Mimarlık örgütleri: Sinan’ın mirası; yapı üretim sürecinin ve planlamanın önemini gözler önüne sermiştir, kentlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için herkesi dayanışmaya davet ediyoruz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mimarlık örgütleri, eşsiz yapıtlarıyla ülkemiz ve dünya mimarlığına esin kaynağı olan büyük usta Mimar Sinan’ı ölümünün 435. yılında, Ankara’da saygıyla andı.

 

 

 

 

 

 

 

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD), Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER) ve Mimarlar Derneği 1927, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ndeki (DTCF) Mimar Sinan heykeli önünde anma gerçekleştirdi.

 

 

 

 

 

 

 

Anmaya Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Atakan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, Mimarlar Derneği 1927 Yönetim Kurulu Sekreteri Aktan Acar, Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği Başkanı Özgün Özçakır, Karikatürcüler Derneği Başkanı Mimar Metin Peker ve mimarlık öğrencileri katıldı.

 

 

 

 

 

 

 

Mimar Sinan’ın bıraktığı değerlerin yaşatılarak korunması çağrısında bulunan mimarlık örgütleri, “Günümüz teknolojisine sahip olmayan Mimar Sinan’ın, bundan yüzyıllarca önce inşa ettiği yapılar, Kahramanmaraş merkezli depremlerde de ayakta kalarak depremzedelere sığınak haline gelirken, günümüzde yeni yapı stoğunda dahi ciddi yıkımların yaşanması, binalarda yapım ve üretim sürecinin önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir” diyerek kentlerin yeniden ayağa kaldırılması ve Türkiye’nin gelecek yüzyılını karşılamak için herkesi dayanışmaya ve mücadeleye davet etti.

 

 

 

 

 

 

 

Sinan’ın, bundan yüzyıllarca önce inşa ettiği yapılar depremde ayakta kalırken, yeni yapı stoğunda ciddi yıkımlar yaşanmıştır

 

 

 

 

 

 

 

Yapılan ortak açıklamayı, Mimarlar Derneği 1927 Yönetim Kurulu Sekreteri Aktan Acar okudu.

 

 

 

 

 

 

 

Acar, şunları dile getirdi:

 

 

 

 

 

 

 

“Eşsiz yapıtlarıyla ülkemiz ve dünya mimarlığına esin kaynağı olan büyük usta Mimar Sinan’ı ölüm yıldönümünün 435. yılında saygı ile anıyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da mimarlık örgütleri olarak mesleğimizin evrensel değeri Sinan’ı anmak ve onu anlamak için 9 Nisan’da bir aradayız. Ancak Cumhuriyetimizin ve Başkentin 100. Yılını karşılayacağımız 2023 yılında 6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş depremleri ile sarsıldık. On binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz, 11 ilimizi etkileyen depremlerde yaşanan yıkımın büyüklüğü, kentlerimizin enkaz yığınına dönüşmesi bize Mimar Sinan’dan halen alınacak çok dersin olduğunu göstermektedir. Günümüz teknolojisine sahip olmayan Sinan’ın, bundan yüzyıllarca önce inşa ettiği yapılar, Kahramanmaraş merkezli depremlerde de ayakta kalarak depremzedelere sığınak haline gelirken günümüzde yeni yapı stoğunda dahi ciddi yıkımların yaşanması, binalarda yapım ve üretim sürecinin önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yer seçimindeki yanlışlıklar, yapı denetim sistemindeki özelleştirme uygulamaları, malzeme ve tasarım hataları, imar afları ve usulsüzlükler nedeniyle büyük kayıplara yol açan depremlerde, Hatay’da Mimar Sinan tarafından 1574 yılında hac ve ticaret kervanlarının konaklaması için yaptırılan Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi ve Kanuni Sultan Süleyman’ın 1553 Mısır seferi sırasında yaptığı Belen Kanuni Külliyesi’nin ayakta kalması, Anadolu’nun yanı sıra, Balkanlar’dan Yakın Doğu’ya geniş bir coğrafyada eser veren Koca Sinan’ın coğrafyadan öğrenerek hayat bulan mimarlık fikirlerinin sonucudur. Sinan, asırlar önce eserlerinde kullandığı deprem terazisi, temel sabitleme, yapı malzemesi ve raylı sistem teknikleri ile dehasının güncelliğini bugün de kanıtlamaktadır.”

 

 

 

 

 

 

 

Mimarlık ve planlamanın doğa ile bütünlük içinde üretilmesinin önemi gözler önüne serilmiştir

 

 

 

 

 

 

 

Acar sözlerine şöyle devam etti:

 

 

 

 

 

 

 

“Şehircilik ilke ve esaslarından vazgeçmeden, günümüz teknolojisini kullanarak depreme ve diğer afetlere dayanıklı kentler inşa etmemiz gereken bu çağda, sermaye ve rant odaklı kentleşme politikaları tarifi imkansız acılara, telafisi mümkün olmayan zararlara yol açmıştır. Buna rağmen bugün aynı politikalar devam ettirilmekte, deprem bölgesinde bir yıl içerisinde yüzbinlerce konut vaadi için kararnameler aracılığıyla plansız kentleşme yasallaştırılarak yetkiler tek elde toplanmaktadır. Mevzuatları ve mülkiyet haklarını dahi askıya alan bu kararlar ile tarım arazileri, orman ve meralar tehdit altındadır.  Aynı zamanda bölgede yer alan çok sayıda kültür varlığı yıkımların ardından uygun şekilde korunmamakta, arkeolojik sit alanları üzerinde ağır iş makinaları ile enkaz kaldırma çalışmaları sürdürülmektedir. Enkaz ve molozlar ise aynı yanlışlar sürdürülerek doğal ve sulak alanlara, çadır kentlerin yakınlarına dökülerek halk sağlığı hiçe sayılmaktadır. Oysa mimarlık ve planlamanın doğa ile bütünlük içinde üretilmesinin, Sinan’ın eserlerinde de gördüğümüz bağlamsal ilişkilendirme, yapı sistemlerinde tutarlılık, mekânsal kurguda bütünlük ve toplumsal yaşam biçimleri ve kültürleriyle uyum sağlanmasının önemini yaşanan afetlerin ardından çok daha iyi anlamış olmak gerekmektedir.  Sinan’ın mirası; mimar olarak kente ve topluma karşı sorumluluklarımızı hatırlatan toplumsal bir kültür öğesidir. “

 

 

 

 

 

 

 

Acar, “Cumhuriyetimizin ve Başkentin gelecek yüzyılı, yapılarla birlikte çağdaş bir yaşam kurgusunun, sağlıklı ve dirençli kentlerin oluşturulması için çalışarak karşılanmalıdır. Mimarlık örgütleri olarak bizler bu sorumluluk bilinciyle, Mimar Sinan’ı saygıyla anıyor, kentlerimizin yeniden ayağa kaldırılması ve ülkemizin gelecek yüz yılında umutlu yarınları karşılamak için tüm meslektaşlarımızı, mimarlık öğrencilerini ve kamuoyunu ülkemizin bu zor günlerinde dayanışmaya ve mücadeleye davet ediyoruz”  diyerek sözlerini sonlandırdı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir