TMMOB ve bağlı odaları, Gezi Parkı davası hukuksuz tutuklamalarının birinci yılında, Mimarlar Odası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya TMMOB Başkanı Emin Koramaz, TMMOB Ankara İKK Sekreteri Seyit Ali Korkmaz,  Mimarlar Odası  Genel Başkan Yardımcısı Bülent Batuman, Mimarlar Odası Ankara Şube  Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Atakan, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Muteber Osmanpaşaoğlu, Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ömer Dursunüstün, Ziraat Mühendisleri Odası İkinci Başkanı Mehtap Ercan Bilgen, Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Esef Özat, İnşaat Mühendisleri Yönetim Kurulu Üyesi Anıl Şahin, TMMOB ve bağlı odaların yönetim kurulları, üyeleri, mimarlar, siyasi parti, demokratik kitle örgütü, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

TMMOB ve bağlı odaları, yaklaşan seçimlere de değinerek, “Hukuksuzluğun yıl dönümünde Gezi Direnişi’ne ve Gezi tutuklusu arkadaşlarımıza sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bu kararların hükmü de, siyasi iktidarın ömrü kadardır, umutlu bir geleceği hep birlikte kuracağız. İnanıyoruz ki 14 Mayıs’tan sonra bu ülkede adalet yeniden işlemeye başlayacak. Yargı organları iktidarın talimatlarına göre değil hukuka göre karar vermeye başlayacak. Ve arkadaşlarımız özgürlüklerine yeniden kavuşacak. Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet! Karanlık Kaybedecek, Gezi Kazanacak”  dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır

 

 

 

 

 

 

Yapılan ortak açıklamayı TMMOB Ankara İKK Sekreteri Seyit Ali Korkmaz okudu. Korkmaz şunları söyledi:

 

 

 

 

 

 

“Ülkemizin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi hakkında iktidar güdümündeki mahkeme tarafından verilen o utanç vesikası kararının üzerinden tam bir yıl geçti. Aralarında TMMOB Yönetim Kurulu Üyemiz Mücella Yapıcı, Şehir Plancıları Odamızın İstanbul Şube eski başkanı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odamızın Hukuk Müşaviri Can Atalay’ın da bulunduğu arkadaşlarımız 1 yıldır, Osman Kavala ise 5 buçuk yıldır Gezi Direnişini örgütledikleri gerekçesiyle cezaevinde tutuluyor.  FETÖ hükümlüsü emniyet mensuplarının uydurduğu delillerle, FETÖ firarisi savcının kurguladığı iddianameyle yürütülen yargı süreci, AKP İktidarının hukuk ve adalet anlayışının çarpıklığının en somut göstergesi olarak tarihe geçmiştir.  Artık hepimiz biliyoruz ki; siyasi iktidar hukuku, adaleti sağlamanın, haksızlıkları gidermenin bir aracı olarak değil, toplumsal muhalefeti cezalandırmanın bir aracı olarak kullanmaktır. Siyasi iktidar hukuku, kendi gelecek planı önündeki engelleri ortadan kaldırmanın bir aracı olarak kullanmaktadır. Siyasi iktidar hukuku, siyaseten hesaplaşmaktan, siyaseten yüzleşmekten korktuğu gerçeklerden kaçmanın bir aracı olarak kullanmaktadır. Dostlarımız suç işledikleri için değil, halkın çıkarlarını savundukları için, Taksim Meydanı’na ve Gezi Parkı’na sahip çıktıkları için, iktidarın rant projelerine karşı çıktıkları için, mesleki sorumluluklarının gereğini yerine getirdikleri için cezaevindeler. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu kararların hükmü de, siyasi iktidarın ömrü kadardır, umutlu bir geleceği hep birlikte kuracağız

 

 

 

 

 

 

Korkmaz, şöyle devam etti:

 

 

 

 

 

 

“İktidarın ve yandaş medyanın pervasız saldırılarına rağmen, hiçbir iftira, hiçbir senaryo, hiçbir karar arkadaşlarımızın masumiyetine ve haklılığına leke düşürmeyi başaramamıştır. Gezi Direnişinin arkasında dimdik durduğumuz gibi, Gezi Davasında yargılanan ve ceza alan arkadaşlarımızın da yanında dimdik durmaya devam ediyoruz.365 gündür sürdürdüğümüz Adalet Nöbetleriyle, arkadaşlarımıza desteğimizi, arkadaşlarımızla dayanışmamızı dosta düşmana gösteriyoruz. Tutuklu arkadaşlarımıza verilen ve hiç azalmadan devam eden toplumsal destek onların mücadelelerindeki haklılıklarının göstergesidir .Bizler AKP iktidarından adalet beklediğimiz için, AKP’nin oyuncağı haline gelmiş hakimlerden adaletli bir karar beklediğimiz için nöbet tutmuyoruz. Bizler arkadaşlarımıza olan özlemimizi, arkadaşlarımızın suçsuzluğuna olan inancımızı göstermek için nöbet tutuyoruz. Onların resimleriyle yan yana durmak bize kıvanç verdiği, onları seven dostlarıyla yan yana gelmek bize güven verdiği için nöbet tutuyoruz. Onların içerideki direngenliği ve yaratıcılığı bize nasıl güven veriyorsa, adalet arayışındaki bu kararlılığımızın onlara güç ve moral verdiğini bildiğimiz için nöbet tutuyoruz. Gezi Davası, ülkemizdeki diğer pek çok örneği gibi hukuki değil, siyasi bir davadır. Gezi Davası’nda verilen mahkumiyet kararları, siyaseten verilmiş kararlardır. Bu kararların hükmü de, siyasi iktidarın ömrü kadardır. İnanıyoruz ki 14 Mayıs’tan sonra bu ülkede adalet yeniden işlemeye başlayacak. Yargı organları iktidarın talimatlarına göre değil hukuka göre karar vermeye başlayacak. Ve arkadaşlarımız özgürlüklerine yeniden kavuşacak. İnanıyoruz ki yirmi gün sonra bambaşka bir ülkeye uyanacağız. Tüm dostlarımızla, özgürce, umutlu bir geleceği hep birlikte kuracağız. Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet!”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gezi Direnişi, bu ülkenin kamusal varlıklarına sahip çıkma mücadelesidir

 

 

 

 

 

 

 

 

TMMOB Başkanı Emin Koramaz ise şunları kaydetti:

 

 

 

 

 

 

 

 

“Aralarında  TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Mücella Yapıcı, Şehir Plancıları Odası Onur Kurulu üyesi Tayfun Kahraman, Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay’ın bulunduğu tüm Gezi tutukluları hasretle kucaklıyorum. Arkadaşlarımızı unutmadık onlar için adalet nöbetleri tuttuk. Bir ülkenin nasıl yönetildiğini anlamak için o ülkede sürdürülen davalara ve mahkemelerin aldıkları kararlara bakmak tek başına yeterlidir. Gezi Davası ve Gezi davasında Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış, diğer arkadaşlara verilen 18’er yıl hapis cezası da bu ülkeyi yönetin zihniyetin nasıl bir hukuksuzlukla bizleri yönettiğini en açık göstergesidir. FETÖ hükümlüsü savcıların ve emniyet görevlilerinin hazırladığı bir iddianameye dayanarak, hukukun en evrensel ilkeleri bile alt üst edilerek bu davanın sürdürülmüş olması ve bu davada verilen cezalar ülkeyi yönetin zihniyetin nasıl bir intikam hırsıyla hareket ettiğini en açık bir şekilde göstermektedir. Mesleki sorumluluklarımızı yerine getirmek suç değildir. Mesleki sorumluluklarımızın ışığında, bilim ve tekniğin rehberliğinde toplumu aydınlatmak suç değildir. Siyasal iktidarı hukuk dışı uygulamalarına karşı uyarmak suç değildir. Arkadaşlarımız anayasal görevlerini yerine getirdikleri için iktidar tarafından cezalandırılmaktadır. Bu ülke halkı sokaklar açıktı taleplerini dile getirdi diye darbeci ilan edilemez. Gezi bir darbe girişimi değildir, bu ülkenin en temel ihtiyaçlarını dile getirdiği ve bunun için el ele kol kola olduğu bir halk hareketidir. Alınan karar vicdansızlığın göstergesidir. Bu davada verilen karar ve bu davada izlenen süreç, bu ülkenin akıl dışı bir anlayış tarafından yönetildiğinin en açık göstergesidir. Arkadaşlarımızı aramızdan kopardıkları mahkeme kapısında hep birlikte bir söz vermiştik. Bizler Gezi ‘ye nasıl sahip çıktıysak tutuklanan arkadaşlarımıza da aynı kararlılıkla sahip çıkacağız. Bu Gezi’ye katılan herkesin ve tüm toplumsal muhalefetin sözüydü. Bir yıl boyunca tutmuş olduğumuz nöbetlere ve yaptığımız eylemlerdeki geniş halk katılımı, Gezi’nin bir halk hareketi olduğunu bir kez daha gösterdi. Gezi direnişi bu ülkenin onurlu geçmişi, umutlu geleceğidir. Gezi direnişi bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeydir. Gezi Direnişi, bu ülkenin kamusal varlıklarına sahip çıkma mücadelesidir. Bu anlayış gidecek bu karanlık gidecek Gezi kalacak, biz kalacağız karanlık kaybedecek gezi kazanacak bu seçimlerde karanlığı hep birlikte aralayacağız. Türkiye’yi aydınlık günlere hep birlikte taşıyacağız, Kahrolsun istibdat yaşasın Hürriyet!”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Toplum var olan iktidarın gitmesi için bütün farklılıklarıyla yan yana durabiliyorsa bu Gezinin yarattığı bir değerdir

 

 

 

 

 

 

 

 

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ise, şunları söyledi:

 

 

 

 

 

 

 

 

“Mücella Yapıcı Tayfun Karaman Can Atalay 365 gündür, özgürlüğünden mahrumlar ve doyasıya gökyüzüne bakamıyorlar. Osman Kavala 2002 gündür özgürlüğünden mahrum. Bugün 14 Mayıs seçimleri yaklaşırken, toplum var olan iktidarın gitmesi için bütün farklılıklarıyla yan yana durabiliyorsa bu Gezinin yarattığı bir değerdir. Bütün farklılıklarımızla ortak bir geleceğimiz olabilir mesajını o gün Gezi Direnişi vermiştir. Bugün yaşadığımız yan yana durabilme iradesi Gezi’nin Türkiye’ye armağanıdır. Arkadaşlarımız çıkacak, onlar tutuklandığı gün başlayan nöbetimiz ısrarla devam etti. ‘Herkes yetmedi mi artık ne zaman bitireceksiniz?’ dedi. Bizim için sayıların önemi yok, tek başına kalsak ta, onlar çıkana kadar bu nöbet devam edecek ve onlar aramıza katıldığında bu nöbetleri birlikte bitireceğiz. En son nöbet fotoğrafını ve en son nöbet açıklamasını onlarla yapacağız. Gezi bizim onurumuz bugüne taşınan çok önemli bir deneyimimizdir. Vicdan zorbalığa karşı direnecek dedik, vicdan zorbalığa karşı direniyor. 14 Mayıs’ta sandıklarda iktidarın zulmüne karşı kazanan Türkiye’nin vicdan masası olacak. Türkiye arkadaşlarımızla birlikte özgürlüğüne kavuşacak.”

 

 

 

 

 

 

 

 

Gezi, Türkiye siyasetinde geri dönülemez bir kavşak noktasıdır

 

 

 

 

 

 

 

 

Mimarlar Odası Genel Başkan Yardımcısı Bülent Batuman da şöyle konuştu:

 

 

 

 

 

 

 

 

“Gezi Türkiye tarihi açısından bir kırılma noktasıydı. Toplumsal mücadelenin bugüne kadar görmediğimiz bir sıçramasıydı. Gezi AKP içinde bir dönüm noktasıydı, O günden bugüne kaybettiği meşruiyetine bağlı olarak daha fazla şiddette ve hukuksuzluğa sarıldı. Zorbaca bir tutumla toplumsal muhalefeti ve demokratik talepleri batırmaya çalışan AKP iktidarı, geçtiğimiz 10 yılda gücünü artırdığını zannederken kaybetti. Bunun sonucunu önümüzdeki günlerde sandıkla göreceğiz ve bunun Gezi’nin Direnişi’nin sonucu olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Gezi, Türkiye siyasetinde geri dönülemez bir kavşak noktasıdır.  Sadece meslek duyarlılarını gösteren ve etik bilinçle görevlerini yapan arkadaşlarımıza kesilen ceza hukuksuzdur. Karanlık bitecek, Gezi kalacak”

 

 

 

 

 

 

 

 

Arkadaşlarımıza ceza vererek toplumsal muhalefete ve tüm halka sopa gösterdiler

 

 

 

 

 

 

 

 

Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ömer Dursun Üstün ise, “Arkadaşlarımız iki kere beraat ettikleri davanın üçüncü defa açılmasıyla yargılandılar ve 18 yıl ceza aldılar. Meslek örgütlerinde bulunmaktan ötürü sorumluluklarının gereğini yerine getirdiler, doğruları ve yanlışları gösterdiler. Gezide bunu demokratik yöntemlerle itiraz ederek anlattılar. Arkadaşlarımıza ceza vererek toplumsal muhalefete tüm halka sopa gösterdiler bu bir tehdittir aslında, Bizlere gösterilen bu sopalar hem aklımızda hem vicdanımızda onların kırılan kalemleri olacak” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir