2007 yılında açılan bir yarışmada Paris’in merkezinde yer alan Les Halles bölgesi için öneriler istenmişti. Yarışmayı Patrick Berger ve jacques Anziutti’den oluşan ekip kazanmıştı.


Aynı alan için Toyo İto tarafından hazırlanan öneri:
Bu yarışma, kamusal alan kavramına getirdiği yenilikler açısından önem taşımakta. Bu yarışmaya katılan bir başka yarışmacının projesini sunuyoruz. Çünkü bu yaklaşımların ülkemizin son derece kısıtlı mimarlık ortamında tekdüze ve sadece ticari kazancın gözetildiği kamu mimarisinin aslında ne olması gerektiğini anlatmakta. Özellikle Salıpazarı gibi İstanbul kentinin kalbi olan, Beyoğlu bölgesini denizle buluşturan bir kıyı şeridinde yerin mal sahibi konumundaki devletin de neler yapması gerektiğine örnek oluşturmakta. Bir anlamda bu kamusal alan projesi; MİM Grubunun, bu günkü oda yönetimince “onlar AKP’li iftirasıyla” saldırıya uğradığı oda seçimlerindeki sloganıyla “MİMARLIĞIN ÖNÜNÜ AÇIN” demekte. Eğer Salı Pazarı gibi bir alanın Paris’deki karşılığının Les Halles bölgesi olduğunu düşünürsek, iş merkezi yaparak yatırdığı parasını geri almaya çalışan yatırımcının arkasındaki ona ortam sağlayan politikacının Paris’deki meslektaşından ne kadar uzak olduğunu anlayabiliriz. Eh… bu da bir kazançtır.
Kıssadan hisse: KAMU MALINI KAMU KULLANIR!





Mimari: Dubesset Mimarlık Lyon
İşveren: Paris Kenti
Yeri: Paris 1.Bölge
Yarışma yılı:2007
Program: Farklı kültürel amaçlı programlar
Alan:19.600 m2
İş bedeli: 115 milyon Euro+vergiler



Mimarlar projelerini şu şekilde tanımlamakta:
“Bizim projemiz, “Carreau des Halles” yeni türden bir kentsel birim. Bu yarışma ile ortaya çıkan son derece kompleks sorunlara cevap vermeyi amaçlamakta.
.Burası her şeyden önce merkezdeki toplulukları ve çevrede yaşayanları bir araya getiren aktif bir bölge. Burada insanlar birbirleriyle karşılaşmakta, gezmekte, dinlenmekte.
.Paris kenti için çok önemli bir giriş sağlamakta. Çünkü buradan itibaren en iyi “kent yaşamı deneyimine” giriş yapmak mümkün. Alanın büyüklüğü, aktivitelerin yoğunlaşmaları, yeniliklerin sunulması için mükemmel bir nokta. En azından, bu çapta bir yoğunluk ile bir semt donatısını bir araya getirmekte.




.Kentin çağdaş bir parkı ile yoğun, hiperaktif, gelişmekte olan kentin arasında yer almakta. Öncelikle, yumuşak geometrisini, tümüyle doğal ortamını ardından etkinliklerin büyük yoğunlaşmasını içermektedir.
.Mimari olarak, bir sürekli alan sağlamakta, zemin ve çeperler aynı prensibe bağlı kalmakta. Bu emsalsiz bir alan çünkü çok farklı içerikleri olan bir programla özellikle karmaşık bir alanı bir araya getirmekte.
.Zeminin üstünde, parçalanan alanda çok sayıda engeller, zemindeyse çok açık net bir bütünlük bulunmakta. Arazinin sınırları, çok net bir şekilde okunabilmekte.
Bu örtü, çok sayıda noktayı birleştirmekte, zemin altında bu birleştirme devam etmekte. Örtü “Haller Kare”sinin biçimini almakta, sokakların devamını oluşturarak, kamusal alanı parçalara bölmekte. Örtü kültürel ve dinlenmeye yönelik etkinliklerle canlanmakta.
Eğrisel duvarlar, kamusal alan ile etkinlik alanını ayırırken örtü ile aynı geometriyi paylaşmakta. Onların bir araya geliş şekilleri, homojen ve dinamik bir ortam oluşturmakta, kompleks fonksiyonlar ve alanın özelliklerini bir araya getirerek bu alanda büyük bir bütünlük sağlamakta.
Bu alan ve manzara sürekli değişmekte, eğrilerin izleri, renklerin ve örtünün karışımı bunu sağlamakta. Orada barınmanın yanı sıra kentsel panaroma ile ilişkiler kurulmakta. Örtü büyük bir açıklıkla delinmekte, bir dizi camlar ve iki büyük hareketli şeffaf çatı örtüsü, mayıs ve ekim ayları arasında açılarak alanın gökyüzü ile ilişkisini kurmakta. Bu alanda yer alan 5000 m2 ışık enerjisini elektirik akımına çeviren hücre bütünü tamamlamakta.





Çatının alt bölümlerinin işlenmesi, kamusal alandaki gürültüyü emmekte. Bu akustik olarak konforlu bir ortam oluşturmakta, komşulara gürültü gitmesine engel olmakta. Çok gürültü yapmaya uygun mekanlar, konser salonları, müzik alanları gibi… üç katmanlı cam bölmelerden oluşan bir sistemle izole edilmiş durumda. Bunlar hem şeffaf hem de tümüyle ses geçirmez.
Kaynak: Dubesset Mimarlık Lyon
Çeviri:Mimdap






2 Yorum
Anonim
Fransada kamuya ait arazilerin satışı yasaktır. Hiçbir devlet kuruluşu arazisini satamaz. Ayrıca her resmi daire kendi arazisinin sahibi olmak zorundadır. Yani iş hanı içinde resmi daire olmaz. Avrupa insanı devletin sattığı arazisinin hesabını sorar. Aldığı paraya bakmaz çünkü o para muhtemelen buharlaşmıştır, buna karşılık kaybettiği parka, yeşil alana, kültür tesisine….spor ekipmanına bakar. Avrupalı biraz daha bilinçlidir Kadere değil kaderin kendi elinde olduğuna inanır.
Ali Kemal Akyüz
Lütfen bu tür karşılaştırmaları koymayın çünkü moralimiz bozuluyor. Birkere kültür farkı var. Adamlar defalarca yarışmalar açıyorlar sürekli olarak nelerin yapılabileceğini sorguluyorlar. Bizde ise sadece ihale açılıyor yarışmada tek kriter kaç para ödeneceği. Mimari imiş, şehircilik miş kimsenin umurunda değil. (Üniversiteler dahil)