Topoğrafya’nın parametresinden parametre’nin topoğrafyasına
Beykent Üniversitesinde, 2011 Bahar döneminde, 3.sınıf öğrencileri mimari ve topografya ilişkisi üzerine parametrik çalışmalar yaptılar. Bu çalışmalar arasında yer alan Kamil Kaptan grubunun çalışmalarını projeler arasında ayrım yapmadan sunuyoruz.
Burcu Büyük Projesi


Burcu Yüksel Projesi

Cansu Uzunalioğlu Projesi
Fatih Tiryaki Projesi
Ufuk Topaloğlu Projesi
Yayına Hazırlayan: Yılmaz Kuyumcu



















24 Yorum
Lütfü Parlar
“ayrıca buraya girip yapılan bu projeleri inceleyecek ve bu yorumları yazıp arkadaşlarımı karşıma alacak kadar hırsım ve okuduğum bölüme karşı ilgim olmadığını bilir”
İşte insanlara istediklerini değil saçma sapan bir imtahan sonrasında ancak modaya göre yapılan bir sıralamadaki yerlerine göre eğitim görme olanağı sağlayan YÖK ve ÖSS sistemi. Buyrun buradan yakın. YÖK başkanı bahçesiyle uğraşsın… Kazanma ihtimali olmayan fetişist türban savaşları versin.
Böyle ülkeye böyle eğitim böyle öğrenci…
Mehmet Hakan Yılmazkaya
Arkadaşlar burada hakan yılmazkaya ismiyle yorum yazan şahıs ile hiçbir alakam bulunmamaktadır. Yazıların yazıldığı tarihte uzun süreli bir yurtdışı seyahatinde olmam sebebiyle ne bu dönem projeleri hakkında bilgi sahibi olabilmeme, ne de girip mimari projeler hakkında yorum yapabilecek zamana sahip olmama imkan yoktur. Buradaki projelerin sahibi olan insanların hepsi çok yakın arkadaşımdır, hepsi de kendilerine karşı projelerini beğensemde, beğenmesem de böyle bir saygısızlık yapmayacağımı, ayrıca buraya girip yapılan bu projeleri inceleyecek ve bu yorumları yazıp arkadaşlarımı karşıma alacak kadar hırsım ve okuduğum bölüme karşı ilgim olmadığını bilir. Bununla birlikte sayın Kamil Kaptan bu okulda, özellikle öğrencileri ile olan ilişkileri sebebiyle en çok saygı duyduğum hocalardan biridir. Bilinmesi gerekir ki, bir gün herhangi bir platformda Beykent Üniversitesini birilerinin üzerinden eleştirme amacım olsa dahi bu emelimi üzerinde gerçekleştireceğim son hoca Kamil Kaptan’dır. Böyle bir sitenin varlığından dahi haberim olmamasına rağmen bir arkadaşımın uyarısı üzerine yazma gereği duydum, arkadaşlarıma ve Kamil hocama çalışmalarında başarılar dilerim.
bananas
yazık sana ya, beykent üniversitesinde ne kadar canını yakmışlar böle yazılar yazıosun. demekki beykent için kapasiten yokmuş kabul et…
hakan yılmazkaya
emeğinize sağlık herkese teşekkürler
hakan yılmazkaya
4 aydır sorup duruyorsunuz bu projeler neden bu kadar kötü diye. neden böyle olduğunu bir türlü anlamayan sizler neden bu durumda olduğunuzu öğrenmek istiyorsanız bugün bunun cevabını verecek olan adam da benim.
Ama şimdi değil daha sonra ….
hakan yılmazkaya
oncelıkle tum tasarımların tırt oldugunu hatırlatmak ısterım
tasarımların neden tırt oldukları gerçeğını açıklamam gerekırse:
Beykent Üniversıtesınde tasarım zekası yoktur sadece basmakalıp klıse formlar kullanılır tasarım kafada belırmez kendılıgınden cıkar ve ogrencının bu surecte herhangı bır fıkrı yoktur ve sonunda da bu değişmez. O yüzden bu projeler ile ilgili büyütülecek ve üzerine yorum yapılacak fazla bir şey yok.
srkandniz
öncelikle tüm hocalarımı ve arkadaşlarımı tebrik ediyorum.
beykent üniversitesi tüm yanlış algıları kırmaya devam ediyor.özel üniversitelerdeki mimarlık eğitimi içinde eniyilerin başında geliyor.yapılan çalışmalarda topografyanın kullanımı gerçekten çok güzel.modülasyon-topografya ilişkisi ve bulunan modülün,bir fraktal geometri gibi selfsmilarity oluşturarak topogrfaya ile %100 e yakın bir adaptasyon oluşturması gerçekten güzel. herzaman olduğu gibi yine bazı insanlar takma isimlerin arkasına gizlenip karalamaya çalışmışlar. olsun bu gerçeği değiştirmiyor. tekrar tüm çalışan arkadaşlarımızı ve hocalarımızı tebrik ediyorum…
Mustafa Üçer
YÖK sistemini iyi anlamak lazım. Arkeoloji, biyoloji, tarih, matematik, mimarlık, mühendislik, resim, heykel… tüm bu branşların ortak noktası nedir?
Hiç hepsi kendine özgü ayrı ayrı eğitim sistemleri olması gereken yani süre, olanaklar, idari yapı, pedagojik kurgu, mekan… bakımından ayrı ayrı ele alınması gereken alanlar.
YÖK sisteminde bunların hepsi aynı sayılıyor. Yani bir heykel eğitimi yapmakla, örneğin matematik okumak aynı şey sayılıyor.
Aynı eğitim yapısı içinde ele alınıyor. Aynı şekilde ünvanlar elde ediliyor, (ya da doktora yerine sanatta yeterlilik var ama doktoraya çok yakın bir şey) aynı şekilde meslekte ilerleme sağlanıyor. Dolaysıyla da alanlar içeriklerinden boşalıyor. Şimdi belki herşeyden önce bu sistemi gözden geçirmenin zamanıdır.
Ama kimse dokunmak istemiyecektir.
Çünkü her iktidar olan kendisine olağanüstü olanaklar sunan bu “aleti” kullanmaktadır.
Hayri Saltuklu
Özel üniversitelerdeki durumu özetlersek hocalar bariz şekilde ikiye ayrılmakta:
Daimi akademisyen kadro,
Geçici statüde çalışan öğretim elemanları.
Birinci gruptakilerin bilimsel çalışmalar yapmalarına karşılık ikinci gruptakiler mimarlık mesleğinin içinde sürekli arayış içinde olan hocalar. Eğer bu grupta değillerse o zaman birinci grubun kötü bir devamına dönüşüyorlar.
Bilgi Üniversitesinde her iki grup da var. Ancak her iki grup arasında bir tür anlaşma var. Bu anlaşma sayesinde birinci grup kendisini, nisbeten daha az ücret alan ancak bariz şekilde daha baskın olan ikinci grubun tehditi altında hissetmiyor, ikinci grup da dışardan yönlendirmeye çalışanlar olmaksızın çalışmalarını serbest rekabet ortamında yürütüyor.
Böyle bir ortamın olması bence YÖK sistemi oldukça ehveni şer.
Yani şerin iyisi.
Bundan daha iyisi tüm üniversitenin sınırsız rekabete açıldığı batılı eğitim sistemleri ki onlardan henüz çok uzaktayız.
Ama anlaşılan Beykent Üniversitesinde bir uzlaşma sağlanabilmiş zaten bu yüzden en iyi mimarlık lisansı özel üniversiteler arasında beykentte deniliyor.
Suna Akbal
Çalışmaları gördüm. Özel üniversitelerde verilen eğitimin doğrusu bu düzeyde olduğunu ne düşünürdüm ne de bilirdim. Düzey gerçekten çok yüksek çünkü bunu yapabilmek için öğrencinin hem çok iyi motive edilmesi gerekiyor, hem de belirli düzeyde tasarım, bilgisayar, maket bilgisi gerekiyor. Bunların ilk üç yılda verilebildiklerini görmek beni çok şaşırttı. Eleştiriler gayet tabi olacak ve haklı da ama bu biraz zor ayakta duranların maraton koşucularını eleştirmelerine benziyor. Hele tırt lı eleştiri tam anlamıyla tırtlatmış.
Önce yapın sonra cesaret edip yayınlayın sonra da hakkınızdır elbet eleştirin.
Gençler çok güzelsiniz.
BİLAL YAKUT
BU TÜR PLATFORMLARDA KENDİNİ BİR RUMUZUN ARKASINA GİZLEYEREK SAĞA SOLA HAKARETE VARAN YORUMLAR YAZILMASINI HİÇ ANLAMIŞ DEĞİLİM.
CABBAR HER KİMSE UFUKUN YANITINI DİKKATLE OKUSUN.
ELEŞTİRİ HER ZAMAN ELEŞTİRİLENLERE YENİ UFUKLAR AÇAR AMA HAKARTE ASLA HOŞ GÖRÜLEMEZ.
KULLANILAN RUMUZA BAKILIRSA CABBAR PEK DE BU ANLAYIŞTA OLAMAZ.
ÜZÜLMEYİN ÇOCUKLAR…
B.YAKUT
Hayri Yeğin
Türkiye mimari tasarım konusunda dünyanın gerisinde değil ama ya uygulamada?
Bunlar aslında son derece mantıklı projeler çünkü çok m2 çıkartmak için gözleri dönmemiş, eskilerde arazilerin çok değerli olmadığı dönemlerdeki gibi gereksinimlere göre yapılmış. Ya da yurtdışında batı ülkelerinde olduğu gibi.
Watman
Şimdi gördüm çok hoş projeler var,
http://www.betonhala.com/2011/katalog.pdf
Belgrad’da Tuna nehri kıyısında yapılan bir yarışmanın kataloğu… sizin kullandığınız dili kullanan çok ilginç projeler var.
Watman
Gençler, eleştiri almak bizde sanılanın aksine her zaman çok iyidir. Çünkü mükemmelliğe giden tek bir tramvay vardır o da eleştiridir. Eleştiri akıllı insanlar içindir. Akıllı insanlar eleştiriden ders çıkartırlar, akıllı insanlar kendi kişisel sorunlarını katmadan eleştiri yapabilirler.
Onun için siz siz olun bizim nesil gibi doğulu olmayın. Akılcı olun, karşı taraf ne diyor anlayın ve ondan sonra da kendi tavrınızı belirleyin. Unutmayın mükemmel işler yapmak istiyorsanız eleştiri tramvayında yerlerinizi almanız lazım.
Cansu UZUNALİOĞLU
Öncelikle grup arkadaşlarımın ve siz değerli okurların yorumlarına teşekkür ederim .. Ve bundan sonra yapılan yorumların ” mantıklı ve anlamlı” olmasını umarım ….
Aynı zamanda; yaptığımız bu projelerin temel özellik ne niteliklerini anlatan yorumumuda sizinle paylaşmak istedim …
Biyolojide sürekli yaptığımız bir tanım varya; hücre canlıyı oluşturan en küçük canlı birimdir diye. Düşündümde aynı tanımı mimari platforma taşırsak eğer;
İnsan ; tasarımı oluşturan en küçük canlı birimidir diyebiliriz. Tasarımın her şeyden önce sahip olduğu en karmaşık çözüm elemanı insandır demekte bir öncekinden farklı bir tanım olmaz aslında. Yaptığımız bu tasarım çalışmasının ilk referans noktası ; TOPOGRAFYADIR . Yaklaştığımız alandaki 3 boyutlu varlığı aslında sadece keşfedilmeyi ve insan hareketi ile güçlendirilmeyi beklemektedir. Peki insan tek başına bir topografya okuması içi yeterli midir? Projelerdenden anlaşıldığı gibi , IŞIK , SİRKÜLASYON , ALGI , MEKAN SINIRLARI ve KARAKTERİSTİKLERİ topografya ve insan ikilisinin kurgusunda rol alan en önemli tasarım detayları arasında yer almıştır. Aynı zamanda sizinde izlediğiniz gibi her grup arkadaşımın var olan okuma becerisi ve oluşturdukları kurgular projelerdeki farklı detaylarla bir kez daha vurgulanmıştır. Topografyanın doğal sınırı olarak kabul edilen suyun gerek algısal gerekse somut bir sınır olması hali tasarımların ortak özellikleri arasınsa yer almaktadır. Yaşadığımız 5 aylık tasarım sürecindeki öncelikli kriterlerimiz umarım tasarımları eleştirirken size yardımcı olur……
Ufuk TOPALOĞLU
öncelikle kardeşlerimin ellerine sağlık çok başarılı ve emek harcanmış projeler….
cabbar BEY eleştiriye hepimiz açığız kendimizi geliştirmek için her türlü yorum değerlendiririz…yanlız bunu ”TIRT”kelimesiyle değilde daha üsluplu yorumlayabilirdiniz. Emeğe sayıgınız olmalı ve unutmayın ki biz birer öğrenciyiz .YA SEN KİMSİN?
Kamil ve Yılmaz Hocama teşekkür ederim….
Deniz Bayrak
Bütün yorumlar eğitici ve değerli öncelikle onu belirtmek istiyorum.
Arkadaşlarımla dönem boyunca çalıştığımız projeyi,sadece alışveriş eylemini içine alan bir merkez olarak sınırlandırmadığımız,topoğrafyanın sahip olduğu açık ve kapalı alanları mimariye kazandırarak bazen programla paralel ilişkide onu bir manzara ya da seyir alanı haline getiren ve,bazen de tamamen zıtlıklar yaratıp bu farklılığı eylemlerde hissettiren bir sosyal merkez olarak tarif edebilirim.
Yaptığımız bu keyifli ve öğretici projede topoğrafyanın sahip olduğu potansiyeli,mimariden çok insanın eylemlerinin daha değerli olduğu bu yüzyılda,esnek,sürekli bir mesh yardımıyla nasıl kullanabileceğimizi ve “insan için” mimariye nasıl dahil edebileceğimizi öğrendim/öğrendik.
Meshin aslında var olan ve ortaya çıkarılmayı bekleyen tasarım gücü mekanların kurgulanması ve birbiriyle ilişkili hale gelmesini bana göre kolaylaştırdı.Yer yer topoğrafyaya paralel gidip onunla anlaşma yolunu seçtim ortaya göze hitap eden açık teraslar çıktı.Bazı yerlerde gizli kalmış boşlukları değerlendirerek sirkülasyon alanları oluşturdum.Her parçasını farklı yerlerde kullanabildiğiniz ve ortaya her seferinde yeni portreler çıkaran bir puzzle düşünün.Ara sıra insanı uykusuz bırakan ama size sunduklarıyla egonuzu tatmin eden sıradışı bir güç.
Kısacası bana çok şey katan bir projeydi.Tabi ki de en önemlisi Kamil Hocamızın bize kattıkları.Vermiş olduğu emek bizimkinden fazladır.Ona ve Yılmaz Hocama bize verdikleri değer için teşekkür ederim
Not:Paftalarımda yapmış olduğum açıklama bölümleri görünmediği için buradan düşüncelerimi kısa da olsa belirtmek istedim.Teşekkürler
Halil Yılmaz
Topoğrafyanın sorgulanması ve topoğrafyanın tasarlanması sorguları, keyifli çalışmaları doğurmuş.
Yılmaz ve Kamil Hoca `ya saygılar…
Hayri Çakırlıgil
Meydan alışveriş merkezine severek gidiyoruz. Eşimle orada tanıştık ve ne zaman gitsek hep aynı yerde oturmayı seviyoruz. Yakında üç kişi olacağız.
Meydanın güzel tarafı bir kızla karşılaşabilme olanağı sunması. Halbuki bunu bir alışveriş merkezinde yapamazsınız. Alışveriş merkezlerinde insanlar birbirlerini değil olsa olsa rafları ve en fazla birbirlerinin sepetlerini görürler. Hatta yemek yenen yerlerde bile bir kızın masasına gidip oturabilirmiyim demek başka yerdeki anlamları taşımaz.
Lütfi Parlar
Tüm dünyada yeni arayışlar var. Bu arayışlar zaman zaman Türkiye’ye de uğruyor. İşte. Ümraniye’de Meydan alışveriş merkezi. Hepimiz büyük bir beğeni ile gidiyor ve zaman geçiriyoruz. Meydan Alışveriş Merkezi de (FOA Tasarımı) yukarıdaki örneklerdeki gibi topografyanın kullanılmasıyla ortaya çıkmış bir proje ve son derece başarılı.
Eğer kendimizi alışkanlıklarımızla sınırlandırırsak dolap beygiri gibi olduğumuz yerde dönüp dururuz.
Modernite, önyargılardan, kalıplardan, küflü alışkanlıklardan kurtulmayı da gerektirir. Bir denemekte yarar var.
cabbar
hiç begenmedim.böle pafta düzeni ve projelerin dili olsun kütleler olsun aşırı derece de modern olma tutkusu güden avamlık düzeyinde.tırt.
Mustafa Pamukçu
Çok güzel çalışmalar hele Belgrad’daki yarışmayı inceledikten sonra
(http://www.mimdap.org/?p=62586) Yanlız gençlerden ricam lütfen birkaç satırla da olsa:
-Projenizin ne olduğunu?
-Bu yöntemi niye kullandığınızı?
-Mekansal kurguyu nasıl oluşturduğunuzu?
-Çevreye uyumu nasıl sağladığınızı anlatırsanız çok iyi olurdu.
Yine de tebrikler.
tuğrul dayılı
dikkatimi birşey çekti;sadece burcu yükselin paftasında projenin amacı yazıyor.diğerlerinin ne olduğu anlaşılmıyor. okul mu otel mi spa mı ne?
2.sınıf
eniyi anlatım sunum proje Kader Demirkan a ait.eline sağlıkbaşarılar…