Ontaryo Müzesi Daniel Libeskind
Açılışının 4.yılında Kent Merkezinde yeni bir çekim alanı: Ontaryo Müzesi Daniel Libeskind

Kraliyet Ontaryo Müzesi yeni on adet galerinin mevcut tarihi yapıya eklenmesiyle gelişti. Tarihi yapının üzerine gelen bu yeni 11.000 m2 büyüklüğündeki alan kent için Toronto’nun yolların kesiştiği merkezinde bulunmasıyla gerçek bir merkez oluşturmakta. Ek bina 2207 tarihinde açıldı.



Müzenin yeni kanadında toplam alanın dörtte birini kaplayan bir galeri ve giriş lobisi oluşturuldu. Caddeden doğrudan doğruya ulaşılabilen bir mağaza, en etkileyicisinin binanın beşinci katında yer aldığı yeni hem galerileri gören hem de panaromik görünüşe sahip restoranlar açıldı.


Micheal Lee-Chin Kristal kelimesi mevcut binayı kesen kristal formlarından gelmekte. Yarattıkları boşlukların her birinde yeni galeriler yer aldı. Alt kotlardan dördüncü kata kadar yükselen atriyum, çok sayıda kesişen köprülerle kesildi. “Ruh Evi” yeni biçimiyle çok sayıda mekansal deneyimi kullanıcılarına sunmakta. Dördüncü kristal ki –harikalar merdiveni olarak adlandırılmakta- düşey sirkülasyonu oluşturmanın yanı sıra galerilere de açılmakta. Beşinci kristalde ise restoran yer almakta.
Kesişen kristaller çok sayıda atriyum sağlamakta, restore edilen tarihi yapı cephesinin de binanın sergilediği alanlara katılmasını sağlamakta.
Eskiden Queens Park’tan ulaşılan binanın ana girişi, Lee-Chin Kristalinin içine çekildi. Zemin katta bilet satış mekanı, üye hizmet birimleri, yeni kamusal meydan yapının halk tarafından daha elverişli koşullarda erişimini sağladı.
Binanın programı yeni mimari arayışlar için olağan üstü olanaklar sağladı. Binanın konumu ise tarih ile yaratıcılık arasında yer alan yeni mimari ilişkisinin boyutunun saptanmasını kolaylaştırdı.
Binanın iki ana temasını oluşturan doğa ve kültür, zeminin birleştirilmiş olması sayesinde en iyi ve kolay okunabilir koşullarda sergilenebilme olanakları bulmakta.
Kaynak: Europaconcorsi
Çeviri ve uyarlama: Mimdap



























3 Yorum
ali uzunefe
niye bir cenk alpman ya da başka mimarlarımız ya da tüm mimarlarımızın toplamı bir daniel libeskind kadar olamıyor? muhtemelen ” aman boşluk bitmesin aman yamuk yumuk olmasın aman saygısızlık olmasın aman avlu bozulmasın … gibi boş boş düşüncelerle uğraşmaktan kendilerini tasarıma veremedikleri içindir.Hadi diyelim velev ki yapmış bulundu, en büyük engel inşaatı gerçekleştirmek değil , bizim insanlarımız ” ıı ıı olmaz hemşerim yapaman, yassak.” mantığındaki hiçbir işe yaramayan dedikoducu göbekli dar vizyonlu aşşağılık kompleksli olmaması ülkenin hayrına olan, devlet kadrosu,yetkili kişiler, ve bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlardır.
necmi yazgan
enterasan, farklı, yaratıcı, çok değişik. bütün bu tanımlar Libeskind projesi için söylenebilir. yukarıda Cenk beyin görüşleri ayrıca bana önemli geldi. çünkü önceden fark etmedim ama bizim ülkemizde hakikaten bu tür yaratıcılıkların niye görünmediğini izah etmek gerçekten zor.
Cenk Alpman
Bakınız şu mimarlık ‘densizi’ Daniel Libeskind’e… Tut sen tarihi (hem de laf olsun ‘tarihi’ değil, İngilizk Kraliyet Ontaryo Müzesi) binanın avlusunu ‘yamuk yumuk metal kütlelerle’ kapat. Bütün boşluğu tüket. Şu cesarete bakın ki avluyu’bozmakla’ kalmayıp o sınırlara sığamayıp tarihi binanın gövdesine de sarıl. Ona da yaman. ‘Olacak’ gibi değil. ‘Akıl’ dışı.
Gel şimdi İstanbul’da bunu 1,2,3,4… nolu kurullara anlat bakalım Libeskind efendi ne oluyor? O saat seni kapı dışarı edecekleri gibi arkandan masada ne varsa kafana fırlatırlar. ‘Mimarlık düşmanı’ bu tasarımı ‘aklından geçirdiğin’ için bile herşeyden önce ‘günaha’ girmiş sayılırsın.
Eğer kurulları o becerikli dilinle atlatırsan, hiperaktif sunumlarınla ikna edersen ( ki hiç sanmam zor iş bu) o zaman da kargadan başka kuş bilmeyen “korumacı mimarlar” ordusu ile karşılaşırsın ve sana ‘kültür katliamından’ başlamak üzere takılabilecek bütün ‘hak ettiğin’ sıfatları takarlar. Mesela Fener Balat’ta AB bütçesiyle bir dönem ağırlıkla onarımcılık yapmış olan “restorasyon uzmanları” size hiç ‘iyi’ gözle bakmazlar ve inan olsun sizn peşinizi bırakmazlar.
Sayın D. Libeskind arada ülkemize gelip konferanslar veriyorsun ama gelip bu işlere benzer birşey burada hiç girişme. Hatta bu yaptığın şeyi bile burada slayt yapıp gösterme. Aman ne olur ne olmaz. Bizim “korumacılarımız” heyecanlı olurlar başınıza kötü bir şey gelmesin.