“Mimarsız Mimarlıklar”, “Mimarisiz Mimarlar”

2 Dakika Okuma Süresi

Hızlı kentleşmelerin yaşandığı üçüncü dünya ülkelerinde çoğu kez mimarlara lüks gözüyle bakılır.

tim1.jpg

Yoğunluk sorunları olmadığı; çevrenin, oturanların zevklerini yansıttığı, yoksulluk nedeniyle de olsa eskilerin yeniden kullanılmasının bir estetik içinde birleştiği sürece sempatik sonuçlar da alınabilir. Eski karavanların yeniden kullanımı ve yeşil çevre ile kurduğu ilişki ilginç sonuçlar vermiş. Bu yaklaşımlar bazen mimarlara da ilham kaynağı olabilir. Bu alanda çalışmalarıyla tanınan mimarlar arasında Tim Pyne ilk akla gelen isimlerden. Essex’de bir süreliğine bir araziye yerleşmiş gibi duran ancak hemen akabinde gidecekmiş gibi eğreti duran M evi.

timmhouse2.jpg

Yerden bir karavan gibi yükselişi, her an kapanacakmış gibi duran pergolası, iç mekanının ferahlığını saklıyor.
Mimarın bir diğer çalışması ise M Motel i: bu motelinde Londra’da birkaç gün kalacak insanların bir otel odasından daha fazlasında ancak abartısız bir ortamda gereksinimlerinin karşılanmasını hedefliyor:

timmmotel1.jpg

Çok sayıda konteynerden yapılmış gibi duran bu yapı için yedi yıl süre biçilmiş. Ancak bu geçiciliğini her yerden hissettiriyor ve her an ortadan kalkacakmış gibi duruyor.
Yoksulluğun ucuzluğu ile ucuzluğun geçiciliğinin yer değiştirmesinden eski ancak yeniden gündeme gelen bir mimari felsefe doğmakta.

timmmotel2.jpg

Kaynak: Planet Green
Çeviri: Mimdap

1 Yorum

  1. Ekrem Uslu

    genelde mimarsız mimarlık fakir ülkelerde fakir bölgelerde ortaya çıkar. ama bir barakadan, kamp otobüsü kapaortasından, kamyon kasasından, konteynırdan yapılan şeylere mimarlık demek ne derece doğru olur? bir biçimde barınak bunlar sonuçta. ayrıca bundan daha fakir ama geleneksel usulde yapılan Hindistan, Pakistan, İran, Afganistan gibi ülkelerde topraktan, kilden yapılan yapılar da var ve bunlara da mimar eli değmiyor. değemiyor bir şekilde. ama asıl sorun, bu fakirlik içinde olanların yaşam şekillerine artı bir özellik giremeyişi, asgari düzeyde ve bir manada ilkel koşullara mahkum edilmeleri problemin öznesini oluşturuyor. yaşam standardını iyileştirecek maddi olanakları olmayan kişilerin mimarlıksız bir çevrede yaşamaları olsa olsa o sistemin suçu olabilir.
    fakat doğru bir soru sorulacak sa, aslında mimarlık hizmeti almaya yetecek bir getirisi olan yapılı çevrenin yatırımcılarının mimarlık hizmetini reddetmesi ya da onu diplere itip asgari ücret sarmalına düşürmesi sorgulanabilir. o zaman bir sonuca ulaşmak, çıkış yolu yakalamak mümkün olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir