Guggenheim restorasyon kurbanı mı olacak?

3 Dakika Okuma Süresi

Dünyadaki pek çok önemli ve tarihî eser yeniden inşa edildi. Frank Lloyd Wright’ın önümüzdeki sene bitecek ve “eskisinden daha iyi olacağı” söylenen müzesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Frank Lloyd Wright, bulunduğu konuma risk almaya cesaret etmeden gelemezdi. Amerika’nın en ünlü mimarı, mükemmel eserlere imza atmasının ardından, kariyerini bir gökdelenle, Illinois binasıyla bitirmek istemişti.

Yapıda maceraya atılmak, hiç şüphesiz, pek çok ufak hatanın yanı sıra, yapısal hata yapma riskini de beraberinde getiriyor. Daha geçenlerde, Wright’ın mükemmel evi Fallingwater çökme tehlikesi geçirmişti. Wasa Studio’dan restoratörler Fallingwater’ı eski haline getirdiler. Aynı ekip, şimdi de Wright’ın muazzam Solomon R. Guggenheim Müzesi’ne 29 milyon dolarlık yenileme çalışması yapıyor. Bu ünlü ve herkes tarafından bilinen binasında, Wright pek çok yeni yapım tekniği kullanmıştı.


Fallingwater

jerome ve ekibi kendilerini binayı “eskisinden daha iyi” yapmaya adamış, ki bu iyi bir şey. Ancak şimdiye kadar koruma grupları ve lobiler, binaları “otantik” haliyle bırakmak için ellerinden geleni yapmış, onarım işleri içinse sadece ilk yapım zamanında kullanılan malzemeleri ve teknikleri kullanmıştı.

Teoride, bunun çok güzel bir fikir olduğunu söyleyebiliriz. Guggenheim gibi fazlaca kullanılan binalar söz konusu olduğunda, yeni tekniklerin ve malzemelerin kullanımı, hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu gibi binalar, Cotswolds’ta bulunan ve geleneksel metotları kullanarak restore edilebilecek binalara da hiç benzemiyor.

Koruma yanlılarının unutmaması gereken şey, şimdiye kadar dünyada pek çok anıtsal önemi bulunan binanın tekrar inşa edildiği gerçeğidir. Britanya’nın Orta Çağ’dan kalma katedralleri, Viktoryen dönemde tekrar inşa edilmeseydi, şimdi elimizde hiçbir şey kalmamış olacaktı. Leningrad’daki saraylar II. Dünya Savaşı sırasında yok edilmişti. Bugünse, St. Petersburg ve çevresi tamamen yeniden inşa edilmiş durumda.

Gerçekte, 1960’ların modern döneminden önce yapılmış tüm “eski” binaların, yenilerine göre daha iyi inşa edilmiş olduğu sanısı, doğru değil. En görkemli katedrallerin dahi (ilk akla gelen Beauvais oluyor) kubbeleri çökmüştür.

Zaten eski binaların tamamen olduğu haliyle korunması fikri, pek çok zaman fazla bir şey ifade etmiyor. Zaten böyle bir şey olsaydı bile, hiç kimse tuvaleti ve ısıtma sistemi olmayan, 600 yıllık çiftçi kulübelerinde yaşamayı kabul etmezdi. Restorasyonun baş sorumlusu Pamela jerome da aynı şeyi söylüyor: “Fallingwater ve Guggenheim’in sorunu uygulamasında yatıyor, planında değil.”

Kaynak: Guardian Arts Blog
Yazı: jonathan Glancey
Çeviri: mimdap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir