Kentleri ve kent ilişkilerini sorgulayabilmek

…. mekan/kent/imge/anlam/imaj/metropol kentin ve küresel kentin gerektirdiği yaşantı senaryosu

PROJE KONUSU

Kaos/modern kent ortamında görsel karmaşa / sosyal ve mimari kimliğin yitirilişi, yozlaşması / sıradanlıkların verdiği sıkıntı / denetimsiz çoğulluk ortamı…
Şişli 19. Yüzyıl sonlarında Beyoğlu’ndan sonra, İstanbul’un o günün koşullarında çağdaş olanakların sunulduğu ayrıcalıklı ikinci semtidir. Elektrikli tramvayın gelmesiyle Halaskargazi Caddesi boyunca evlerin, konakların sıklaşması görülür. İlk apartmanlar ise 1910-1920 döneminde ortaya çıkar. Mustafa Kemal Atatürk’ün Aralık 1918’den Mayıs 1919’a kadar kaldığı ve bugün Atatürk Müzesi olarak korunan bina yine bu cadde üzerinde yer alır. 1930-1940 arasında Halaskargazi’nin iki yanında bitişik nizamda lüks apartmanlar ortaya çıkar. Şişli’nin ayrıcalıklı konut bölgesi karakteri 1970’leren sonra çarşıların, pasajların, seçkin dükkanların, işyerlerinin, bankaların yer almasıyla değişir. Konut dokusunu hızla yitirmeye ve ticaret-iş-eğlence ağırlıklı bir bölgeye dönüşmeye başlar.
Halaskargazi, Rumeli ve Valikonağı caddeleri 1980’lerde kentin en canlı, en gözde alışveriş merkezi olarak tanımlanır. Şehrin gözde alışveriş arterlerinden biri olan Halaskargazi Caddesi 1980 sonlarında hızlı bir şekilde ekonomik, kültürel ve sosyal dinamizmini yitirir ve zaman içinde farklılaşan şartlarla kent içindeki etkinliği zayıflar. Bugünlerde ise başta Şişli Belediyesi olmak üzere bu kent parçasının yadsınamayan bir potansiyeli olduğu kabul edilmiş ve kent yaşamına tekrar dahil edilebilmesi için girişimler başlamıştır. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül Halaskargazi Caddesi’ne çok önem verdiklerini, mağazaları, sinema, tiyatro, sanat galerileri, kafeleri ile gece-gündüz yaşayan bir kent köşesine dönüştürmeyi hedeflediklerini vurguluyor.

İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü 2011-2012 Güz Yarıyılı’nda Suzan Sanlı grubunda öğrencilerin yaşadıkları kentte yapısal ve kentsel kurguyu sorgulayarak, sorunlu bir kentsel mekanı yeniden canlandırmak için neler yapılabileceğine ilişkin düşünce ve hayallerinin paylaşımı ve yaratıcı, deneysel önerilerinin sunumu desteklenmiştir.

 

kent…………….kentsel mekan……………kentsel değişim/dönüşüm………kentin kaotik yapısı…kentin dinamizmi/belirsizliği ………..kentsel devinim

Kent ve kentte yaşayanlar sürekli değişime/dönüşüme uğramaktadır. Bu süreçte yeni beklentiler, yeni alışkanlıklar, yeni yaşam tarzları, yeni yaşam alanı arayışları ortaya çıkmıştır. Alışveriş, banka işlemleri, iş ilişkileri, hatta sosyal ilişkiler dahi sanal ortama taşınmış olduğundan kentli için dışarıdaki yaşamdan çok içerideki yaşam ön plandadır. Kentli otomobil kullanımı ile yürüme alışkanlığını da terk etmiştir. Alışveriş ise 20.yüzyılla açık pazar yerlerinden sokaklardaki küçük dükkanlara, daha sonra süpermarketlere, son olarak da kent merkezi dışındaki büyük alışveriş merkezlerine taşınmıştır.

Kentli gitgide yalnızlaşmakta, toplumsal ilişkilerden uzaklaşmaktadır…

Halaskargazi Caddesi özelinde ele alınan stüdyo çalışmasında hem kentliyi kent yaşamına dahil etmek hem de etkinliğini yitirmiş bir kent parçasını tekrar kente kazandırmak için mevcut kent dokusu içinde seçilen arsada yaratıcı, çağdaş, deneysel program ve kurgular araştırılmıştır. Öğrencinin de katılımı ile belirlenen, değişebilen, fakat geçici barınma / çalışma/ alışveriş/ sergileme ile ilgili işlevler alt grupları ile ele alınarak tasarım konusu olarak belirlenen başlıklar öğrencinin geliştirdiği özgün programlar çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Tasarım süreci mevcut çevre ve arsa koşullarının incelenmesi ve değerlendirmesiyle başlamış, öğrencinin kişisel deneyim ve algılarının devreye girmesiyle devam etmiş ve her öğrenciye farklı yaklaşım ve çözümleri deneme özgürlüğü sunulmuştur. Üst üste yeni fikirlerin denenmesi ile yorucu bir tasarım süreci sonunda başta dile getirildiği gibi mevcut kentsel doku içinde yeni yaşam kurguları arayışı ortaya çıkmıştır.
Halaskargazi Caddesi üzerinde belirlenen 1000,1001,1002 ve 1008,1009 nolu adalar proje alanı olarak seçilmiştir…

 

KENT OKUMALARI

Proje alanının kent içindeki konumu
Öğrenciler “Kent okumaları” aşamasında proje alanının kent merkezindeki konumu üzerinde durdular. Kuzeyde Maslak-Büyükdere hattındaki finans bölgesi, güneyde sanat/kültür semti Harbiye, doğuda Osmanbey ve Nişantaşı çevresindeki moda merkezi, batıda yükselen lüks rezidans projeleri ve yakın çevredeki odakların proje alanına olan etkileri üzerinde düşündüler.
Kuzeyde Mecidiyeköy tarafındaki Trump Towers, batıda Bomonti’de Anthill projelerinin şehrin silüetine yapılan müdahalenin açık bir ifadesi olduğunu vurguladılar. Çevredeki yüksek yapılaşmanın caddenin üzerindeki değişim/dönüşüme emsal teşkil etmesinden duydukları endişeyi dile getirdiler.
Odak noktaları
Halaskagazi Caddesi’ne yakın Şişli Etfal Hastanesi çok sayıda hasta ve hasta yakınını buraya çekmesinden ötürü bir odak olarak kabul edildi. Küçükbahçe Sokak’da bulunan Şişli Sosyal Güvenlik Merkezi bir başka önemli kalabalık çekim merkezi olarak tanımlandı. Nakiye Elgün Sokak’ta yer alan DİSK ve Abide-i Hürriyet Caddesi’ndeki TSK İstanbul Bölge Temsilciliği, Atatürk Müzesi gibi odaklar üzerinde duruldu. Halaskargazi Caddesi’ne yakın konumlanmış ve yenilenmek üzere ulusal mimari proje yarışması gerçekleşen Şişli Lisesi’nin de ilçenin çok farklı noktalarından çok sayıda öğrenci çekmesi vurgulandı. Proje alanının yakın çevresinde var olan başka birçok ilköğretim ve lise kurumunun ve dersanenin varlığının belirli saatlerde caddenin büyük bir genç nüfusa sahip olmasına neden olduğu tespiti yapıldı. Bu eğitim kurumlarının sayısal çokluğu yanında kültürel çeşitliliği (Saint Michelle Fransız Lisesi, Ermeni İlkokulu, Rum İlkokulu, Otistik çocuklar için eğitim veren özel Tohum Vakfı Okulu…) de “birlikte yaşam kültürü”, “farklılıkların zenginliği” kavramlarını ortaya çıkardı.

Proje alanının biraz daha uzak çevresinde ise kentin en önemli yüksek eğitim kurumlarının bulunması (İTÜ Maçka kampüsü, Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü, Haliç Üniversitesi Mecidiyeköy Kampüsü gibi…) tartışıldı. Bu tartışmalar proje alanından geçen kentli profilinin ipuçlarını vermeye başladı…

Proje alanındaki farklı inançlardaki ibadethanelerin (kilise, sinagog, camii) varlığı ise öğrencinin dikkatini kültürel mozaiğe çekti.

Kentli Profili (yaşayan/çalışan/geçen)

Proje alanı ve yakın çevresinde kent parçasını kullanan kimliklere bakıldığında cadde üzerinde bütçeye uygun perakende satış yapan çok sayıda dükkan ve mağazaya ucuz alışveriş yapabilmek için gelmiş telaşlı, koşturan daha çok kadın profili sergileyen bir kentli kalabalığı tanımlandı. Bu alışveriş yapan topluluğa hizmet veren çalışan profili üzerinde duruldu…

Caddenin kullanıcı profilinin yanında yapıların üst katlarında yer alan iş yerlerinde doktor/avukat/mali danışman/reklamcı gibi serbest meslek sahibi kişilerin ve bu iş yerlerine hizmet almak için gelenlerin varlığının altı çizildi…

Ana caddeden Abide-i Hürriyet Caddesi tarafına doğru ilk sıralardaki sokaklardaki çok sayıdaki toptancılar, kumaşçılar vurgulandı. Daha yukarılara çıkıldığında ise konutların çoğunluğu ortak düşünceydi.

Tüm bu tartışmalarda kullanıcı profilindeki çeşitlilik dikkat çekiciydi. Kullanıcı profilindeki zenginliğin yanında aralarındaki kopukluk, iletişimsizlik ve paylaşım yoksunluğu üzerinde duruldu ve bölgeyi

kullananlara ortak yaşam, iletişim, paylaşım alanı sunmak konusunda bu kent parçasının yetersizliği vurgulandı. Örneğ,m üst cadde ve sokaklardaki insanların Halaskargazi Caddesindeki yaşam döngüsünden habersiz bambaşka bir yaşam döngüsü içinde olduğu tespiti ilgi çekiciydi.

Proje alanı ve yakın çevresinin kullanımı

Halaskargazi Caddesi üzerindeki koşturma ve telaşın hareket halinde bir kent parçasını tanımladığı belirtildi. Oysa bir üstte müşteri bekleyen sakin bir toptancı bölgesi, daha üstte ise tipik, içine dönük bir konut semti vurgusu yapıldı. Bu katmanlaşma öğrencinin ilgisini çekti.

Halaskargazi Caddesi için en fazla tüketim kavramı üzerinde duruldu. Ayrıca kent parçasının gece-gündüz kullanımı tartışıldı ve ıssız sokakların güvensizliği gündeme geldi…

Sonuçta Halaskargazi Caddesi ve çevresinde kentliye sosyal yaşama dahil olabilmesi için uygun bir ortam sunulmadığı, kalabalığın buraya zorunlu gereksinimlerini karşılamak için geldiği ve işini tamamladıktan sonra kent yaşamına dahil olmadan geldiği hızda bölgeyi terk ettiği konusunda anlaşmaya varıldı…

Proje alanı ve yakın çevresinde kentsel strüktür

Proje alanı ve çevresindeki yapıların fiziksel özellikleri üzerinde duruldu. Kat yükseklikleri analiz edildi ve Halaskargazi Caddesi üzerindeki bitişik nizam yapı kurgusunun 10 katı bulan yüksekliklerinin yaya üzerinde ezici, rahatsız edici, baskı kurucu etkisi dile getirildi.

Bu baskının yan yana dizilmiş yüksek katlı yapıların sürekliliğinden ve kentliye kaçacak, duracak, bekleyebilecek bir alan yaratmamasından olabileceği vurgulandı.

Tarihi, tescilli yapı stoğunun bölgenin değerini yükselttiği konuşuldu. Ancak bu değerli yapı stoğuna gerekli ilginin, saygının gösterilmediği, ortaya çıkarılıp birer odak haline getirileceğine sıradan, kimliksiz yapılaşmanın içinde görünmez hale getirildiği söylendi…

Zemin-şekil analizinde yeşil alanın azlığı/eksikliği netlik kazandı. Bölgede kalan yeşil parçaların kilise, okul bahçeleri ya da mezarlıklar olduğu ve erişimlerinin engellendiği sık sık dile getirildi.

ÖĞRENCİ ÇALIŞMALARINDAN ÖRNEKLER
KAVRAMSALLAŞTIRMA VE TASARIM

MEHMET SUBAŞI

 

Mehmet mevcut kent dokusuna ilişkin “yapısal yoğunluk”, “sıkışıklık”, “nefes alamamak” yorumlarına bir tepkiyle yola çıktı. Tescilli yapılar dışında kalan alanı yapıdan arındırdı ve boşluk yarattı. Bulgar Kilisesi’nin girilemeyen ama betonlaşmanın içinde bir vahayı anımsatan bahçesini referans alarak adeta onu sürdüren büyük bir yeşil doku “ek’im”i hedefledi Sanat/gösteri merkezi programını tümüyle yer altına aldı ve “yer” üstünde açacağı büyük bir yarıktan ışık ve havayı içeri çekti…Üstte açık sanat parkı, altta kapalı…Tümüyle doldurulmuş bu kent parçasında daha çok “kamusal alan” yaratmak, sosyal paylaşım ve iletişimi güçlendirebilmek için aktiviteye uygun bir “boş alan” üretmeyi hedefledi…

 

UTKAN GÜNERKAN

 

Utkan proje alanında Halaskargazi Caddesi ve çevresindeki serbest, kendiliğinden oluşmuş organik yol ağı sistemine yanıt verircesine düzenli, geometrik tasarım ilkesine dayalı bir ızgara sistemi önerdi. Bu ızgaranın bina kompleksinin tasarımında yapı kuruculuk görevi yükleneceğini düşündü. Sanki Utkan mevcut yapılaşmanın görsel karmaşasını sadeleştiren, sakinleştiren bir kurgu arıyışındaydı.
Utkan bu grid sistemi topoğrafyayla ilişkilendirmeyi, özgün senaryosuna ait birimleri, yeşil doku parçalarını, aktiviteye uygun ara mekanları, meydancıkları ızgaranın içinde dağıtmayı ve akışkan, sürprizli, dinamik bir bütün oluşturmayı hedefledi. Doğal aydınlatmadan, temiz havadan en iyi şekilde yararlanan kapalı mekanların tasarımında özellikle iç/dış farklılaşmasını kaldırmayı deneyeceğini dile getirdi. Utkan ana tasarım kavramını “Üret, Sat, Yaşa” olarak dile getirdi. Asma katında küçük yaşama birimi olan atölyelerde hem yaşayan hem üreten kentlinin, kendi yaşama/üretme birimi önündeki açık alanda ürettiğini sergileyip satacağını hayal etti.
Önerdiği ızgara sistemde kimi zaman yolların kesiştiği noktalarda kendiliğinden oluşan alanları birer kentsel buluşma yeri olarak değerlendirdi. Aslında Utkan belirli bir senaryo doğrultusunda bir araya gelen parçaların oluşturacağı bir bütünden, “kolaj”dan söz ediyor…

 

RAŞİT KORKUT
Raşit analizlerdeki etnik ve kültürel zenginlik vurgusundan hareketle farklı din ve kültürlerin buluştuğu bir merkez temasını dile getirdi. “Yer’in ruhunu yansıtan” bir proje amaçladı. Kalabalığın içinde yalnız kentlinin sosyal paylaşım ve iletişim ortamı bulamadığı cadde ve etrafına “bir diyalog merkezi” ile kentsel ek’im hedefledi. Yalnız din bilimciler ya da araştırmacılar değil farklı kimliklere sahip kentliler için bir çekim merkezi tasarımı gerçekleştireceğini ve bunun için özgün programlar önereceğini vurguladı. Sergileme, tartışma, kitap okuma, seminer, toplantı mekanları gibi esnek kullanım olanakları önerdi.

 

İREM YİĞİT
İrem bölgedeki kullanıcı profilinin zenginliğinin yanında aralarındaki kopukluğa, iletişimsizliğe, paylaşım yoksunluğuna en iyi çözümü “sanat” ile bulabileceğini düşündü. Caddedeki hızlı yaya hareketini ve bölgedeki farklı kimliklere sahip kentli nüfusunu proje alanına çekebilmek için sanat odaklı bir çekim merkezi hedefledi. Caddenin gri yapılaşmasının arasına yeşil cephelerle eklenti yapacağını dile getirdi. İrem dolaşım ve etkileşim cömertliğine sahip bu merkezde kentliyi kentle sanat yoluyla ilişkilendirebilmek için farklı kullanıcılara hitap edebilecek programlar önerdi.

 

ONUR AYDIN
Şişli’de Moda ve Tekstil Müzesi…

 

COŞKUN DİNÇ
Coşkun’un tasarım fikirlerinin oluşumuna proje alanının doğusunda Osmanbey ve Nişantaşı’nda yoğun olarak var olan “moda ve tekstil sektörü” etki etti. Hatta moda odaklı ve kent yaşamına renk katan Nişantaşı ile Halaskargazi Caddesi’nin coğrafi yakınlığı dışında hiçbir bağı olmadığına işaret etti.

Cadde ve çevresinin yoğun, sıradanlaşmış alışveriş eylemine ve buradaki tüketim odaklı yaşam senaryosuna müdahale etmek istediğini vurguladı. Yaşayan, geçen, belli bir amaç için gelen farklı profillere sahip kentli topluluğuna yeni bir çekim merkezi sunmak için “moda” temasından yola çıktı.

 

MERT GÖNÜL
Mert’in tasarımında Halaskargazi üzerindeki hareketliliğin alana sıçramasıyla tasarımındaki biçimsel kurgu dinamizm kazanıyor. Mert, caddeden algılanan bir odak noktası yaratmaya çalışıyor. Hedef kitlesi genç insanlar, öğrenciler olarak belirlenen projede kültür/sanat odaklı çok amaçlı bir merkez amaçlanıyor. Bu merkeze rekreatif alanlar katılarak alanın daha da hareketlenmesi sağlanıyor. Rekreatif alanlarda kaykay alanları, tırmanma duvarları gibi öğeler bulunurken bunların çevresinde bulunan kafeler, kütüphanelerle bütünleşmesi sağlanıyor.

 

 

ESİN ÖZKILIÇ
Esin iş saatleri içerisinde yoğun, gürültülü, karmaşık bir yapı içerisinde olan Halaskargazi’nin akşam saatlerinde ıssızlaşmaya başladığını, gece ise tamamen ıssız bir hal aldığını vurguladı. Gece gündüz yaşayan bir merkez yaratmak iç mekanın sınırlarını ortadan kaldırarak ya da belirsizleştirerek, esnek ve değişken bir mekan kurgusu oluşturmak istedi. Merkezdeki etkinliklerin Halaskargazi cephesinden izlenebilmesine olanak sağlamak için yer yer boşluklar/vitrinler oluşturdu. Bütün bunlar olurken tescilli yapıların mekanları için farklı bir renk ve doku olacağını düşündüğünü ve tasarımının bir parçası haline gelmesini hedefledi.

 

UĞUR DİLSİZ
Uğur öncelikle tüketime yönelik bu kent parçasının aynı zamanda sosyal paylaşım alanı haline gelmesi için bir sanat okulu ve sanat merkezi oluşturmanın iyi bir çözüm olabileceğini vurguladı. 1001-1002 nolu adalarda çalışmak istediğini söylerken bu adaların fiziksel konumunun önemi üzerinde durdu. Alanın Rumeli Caddesi ve Halaskargazi Caddesi’nin kesişme noktasında yer alması, metro durağına yakınlığını Uğur için önemliydi. Tam köşede yapılaşma farklı yönlerden gelen farklı profillere sahip kentlinin buluştuğu ve yoğun yaya akışının kesiştiği “yer” olmasıyla öne çıktı. Uğur hem eğitim hem de sergileme işlevlerini içeren bir program benimsedi.

 

GİZEM AVŞAR

 

Tasarımına analiz çalışmalarında üzerinde durduğu “karşıtlıklar” hareket noktası oluşturdu. Halaskargazi Caddesi’nin kaosu onu mekansal kurguda dinginlik arayışına itti. Caddedeki gürültü sessizliğe, hızlı, yoğun yaya hareketi kentlinin durduğu, kent yaşamına dahil olmak üzere mola verdiği “yer” kavramına, cadde ve sokaklarda “gri” renk ise yeşil doku vurgusuna yöneltti. Gençlere yönelik bir sanat/kültür merkezi tasarladı…

 

 

BÜŞRA ÇAÇAR

 

Halaskargazi Caddesi’nin iki yanındaki bitişik nizam yapılaşmanın “duvar” etkisi üzerinde durdu. ”Duvar”ı sürdürmek ama “ boşluklu”,” geçirgen,” bir duvar yaratmak düşüncesiyle yola çıktı. Bu duvarı yayanın ilgisini çeken, onu davet eden bir “vitrin” olarak tanımladı. Bu vitrin içerideki yaşantının dışarıdan fark edilmesini, izlenebilmesini sağlamayı hedefledi. Proje alanındaki yaşam biçimi, kullanıcı kimliği, bina tipolojisi çeşitlenmeleri onu farklı kentli kimliklerini (genç, yaşlı, ev kadını, çalışan, öğrenci,vs…)hedef almaya ve karma kullanımlı bir tasarım kurgusuna yöneltti.

 

TUĞBA CANDEMİR

 

Tuğba bölgedeki kültürel, etnik, sosyal, toplumsal çeşitlenmelerin, farklı yaşam biçimlerinin, farklı bina tipolojisinin bir bütün olarak birlikteliğine dikkat çekiyor. Bu çok katmanlı kimliğin onu tasarımda melez bir kurgu arayışına götürdüğünü dile getiriyor. Modayla konut, perakende satışla toptan satış, sanatla ticaret, finansla kültür kesişiyor…

kesişmeler, farklılaşmalar, katmanlaşma…

 

MELİS ERGÜL

 

Melis de Halaskargazi Caddesi’nin iki yanındaki bitişik nizam yapılaşmanın “duvar” etkisi üzerinde durdu. Ancak farklı bir tutumla buradaki duvar etkisini tümüyle kaldırıp bir boşluk yaratmayı hedeflediğini vurguladı. Caddenin “gri” duvarına bir karşıtlık oluşturacak şekilde ada boyunca “yeşil dokuyla sınır” oluşturmayı hedefledi. Halaskargazi Caddesi’ndeki yoğun hızlı yaya akışını ise Nakiye Elgün’e dogru yaymak için yapılarını yer yer zeminden yükseltti. Halaskargazi Caddesi ve çevresinde çok sayıda eğitim kurumu olması Melis’i gençlere yönelik bir tasarıma yönlendirdi ve dans okulu olarak proje konusunu belirledi.

ELİF MEVA TOKMAK

 

Elif, oldukça farklı bir program önerisi sundu…eğitim parkı…Eğitim odaklı bir merkezin Şişli için bir cazibe ve çekim merkezi haline gelebilmesi için Elif’in yaratıcı, özgün alt temalar bulması gerekti.Tüketim odaklı bir çevrede eğitim ile yola çıkmak zorlayıcı ama bir o kadar da özgün bir yaklaşım oldu. Park temasıyla yeniden anlam kazanan eğitim kompleksi, açık ve ara mekanlarda, yapı, sokak, meydan ve park olarak mevcut kent parçasıyla bütünleştirildi.  Eğitim parkı projesi farklı profillere sahip kentli topluluğunun belki de kendini yeniden keşfedebileceği, gece ve gündüz sürekli canlı kalan ve yaratıcılığı destekleyen adeta bir kentsel fuayeye dönüştü.

ÖMER HASDEMİR

 

Ömer Halaskargazi Caddesi’ni üzerinde koşturma, telaş olan hareket halinde bir kent parçası olarak tanımladı. Bir üstte Abide-i Hürriyet Caddesi’ne doğru müşteri bekleyen sakin, cansız bir toptancı bölgesi ve daha üstte içine dönük bir konut semti varlığına dikkat çekti. Bu üç kentli grubunun adeta birbirlerinden hebersiz yaşadığını vurguladı. Bu katmanlaşma ve bölgeler arası kopukluk Ömer’in tasarım süreci için bir hareket noktası oluşturdu.

Ömer projesini anlatırken bazı tanımlamalar yaptı…

köprü:gelip geçicilik,geçmek.(dünya,dünyevi işler) otel:konaklamak,kalmak (dünyada tutunacak birşey aramak,din,felsefe) bunun sonucunda “köprüde konaklamak”,”dünyada tutunacak bir dal aramak,kalıcı olanı aramak” anlamına gelebilir.

sonuç: dünya dinleri ve felsefe müzesi.

 

SERBAY KATAR

 

Serbay’ın tasarım fikirlerinin oluşumuna proje alanının doğusunda Osmanbey ve Nişantaşı’nda yoğun olarak var olan “moda ve tekstil sektörü” etki etti. Halaskargazi Caddesi’nin yoğun, sıradanlaşmış alışveriş eylemi dışında kentliyi heyecanlandıracak başka bir özgünlüğe sahip olmayan tarafına yerleştireceği çekim merkezi için “moda” temasından yola çıktı.

“kent=alışveriş” denklemini bozmayı hedefledi.

Defilelerin yapıldığı ve mankenlerin giysileri sergilemek için kullandığı “podyumu” bir tasarım verisi olarak kullanmak istedi. Proje alanında bir yürüyüş yolu ağı kurmayı ve bu ağın etrafında esnek kullanım mekanlarından oluşan parçalı bir kurguya yönelmeyi düşündü.Serbay’ın üzerinde durduğu bir başka kavram ise “katmanlaşma” oldu. Analizlerde bölgede var olan sosyal, işlevsel, biçimsel, kültürel, etnik katmanlaşmalardan söz etti. Serbay da bu kavramdan yola çıkarak kurgusunda dikey katmanlaşmayla işlevsel katmanlaşmayı buluşturacağına ilişkin ipuçları verdi. Toprak altına üretim, zemin kata sergileme, üst kata çalışma katmanları şeklinde bir kurguya yöneldi. Moda ve tekstil merkezi tasarladı.

 

 

 

 

19 Comments

  1. Türkiye’nin her yeri sorun ve mimarlardan çözüm bekliyor. Haydi bayanlar beyler biraz fikir, biraz cesaret, biraz enerji. Suzan hanımı ve tüm gençleri örnek almalısınız.

  2. Bu ne zevkli, ne güzel konularla ele alınmış bir proje çalışması. Olgunluk seviyesi yüksek, sahiden kaliteli bir proje grubuna yön veren değerli meslektaşlarımı-hocalarımızı kutluyorum. Ellerinize sağlık.

  3. Bir çalışma da bizce Eminönü ve Karaköy meydanlarına yapılmalı. Başınızı biraz yukarı kaldırırsanız enfes iki meydan görürsünüz. Biraz aşağı indirirseniz korkunç iki otoyol kavşağı. Gereksizce geniş ve yüksek köprü de cabası. Altlarındaki lokantalar bir başka konu… ortasındaki boş alanlar ise kültür alanlarına gereksinim duyan İstanbul için kullanılmayı bekleyen birer can simidi. Eminönü tarafı gibi Perşembe pazarı da tam bir keşmekeş, hele bir de çökmeler başladı. Sahil ağlıyor.
    Birileri birşeyler yapmalı. Yoksa her geçtiğimizde Aziz Nesin’i hatırlıyoruz.
    Suzan hanımla öğrencilerin çalışmaları bize İstanbul’un sorunlu yerlerinin çokluğunu anımsattı. Kaç gündür hep çevremize bakıyoruz daha önce farklı baktığımızı ve sorunları görmediğimizi anlıyoruz.

  4. Yapılan yorumların genç öğrencilerimizi son derece motive ettiğini iletmek isterim. Zaman ayırıp çalışmalarımızı incelemeniz, üzerinde düşünüp değerli fikirlerinizi bizlerle paylaşmanız daha da kapsamlı akademik çalışmalar yapmamız konusunda paha biçilmez bir destek…Tekrar teşekkürlerimizi sunarız…

  5. Mimarlıkta entegrasyonun tek bir ölçüsü vardır o da mimari kalitedir. Tarihi dokunun ortasında üç yüz metre yükseklikte bir demir parçasına karşı çıkarsınız ama karşı çıktığınız Eyfel kulesidir. Ya da tarihi Osmanlı dokusunun kenarında uluslararası modern mimarinin devasal bir kompleksini yaparsınız yıkılmak istendiği zaman insanlar ayakların onun da adı İMÇ’dir. Yeter ki mimari kalite olsun her şey kendisini kabul ettirir. Genel kurallar sadece mollalar içindir. Onlar sabah akşam kendi koydukları kurallara biat eder taparlar.
    Suzan hanım doğru yoldasınız. Öğrencilerinizi kutlarız.

  6. Ali Sait beyin söylediklerinden yola çıkarsak kentsel düzenlemeyi anlamayan, dönüşümü suç sayan mantık ile kente sahip çıkmayı kimseye bırakmak istemeyenlerin bana göre bir parodoksu var. Yaşamın bir gerçeği olarak geçmiş dönemlerdeki düzensiz yapılaşmadan ortaya çıkmış kentsel problemlere dair burada gördüğümüz türden argümanlar geliştirmezsseniz oyun dışı kalır, sadece trübinlerden tezahürat yapmak zorunda kalırsınız. Ali Sait beyin ifade ettiği gibi kentsel dönüşümü siz AKP ye bırakırsınız. Aynı kentsel problemlere karşı sizin hiç çözüm öneriniz olmaz çünkü.
    Sayın Suzan Sanlı yönetimindeki bu tarz kentsel çalışmaları ben yukarıda bir akadaşımızın söylediği gibi oldukça ciddi buldum, kutlarım. Kente bir mimarın yaklaşma yöntemlerini içselleştiren bu eğitimci tutumun devam etmesini ve gelişmesini diliyorum.

  7. Kültür Üniversitesinin profesyonel eğitimciler tarafından yönetildiğini biliyorum. Özellikle küçük oğlum üniversite seçerken sitesinden çok yararlanmıştı. Bence üniversiteler de böyle olmalı, farklı görüşler, farklı yaklaşımlar özgürce tartışılabilmeli, araştırma, proje konusu olabilme. Mimdap’a özellikle mimarlık fakültelerinde yapılan çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verdiği için teşekkür ederiz.

  8. Gençlerin İstanbul’un sorunlarına sahip çıkmaları beni çok duygulandırdı. Eski nesil bir mimar olarak bizim kusurlarımızın, bizim eksiklerimizin yeni nesiller tarafından giderilmeye çalışılmasını hem anlayış, hem de destekle karşılamamız lazım. Sayın Ali Sait Beyin dikkat çektiği, her türlü projeyi kötüleyen, onu sermayenin emrinde olarak gösteren düşünceleri de artık terk etmenin zamanı geldi sanıyorum. Bizim nesil bu görüşle koruyacağım derken hem doğayı hem kentleri mahvetti. Halbuki projeler üzerinde tartışabilme olanaklarımız olsaydı -ki burada bunun bir provası yapılmış- durum kesinlikle böyle olmayacaktı.

  9. Demek ki bütün üniversiteler günümüzde “yağma aracı”, “soygun talan fırsatı” diye tanıtılan kentsel dönüşüm konusunda aynı görüşlerde değilmiş, Türkiye’de bozuk bir dokunun dönüştürülmesinin çok önemli olduğunu bunun akp’ye bırakılamayacak kadar önemli bir konu olduğunu anlayan akademisyenler de varmış.
    Türkiye’de hiçbir zaman ümitler tükenmezmiş onu anlıyoruz.

  10. Suzan Hocam emeğinize ,bilginize yüreğinize sağlık. Genç meslektaşlarımı da kutluyorum. Çok şanslıyım ki sizden proje alma şansına sahip oldum ve sizi tanıdım. Siz gerçekten mimarlığı seven ,yaşayan ve öğrencilerinize sevdirebilen yaşatan tanıdığım nadir insanlardan birisiniz. Benim gibi 40 yaşında mimar olmayı becerebilen biri için sizin ve öğrettiklerinizin anlamı çok büyük. Sizi çok seviyorum ve lütfen lütfen eğitim vermeye devam edin hiç durmayın…

  11. Zaman zaman yolum Halaskargazi caddesine düşer. Mümkün olduğu kadar oradan geçmemeye çalışırım. Mimarlık öğrencilerinin bu durumu görmeleri ve çözüm aramalarına çok sevindim.

  12. İki şubede toplam 22 öğrenci proje teslimi yaptı. Öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere 2 gruptu. Aslında haftalık stüdyoya ayrılan saat 8 ama biz bunun çok üstüne çıktık. Sabah 9 da girdiğimiz atölyeden akşam 8-9 gibi çıktık. Ders saatleri dışında da paylaşımı sürdürdük. Ben ve genç asistan arkadaşım birlikte yürütücülük yaptık.

  13. ciddi ciddi kentsel yenileme yeniden yapım ve dönüşüm projeleri bunlar. tebrik ederim.

  14. Teşekkür ederim haftada kaç gün kaçar saat dersiniz vardı, sanıyorum iki kişilik bir hoca grubu ile ders yaptınız kaç öğrenciniz vardı?

  15. İlginize çok teşekkür ederim…
    İlk gün öğrencilere kapsamlı bir proje tanıtım dosyası teslim ettik. O haftasonu proje alanına gittiler. Farklı gün ve saatlerde gözlem yapmalarını istedik (gece/gündüz/hafta içi/cumartesi/pazar)Gözlem ve tespitlerden sonra stüdyoda çok keyifli, verimli tartışmalar yaptık. Proje alanlarının seçiminden sonra 1/500 çevre maketi ve gözlem tespit, analiz posterleri hazırladılar. Benim yetiştiğim mimarlık ortamında büro içindeki iletişim eskizlerle kurulurdu. Ben de öğrenci çalışmalarında bunu desteklemeye çalıştım. Arsa üzerinde yaptıkları analitik çalışmaları, düşünceleri eskizlerle stüdyo ortamına taşıdılar. Bir facebook grubu kurduk. Oradan ders saatleri dışında haberleştik, paylaşımlarda bulunduk. Literatürden okumalar, çağdaş mimari projelerden örnekler inceledik. Bu çalışmaları ve tartışmaları daha çok facebook aracılığıyla yaptık. Kent okumaları olarak adalandırdığımız aşamada özellikle çalışmanın yalnız tespitle kalmamasını alt okumasını desteklemeye çalıştık. Örneğin öğrencinin mevcut yapılaşmanın fiziksel özelliklerini bir veri listesi şeklinde değil yorumlayarak sunmasını ve bunun tasarımındaki kavramsal gelişime etkisini düşünmesini istedik. Kavramsallaştırma aşamasında kütle maketleri ve posterler hazırlandı ve mekansal program istendi. Daha da önemlisi yaşam senaryosu kurgulamalarını bekledik. Bu aşamaya kadar çalışma maketleri, eskizlerle geldiler. Ancak hep ölçekli çalıştık. Düşünceler netlik kazandığında 1/500 bilgisayar çizimlerine başladık. Archicad ya da autocad kullandılar. 3 boyutlu çalışmalar, maket sürekli istendi. Cinema 4d, 3dmax, allplan, archicad ve kendim de kullandığım ve mucizevi bir program olduğuna inandığım sketch up la çalışmaya başladılar. Dışarıdan davet ettiğimiz mimar dostlarımızın da katıldığı ve diğer atölyelerle ortak düzenlediğimiz ara jürimiz oldu. Ara jüriden sonra 1/200 çizimlere ağırlık verdik ve proje gelişim süreci devam etti….Bazı öğrencilerde tasarım içten dışa, bazılarında dıştan içe gelişme gösterdi…Ben iç ve dışın sürekli etkileşim içinde birarada geliştirilmesini vurgulamak açısından planlar, kesitler, cepheler hazırlanırken bir yandan da maket ve 3 boyutlu çalışmalarını yürütmelerini istedim. Tabii belli bir ölçüde başarabildik. Bazı öğrencilerimde inanılmaz başarılı bir teknik mimari anlatım tekniği vardı…Ama mükemmel çizilmiş planların, kesitlerin üzerine sonradan bir kılıf geçirilmiş gibi kabuk oluştu…Bu kopukluk rahatsız ediciydi…Bazılarında ise başarılı bir kabuk, bir kütle ama içte işlemeyen bir mekansal kurgu…Yine de benim gözlemeleyebildiğim kadarıyla verimli bir dönem oldu. Akademik ortamda bu çalışmaların son ürün odaklı değil süreç odaklı olduğuna inandığım için ben öğrenci çalışmalarından memnun kaldım.

  16. Suzan Hanım selamlar,
    Size bir kaç soru sormak istiyorum affınıza sığınarak.
    .Öğrencileriniz bu projeleri hangi aşamaları geçerek hazırladılar. (araştırma, ön proje, fikir oluşturma gibi ve bunlar ne kadar sürdü?)
    .Öğrencilerinizin altyapıları nasıl? Hangi bilgisayar programlarını kullanıyorlar?
    .Bu proje için maketlerle çalıştılar mı? Yoksa doğrudan çizimlerle mi çalıştılar.
    Şimdiden teşekkürler.

  17. Değerli yorumlarınıza çok teşekkür ederiz. Aynı “yer”, aynı fiziksel şartlar, benzer programlar ama ortaya çıkan birbirinden farklı mekansal ve biçimsel kurgular hedefledik. Stüdyo ortamında deneysellik, diyalog, yaratıcılık, yeni bilgiye ulaşma, birlikte keşfetme, birlikte öğrenme hedeflerimiz vardı. Usta-çırak ilişkisinden bambaşka bir iletişim şekliydi yöntemimiz…Stüdyo yürütücüsü olarak bende var olan, tecrübelerimle kısıtlı bilgi arşivinden çok daha uzağa gitmeyi belli bir ölçüde başardığımıza inanıyorum…Akademik bilgi ve araştırma alışkanlığını destekleyen özgür bir ortamda tasarım araştırmaları yapmaya çalıştık. İyi iletişim kuran, düşünce paylaşan, sorgulayan, yeni fikirler üreten, duyarlı, ilgili tüm öğrencilerime teşekkür ediyorum…Bundan sonraki eğitim ve meslek yaşamlarında sıradanlıktan uzak durarak özgür, objektif, yeni fikirlere açık bir düşünce sistemi benimsemelerini umuyorum. Yılmaz Kuyumcu Bey’e bu çalışmaları sizlerle paylaşma şansını bize verdiği için çok teşekkür ediyorum. Şu ana kadar yapılan iki yorumun benim ve öğrencilerim için son derece değerli ve motive edici olduğunu özellikle iletmek istiyorum.

  18. Kente dair bu kadar sahici bu kadar mimarlığa dokunan bir çalışmayı sürdüren başta proje yöneticileri olmak üzere tüm mimar adaylarını kutlarım. Seviyesi oldukça yüksek projeler. Yapanların düşünenlerin ellerine sağlık.

  19. Hem öğrencileri hem de hocalarını kutlarız, kenti düşünmek, kenti parsel boyutunda değil, kentsel bütünlükler olarak ele almak ve tartışmaya açmak, mimarların asıl görevi. Halaskargazi caddesi kent rantının şekillendirdiği bir yer ve bir kentsel dönüşüm tartışmasına konu olmayı da, -aslında bir kentsel çöküntü alanı olduğunun nisbeten gizlenmiş olması nedeniyle bilinmese de- en fazla hak edenlerden.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir