Çağdaş Tasarımda Yeni Arayışlar

7 Dakika Okuma Süresi

Eriyen Teoriler – Dönüşen Mimarlık Pratiği
C.Alper Derinboğaz / Y.Mim – Öğr. Gör.
Modernizm mekanın çevresinden ve koşullarından “özgürleşmesi”nin peşinde ki hikayesi yerini mekanın prograsif bir şekilde çözüldüğü “güya” nötralize mimarlıklarla baş başa bıraktı. “Tabula-rasa” ütopyası arkasına sığınmış estetik kaygılarla modernizim çok geçmeden kof bir stil görünümünü aldı. Sonrasında Post-Modernizm ve varyantlarının bizi bu boşluktan kurtarma kahramanlıkları ise indirgenmiş tarihselcilik veya çaresiz karakter yaratma çabalarıyla son buldu. Bu sözüm ona karakterlerin tasarımcıları bile şu anda yaptıklarını pişmanlıkla anmakta. Her ne kadar Türkiye yapı endüstrisi bu dönemleri, eş zamanlı olarak, hala yaşamakta olsa da tasarım kültürü olan her mimar yapılmakta olan bu dönem taklitlerine tatminsizlikle bakacaktır.
Peki şimdi bu tür bir arka planın ardından, böylesine çok sesliliğin olduğu, teknolojinin aşırı hızlandığı bir dönemde gerçekten de “her şey gider (everything goes)” mi? Yoksa güncel duruma cevap verebilen, köklü değişim içeren iyi mimarlıktan bahsedebilir miyiz?
Gerek mimarlık pratiği içinde gerekse akademik ortamda bunun cevabını ararken önemli olduğunu düşündüğüm bazı yollardan geçiyorum. Bunlar kısaca konularla ilişkili projelerle

söyle sıralanabilir sanıyorum:

Sürekli Deney: Platform Salon202
Bilimsel makale yayınına dayanan bir araştırmaya göre son on yılda üretilen bilgi insanlığın tarihi boyunca ürettiği bilgiden en az on kat daha fazla. Bilgi üretiminin bu kadar hızlandığı bir dönemde mimarlık öğrenmek de aynı kalır mı? Mimar olmak hala eskisi gibi usta-çırak ilişkisinde ki gibi uzun yıllar boyunca belirli bir iş yapma tarzını anlamaktan mı geçiyor, ya da “mezun olduğunuzda geçerliliğini yitiren bilgilerle donatıldığınız teknik lisans eğitimlerinde” ki gibi sınavlarla mı oluyor?
Bunlara alternatif olarak sürekli workshop – atölye diyebileceğimiz ardışık egzersizlerle sürekli üretim ve üretimden öğrenmenin esas alındığı bir süreci öneriyoruz. Salon202 bu okulda öğrencilerle birlikte denediğimiz sürekli deney ile öğrenme sürecini ve bulgularını izleyebileceğiniz bir “blog” sitesi. Beykent Üniversitesin’ de gerçekleştirdiğimiz “Perform Lab” dan Salih Küçüktuna ile hazırladığımız workshoplardan Şebnem Yalınay Çinici ile kurguladığımız “Hesaplamalı Teknolojiler” dersine kadar birçok sürecin ürünleri yer almakta.

Salon202 de yer alan konular genellikle hesaplama ve farklı sayısal araçlar ile düşünme ve üretme yeteneğini genişletmek ile ilgilidir. Böylelikle birbirinden kopan malzeme-ürün-tasarımcı ilişkilerini farklı bir biçimde yeniden kurmayı öngörür.
Yere Özgülük: Kayseri Kaleiçi Projesi
Dış Kale ve İç Kale olarak katmanlara ayrılan ve bu katmanlar arasındaki dolambaçlı / kademeli geçişlerin yarattığı fragmanlar ile farklılaşan Kayseri Kalesi, topografyanın yükseldiği noktalarda konumlanmış pek çok kale yapısının tersine ‘bakılan’ değil ‘yaşanan’, bedensel deneyime dayalı bir tarihi kesit ortaya koyar. Kalenin ölçek olarak çevre dokuyla farklılık göstermemesi de deneyimi güçlendirmeye yönelik bir fırsat üretir.

Kale kapladığı hacimle değil bu hacimi çevreleyen masif duvarların karakteriyle kimlik kazanır. Duvarların sürekliliğinin yarattığı özgün mekansallığı korumak ve kale hacmine eklenen yeni işlevlerin duvarlarla bire bir iletişim halinde kurgulanması projenin temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Tarihi eser olarak kale, uzak durulması gereken başka bir zamana ait bir obje olarak değil, bugün ile ilişki kuran ve kendine özgü değerlerini çağdaş mimarlık estetiklerine ileterek kente bağlanan bir değer olarak görülmektedir.

Tarihi yapılara ek projelerinde alışılageldik iki yaklaşımla karşılaşmaktayız: tarihi yapıya tamamen zıt yeni malzemeler ve yeni biçimsel kurgular önererek ‘eski’den uzaklaşmak, ya da mevcut yapıyı taklit ederek eski-yeni ayrımını bulanıklaştırmak. Proje bu yaklaşımlara bir alternatif olarak ortaya çıkmakta ve İç Kalenin mevcut durumuna zarar vermeden olabildiğince ilişkiye geçerek onu bugünde yaşatmayı hedeflemektedir.

Kalenin mevcut durumuyla sunduğu karakteristik yüzeylerle çevrelenmiş boşluk deneyimi değerli görülmekte ve sürdürülmesi hedeflenmektedir. Bu anlamda projeye bir nevi çeper genişletmesi olarak yaklaşılmış, avlunun bütünlüğü daha da zenginleştirilerek korunmuştur.
Lifli Yapı – Girift: Selimiye Cami Çevre Düzenlemesi Projesi

Ölçek referanslarla tanımlanır. Selimiye Camii etrafında “temizlenen” özgün kentsel girift (organik) doku Selimiye camiinin orijinal ölçeğini küçültmüş, anıtsallığını olumsuz etkilemiştir. Selimiye inşa edildiği dönemde kent merkezinde; çarşı bölgesi ve konutların oluşturduğu irili-ufaklı dokunun içinde yer almaktaydı. Bu parçalı örüntünün içinde yükselerek ilerleyip Selimiye ile karşılaşmak ve geniş düzlüklerden, tanımsız açık alanlardan, transit geçişlere açık araç yollarından oluşan parkın ortasında ki Selimiye’ ye yaklaşmak arasında büyük bir algılayış farkı vardır.

Özgün ölçeğin geri kazanılmasına yönelik çapraşık(girift) bir desen oluşturulmuştur. Girift mekan yapısı peyzaj örgüsünün getirdiği yeni ölçek, fonksiyonlu açık alanlar, alt mekanlar, festival ve etkinlik programı ile oluşturulmuştur.

Peyzaj örgüsü oluşturulurken üç ana unsur göz önünde bulundurulmuştur. Birincisi Selimiye’nin merkezcil konumu içinde diğer tarihi yapılarla bağlantısı ve bu bağları güçlendiren tarihi yaya aksları, ikincisi bölümlemeler ile Selimiye Cami’nin anıtsal büyüklüğünü geri kazanmak ve orijinal dokudaki insan ölçeğini yakalamaktır.


Açık Kaynak Tasarım : Zauna


Peki yıldız mimarların müzik veya sinema dünyasının yıldızlarını benzer biçimde giderek artan bir frekansta ortaya çıkmaları sizce daha ne kadar sürecek? Andy’ nin ünlü mottosu “herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” durumu gerçekleştiğinde isimlerin ne kadar önemi kalacak? Açık kaynak kodlara benzer şekilde ortaklıkla tasarlanabilen üretilen durumlar mümkün olacak mı?
Bunu birebir denediğimiz en iyi örnek Avrupa Mimarlık Öğrencileri Kurullarında gerçekleştirdiğimiz üretimlerdir. Zauna’ dan Repose’a kadar birçok atölyede Avrupa’ nın her yerinden katılımcılarla mimarlığın hantal kurgusuna alternatif tamamen geçici mimari mekanlar üzerine fikirler geliştirip ürettik.

Tasarım prensibi basitçe ısınan havanın yükselme hareketini baz alan basit bir diagramının mimariye aktarılmasıdır. Tasarım ve uygulama süreci ise çok daha katılımcıdır. Zauna tasarımı uygulama sürecinde katılımcılardan gelen fikirler doğrultunda onlarca değişikliğe uğrayarak ve yeni çözümlerle hayata geçti.


Geçici Mekanlar – Sıfır Karbon İzi (Zero Carbon Footprint): Floatd Platformu


Tamamen geçici malzemelerle, tamamen geçici bir zeminde -denizde- mekan oluşturduğumuz bir projedir Float’d. Elefsina kenti sahil şeridinde, deniz üzerinde dans platformu, kokteyl bar ve lovebox olmak üzere %95 geri dönüşümlü platformlar inşa edildi float’d kapsamında. Taşıma kapasitesi toplamda 50-55 kişi olan platformlar görevini tamamladığında geride hiçbir iz bırakmayacak şekilde tamamen kiralanabilir endüstriyel ürünlerle oluşturuldu.

8 Yorum

  1. Anonim

    Hocamız okulumuzun en iyi hocalarından birisidir, bize kazandırdıklarının (mimari matematik, rhino, parametrik tasarım, maketle çalışma… gibi alanlarda okulumuzda çığır açtı…) benzeri çalışmaları ancak yurtdışındaki çok üst düzey okulların sitelerinde bulabiliyoruz. Kendisinin kolay anlaşılır olduğunu söyleyemeyiz ama içinde matematik, geometri, bilgisayar, rhino, parametrik kelimelerinin olduğu bir konuşmayı yapan herkesin sözleri kolay anlaşılır değildir. Sorun aşıldığımızı düşünüp susmalımıyız yoksa yenilikleri anlamaya mı çalışmalıyız???

  2. Anonim

    Söylenildiği gibi, mimarinin “beylik” laflarıyla oluşturulmuş bir metin. Gurbetçi durumu çok açık; hangi yenilik? Diyagramlar, sürecin ifadesi vb. grafikler çok yetersiz, herhangi bir avrupa okulunda okuyan 2.sınıf mimarlık öğencisinin paftalarını incelemesini önenirim (bloglar!) öğrencilerin ve affına sığınarak yazarın. Öğretim görevlisi ünvanıyla bir yazı yazarken -ki ekinin kullanımı bilinmiyor mudur?

  3. Hayati Binler

    Sayın yazar “Kale kapladığı hacimle değil bu hacimi çevreleyen masif duvarların karakteriyle kimlik kazanır.” demiş. Şimdi rezidans adı altında yapılan ikametgâh bloklarında oluşturulan yeni modern kabilelerde yetişen çocuklar, sitesinden bindiği servisle okuluna, daha sonra hayata ve insanlara karışmadan tekrar kabilesine dönüyor. Internet, facebook ve sanal alemde arkadaş ve dost ediniyor. Kale olan devirlerdeki ortaçağ düşmanlarının yerini hâlihazırda çağdaş düşmanlar aldı. Herkes kendi kabilesini ve cennetini inşa etmeye uğraşıyor.

    “Lifli Yapı – Girift: Selimiye Cami Çevre Düzenlemesi Projesi” başlığı altında yer alan; “Ölçek referanslarla tanımlanır. Selimiye Camii etrafında “temizlenen” özgün kentsel girift (organik) doku Selimiye camiinin orijinal ölçeğini küçültmüş, anıtsallığını olumsuz etkilemiştir. Selimiye inşa edildiği dönemde kent merkezinde; çarşı bölgesi ve konutların oluşturduğu irili-ufaklı dokunun içinde yer almaktaydı.” ifadelerine aynen katılıyorum. Biz buna “Nisbî Büyüklük” diyoruz. Selimiye Camiine sürprizli ve dar sokaklardan ve camiyi göremeden ilerleyerek en nihayetinde camiyi büyük ihtişamıyla görüyoruz. Selimiye’nin etrafında bulunan o devir evlerinin pencereleri daha küçüktü. Bunlar nisbî olarak Selimiye’yi yüceltiyordu. Gelinen noktaya bakın ki, mezkûr dokuyu elimizde tutamamışız, şimdi de bazı arazi oyunlarıyla güya eski dokuyu elde etmeye çalışıyoruz.

  4. Cenk

    Eleştiri yapılacaksa biraz yakından bakılmalı. Eleştiri yazıyı anlamaya zahmet etmiyorsa bunda bir sorun vardır.
    Bence ilk paragraf temel mimarlık tarihi bilgisi olanlar ve de mimarlık pratiğinin dönüşümünü takip edenler için çok şey ifade edecektir. Corbu’nun yapım tekniklerinin piyasa mimarlığına sakız olup “aura”sını kaybetmesi gibi içi boşaltılan öncü fikirlerin durumuna dikkat çekiyor. Bu durumun tekrar frekansının artması sadece mimarlıkta değil başka birçok alanda söz konusu. Mesela bu konu ADnin Theoretical Meltdown sayısında kapsamlı olarak ele alınıyor. Yani daha cok pratiğin dönüşümünü ve buna karşı bir çıkış arayışı özetlenmiş bence.
    İşlere gelince dijital bilgiyi sıradan malzemelere işleyerek elde ettikleri dayanım bence çok çarpıcı. Buna benzer işleri Iwamoto, MOS vs de yapıyor. Ama takip ettiğim kadarıyla bu ekibin işlerinde farklı olan şey “analog hesaplama” ve “performans”a vurgu yapmaları…

  5. Nihat

    Bence yazar burada üç cümle ile modern mimarlığın bağlamsızlığına bir eleştiri getiriyor, becerisi ise bunu üç cümle ile yapmasında. Üç cümleye indirgenen kitaplar genellikle sert olurlar ve bizim akademik alışkanlıklara da uymazlar. Burada önemli olan dil’in ne kadar alışılmışın dışında olması değil, çünkü alışık olduğumuz dil’in sonuçlarını başta İstanbul’un her köşesinde fazlasıyla görmekteyiz. Öyle ki, kentte doğru dürüst hangi çağdaş mimari eseri var diye soranlara iki elimizi açarak cevap verebilir durumlardayız.
    Onun için kanımca çıkış yolu arayanlara alışılagelmiş sistemleri sarstıkları için saldırmak olmamalı. Onlara da bir söz hakkı vermeliyiz.
    Aksi takdirde yanlış oldukları yüzbinlerce kez kanıtlanmış, yüzümüzü kızartan mimarilerden kurtulmak için hiç şansımız kalmaz. Onlara vereceğimiz söz hakkı belki de kendimiz için bir çıkış yolu olacaktır.
    Genç meslektaşımı kutlarım, hem yaptığı hem de yaptırdığı çalışmalar için.

  6. Can

    Yenilik derken ? Ne yeniligi ? Bunlar yillardir konusuluyor. Biri senelerdir yurdisinda yapilan seyleri gurbetci mantigiyla Turkiye’ye getirmis galiba. Getirirken de biraz blog takip etmisler ve bu islerin bir dusunce temeline dayandirilmasi gerektigini farketmisler. O kismi son anda aceleye geldiginden boyle oluvermis. Ben buna anca REP veririm 🙂

  7. Mithat

    Bu yazi ne anlatiyor hic anlamadim. Yazarin bence biraz kafasi karismis. Ilk paragraf ozellile dikkat cekici. Hic temellendirmden kurulan buyuk cumleler yazarin anladigim kadariyla kendi projelerini oldugundan daha dolu gostermek icin kullanilmis. Anlamadim ama zaten anlasilmasin diye yazilmis. Gercekten hala bunlara kanan var mi ? Lisans jurilerinde olurdu boyleleri.

  8. Oya Akıncı

    Organik mimariye dönüş ya da yeni bir organik form arayışı olarak adlandırılabilir mi bilemiyorum fakat güzel bir arayış biçimi. Kalıpların yerle bir edildiği anlaşılıyor. Putlaşan formların kırılmasına üzülenler vardır belki ama insanoğlunun yenilik arayışı durdurulamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir