Akhtamar’ın Hikayesi

5 Dakika Okuma Süresi

Medeniyetlere beşiklik etmiş, “krallar kralı”’nı görmüş, “benzeri olmayan” kralların hükmettiği Vaspuragan topraklarından günümüze Van Kalesi, Van Limanı, Urartu yazıtları ve Akhtamar Surp Haç kilisesi gibi birçok eser ulaşmıştır. Arkeologların, sanat tarihçilerinin, mimarların gözü bu bölgeden hiç eksik olmamış, UNESCO, ICOMOS dikkatlerini esirgememiş koruma listelerinin ilk sıralarına yerleştirmişlerdir.

Van şehri, bir zamanlar efsanelerin bolca yaratıldığı bir bölgede yer almaktadır. Bölgede Akhtamar da kendine özgü efsanesini yaratmakta geri kalmamış. Efsaneye göre Akhtamar adası, Manastır Keşişi`nin kızı Tamar`ın, sevgilisini beklediği bir yer olarak bilinir. İşte bu mutsuz aşk`ta, her gece fener sallayarak kendisine gelen sevgilisine yol gösterirmiş Tamar. Ancak baba, bu gelişmeleri fark edince, rivayet o dur ki feneri fırtınalı bir gecede yanlış ve girdaplı bir yola tutarak genci iri dalgaların arasına sürükler ve genç aşık `Ah! Tamara` diye-diye azgın dalgaların arasında boğularak yaşamını yitirir. Yine rivayet odur ki o günden sonra adanın ismi Akhtamar olarak kalır.

Van Akhtamar Surp Haç Kilisesi, Van Gölü’ndeki küçücük bir adada, çok uzaklardan bile görülebilinen bir konumda bulunmaktadır. Kilise iki basamaklı yüksek bir kaide üstünde duran bir anıt gibi göğe uzanmaktadır. Kilisenin bu anıtsal görünümü, dış cephesinde kuşaklar halinde çevreleyen plastik sanat öğeleri ile süslü frizlerden kaynaklanmaktadır. Yazılı kaynaklar adada kilisenin yanında birde Krallık sarayının yer aldığını ve dillere destan bir mimari yapısının olduğunu aktarmaktadır.

Surp Haç Kilisesi, Vaspuragan Kralı Gagik tarafından X. yüzyıl başlarında yapılmıştır. Vaspuragan Eyaleti hakimi olan Ardzruni hanedanının reis olan Gagik Ardzruni, Ani’deki Pakraduni krallığı ile Arap emirleri arasında çıkan şiddetli sorunlardan, çatışmalardan istifade ederek Araplarla olan münasebetlerini sıklaştırmış Ermeniye Valisi Emir Yusuf tarafından 907 yılında Ani’deki Pakraduni Kralı I. Sımpad’a rakip olarak Ermeni Kralı ilan edilmiştir.

Siyaset ve savaş alanlarında gösterdiği keskin zeka ve yetenekleri sayesinde yurdunu birçok bakımdan geliştirmeye ve emniyetini sağlamayı başaran Kral Gagik, bölgesinde geniş imar faaliyetlerine girişmiştir. Dönemine kadar tarihte önemli bir yer tutmamış olan Akhtamar, X. yüzyılda Vaspuragan’ın siyasi merkezi olması, ayrıca katolikosluğun da oraya nakliyle Ermeni tarihinde önemli bir yer işgal etmiştir.

Kral Gagik Akhtamarı sadece bir yaşam alanı olarak değil düşmanlara karşı sığınak haline getirerek, sahillerini derin bir rıhtım, kuleler ihtiva eden yüksek bir sur ile çevirmiştir. Krala ait köşkler, bahçeler, cephanelikler ve diğer askeri tesisler yapıldıktan sonra, 915 yılında kilisenin inşasına başlanmıştır. Kilisenin mimarı Manuel ülkenin her tarafından ve farklı milletlerden sayısız usta ve işçiler getirerek 921 tarihinde eserini tamamlamıştır.

Zaman içinde ana kiliseye birçok eklenti yapılmıştır. Aziz Isdepanos, Aziz Zakarias şapelleri, daha yakın tarihlerde, 19. Yüzyıl sonlarında ise manastır, okul ve katolikoshane binaları inşa edilmişitr.
Akhtamar Kilisesi mimari ve süsleme sanatı bakımından aynı devreye ait diğer Ermeni kiliselerinden farklı olduğu ilk bakışta göze çarpmaktadır. Akhtamar Kilisesi dini bir mabed, Allah’ın evi olmaktan öte, dünyevi zevklere düşkün bir kralın arzularına uygun olarak inşa edilmiş bir saray izlenimi verir. Yazılı kaynaklar ve birkaç eski fotoğraf Kral Gagik’e ait locadaki duvar resimleri bu kanıyı güçlendirecek niteliktedir.

Kilise dış cephesinde, Eski ve Yeni Ahit’ten seçilmiş seçilmiş bölümlerden Yunus Peygamberin denize atılması, Hz. Meryem ve kucağında İsa, Adem ile Havva’nın cennetten kovulması, Hz. Davut ile kral Goliat’ın mücadelesi, Samson Filistinli ikilisi, ateşte üç İbrani genci, aslan ininde Daniel gibi birçok sahne yer almaktadır. Bu kabartmalarla karışık, avcılık, bağcılık, hayvanlar arasında boğuşmalar, tabiat ve hayvan maceraları, balıkları, tavuskuşları, geyikleri tasvir eden bu kabartmalar Ortaçağ dini mistisizmine zıt olarak, tamamıyla dünyevi duyguların ifadesidir. Kilise süslemesi ve kabartmalarında asma yaprağı, bereketi temsil eden nar, üzüm ve bağ sahnelerinin geniş bir yer tutması, Van bölgesinde çok eski zamanlardan beri halkın şaraba gösterdiği ilginin yanında, bağcılığın ticari öneminede işaret etmektedir.

Kilisenin iç duvarları İncil’e ait birçok resimle süslenmiştir. Bu süslemeler zaman içinde önemli ölçüde zarar görmüştür. Bu duvar resimleri de Eski ve Yeni Ahit’ten alıntarı sergilemektedir. Hz. İsanın doğumundan çarmıha gerilişi ve göğe yükselişine kadar geniş bir tarihi kesiti resmetmektedir.

Hazırlayan: Zakarya Mildanoğlu
Fotoğralar: ACHTAMAR,1987 ,Herman Vahramian, OEMME Edizioni, Milano/İtalia

1 Yorum

  1. Nesrin Alaçam

    Akhtamar’ın derinlerde bir hikayesi var. Bugün çok gündeme gelen kültürler meselesi ve onların kardeşliği gözüyle bakabilmeyi gerekli kılıyor bu bakış. Yerinden etmeyi, linç anlayışını değil. Karşıdakini, az olanı anlamayı, empati kurmayı gerekli kılıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir