Haklarımız zamlı tarifede…

4 Dakika Okuma Süresi

Gündem takip edilemeyecek kadar hızlıyken, sürekli bir tedirginlik ve gerginlik hali içindeyken bizler, hepimizi mağdur eden yasaları, kararları uygulamakta geri kalmıyor yöneticiler. Ülkedeki puslu havadan da yararlanan zihniyet, problemlerin faturasını halktan çıkarmaya devam ediyor.

Tüm bir yaz boyu “suyu idareli kullanın” telkinlerini dinledik su kaynaklarını idare etmeyi ve korumayı beceremeyen idarecilerden. Su havzalarının imara açılmasından ormanların talan edilmesine, içinde su olmadan bir işe yaramayacak havuzlu villaların yapılmasına kadar birçok abukluk ile birlikte anılması gereken problemin faturası halka çıkartıldı: Suya yüzde 130 zam yapıldı. Ne de olsa kaynakları idareli kullanamayan bizlerdik ve şimdi Melen Çayı Projesi gibi “büyük bir mühendislik harikası”nı (bir mühendisimiz bu projede hayatını kaybetti) bizlere sunan idarecilerimize suya zam yapma hakkını reva görmeliydik.

Ama yine de yapılan bu zam, belediyenin onca proje için kaynak ayırdığını düşündüğümüzde yeterli değildi. Çalışmasa da, tüm trafiği kilitlemiş olsa da Metrobüs gibi ulaşım araçlarımız vardı artık. Eh bu hizmetlerin bir de bedeli vardı. Bu bedel nasıl karşılanacaktı? Ulaşıma zam yapılması olur muydu? Olurdu, kimsenin sesi de çıkmazdı aslında… Ama bu kadar çok “görünen” zammın peş peşe gelmesi kızdırır belki diye düşünmüş olacaklar ki, İstanbul’da ulaşıma gizlice zam yapmayı tercih ettiler.

İstanbul’da büyük bir propagandaya konu olmuş tek bilet uygulamasından haberdarsınızdır. AKBİL (Akıllı Bilet) denilen aletle toplutaşıma araçlarına binersiniz. Yaklaşık bir ay öncesine kadar AKBİL’i kullanarak 90 dakika içinde peş-peşe bindiğiniz iki vasıtada aktarma (tek ücret ödeme) yapma şansınız vardı. Lakin bir sabah bu uygulamanın kalktığını tam da uygulama anında öğrendik. Artık 2 saat içinde bineceğimiz 5 vasıtadan önce normal bilet parasını, sonra da yüzde 50’si kadar bir parayı düşeceklermiş her AKBİL kullanışımızda. Yani 1,25 YTL olan bedelden sonra bineceğiniz diğer vasıtalarda 62 YKr. ödüyorsunuz. İndirimli biletlerde de 80 YKr. ödedikten sonra 40 Ykr. ödüyorsunuz. Mesela biri 4 vasıta ile işine gidiyorsa önceden 2,5 YTL ile bu masrafı karşılayabilecekken bu uygulamayla 3,73 YTL ile karşılayabilir. Ya da 2 vasıta ile gideceği yere ulaşacak bir öğrenci önceden 80 Ykr. veriyorken şimdi 1,2 YTL verecek. Rakamlar arasındaki fark belki küçük gelebilir ama üst üste konulduğunda gayet büyüyen ve hatta insanların kentlerdeki “geçinme stratejileri”nin içinde değerlendirilmesi gereken bir raddeye ulaşıyor.

Acaba yöneticiler hiç geçinme stratejisi diye bir şey duydular mı? Bu kentte yaşayan bir sürü insan 10 kuruşun bile hesabını yapıyor. Anayasal hakkı olan seyahat özgürlüğünü, ulaşımda harcayacağı parayı düşünerek kullanmıyor bile, misal. Ama yok, bunlar önemli değil, yöneticiler bir bilgisayar oyununun başında ve şimdi oyunda bir üst seviyeye geçme telaşı içindeler: “AKBİL ile yeterince şirin görüngünüz; şimdi paraları toplama vaktidir. Bir üst seviyeye geçmeye hak kazandınız!”

Aslında aktarma yapmayı savunmak da değil amacım. Bilakis ben toplutaşıma araçlarının bedava olması gerektiğini savunuyorum. Olmadı mı; o zaman minimumda tutulmasının şart olduğunu, elde edilen gelirden de kâr edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ama rantın üzerine kurulmuş bu politikalar olduğu sürece ben ve benim gibi düşünen insanların ulaşım politikaları üzerine düşünceleri hayalle özdeş anılıyor. Aslında hayal değil; su da hak, barınma da, ulaşım da… Şu puslu havadan bir kurtulup haklarımızı savunsak, işte o zaman gün güneşli, insanlar neşeli…

Hade Türkmen
Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir