Türkiye, seçimlere iktidarın neden olduğu krizler içinde giriyor. Eğitimden sağlığa, ekonomiden afetlere kadar her alanda yönetim krizi yaşanıyor. Erdoğan, kendisinin neden olduğu sorunların çözümü için vaatler ortaya atsa da ülkenin sürüklendiği uçurum, beceriksizliğin sonucu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerine AKP’nin kötü yönetim tablosu altında giriliyor. Yaklaşık 21 yıldır ülkeyi yöneten AKP, Başkanlık Sistemi ile geçilen son beş yılda var olan sorunları çözmek yerine daha da büyütüyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimindeki ülkede üniversiteler uzun süredir kesintisiz eğitim veremiyor. Tüm afetlere hazırlıksız yakalanan iktidar, afet anlarındaki koordinasyonsuzluk nedeniyle de kayıpların artmasına neden oluyor. Saray yönetiminde atamalar bile hatalı yapılıyor, mükerrer Resmi Gazete, Erdoğan’ın hatalarına çalışıyor. Yanlışlıkla üniversite kuran Erdoğan, hiç var olmayan bir üniversiteye ise rektör atıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ormanlar kül oldu: 2017 yılında OHAL koşullarında gerçekleştirilen referandumdan bir yıl sonra yürürlüğe giren ve Türk Tipi Başkanlık Modeli olarak nitelendirilen sistemde hemen her yetki tek adama verildi. Erdoğan’ın “görmediği” yerlere devlet imkanlarının ulaşmadı. Ege ve Akdeniz ormanlarında çıkan yangınlar, iktidarın THK inadı nedeniyle yeterli müdahale edilemediği için uzun süre söndürülemedi. Ekipler gece saatlerinde “teknik yetersizliklerden dolayı” yangına müdahale etmedi. Gündüz saatlerinde ise kullanılan helikopterlerin yetersiz olduğu görüldü. THK’nin uçakları ise yangın anlarında garajlarda bekletildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Pandemide maske dağıtamadı: İktidar, tüm dünyayı etkileyen koronavirüs salgını sırasında vatandaşların büyük sorunlar yaşamasına neden oldu. Pandeminin ilk sokağa çıkma yasağını birkaç saat önce açıklayarak panik yaşanmasına yol açan iktidar, daha sonra maske satılmasını yasakladı ve maskelerin kendileri tarafından dağıtılacağını açıkladı. Ancak maskeler milyonlarca vatandaşa ulaşamadı. Maskeler satın da alınamadığı için krize neden oldu. Kriz yalnızca maske ile sınırlı kalmadı. Aşıdan test kitlerine kadar çok sayıda konudaki eksiklikler ve koordinasyonsuzluk nedeniyle vatandaşlar hem koronavirüs ile hem de AKP ile mücadele etmek zorunda kaldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Deprem sürecini yönetemedi: 6 Şubat’ta 11 kenti derinden sarsan ve milyonlarca vatandaşı etkileyen deprem felaketi, Başkanlık Sistemi ve AKP yönetiminin bir diğer başarısız sınavı oldu. On binlerce vatandaşın hayatını kaybettiği deprem bölgelerine anında ulaşamayan iktidar, koordinasyonsuzluk nedeniyle kayıpların artmasına yol açtı. Günlerce çok sayıda enkazdan canlı sesleri gelse de resmi ekipler birçok binaya “yetişemedi.” AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu başarısızlığı kabul ederek, “Depremin ilk günleri için helallik istiyorum” sözlerini sarf etti.

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğitim feda edildi: Türkiye’de AKP iktidarları döneminde hemen her krizin ardından ilk vazgeçilen şey eğitim oldu. Eğitim sistemi AKP döneminde 11 kez değiştirildi, toplam sekiz Milli Eğitim Bakanı eksiltildi. Uzaktan eğitim modelinin teknik altyapı eksikliği ve bölgeler arası sosyoekonomik eşitsizlikler nedeniyle uygulanabilir olmadığı Covid-19 salgını sürecinde ortaya konulurken 6 Şubat’ta yaşanan depremin ardından üniversitelere yönelik yine uzaktan eğitim kararı çıktı. Uzmanlar, milyonlarca öğrencinin pandemi sürecinde eğitimden uzak kaldığını belirterek, “Bu karar ile eğitimden mahrum bir jenerasyon üniversite mezunu olacak” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Öğrencilerin pandemi sürecince uzaktan eğitime erişim problemi de kronik hale geldi. Örgün eğitimde 18 milyon 241 bin 881 öğrencinin bulunduğu Türkiye’de, EBA’yı aktif kullanabilen öğrenci sayısı 13 milyon 881 bin 806’da kaldı. Eğitimde, “Asrın projesi” olarak duyurulan FATİH Projesi’nin başarısızlığını da gözler önüne seren verilere göre öğrencilerin yüzde 60’ı eğitime cep telefon ekranından katılmaya çalıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yanlışlıkla üniversite kurdu: En önemli yetkileri kendisinde toplayan Erdoğan, çoğunlukla mükerrer yayınlarla hatalarını kapatmaya çalıştı. Erdoğan, kararnameler yoluyla yanlışlıkla üniversite kurdu. 30 Haziran 2020’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2704 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nda, “Marmara Üniversitesi” bünyesinde “Mimarlık ve Tasarım Üniversitesi” kuruldu. Bu hata daha sonra fark edildi. 1 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete’de “Düzeltme” yayımlanarak üniversite, “Mimarlık ve Tasarım Fakültesi” oldu. Erdoğan, olmayan bir başka üniversiteye ise rektör atadı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Erdoğan yönetimi ayrıca OHAL döneminde 36 kez başvurulan Kanun Hükmünde Kararnameleri de değiştirdi. Bunun için de yeniden Kanun Hükmünde Kararnameler yayımladı. Hatalı atama kararlarına da imza atan Erdoğan, yine bu atama kararlarını, yeni atama kararlarıyla düzeltti.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ekonomi yerle bir: Ülkeyi sarsan en büyük krizlerin başında ekonomi geliyor. Yurttaşlar en temel ihtiyaç maddelerini bile karşılayamaz hale gelirken yurttaşın geliri enflasyon altında eziliyor. Yurttaşlar ucuz gıda satan dükkanların önlerinde uzun kuyruklar oluşturuyor. Buna karşın ve AKP, ülkede bir ekonomik krizin yaşandığını kabul etmiyor. Tüm kamuoyu yoklamalarında ülkenin en yakıcı sorununun açık ara farkla ekonomik kriz ve işsizlik olduğu görülüyor. Erdoğan bu tabloyu ‘maga projeler, doğalgaz müjdesi’ gibi söylemlerle örtmeye çalışsa da yoksulluk her geçen gün daha hissedilir hale geliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir