Serbest Mimarlar Dernekleri Örgütlenme ve Telif Hakları konu başlıklı III.Çalıştayı Antalya’da gerçekleştiriliyor.
27 Mayıs 2011 ‘de Kale Grubu sponsorluğunda gerçekleşen çalıştayda Serbest Mimarlar Dernekleri arasındaki koordinasyon, bu derneklerin bir çatı altında toplanması ve federasyon modeli, telif hakları ve SMD lere üyelik koşulları ile şu anda faaliyet gösteren üç serbest mimarlar derneğinin; ortak yol haritasının belirlenmesine ilişkin gündemler ele alındı.
İstanbul, Ankara ve İzmir SMD leri şube başkanlarının sırasıyla yaptıkları açış konuşmalarının ardından ilk oturumda SMD ler arasındaki koordinasyon başlığı altındaki sunum-tartışma bölümünde Oğuz Öztuzcu, Hasan Özbay, Metin Kılıç, Ünal Tümer; Enis Öncüoğlu moderatörlüğünde sorunları ve çözüm önerilerini dile getirdiler.
SMD lerin ÖRGÜTLENMESİ
Daha önce gerçekleştirilen Çanakkale ve İzmir Kurultaylarına vurgu yapan O. Öztuzcu somut bir sonuca ulaşmak için dernek yönetimlerini içine alan bir çalışmanın yapılmasını ve bunun da belirlenmiş bir yol haritası ile yürütülmesi gerektiğinin üzerinde durdu.

H. Özbay, 1987’de kurulan ilk SMD den 2003 yılında üyeleri artan İstanbul Ankara ve İzmir’in ayrı dernekler olarak çalışmalarının sürecini ele aldı. Özbay SMD lerin federasyon yapısı içine girebilmeleri için en az beş dernek olmalarının kanun gereği olduğunu söyledi. Bu yüzden SMD lerin üye sayısını arttırmak yanında başka illerde de şubelerin oluşturulmasının gereğinin altını çizdi.
E. Öncüoğlu mevcut üç derneğin ülke coğrafyası içindeki illeri paylaşabileceği ve buralarda önce temsilcilikler kurup sonra olgunlaşan temsilciliklerin şubeye dönüşümünün ele alınabileceğini anlattı. Öncüoğlu SMD lerin etki alanlarını genişletmesi, mimarlık ortamında yeni üyeleri ile güç kazanmasının mümkün olduğunu vurguladı.
M. Kılıç, SMD örgütlerinin koordinasyon kurullarının örgütlenme çalışmalarına kendi başlarına kalmadan, bu çalışmalara yönetim kurullarının da katılmasıyla başarıya ulaşabileceğini söyledi.
İstanbul SMD başkanı Oğuz Öztuzcu konuşmasını yaparken
Sırasıyla söz alan Ü. Tümer SMD lerin kuruluşunun temel nedenlerini ve Mimarlar Odası’ndan farklılıklarını örneklerle anlattı. SMD lerin özellikle mimarların somut sorunlarına eğilmek için kurulduğunu geçmiş yıllardaki deneyleri de hatırlatarak sundu . SMD’nin hangi ilkelerle üye kabul edeceği, üye kabul komitelerinin üyelerin durumunu araştırmak yanında üye adaylarının da belirlenmesinde görev almasını önerdi.
Oturumda bu gündem üzerine hazır bulunan üyeler serbest düzende söz alarak tartıştılar ve federasyonu, onun getirdiklerini ve federasyonun gereklerini sıraladıktan sonra bir dizi önermeyi çalıştay sonuç bildirisine girecek düzende oluşturdular.
Ankara SMD başkanı Yeşim Hatırlı konuşmasını yaparken
Mimarlar İçin Telif Haklarının Önemi…
Bu oturumda sunum yapan Mehmet Soylu, Selim Vanlı ve Tufan Arkayın; Kerem Erginoğlu moderatörlüğünde SMD üyelik sistemi içinde yer alan normal üyelik ve onur üyeliğinin kapsamlarının geliştirilmesi üzerine konuşmalar yaptılar.
M. Soylu normal üyeliğin dışında kurumlarla kurulan ilişkilerin adlandırılması, sektörden ve mimarlık basınından çeşitli yapılarla kurulacak ilişkilerden başlayarak genç mimarlar, başarılı öğrencilere kadar meslek alanındaki çeşitli gruplarla kurulabilecek ilişkiler üzerine açılımlar yaptı.
K. Erginoğlu; SMD nin “az sayıda üyesi” olan ve bir anlamda dışına kapalıymış gibi duran ya da böyle bir imaj oluşturan yapısının makul tarzda değiştirilmesi, belli bir sayıda üye artışının sağlaması gereği üzerinde durdu.
Konuşmacılar ve salondaki katılımcılar uzun uzun mimarların telif haklarının ne olduğu, yasal prosedürlerdeki tanımından güncel olarak yaşanan problemlere kadar mimarların güncel hayatta karşılaştığı telif ağırlıklı meseleler ortaya serildi. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda mimarın üretimin tanımı ve onun üretimin korunmasıyla ilgili mevzuattaki eksiklikler kadar var olan yasal mevzuatın da yeterince kullanılmadığı, açılan davalarla bu konuda bir içtiat oluşturulmadığı ya da bu alanın oldukça eksiklerinin olduğu vurgulandı.
Bu konuda SMD hukukçusu teknik bilgiler içeren bir sunumla tartışmaları destekleyen bilgi altlığını katılımcılara aktardı.
Adana bölgesinden serbest mimar Ozan Tüzün konuşmasını yaparken
İlerleyen zamanlarda; çok uzak olmayan bir süreçte mesleki sorumluluk sigortasının hayata geçebileceği ortaya konduktan sonra mimarlık hizmetinin verilmesinin koşullarının değişeceği, bu değişim sırasında bu sigorta sistemiyle ilintili olarak nitelikli mimarlığın nasıl üretilebileceği konuları üzerinde duruldu. Buna hazırlık ve yeni hukuksal yapının gerekleri tartışıldı.
Oturumun sonunda yaptığı konuşma içerisinde Abdi Güzer, telif haklarının toplum nezdinde algılanmasına yönelik bazı önemli tarihi mimari yapıtların kopyalamalarının günümüzde gerçekleştirilmesine tepki verilmesini dile getirdi. Geniş kesimlerde meselenin algılanmasına yönelik, SMD tarafından yapılacak itirazlar ve ve ya davalarla bir bilinç ortaya konabileceğini şu anda gerçekleşen somut bir kopya örnek üzerinden ortaya koydu.
Çalıştayın ikinci gününde ilk gün tartışılan konular üzerindeki fikirler özetlendikten sonra çalıştay sonuç bildirisinin bütün katılımcıların fikirlerinin alınmasıyla devam etti. Çalıştaya katılan SMD üyeleri tartışılan ve fikir birliğine varılan konuları söz alarak ve yer yer ekleme çıkarma yaparak ortak bir metne dönüştürerek etkinliği bitirdiler.






10 Yorum
Ahmet Muhtar Solfa
Olur bahsedelim!
Kentler zaten dönüşmekte. Siz isteseniz de istemeseniz de! bkz. Kadıköy’deki otel !. Buradaki konu dönüşmemesi değil o zaten olan bir şey önemli olan bunun bir planlama disiplini içinde yapılıp yapılmaması. Planlama ile yapılırsa saldırın “yağma var” diye ama küçük küçük müdahalelerle olursa vize ücretini kasaya atın.
Atatürk Kültür Merkezi için dostları bizi muhalif görsün diye karşı çıkın koskoca kültür merkezi çivi çakılamaz hale gelsin ve kentin ortasında bir kadavra olarak kalsın ! o olmaz bu olmaz ama bir kadavra olabilir…
Kanal projeleri, yeni şehir kurma projeleri konuşulamayacak kadar saçma. Hem koskoca bir planlama bürosu çalıştırın, bu arada meslek odamız kutsal muhalefet adına oraya da karşı çıksın, sonuçta o büronun çalışmalarını yok sayan projeler üretin… (bkz kanal bkz 3.köprü)
Ama esas sorunların kaynağını görmek isterseniz ülkemizde birbirinin aynı binalarla dolmasına engel olamayan telif hakları konusu. Eğer telif hakları konusu bir sorun olmasaydı ülkemizde kesinlikle bütün binalar birbirinin kopyası olmaz herbiri özgün olurdu.
Tabi meslek odasının bu tür dertleri olmadığını söylemek yanlış olmaz.
Marat Kıvılcım
Merhaba Arkadaşlar,
Ülkemizde ki mimarlık uygulamaları ile ilgili belki de hiç tartışılmasına gerek olmayan konunun telif hakları olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.
30 yıl önce üretilmiş bir mimari projenin tadilatında bile proje mimarının muvafakatına gereksinim duyulduğu açıkken Serbest Mimarlarlar Derneği denen mekanizmanın ,Antalyada bedava tatil için bu konuyu mimarlığın gündemi gibi ortaya sürmesini inanın çok iyi anlıyorum.
Kale grubunun bu mimarlık ortamını bölen anlayışlara nasıl destek verdiğini anlayamıyorum.
Bakın Ülke mimarlığını ilgilendiren bir çok konu gündemde;
*Kentsel dönüşüm
*Atatürk Kültrür Merkezi
*Kanal Projeleri
*Yeni Şehirler kurma projeleri
Kısacası ; YAĞMA ve TALAN !
Hadi birazda bunlardan bahsedin biraz utanmanız varsa….
Melek Genli
Hemen meseleyi oda- serbest mimarlar ikilemi üzerinden konuşmaya ve tartışmaya gerek yok. İkisi farklı farklı şeyler. Burada oda şunu yapmamış, çok eksik gibi eleştiriler de, diğer taraftan odacıların vehme kapılmalarına cümle içinde dokundurmaları da gereksiz.
Serbest mimarlar mesleğin ana eksenindeki ve mesleğin var oluşundaki temel meseleleri ele alıp geliştirmeye çalışıyorlar. Telif hakları çözülmeden ve doğru bir işlerliğe kavuşturulmadan bu ülkede nasıl mimarlık yaparsınız?
Önemli konuları katagorik kamplaşma mantığı ve çekişmesi ile konuşamayız. Kim mimarlık için birşey yapıyorsa onu geliştirmek için fikir üretsek daha iyi olur.
Saygılar
Azmi İzmirli
Mimarlar Odası bir çelişkiler yumağına dönüşmüştür. Bir taraftan mimarların bir ruhsat aracına dönüştüklerini söylemekte, diğer taraftan vize işlemleriyle üstelik sadece para almak için yapılan vize işlemleri, bu ruhsat konusunu desteklemektedir. “Rant ve yağmaya alet olmak” derken de proje yapan tüm mimarları suçlamaktadır. Halbuki gelirlerinin neredeyse tamamını o suçladığı mimarların suçlanan yapılarından elde etmektedir. BKZ KADIKÖY’DEKİ OTEL.
Mimarlar odasının bu günkü yapısının meslekle alakası kalmamış, bir belediye uzantısı bürokrasi aracına dönüşmüştür. İşlevsel olarak da ona buna “onlar akpartili” diyerek iftiralar atan, yalanlar söyleyen bu yolla kandırdığı mimarların oylarını alan yönetimleri olan bir kurumdur. Yalan oda yönetimlerinin İstanbul şube ve genel merkezde tek dayanağıdır. Tek bir amacı kalmıştır: birilerine yağlı maaşlar sağlamak ve ben buyum diyecekleri koltuklar vermek. Ranttan pay alanların rantı eleştirmeleri gülünç olmalarına neden olmaktadır. Halbuki yapılması gereken şey mimarlığı tam olarak destek vererek ve özellikle çağ dışı kalmış oda yönetimi seçimi sistemlerinden kurtarıp temsiliyeti arttırmak; diğer taraftan da şu modası geçmiş ve felaketlere neden olan imar mevzuatımızı sorgulamaya başlamaktır. Eğitimin YÖK’den kurtarılması için mücadele etmek yine yapılması gereken bir diğer iştir.
Mimarlığa yol açın sloganı bu korkunç durumu anlatmak için kullanılmış bir slogandır. Güncelliğini korumaktadır ve bu güncellik her an Türkiye’nin çevre sorunlarıyla birlikte artmaktadır.
Leman Ardogan
Mimarlar Odası için yapılan yorumları haksız buluyorum. Çünkü Mimarlar Odası, tüm mimarların ortak sorunlarını bir arada çözmek için vardır. Mimar yoksa Oda da yoktur.
coşkun kılıç
odanın seçimlere ilişkin bildirisinden buraya alıntı yapmak ne gibi bir hatırlatma içgüdüsüne dayandırıldığını anlayamadım? “anonim” kodlu arkadaşımız yukarıda yer alan SMD faliyeti ve söyledikleri ile ilgili bir eleştirisi varsa bunu açıklıkla yapmalıdır. ima yoluyla birşey söylenecek yer bu yorum bölümü değilidir herhalde.
Anonim
TMMOB MIMARLAR ODASI
12 HAZIRAN 2011
SECIMLERI RAPORU
MIMARLIK / KENTLESME
POLITIKA VE
UYGULAMALARI
DEGERLENDIRME VE
ONERILER ULKEMIZDE
24 Mayıs 2011
MIMARSIZ MIMARLIK ORTAMI
MUMKUN DEGILDIR
mimarı “ruhsat aracı” ya dasermayenin simgesel ve mekansal ihtiyaclarına kalem ve reklam aracı olarak gorme eğilimi artmaktadır.
Mesleğini temel ilkeleri ve etiği ışığında gercekleştirmek isteyen meslektaşlarımız işsizlik sorunuyla baş başa kalmakta, hukumetin rant ve yağma politikalarına alet olabilme becerisi bu sistemde mesleği uygulayabilmenin neredeyse tek koşulu haline getirilmektedir.
.hayatta kalabilen mimarlık buroları inşaat devlerinin ve yabancı firmaların taşeronları veya imzacılarına donuşmuş, ..
TMMOB MIMARLAR ODASI
Mustafa Yılmaz
Bu meslek öncelikle severek yapılan bir kamusal meslek. Bunu büreokratik bir işleyişe çevirir ve sevmeden yaparsanız kimseye bir hayrı dokunmaz. Mimarı kullanıp sonra onu haklarından mahrum kılan bir düzen hiç bir zaman adaletli olamaz. Mimar bu hakkını kaybederse mesleki yaşamı anlamsızlığa bürünür. Meslek odası malesef işin bu tarafını dert etmiyor. O zman da tasarımcı mimarlar piysada yok olmamak için kendilerine göre bir yol bulmak ve güç birliği aramak zorunda kalıyorlar.
Tebrik ederim.
Havva Güzel
Oda proje yapan mimarları halk pardon kamu düşmanı olarak ilan etmiş durumda. Fark etmediği ise düşman ilan edilen şeyin plan olduğu. Plan düşman ilan edilince politikacılara, bürokratlara gün doğuyor.
Politikacısı milletin gözünün içine bakarak “çıldırıyor”, bürokratı “projeni git filanca büro imzalasın biz onunla anlaşmalıyız yoksa projeniz onaylanmaz” diyor. Meslek odası yönetimleri de rakiplerini utanmadan akpartili ilan edip meslek ortamını zehirliyorlar.
Sonuçta Türkiyenin ulusal mimarisi ortaya çıkıyor.
kemal açıkalın
mimarların önümüzdeki dönemlerde sorunları çığ gibi çoğalacak. piyasa ilişkileri içinde sıkıştırılan mimarların proje haklarını, projeden doğan telif haklarını, şantiye ve proje yönetimlerindeki fikri haklarını savunan hiç bir kurum yok. oda projeleri vize etmesine ve bundan gelir sağlamasına rağmen mimarların haklarını müdafa etmiyor. doğal olarak önümüzdeki dönemlerde bu konu çok mühim bir hal alacaktır.