Bu ayın başında Bursa’daydım.
Mimarlar Odası Bursa Şubesi, 650 bin oturanı olan Yıldırım ilçesinin belediyesi, İl Özel İdaresi işbirliğiyle çıkarılan Cumalıkızık’la ilgili bir yarışmanın seçici kurul başkanlığını yaptım. Arada bir kesintiden sonra dün sabaha karşı döndüm…
1983 yılında, Ağa Han’ın mimarlıkla ilgili kuruluşunca da bir yarışma çıkarılmıştı. O yarışmada, çeyrek yüzyıl sonrası soruluyordu Cumalıkızık’ın… O yarışmada da seçici kurul üyesiydim; Doğan Kuban, Mehmet Adam, gerisi yabancı mimarlarla birlikte…
Cumalıkızık Bursa’dan, Ankara yönünde 10 km uzakta…
Uludağ’ın eteklerinde, Oğuz boylarından Kızıklarca 700 yıl önce kurulmuş yedi köyden biri…
Yer katları taş duvarla, üst katları hımış yöntemiyle kerpiçle yapılmış özgün evleriyle, doğa içinde, onunla barışık, onun kan dolaşımında, sokaklarından Uludağ’ın suları akan bir köy… Kestane ağaçları geçim kaynağı iken, ilk yarışmadan önceki yıllarda, kabukla gövde arasına giren bir kurt kurutmuş bütün ağaçları… Köy, gelirinden olmuş… Gençler işin aşın ardından göçe zorlanmışlar. Daha sonraki yıllarda ahududu yetiştirilerek şu son yıllarda yeni bir kaynak yaratılmağa çalışılıyor.
Bu kez büyük kent saldırıyor köyün üzerine… Büyük kent Bursa, dev “apartman”ları, gökdelenleri, onların doğru dürüst yakılmayan kaloriferleri, pis suları, katı atıkları nedeniyle en kirli kentlerimizden biri… Ne doğa dinliyor, ne insan, ne kültür, ne şu ne bu… Daha önce ayrı bir cennet olan Bursa Ovası yenilip bitirildi… Bu ne yaşama kültürü, ne de bilinci… Uludağ eteklerindeki bu cennet köylere, dev adımlarla geliyor bu cehennem…
Bu durum bütün Anadolu kentlerimizde de böyle… Hepimiz biliyoruz… Dengeli, ülke ölçeğinde tasarlanmış kalkınmaya dayalı bir yerleşme düzenimiz yok. Paranın dışında hiçbir değer, hiçbir ahlak kuralı tanımayanların, yalnızca kamudan (toplumun ortak üretimlerinden, kazanımlarından) çalmaya bakan bir düzen bu…
Bursa’ya, yerleşme düzenine burada daha önce de değinmiştim. Gerçekten binlerce yıllık bir birikimle, deneyimle oluşmuş bir yerleşmeydi… Yaşamın gerçek kaynağına, bitek toprağa (alüvyona) dokunmayan; dengeli, eş yararlanışlı sosyal-kültürel özekleriyle “önce insan”ı düşünen bir yerleşmeydi Bursa. Son 40-50 yılda cehenneme çevirdik, kamu malı hırsızı anamalcılık yüzünden…
Cumalıkızık yarışması, bu durumdaki bütün kentlerimize örneklik edebilecek sonuçlara ulaşmaya çalışan bir girişimdi.
Sıkı çalıştık seçici kurul olarak; tartıştık, eledik bir sonuca vardık…
Bu sonuç değil elbette, bir başlangıç… Kentlerimizi sağlıklılaştırma çabasının başlangıcı… Bunu umut ediyoruz… Hükümet gücüyle davranan kamu hırsızlarından, uzağı göremeyenlerden sakınabilip, hep birlikte sonuca doğru yürürsek…
Cengiz Bektaş
Kaynak: Evrensel


