Hong Kong’daki sivil motivasyonlu Giriş Kapısı konsepti ile boşluğu ortaya çıkardı.

WKT, tipik uluslararası bir havalimanının aksine, Hem Hong Kong hem de Çin için göç alanını aynı tesis içinde barındıran tek bir ev sahibi ülke sahası hazırlıyor.
West Kowloon Kültürel Bölgesi’ne bitişik ve Victoria Limanı’nın hemen yanındaki alanın önemi, tamamen sivil bir talep ile tasarlanmasını gerektirdi. Tasarımı zorlaştıransa, daha sonraki bir tarihte ihaleyle bir geliştiriciye verilecek olan istasyonun tepesinde yapılması beklenen 400 bin metrekarelik ticari proje oldu.

Hong Kong’un giriş kapısı olarak proje için istasyonu çevresindeki kentsel yapıya bağlamak ve gelen ya da gidenlerin Hong Kong’da olduklarını fark etmelerini sağlamak çok önemli görüldü. Bunu yapabilmek için tüm destek mekanlarını gidiş salonunda büyük bir boşluk oluşturmak üzere kompakt bir tasarımla birleştirdi. Sonuç, 45 metre yüksekliğinde, Hong Kong siluetinin ve ardındaki Viktoria Tepesi’nin tüm manzarasına odaklanan bir hacim oldu.

Tasarımın organizasyonu hepsi Hong Kong’a doğru yöneltilmiş olan birleşik güçlerden ilham alınarak yapılmış. Bunların içinde terminale gelen rayların kendisi de bulunuyor. West Kowloon Kültürel Bölgesi, alana davet ediliyor. Geniş bir kamusal meydan kültür bölgesine doğru açılıyor ve diğer tarafta kendi amfi tiyatrosuyla sınırlanıyor. Bu amfi tiyatroya gelen yaya akışı neredeyse istasyonun üzerini boydan boya geçerek yükseliyor ve tepede aşağıdaki alanın devamı olarak görülebilecek bitkilendirilmiş heykel bahçesine ulaşıyor.

Bu hareketlerin zirveleri giriş binasının tepesinde bulunan bir gözlem terasında son buluyor. Tepede West Kowloon Kültürel Bölgesi, Victoria Limanı ve Hong Kong’un gökdelenlerle çevrili manzarası izlenebiliyor.
Yazı ve Görseller: World Architecture News
Çeviri: Mimdap



2 Yorum
Azmi Mutlucan
Kamusal mekanlara estetik açıdan bu denli önem verilmesi ülkemiz mimarlığı ile dünya mimarlığı arasındaki uçurumun giderek arttığını gösteriyor. Bizzat mimarlar odası tarafından sabote edilen AKM, uygulanmayan yarışma projeleri, mimarlığın gereksiz bir uzatma olduğunu varsayan toki yöneticileri, kendini mimar zanneden belediye başkanları, imzaların önemli olmadığını zanneden mimarlar odası başkanı hepsi bir araya gelince ortaya korkunç bir tablo çıkıyor.
Dünyanın niteliksiz yapılaşmaların olduğu yerlerde bizzat o halkın varlığını sorguladığı bir döneme giriyoruz. İşgal ettiği ülkenin yerli halkının kaçak yapı görünümündeki yapılaşmasını her fırsatta dünyaya gösteren ülkeler bunun geri dönüşümünü de bilinçaltlarında “meşruiyet” kazanarak alıyorlar.
Şu “habersiz imza” konusunu küçük menfaat hesaplarını aşıp bir kez daha düşünmeliyiz.
gülten soygüt
yer düzleminin çatıya kadar kıvrılması kamusal alan ile yapı kabuğunun birleştirilmesi güzel bir düzenleme.