Şehrin Göğsüne Saplanan Hançer Ve ‘Teknik Kongre’

4 Dakika Okuma Süresi

Bu yazıyı Teknik Kongre’den bir gün önce yazdık ve toplantının katılımcılarını düşünerek yayınlamadık. Ancak Sayın Cengiz Bektaş’ın metnini görünce geçmişte Oda Yönetimi tarafından Genel Kurula kuşku ile bakıldığı için düzenlenen Teknik Kongre’nin aslında ne olduğunu ve tarihini anlatmaya karar verdik.

Ülkemizde demokrasi geleneği henüz yok. Bunu en çok sivil toplum örgütlerinde ve meslek odalarında görüyoruz. Aziz Nesin’in bir uzun hikayesinde derneklerde yönetimde kalabilmek için çevrilen oyunlar anlatılırdı. Şimdi anlatacağımız tarihe bu açıdan bakmanızı rica ederiz. 1994 seçimlerinde iki grup vardı. Bunlardan birincisi şimdiki grubun eskilerinin yer aldığı grup diğeri de Meslek Yasası’nı öne çıkartan bir diğer grup. Seçim sonuçları belirgin değildi. İktidardaki yönetimin kaybetme ihtimali vardı. (ikinci grup sadece 100 oy ile kaybetmişti)

Yönetimi kaybetmemek için alınacak tedbirler arasında ikinci bir prova kongre yapma fikri ortaya çıktı. Bu “kongre”ye bir isim gerekiyordu bulundu “Teknik Kongre” denildi. İktidardaki yönetim tarafından düzenleneceği için konuşmacılar kendisine yakın bulduğu isimlerden, oturum yöneticileri kendi gruplarından seçilecek ve forumda yapılacak konuşmaların yönü ise doğal olarak belirlenmiş olacaktı. Bütün bir gün rakipler top ateşine tutulacak, cevap hakları olmayacak böylece ertesi gün yapılacak kongreye “zinde” girilecekti.

Hem de tümüyle legal bir ortamda. Hem de tüm masrafların odaya ödetildiği bir ortamda. Hem de sanki demokrasi buymuş gibi göstererek. Kimsenin buna inanacağını ummuyordum ama inandılar. Tam sekiz dönemdir. Bu plan uygulandı ve son derece başarılı oldu. Umut Bey’in o toplantıdaki durumu hala gözümüzün önündedir. Ortalarda oturmuştu. Her konuşmacı ona dolaylı ya da doğrudan saldırıyordu. Kendisinin yapacağı bir konuşmaya karşı on konuşma zaten o ortamda doğal olarak hazırdı. Aradan onaltı yıl geçti ve o gün yapılan karartmanın sonuçlarını yaşayarak gördük.

Bir taraftan meslek içindeki ayrışma artarken diğer taraftan da örgütlülük güç kaybetti. Mimarların mesleklerini savunmaları için var olmaları gereken yerlerde boşluklar oluştu. Bu boşlukları inşaat mühendisleri, politikacılar, denetim şirketleri doldurdu. Ve depremden sonra özellikle bu durum artarak devam etti. Meslek yasası ile hakların güvenceye alınması bir yana sahip olduğumuz bazı hak ve yetkileri de kaybettik. Bölündük parçalandık. Çok sayıda farklı ama yeterince etkili olmayan gruplar çıktı.

Bu oyun tam sekiz defa tekrarlandı. Ve şimdi sonuncusu oynanıyor. Tüm konuşmacıların mevcut yönetim erki tarafından seçildiği, konuların belirlendiği, üstelik önceden saptanmış oturum başkanlarıyla olası “çatlak seslere” karşı her türlü önlemin alındığı ortamlar ülkemizde mimarların daha çok bölünmelerine yol açmaktan başka sonuç vermiyorlar. Kendisini ifade edemeyenler odanın dışında yeni oluşumlar gerçekleştiriyorlar ve bu durum giderek mimarlığımızın kendisiyle barışık olmadığı, kişilerin birbirlerini anlamsız sıfatlarla nitelendirdiği bir ortam oluşuyor.

Örneğin sayın Cengiz Bektaş artık yaptığı saygın çalışmalarla, mimari eserlerle, yazarlık kimliği ile değil yaptığı gökdelenle, “Mersine düşen gölge” ismiyle anılmaya başlıyor, bir başka çok değerli hocamız başka bir nedenle sorgulanıyor. Bunlar olmuştu ve bir gelenek olarak şimdi bu usul devam ettiriliyor.

Bu gün yeni bir dönem başladı

Bunun nasıl olacağının ilk işareti Kongre ve Puan kelimelerinin yan yana gelmesiyle görüldü.
Bundan sonraki aşamaları görmek için merkez yayınlarına bakmak yeterli. Bir adım daha borçlu “oda tescil belgesi”, bir adım daha “etkinlikten imtahan” bir adım daha “büro tescil belgenizin iptal edilmesi “ bir adım daha “Türkiye’de mimarlık yapamaz duruma gelmeniz.” Bir adım daha tüm projelerin yabancı bürolara devredilmesi. Bir adım daha Türk Mimarlarının yabancıların taşeronu durumuna düşürülmeleri. Bu listeyi dilediğiniz kadar uzatmak mümkün.

Bugün bir yol ayrımı var, bir ihtimal söz konusu. Seçeneksiz değil mimarlar. Mevcut “Çağdaş Demokrat” mimarların karşısında “Mimarlık için Mimarlar” grubu var.

Yazan: Mehmet Tüzün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir