Her yanımız ‘bomba’ dolu

4 Dakika Okuma Süresi

Sanayinin yoğun olduğu bölgelerde sadece halk değil, esnaf da tedirgin. Tekstilci boyacıdan, boyacı plastikçiden, plastikçi tekstilciden korkuyor. Bir işçinin yaptığı özet: Mezarda yaşıyoruz!

davutpoasa.gifDavutpaşa’da patlamanın meydana geldiği dev sanayi sitesinin arka sokaklarında yapılacak küçük bir gezinti, bu bölgede yaşanan denetimsizliği, tehlikeyi ve çaresizliği gözler önüne seriyor. Yüzde 80’i tekstilcilerden oluşan sitede aynı zamanda yanıcı maddeler bulunan boya fabrikaları, büyük halı atölyeleri, plastik imalatçıları, oksijen dolum yerleri var. Ara sokaklardaki fabrikalar çok kötü şartlarda faaliyetlerini sürdürüyor. Harabeye dönmüş binaların katlarında dev buhar kazanları göze çarpıyor. Buralarda işçiler hiçbir sosyal güvenceleri olmadan, kelle koltukta çalışıyor. Daracık sokaklarında yürümek bile zorken, bir yangın çıkması durumunda neler yaşanacağını düşünmek bile istemiyorlar.

Sanayi sitesindeki bir oksijen dolum imalatçısındayız. Herhangi bir önlem alınmadığı çok belli. Yaklaşık 10 kişi çalışıyor. Yüzlerinde sadece bezden maskeler var. İşyeri sahibi işçilerin sağlığı ya da güvenliği için neler yapıldığı sorusunu yanıtsız bırakırken, işçiler sessizce çalışıyor. Bir binanın alt katındaki plastik atölyesinin içindeki büyük buhar kazanları dışarıdan görünebiliyor. İçeri girdiğimizde makinelerin çalıştığını görüyoruz ancak hiç kimse yok. Çevredekiler, atölye sahibi ve çalışanlarının cuma namazına gittiğini söylüyor. Esnaf büyük kazanlardan ürküyor: “Biz tekstil yapıyoruz. İplik, kumaş var. Çevremizdeyse yanıcı ve patlayıcı özelliğe sahip işyerleri var. Bunların taşınmasını istiyoruz.”

Sanayi sitesinde harabe halindeki bir binanın alt katı boya imalathanesi, üstünde plastik imal ediliyor. Plastikçide çalışan Ahmet Dayı, alt kattaki boyacıdan korkuyor: “Boyacıda yanıcı maddeler var. Bizim hiçbir garantimiz yok. Mezarda yaşıyoruz. Sahibiyle daha önce konuştuk. Hiçbir şey yapmadı. Aslında bizim gibi yanıcı ve patlayıcı madde yapan yerlerin burada olmaması gerekiyor. Ama bizim elimizden bir şey gelmiyor.”

Eski ve bakımsız binalardan biri boru döküm atölyesi. Bülent Soylu ve Gürkan Soymaz burada çalışıyor: “Yollarımız bile daha yeni yapıldı. Kendi binamıza depremden sonra takviye yaptık. Ama bu belediyenin denetimiyle olmadı. Kendimiz yaptık. Yan taraftaki işyerinde büyük buhar kazanı var. Her an patlayabilir ama hiçbir önlem alınmıyor.”

‘Kireç kattık, hemen yanmaz’

Yakındaki bir plastik atölyesinin sahibi Selim Başar’sa kendilerince önlem aldıklarını anlatıyor: “Biz kullandığımız plastiklerin içine kireç katıyoruz. Bu yüzden yanacaksa da hemen yanmıyor.”

Tornacı Sedat Uluçay, bir süre önce eskiyen elektrik kabloları nedeniyle yangın çıktığını söylüyor: “Çok eski bir bina.
Ölüm tehlikesi atlattık. Yan tarafımızda plastikçi var. Yanıcı maddeler var. Çok daha kötü olabilirdi. Plastikçinin gitmesini söyledik. Ama gitmedi. Yangın olursa biz alt kattayız, hemen çıkarız. Ama üst kattakiler nasıl kaçacak bilmiyorum. Hiçbir binada yangın merdiveni yok.”

Hemen karşıdaki soğutma tesisinde çalışan Rıdvan Dal’sa şunları söylüyor: “Tekstil ve plastikçilerde çalışanların çoğu eğitimsiz. Buhar makineleri kullanıyorlar ama onların kaç kilovatla çalıtığını bile bilmeyecek kadar eğitimsizler. İşte bu yüzden çok sıkıntılıyız.”

Plastik ve şişe imalatçısı Cenk Görgün’se “Buradaki binaların çoğu kaçak. Sokaklar çok dar. Hurdacılar ve arabalar yolları işgal ediyor. Bir yangın çıksa, çok sıkıntı yaşarız” diye konuşuyor.

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir