlarını göstermek hem de proje çalışması yaptırmak mümkün mü? Ya da bizim gençlerimizin kapasitesi buna müsait mi? Bu konuda ne kadar başarılı oldunuz? Yukarıdaki projeler öğrencilerin ne kadarını kapsıyor?
b.Cephe konusu Türkiye’de alüminyum firmalarının işi. Mimar sizin plan maket dediğiniz türden bir proje yapıyor ve kalanını alüminyum firması hallediyor. Çünkü bu onun uzmanlık alanı. Mimarlar bu işi yapabilirler mi?
c.Cephelerde kullandırdığınız güneş kırıcıları, yangın kaçış sistemleri konusunda öğrenciler ne kadar bilgili?
d.Bilgisayar programlarına fazla önem veriyorsunuz gibi. MIT örneğinde bu daha da fazla önemli. Sizce gerçekten bu bir zorunluluk mu? Öğrencileri bilgisayardan uzak tutarak yanlış mı yapıyoruz?
e.Mimdap’da bizim projelerimizi de yayınlarmısınız? Yoksa bir seçim yapıyormusunuz?
Saygılarımla.
Yüksel Türkmen
Tüm öğrencileri başarılı çalışmalarından dolayı ayrı ayrı tebrik ediyorum,başarılarının daim olmasını diliyorum.