Mimari Yuvarlaklaşıyor

3 Dakika Okuma Süresi

1977 yılında, İstanbul Teknik Universitesi Mimarlık Fakültesinde, Anıtkabir’in Mimarı Ord Prof Emin Onat’ın Kürsüsünde genç bir Asistan olarak görev yaparken Devletimiz tarafından Houston, Texas ta ünlü Rice University ye Doktora yapmak üzere gönderildiğimde kendime zor bir tema seçmiştim.

Uçsuz bucaksız ‘Mimari ve Şehirsel Psikoloji’ alanına girip ‘yapılı çevre’nin, diğer bir deyişle ’mimari’nin insanlar üzerindeki estetik etkilerini ölçmek istiyordum. O güne kadar sokaktaki insan tarafından güzel, çirkin, itici, çekici, ilginç, zarif, sıkıcı gibi sıfatlarla değerlendirilen mimari eserlere ve mekanlara verdiğimiz estetik tepkilerimizi bilimsel, ölçülebilir bir şekilde kaydetmek istiyordum.
3 ana geometrinin tanımladığı:

dik açılarla oluşan ortogonal mimari;
açısal, diğer bir deyişle dik açıdan farklı açılarla oluşan mimari;
eğrisel, diğer bir deyişle organik, yuvarlak hatlı mimari’nin bizler üzerinde estetik etkilerini ölçmek için objektif, sayısal bir ölçü sistemi geliştirmeyi hedeflemiştim. Böylesine karmaşık bir konuda Doktorayı yürütmek için Rice Universitesi’nin Mimarlık Okulunun hocaları yetersiz kalınca Doktora jürisi başka Universitelerden destek alınarak kurulabilmişti. Rice Universitesinden Mimar Profesör Anderson Todd ve Antropoloji ve Dilbilim Profesörü Stephen Tyler’ a ilaveten Texas Universitesinden Insan Ekolojisi Profesörü Frederick Sargent II ve Houston Universitesinden Psikoloji ve Görsel Algı Doçenti Bruno Breitmeyer jüriyi oluşturmuştu.

Bilimsel jargona girmeden ifade etmek gerekirse, diğer faktörleri eşitleyerek kontrollu laboratuvar ortamında ve kuralına göre seçilmiş deneklere yalnızca mimari geometriyi değiştirerek yapılan ölçümlerde eğrisel, diğer bir deyişle yuvarlak hatlarla oluşan mimarinin estetik açıdan dik açılı ve açılı mimariye göre anlamlı biçimde tercih edildiği, mimaride eğriselliğin insanları daha çok etkilediği ve heyecanlandırdığı neticesi çıkmıştı.

O yıllarda eğrisel organik mimari tek tük görülebiliyordu. Hans Sharoun ‘un Berlin Filarmonisi, jorn Utzon’un Sidney Operası, Frank Lloyd Wright’ın New Yok Guggunheim Müzesi öne çıkanlardan bazıları olarak sayılabilir.

Belki bir rekor kırarak 16 ayda tamamladığım Doktora çalışmamdan 170 sahifelik bir tez çıkmış ve özeti birçok dilde yayınlanmıştı. 1979 yılının Mart ayında, jüri ve dinleyiciler önünde tezimi savunurken çok heyecanlanmıştım. Aradan geçen 30 yıl sürecinde dünya mimarisi eğrisel hatlara doğru keskin ve hızlı bir kayış yaptı ve Tezimin neticesi kanıtlandı. Örnekler saymakla bitmez.

Geliştirdiğim ‘mimaride estetik ölçüm’ sistemi doğru bir keşifmiş. Bu beni mutlu etti.

Ancak, bugün niçin eğrisel mimarinin daha etkileyici olduğunu, niçin mimarların artık dik açı ve açılar yerine yuvarlak hatları tercih etmeye başladıklarını burada tartışmak zor. Doğa eğrisel hatlardan hareket etmeyip eğrisel bir geometri takip ettiği için mi, Evren’in geometrisi yuvarlak olduğu için mi, insanımız dik açılı mekanlarda yaşamaktan bıktığı için mi…?

Bunu da siz düşünün biraz…

Yazan: Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp

Doktorama ulaşmak isteyenler için:

Aesthetic Response to Geometry in Architecture
Alp, Ahmet Vefik
Rice University, Houston, Texas, ABD 1979

University Microfilms International,
Dissertations Express Order No: 7922428

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir