American Folk Art Museum

4 Dakika Okuma Süresi

Mimar: Todd Williams Billie Tsien Architects

American Folk Art Museum aslında küçük bir gezi müzesiydi. Bu nedenle yeri, yıllar boyunca kesinleşemedi. New York’lu mimarların hazırladığı proje nihayet onaylandığındaysa mimarlar iki büyük sorunla karşılaştılar. İlk sorun inşaatın yapılacağı arsa ile ilgiliydi. Manhattan’ın 53. Caddesi’ndeki çok küçük bir parsel olduğu için, iç mekanı yeterli biçimde düzenleyebilmek amacıyla binanın arkaya doğru bükülmesi gerekti. İkinci sorunsa, MOMA’nın çok yakınında olmasıydı. Bu nedenle binayı MOMA’dan ayrı biçimde fark edilebilir kılmak için dış cephede özellikle bilerek ve isteyerek dikkat çekici bir tasarım uygulanmalıydı. Sonuç, sınırlı taban alanı olmasına rağmen eleştirilerde de bahsedildiği gibi, geniş iç mekan kullanımları ve görkemli, anıtsal bir cephe olarak ortaya çıktı.

Bu 8 katlı müzenin üst 4 katı geçici ve sürekli sergi galerilerine ayrılmış durumda. Göz alıcı merdivenin hemen üzerindeki çatı penceresinden doğal ışık içeriye akıyor. Bu, her kattaki girişlerden galerilere ışığın süzülerek dolmasını sağlıyor.

Halk sanatlarının sergilendiği vitrinler, binanın şekli ve akışında olduğu gibi biçimlendirilmiş. Ziyaretçiler gezileri sırasında beklenmedik yerlerde ve şekillerde sanat eserleriyle karşılaşabiliyorlar. Böylelikle ziyaretçiler, kişisel, kendilerine özel yollardan sergi alanlarını gezme şansı yakalıyorlar. Aynı ziyaretçi müzeye tekrar gelip tamamen farklı bir şekilde de gezebiliyor. Katlar arasında, tamamen gelişigüzel yerleştirilmiş gibi duran merdivenlerle geçiş yapılabiliyor. Müzenin genel ifadesi, sanat ve el işleriyle doldurulmuş bir evi hatırlatıyor. Yer döşemesinde ahşap kullanılmasının sebebi de bu rahatlığı sağlamak. Kendine özgü iç düzeninde, birçok kuytu köşe ve aralığın tasarlanmış olması, ortama sıcak bir hava da katıyor.

Ek olarak asma katta, 53. Cadde ve avluya bakan bir kafe de bulunuyor. Ayrıca yer altında da 2 kat yer alıyor: birinde yeni eklenen oditoryum ve sınıflar, en alttaki diğerinde ise müze ofisleri, bir kütüphane ve müze arşivi yerleştirilmiş. Giriş katta da, sınırlı girişi olan bir mahzen bulunuyor.

American Folk Art Museum’un en göze çarpan kısmıysa göz alıcı cephesi. Mimarlar, cepheye belirgin bir heykelimsi form verirken japon kağıt katlama sanatı origamiden esinlenmişler. Bu özel cephe, grimsi yeşil bir bronz alaşımı pürüzlü bir malzeme olan “tombasil”den yapılmış 63 metal panel ile elde edilmiş. Paneller gün ışığı ile parlayarak, binayı çevreleyen çok sayıda cam kuleyle kontrast oluşturuyor. Yapının dikdörtgen biçimine, ön tarafında yaratılan içeriye doğru bir eğimle artistik bir etki kazandırılmış. Bu dinamik girişim, daha sonra paneller arasında kısa mesafeler bırakılarak hem güçlendirilmiş ayrıca alana büyük bir hava akımı da kazandırmış. Kısacası binanın ön cephesi hem şekli hem de malzemesi açısından bir sanat eseri olarak tasarlanmış ve bu da binada sanat eserlerinin sergilediğini vurgulamış.

Yapıda kullanılan diğer malzemeler ile binanın, çevresindeki ofis bloklarına göre daha özgür ve sıra dışı olduğunun altını çizecek paslanmaz çelik, alüminyum ve cam kullanılmış. Aynı nedenle, dış lobide de yarı saydam akrilik bir yapı tasarlanmış. Ayrıca geceleri, bir dizi lamba ile aydınlatılan yapı, gündüz olduğundan daha farklı bir görüntü oluşturuyor.

 

Kaynak: The Sourcebook of Contemporary Architecture

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir