Timur SOYKAN

 

Depremde ağır hasar gören binaların yıkımı, içindeki hurdalar karşılığı şirketlere ihale ediliyor. Hatay’ın Arsuz ilçesindeki 1700 binanın yıkımını alan şirket “Artık burası benim” diyerek depremzedelerin söktükleri kapı, pencere, korkuluklara el koyuyor. Üstelik bu şirket depremzedelere kendi binalarından söktükleri malları satmaya çalışıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6 Şubat depremlerinin harabeye dönüştürdüğü kentlerde halen binlerce enkaz var. Bu sırada ağır hasarlı binaların yıkımı için ihaleler de başladı. Daha önce Çevre, İklim Değişikliği Şehircilik Bakanlığı, binaların yıkılması için hafriyat şirketlerine para ödüyordu.

 

 

 

 

Yıkılan binalardaki hafriyat belirli alanlarda toplandıktan sonra ayrıştırma için bu kez hurda firmalarının devlete ödeme yapacağı ihaleler açılıyordu.

 

 

 

 

YERİNDE AYRIŞTIRACAKLAR

 

 

 

 

Ama bu kez skandal bir uygulamaya gidildi. Ağır hasarlı yapıların hurda malzemeler karşılığı yıkılması ve hafriyatın kaldırılması için ihale düzenlendi. Yani; artık devlet yıkım için para ödemeyecekti. İhaleyi kazanan şirket, yıkımı bina içindeki demir ve diğer değerli malzemeleri almak için yapacaktı ve devlete bunun için para verecekti. Üstelik ayıklama yerinde yapıldıktan sonra beton atığı hafriyat sahalarına dökülecekti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ihaleler için idari, teknik şartnameler, sözleşme hazırlayarak valilikler ve kaymakamlıklara gönderdi. Bu ihalelere göre; ağır hasarlı binalardaki kapı, PVC pencere, korkuluk gibi ikinci el kullanılabilecek malzemeler de hurda adı altında şirkete geçiyordu.

 

 

 

 

 

 

Teknik şartnamenin 22. maddesinde şöyle denilmişti:

 

 

 

 

 

 

“Yüklenici tarafından yıkımı gerçekleştirilen ağır hasarlı yapılarda yerinde ayıklama yapılarak ekonomik değere sahip malzemeler ayrılacak…”

 

 

 

 

 

 

Yani devlet depremzedenin ağır hasarlı evindeki malzemeleri şirkete sattı.

 

 

 

 

 

 

Artık şirketler deprem ganimetlerini toplayacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İLK KEZ ARSUZ’DA ORTAYA ÇIKTI

 

 

 

 

 

 

Bu plan çerçevesinde ilk ihale depremde yerle bir olan Hatay’ın Arsuz ilçesinde yapıldı. 300 bin metrekare alanda,  1700 ağır hasarlı binanın yıkımı için açılan ihaleyi 18.5 milyon liraya Konya İnşaatçılar ve İnşaat Malzemeleri Satıcıları Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı da olan Ali Yazar’ın şirketi aldı.

 

 

 

 

 

 

Birkaç gün sonra…

 

 

 

 

 

 

Binası ağır hasar gören vatandaşlar, kapı, PVC, pencere, korkuluk, demir tente gibi malzemeleri sökerken Konya merkezli şirketin adamları müdahale etti ve “Bu malzemeler artık bizim, devlet bize sattı, alamazsınız” dediler. Depremde bütün mal varlığını kaybetmiş insanlar, şimdi kendi mallarına el konulmasının şaşkınlığını yaşıyor.

 

 

 

 

 

 

Onlardan biri; Arsuz’da herkesin ‘Dönerci Ali’ olarak tanıdığı, Ali Oruç. Arsuz’da 30 yıllık esnaf. Döner lokantası depremde yerle bir oldu. 30 yıllık emeğiyle 2016 yılında Arsuz’da inşa ettiği 8 daire 2 dükkanlı bina da ağır hasar gördü. Depremden bu yana çadırda yaşayan Dönerci Ali, binasının karşısındaki boş araziye sahiplerinin izin vermesiyle prefabrik bir lokanta açtı.

 

 

 

 

 

 

‘BENİM BİNAMI KAYMAKAMLIK SATMIŞ’

 

 

 

 

 

 

Ağır hasarlı raporu verilen binadaki kapı, pencere, krom korkulukları söküp almak için şirketler 70 bin TL istiyordu. Ama parası yoktu. Depremde işsiz ve evsiz kalan iki arkadaşıyla malzemeleri sökmek için anlaştı. 10 gün boyunca ikinci el kullanılabilecek malzemeleri söküp binanın önüne çıkardılar.

 

 

 

 

 

 

Geçen Cuma günü ihaleyi alan şirketin yetkilisi geldi. Ali Oruç yaşadıklarını şöyle anlattı:

 

 

 

 

 

 

“Benim binamı kaymakamlıktan aldıklarını söylediler. Sadece yatak, masa, dolap gibi kişisel eşyalarımı alabileceğimi anlattılar. Söküp binanın önüne koyduğumuz kapıları, pencereleri, korkulukları, hepsini kamyona doldurup götürdüler. Vermezsek polis zoruyla alacaklarını söylediler.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yani; devletten ihale alan şirket, Ali Oruç’un kendi binasındaki malzemelere el koydu. Bununla da kalmadı. Ali Oruç, “Biz bu kişilerle tartıştık. Benim elemanıma bu malzemeleri bana satabileceklerini söylemişler. Yani benim malımı bana satmak istiyorlar. Bu devlet, bu şirket ne zaman bana ortak oldu” diye konuştu.

 

 

 

 

 

 

 

 

‘KENDİ MALIMIZI HIRSIZ GİBİ GÖTÜRDÜK’

 

 

 

 

 

 

 

 

Aynı gün Arsuz-İskenderun yolundaki iki katlı binada da benzer bir durum yaşandı. Binadaki kapı, pencere, kepenk gibi malzemeleri kamyonete yüklemişken şirketin adamları geldi. Yıkım ihalesini aldıklarını ve sözleşmeye göre; binadaki malzemelerin kendilerine ait olduğunu söylediler. Adil Bey yaşadıklarını şöyle anlattı:

 

 

 

 

 

 

 

 

“Şirketin yöneticisi ‘İsterseniz buradaki malzemeleri size satarız’ dedi. Benim binamdaki benim malımı bana satacak yani… PVC pencerenin piyasada 5-6 bin lira olduğunu bize 2 bin liraya vereceğini söyledi. 8 pencere 16 bin lira ediyor. Biz zaten depremzedeyiz, paramız mı kalmış. Bu şirketin adamı polis çağıracaklarını söylüyordu. Ben de yeğenime kamyoneti sürüp kaçmasını söyledim. Yani kendi binamızdaki kendi malımızı çalıyor gibi olduk. Sonra gece 03.00’te gelip geri kalan malzemeleri hırsız gibi aldık.”

 

 

 

 

 

 

 

 

Depremden sonra tüm aile çadırda kaldıklarını anlatan Adil Bey, “Aynı durumda çok fazla insan var. Sökülmüş olan malzemelere şirket el koyuyor. Biz can derdindeyiz, bunlar bizim malımıza çöküyor. Vicdan kalmamış” diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

DEPREMZEDEYE KENDİ MALINI SATMAK İSTEDİLER

 

 

 

 

 

 

 

 

Aynı binada iki dükkanın sahibi Yusuf Güzel de şirketin söküm yapmalarına izin vermediğini anlattı.  Yusuf Güzel, şöyle devam etti:

 

 

 

 

 

 

 

 

“Şirket yetkilisi, binanın fotoğrafını gösterdi. ‘Biz devletten bu şekilde, burayı aldık. Dolap, masa gibi eşyaları alabilirsiniz ama hiçbir şeyi sökemezsiniz’ dedi. Ben şaka zannettim. Benim binamı, devlet benden habersiz satmış. Kapı, pencere, demir tenteleri bunlar götürdü. Bana ‘İsterseniz size uygun fiyata bunları satarız’ dediler. Zaten bizim hiçbir şeyimiz kalmamış, binadaki malımıza da devlet, şirket el koyuyor.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oysa ihale şartnamesinde şöyle deniliyor:

 

 

 

 

 

 

“Her türlü ayrıştırma işlemi ağır hasarlı yapı yıkıldıktan sonra gerçekleştirilecek olup yıkım öncesinde hiçbir şekilde sökme ve-veya ayrıştırma işlemine müsaade edilmeyecektir.”

 

 

 

 

 

 

Ancak bu hükme karşın ihale sözleşmesi, şirketin, bina içindeki ekonomik değeri olan malzemeleri almasının önünü açıyor. Arsuz’da yaşanan başlayan deprem ganimeti skandalı, aynı ihalelerin yapıldığı tüm deprem bölgesine yayılıyor.

 

 

 

 

 

 

Rant çeteleri ceplerini doldursun diye insanlar çürük binalara mahkum edildi ve on binlerce insanımızı kaybettik. Şimdi hayatta kalan depremzedelerin mallarına çöküyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir