Norman Foster Singapur’da
Urban Redevelopement Authority, Singapur’un politik hedeflerini mekansal alanda gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş bir kamu kuruluşu. Kuruluşun iki ana çalışma alanı var bunlardan birincisi tarihi dokuların korunması ikincisi ise yeni yerleşim alanlarını bir plan kapsamında ve politik hedeflere uygun olarak gerçekleştirmek.
Uygulama ile planlamayı birleştiren bir kuruluş olan Urban Redevelopement Authority, aynı zamanda her bir alanda (ister tarihi olsun, ister yeni) neyin yapılıp neyin yapılamayacağına da karar veren kuruluş durumunda. Web sitesinden Singapur’lular her türlü imar durumu ve bilgiyi alabiliyorlar. Ayrıca kentin küreselleşen Dünya’da bir merkez olması için geliştirdiği projeler var. Bunları Singapur’un ve dünyanın önde gelen mimarlık bürolarına hazırlatıyor. Projelerin tanıtımı, ülke için aynı zamanda bir yabancı sermaye çekme aracı.
Bu gelişme alanlarından birisi de Marina Bay
Planlama ve uygulamanın bu boyutta kontrolu, kentin kentsel donatılarının da kontrollu bir şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlıyor.
Kentin son otuz yılda tümüyle değişen silüeti, kentin sorunlarını da büyütmekte. Ancak, yeşil alanlar, sürdürülebilirlik, çevreci yaklaşımlar bu devasal ekonomik merkezde gündemde olan konular.
Kuruluşun en önemli yönü, dünya çapında bir çekim merkezi olmak istiyen bir kentin bu yöndeki gelişmesinin hem planlama hem de uygulamanın kontrolu yönünden etkin bir araç oluşturması. Bizde planlamanın belediye meclislerinde delindiği, en olmayacak yapıların en olmayacak yerlerde kolayca gerçekleştirilebildiği, parsel büyüklüğünü aşmakta zorlanan kentsel müdahalelerin durumu göz önüne alınırsa aradaki fark daha iyi anlaşılır.
Singapur’da Marina Merkezi ve Sosyal Bölge arasındaki tüm alanı kapsayan şemasıyla, gökyüzü bahçeleri ve Singapur’un ideali olan bahçedeki kent konsepti ve 150.000 m2 alanıyla dikkat çekmekte. Foster ve Partners’ın projelendirdiği aşağı Singapur’un Eco-semti “kamusal alanı zeminde sert iklim koşullarına karşı koruyan cömert bir kanopi altından başlayarak yükselen kuleler” olarak tanımlanmakta.
TicariBütünün kamusal alanı bir caddedir. Bu caddede yer alan dükkanlar ve cafeler insan akışının en iyi koşullarda olmasını hedeflemekte. Tüm bunlar Singapur için yeni bir kamusal alan sağlamakta., konut, parekende sektörlerini barındırmasının yanı sıra iki otel, ve metroya bağlayan yeşil bir hat. Konforlu bir çevrede, Plaj Yolu, sürdürülebilir semt özelliklerini sunmakta.
Kurdele biçimindeki kanopiler aynı zamanda bölgesel farklılaşmayı da göstermekte. Bunların güneşi filtrelemesi sayesinde kontrol altında tutulan mekanlar ve buralardan yükselen kuleler birer düşey yeşil alan görünümünde. Binaların şekli cepheleri, rüzgarları yakalayacak ve altta yer alan mekanlar yönlendirecek şekilde konumlanmış.
Kaynak: Foster&Partners
Çeviri: Mimdap














5 Yorum
Hayati Binler
Vahşi kapitalizmin etkisi sürüyor. Bir-iki kişinin egosunu tatmin için binlerce kişi mağdur ediliyor. Akl-ı selim, insanoğlunun sıkıntılı ve yokuşa kürek çeken bu anlamsız inadının ne zaman biteceğini sorguluyor. Bu moda, hatta bir nevi mahalle baskısı özellikle gelişmekte olan ülkeleri zorluyor. Gayr-i insani yüksek inlerde yaşamanın zorluklarını çekemeyen insanoğlu ise bir kurtuluş reçetesi arıyor. Aslında o reçetenin kendi geleneğinde, kültüründe olduğunu bizim insanımız biliyor. Ama bunu uygulamamıyor, ona uygulattırılmıyor. Sadece şehrin ve mimarinin değil, herşeyin sözümona “modern” olması emrediliyor. Zavallı insanoğlu bu anlamsız ve gayr-i tabii baskının biterek, tabii ve sükunet şehirlerinin inşa edileceği günleri bekliyor. Bakalım daha ne kadar bekleyecek?
Nigan
Bu tür gelişmeler yalnız Singapur’da değil dünyanın her yerinde oluyor. Dubai son 5 yılda nüfusunu 1 milyondan (ki çoğunluğu yine yabancıyken) 3 milyona çıkarmış. Orası büyük bir şantiye gibi. Yüzlerce gökdelen öbek öbek yerleşmiş durumda. Mesele uluslararası sermayeyi ülkelerine çekmek. Küçücük ülkenin petrolü yok, tarımı yok. Ülkelrini iş merkezi haline getirmeye çalışıyorlar. Singapurun da yaptığı o. Abudabi’de de benzer bir kentsel gelişim projesi yapıyorlar. Hedef hep aynı.Biz devekuşu gibi kafamızı kuma gömmeyelim. Küreselleşen dünyanın gerçeklerini kavrayıp ona göre kendi yönümüzü belirlememiz gerekli. Bilbao gerçeğini unutmamak gerekli. Gehry’nin projesi kente turist akımını artırdı.
İstanbul’da da Kartal’da böyle bir proje düşündüler ve Zaha Hadid’e yaptırılma konusunda karar aldılar. Gerçi Zaha Hadid’in Düsseldorf Limanı için yaptığı proje pek de başarılı sayılmaz.
Bu yapılanları ne için yaptırdıklarını, bu kadar yatırımın neden yapıldığını düşünmek gerekir.
Morris
gerçekten son dönemde çok saçma ve garip işler yapılmaya başlandı. Hele de böyle önemli kişi ve gruplarca yapılması çok ilginç. Proje üzerine fazla yorum yapmaya gerek yok ama bir mimar olarak, hiç bir insanın bu kadar büyük bir alanda koca ve kötü tasarımlar yapmaya hakkı olmadığını düşünüyorum. Yapılan yanlışlara bir de ölçek hatasını karıştırmayalım.
Selahattin İnan
E gayet tabii. Bizim Büyükdere Caddesine bakın bir sürü devasal yapı ama aralarında hiçbir ilgi yok. Vakti zamanında Büyükdere caddesine cepheli tarlasını satan uyanıklar cepheyi dar derinliği allah ne verdiyse tutmuşlar. Bu gün burada geçerli tek imar kuralı bu uyanıkların yıllar önce yaptıkları parselasyon.
Sinyapur’da yapılan ise bunun tersi. Çünkü binaların zeminleriyle değerli olacakları anlaşılmış orada. Bakıyorsunuz bir tarafta marina bay diğer tarafta ünlü deniz kestaneleri, bir tarafta spor ve deniz diğer tarafta kültür. Bizim zavallı cadde, gökdelenden çamura iniliyor.
Şengül Hanımın yaptırdığı projeler de sırf bu yüzden bile bence değerli. Gerçekler ütopyaları geçmiş.
Azmi İzmirli
Vahşi kapitalizmin sınırlarını gösteriyor bu projeler. Bir tarafta gerçekten varolmak için küreselleşmek zorunda olan bir kent diğer taraftan da küreselleşmenin bir plan -işte kötü kelime!- etrafında yapılması gerektiğini söyleyenler ve bunu uygulayanlar. Urban Redevelopement Authority Signapour adresine girin çok ilginç şeylerle karşılacaksınız. Neredeyse imar durumları bile burada, hem de parsel parsel.
Bizde yağma olarak tanıtılan küreselleşme aslında herşeyden daha fazla planlamaya ihtiyacı olan kavram. Buradan bu sonuç çıkıyor.