Olimpik kabus: Barselona deneyimi

5 Dakika Okuma Süresi

Barselona’nın 1992 Olimpiyatları deneyimine baktığımızda, 2012 Olimpiyatları’nın Londra’yı ‘dönüştüreceğini’ kolaylıkla anlayabiliriz.

Ünlü mimar Richard Rogers, Temmuz 2005’te Londra’nın Olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapma hakkını kazanması üzerine yazdığı yazıda, “Barselona standardını yakalamak gerektiğini” söylemişti.

Geçtiğimiz 20 yılda, Barselona stilize Akdeniz yaşam türünün ve güzel binaların yer aldığı bir şehir olarak mimlendi.

Turizm için satılan “Barselona markası”nın ardında şu etkenler yatıyor: Antoni Gaudi’nin gerçeküstü mimarîsi, tarihî şehrin Orta Çağ’a has sokakları ve George Orwell’ın devrimler şehri.

Barselona, bugün Paris ya da Floransa kadar turist çeken büyük bir şehir.

Ancak durum her zaman böyle değildi. Bundan 30 sene önce, 40 yıllık faşist yönetimin izlerini üzerinde taşıyan, düzensiz bir şehirdi Barselona.

Franco’nun diktatörlüğünün bitiminin ardından, 1979 yılında yapılan ilk seçimlerde Sosyalist Parti kazanmıştı. Bu, yeşil ve eşitlikçi bir şehir inşa etmek için bulunmaz bir fırsattı.

Her mahallede bulunan dernekler, 40 yıllık boşvermişliğin ve 50-60 yılları arasında yaşanan emlak spekülasyonlarının izlerini silmek amacıyla detaylı öneriler getirmişti.

İspanya’nın diğer bölgelerinde açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan pek çok göçmenin yerleşmesi amacıyla yolsuz, ulaşımsız, hatta susuz ve elektriksiz dev kuleler inşa edilmişti.

Mahalle dernekleri, diktatörlüğün son yıllarında kurulmuş ve toplu taşıma, sağlık ve yol gibi yerel hizmetler konusunda aktif olması amaçlanmıştı. 1979 yılına gelindiğinde, Barselona Dernekler Federasyonu kuruldu, temel olarak “katılım” öngörüldü ve bir reform programının hazırlanmasına karar verildi.

Pek de karışık bir şey yoktu aslında: Parklar, oyun alanları, kütüphaneler, sağlık merkezleri, okullar ve yaya yolları yapılacak; eski evler onarılacak; harabe halindeki evler ise yıkılıp tekrar inşa edilecekti.

Bu teklifler geniş çapta destek buldu. Herkes, kaliteli yerleşim birimleri, yeşil alanlar ve arabasız kamusal mekânlar istiyordu (tabii, arazi sahibi olup da bundan para kazanmak isteyenler hariç).

Barselona’nın seçilmiş ilk belediye başkanı olan Narcís Serra, 1979 yılında kesin tavrını koydu: “Bu seçimi dernekler değil, Sosyalistler kazanmıştır”. Serra ve akıl hocaları, Barselona’yı dönüştürmek için önlerine Olimpiyat oyunları hedefini koymuşlardı.

Diktatörlük döneminden sonra, Sosyalist Parti büyük umutlarla karşılanmıştı. Şayet emlâk şirketlerini aradan çıkartmayı başarabilmiş olsaydı, çok daha büyük bir destek görebilirdi. Dertleri, paralarının olmamasıydı. Ancak halkın da desteğini alarak vergileri arttırmak yoluna gidebilirlerdi.

Ayrıca, kullanılmayan arazileri kamulaştırmak konusunda yasal hak sahibiydiler. Bu haklar, Olimpiyat oyunları için yapılacak binalara alan açmak için ev yıkmak işi dışında hiç kullanılmadı.

Sosyalist Parti, derneklerin önerilerine kulak vermektense, 1980’lerin ilk yıllarındaki krizden kurtulmak amacıyla, stadyumlar, çevre yolları ve yeni konut alanları inşa etti.

Pek çok park ve meydan inşa edilmişti ama bunun sebebi Sosyalist Parti’nin iyi niyeti değil, dernekler federasyonunun bastırmaya devam etmesi ve Parti’nin başta kalmak istiyorsa kimi yerel istekleri karşılaması gerektiğini fark etmesiydi.

Barselona, bugün 21. yüzyılın sürdürülebilir şehirlerinden biri olarak gösteriliyor. Hâlâ ziyaret etmek ve yaşamak için güzel bir yer – tabii yeterli paranız varsa.

1992 olimpiyatları konut fiyatlarının tavan yapmasına sebep oldu. Pek çok genç, daire kiralayamıyor ya da satın alamıyordu. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmaya göre, Barselona Avrupa’nın havası en kirli şehri.

Bunun temel sebebi ise, Olimpiyatlar için yapılan büyük yollar ve arabaları şehir merkezinin dışına çıkarmak konusunda herhangi bir program olmaması.

Bugün Olimpiyat Oyunları, bir sportif faaliyetten çok, girişimcilerin rüyası konumunda. Londra 2012 Olimpiyat Oyunları da, Londra’nın doğu kısmını “dönüştürmek” ve buraları Londra konut piyasasına entegre etmeyi amaçlıyor. İş yerleri, araziler ve konutlar şimdiden satılmış durumda.

Barselona Olimpiyatları’ndan öğreneceğimiz çok şey var. Temel ders de, Barselona modelini takip etmemek olabilir.

Muhtemelen Londra’da da aynı şeyler yaşanacak, konut alanları yıkılacak, arazi fiyatları tavan yapacak ve yeni yollar şehrin her tarafını kaplayacak – tabiî şehirde yaşayanlar örgütlenip haklarını aramadıkları sürece…

Kaynak: Socialist Worker
Çeviri: mimdap

4 Yorum

  1. Anonim

    oh waygat :=)

  2. ali

    kelimenin tek anlamıyla muhteşem bir ülke D:

  3. Serkan Mutlu

    Bense aksini düşündüm. Yazı, açık olarak ele alınan “dönüşüm” fikrinin amacının şehrin soylulaşması ve pahalılaşması olduğunu vurguluyor; yapılması gerekenin ise, etkin bir şekilde çalışan ve hakkını arayan mahalle derneklerinin isteklerinin dinlenmesi olduğunu söylüyor.

    “Muhtemelen Londra’da da aynı şeyler yaşanacak, konut alanları yıkılacak, arazi fiyatları tavan yapacak ve yeni yollar şehrin her tarafını kaplayacak – tabiî şehirde yaşayanlar örgütlenip haklarını aramadıkları sürece…”

    Burada da, yaşanması muhtemel yıkıcı dönüşümlere karşı nasıl bir muhalefet gerektiğinden dem vuruyor.

    Niye eleştirdiği anlaşılmıyor, demişsiniz, ama gerçekten de, neden eleştirdiği belli değil mi sizce de?

  4. Hakan Şenyuva

    Olimpiyatların Barselona için dönüşüm anahtarı olduğu biliniyor. Dönüşümü olumlamak kadar eleştirmekte mümkün elbette. Bu yazı dönüşümü anlattıktan sonra asıl olarak neyi eleştiriyor pek aanlaşılmıyor. Ya da niye eleştirdiği anlaşılmıyor. Şunu da yapsalar yahut onun yerine şu yöntem izlenmelidir şeklinde bir önermesi yok. Sadece başlığı KABUS olarak seçilmiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir