Bugün, yirmi birinci yüzyılda, yeni nesil genç mimarlar, tüketimci ve kapitalist uygarlığın ortaya çıkardığı yeni zorluklarla mücadele etmeye çalışıyor.

Genç mimarlar günümüzün tasarım senaryosunu değiştirmede nasıl bir rol oynuyor?

İkonik tasarımlar her zaman içinde bulundukları bağlamsal toplumun ihtiyaçlarını yansıtmıştır. Yirminci yüzyıl, sanayi devriminin bir sonucu olarak modernist mimari hareketin yükselişine tanık oldu ve temiz ve basit yapılarda yeni tür fabrika yapımı malzemeleri teşvik etti. 1919’da genç Walter Gropius , ekonominin hayati olmayan bir sektöründen sanatçıları ön plana çıkaran ve tasarım dünyasında devrim yaratan Bauhaus Okulu’nu kurdu . Hareket, sonuçta halkın sanatı algılamasında muazzam bir değişime yol açtı çünkü büyük bir iç karışıklık ve savaş döneminde halkın organize koşullara olan ihtiyacına ve özlemine cevap verdi.

Tarih, tasarımcıların çalışmalarını her zaman değişen dünyanın sorunlarına cevap verecek şekilde geliştirdiklerini kanıtlamıştır. Bugün, yirmi birinci yüzyılda, yeni nesil genç mimarlar, tüketimci ve kapitalist uygarlığın ortaya çıkardığı yeni zorluklarla mücadele etmeye çalışıyor. Çağdaş dünya artık toplumunun köklerine bakmasını gerektiriyor. Günümüzün hızlı dünyasında küresel-yerel, kamusal-özel ve doğal-kentsel gibi çeşitli ikilikler arasında doğru dengeyi kurmak bu genç mimarlar için hayati önem taşıyor.

“Her yeni durum yeni bir mimari gerektirir.”
– Jean Nouvel

Hızlı endüstriyel gelişme ve kentleşme büyük bir ekolojik düşüşe yol açmıştır. Sürdürülebilir bir yapılı çevreye duyulan ihtiyaç, birçok genç mimarı gezegenimizin geleceğine dair daha geniş bir resme bakmaya zorladı. Studio Precht’in (eski adıyla Penda) kurucusu Chris Precht , topluma geri dönüş sağlayan geleceğe yönelik binalar aracılığıyla dayanıklı şehirler yaratmanın önemine inanıyor. Saltsburg dağlarındaki bir doğa cebinden şebekeden çalışan Precht, kendi yiyeceğini yetiştiren bir apartman binası olan ‘Çiftlik Evi’ni kavramsallaştırdı.

Yapılı sistem ile ekosistemi birbirine bağlama girişiminde bulunan ‘Çiftlik Evi’, gıda üretiminde yeni bir gelecek yaratmak için ahşabın modüler istiflenebilirliği ve dikey tarım konseptini kullanıyor. Binanın içindeki bitkiler, farklı türler için farklı ekosistemler sunan ve kaynağı çeşitli besinlerle zenginleştirmek için yenilikçi su arıtmalarından yararlanan sera benzeri bir ortam tarafından korunuyor. Daha fazla gıda yetiştirmek için gıda atıkları toplanıyor ve kompost haline getiriliyor. Yerel olarak yetiştirilen bu gıda, sonuçta tedarik zincirini kısaltır ve plastik ve çevreye zarar veren diğer ambalajlara olan ihtiyacı azaltır. Dikeylik, alan başına daha yüksek mahsul oranı sağlar ve kalan ormanların ve sulak alanların tarım arazilerine dönüştürülmesi ihtiyacını ortadan kaldırır.

“Ekosistemimizle bağlantımızı koparırsak çağımızın sorunlarıyla baş edemeyiz. İklim değişikliğini tersine çevirmek, daha az kirlilik ve sağlıklı bir gıda sistemi artık mimarinin bir parçası. İnsanları çevreye duyarlı olmaya teşvik etmek istiyorsak çevreyi şehirlerimize taşımamız gerekiyor.”
– Chris Precht

Genç mimarlar günümüzün tasarım senaryosunu değiştirmede nasıl bir rol oynuyor?
Çiftlik Evi_©precht.at
Genç mimarlar günümüzün tasarım senaryosunu değiştirmede nasıl bir rol oynuyor?
Çiftlik Evi_©precht.at
Genç mimarlar günümüzün tasarım senaryosunu değiştirmede nasıl bir rol oynuyor?
Çiftlik Evi_©precht.at
Genç mimarlar günümüzün tasarım senaryosunu değiştirmede nasıl bir rol oynuyor?4
Çiftlik Evi_©precht.at

Ekoloji ve sürdürülebilirlik konularının yanı sıra sosyo-ekonomik koşulların tasarımla ele alınması da dünya çapında genç mimarlar için temel bir zorluktur. Nüfusumuzun büyük bir kısmı yoksul topluluklardan oluşuyor ve onlara yönelik vizyoner çözümler üretmek artık büyük önem taşıyor. TYIN Tegnestue Architects’ten Andreas G. Gjertsen ve Yashar Hanstad (şimdi emekli ve bölünmüş), az gelişmiş ülkelerdeki insanlara her zaman acil ve hayat değiştiren çözümler sunmak için çalıştılar. Tasarım süreçleri, tasarım kullanıcılarının sorunlarını ve ihtiyaçlarını anlamak ve toplumsal katılımı teşvik etmek için onlarla sağlıklı ve ayrıntılı konuşmalar yapmayı içerir. Mimarlar, sürdürülebilir olma ve bina ile yerel halk arasında bir bağlantı oluşturma gibi ikili amaca hizmet eden, yerel kaynaklı ve yeniden kullanılan malzemelerin kullanılmasına inanıyor.

Kaynak: www.re-thinkingthefuture.com

2 Comments

  1. hangi düzeyde hengi iş grubunda diye sormak isterim. zira genç bir mimarın yaratıcılığı ile tecrübe ile edindiği bilgilerin bir işe yaraması bile süreç ister. ben genç mimarı mesela kırklı yaşları olarak daha çok kabul ediyorum.

  2. doğrusu bu genç mimarın nerde hangi ülkede ve nasıl bir olanaklar zinciri içinde olup olmadığına bağlı. çoğunlukla hiç bir katkı veremeyeceği bir noktada kalıyor genç insanlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir