Geçen hafta gazetelerde okumuşsunuzdur. Yeni nüfus sayımı sonuçlarına göre zaten siyasi yatırım amacıyla kurulmuş olan belediyelerin kapısına 2009’dan itibaren kilit vurulacak. Belediyeciler ayakta; ama bu konuda geçmişte yazdıklarımızı okuyanlar özellikle turizmin gelişmesi önünde engelleyici bulduğumuz bu belediyelerden nasıl da şikayetçi olduğumuzu bilirler…
Avrupa-Türkiye Turizm İş Konseyi Başkanı Hüseyin Baraner bir süre önce bir çağrı yapmış ve son yıllarda “Türk turizminin gelişmesinin önündeki en önemli engel” olduğu tartışılan “belediyecikler”e karşı kampanya başlatılması çağrısında bulunmuştu. UİK verilerine göre; Türkiye’de 2004 yerel seçimlerinde irili ufaklı tam 3 bin 193 belediye oluşmuş durumda. Bugüne kadar yapılan eklemelerle, belediyelerin sayısı 3 bin 497’yi bulmuş durumda.
Baraner önce hedeflerimizi anlatmış turizmdeki: “Dünyanın beşinci büyük turizm ülkesi olmayı planlayan Türkiye’nin, bu hedefe ulaşmak için yaptığı çalışmalar gerçekten baş döndürücü olduğu kadar; artık hata kabul edemeyecek hassas bir noktaya ulaştı. Türkiye’mizin ikinci turizm hamlesinde; 7 yeni havalimanı, 42 yat limanı, 19 kruvaziyer liman, otoyollar, demiryolları ile milyarlarca dolarlık turizm kenti yatırımları öngörülüyor. Bir de buna eklenecek sayısız oteller ve uçsuz bucaksız yeni konut tarlaları ve birkaç ayda inşa edilen Mega Shoppingmall’er ve kibrit kutusu gibi yan yana dizilmiş binlerce dükkânlar.. Türkiye Turizm Stratejisi 2023’te 63 milyon turist, 86 milyar dolar turizm geliri hedefliyor…”
Sonra da sormuş, “ama bu yönetim düzeni ile bu arzulanan hedeflere ulaşılabilir mi? Kesinlikle hayır!”
Belde Krallıkları
Baraner Alanya’dan Kaş’a uzanan sahil çizgisini örnek vermiş, biz bu örneği rahatça Ege’ye taşıyabiliriz: “Sadece Antalya’da, yani Alanya ve Kaş arasında, sahilde 100’den fazla turistik beldemiz var. Gelin bakın ki, bu beldelerin her biri siyasi anlamda kendi “krallıklarını” kurmuşlar. A Belediyesi sarı, 5 km uzaklıktaki B Belediyesi mavi ve yine 5 km uzaklıktaki C Belediyesi yeşil diyor ve buna inanıyor. Sanıyor musunuz bu 20 kilometrelik sahil şeridinde 3 ayrı düşünce renginden oluşan harika bir uyum gökkuşağı doğuyor. Çoğunlukla maalesef hayır, tam aksine, çoğunlukla birbirine zıt bir düşünceler çamuru ortaya çıkıyor. Gerçek şu ki, Alanya Kaş arası 100 ayrı beldede, 100 ayrı renk, 100 ayrı talep, 100 ayrı düşünce ve 100 ayrı iddia var. Bir beldenin kendi bölgesine ait bir arıtma tesisini maddi olanaksızlıklardan kurması ne kadar zor ise 3 ayrı beldenin bir araya gelip, 3 bölgelik bir arıtma tesisi kurması o kadar kolay” diyor…
Bu gidişle sadece bir problemi çözebiliriz: Yakında sahil-rant kavgası kalmaz, zira satılacak, inşaat yapılacak, kirletilecek, betonlaşacak… Sahil kalmaz.
Sadece bu nedenlerle bile küçük belediyelerin kapatılması iyidir.
Nedim Atilla
Kaynak: Akşam


