İstanbul’dan Salvador Dali Geçiyor

4 Dakika Okuma Süresi

İstanbul’dan Salvador Dali Geçiyor

İstanbul’da 23 Aralık’ta başlayan ve 28 Şubat’ta sonuçlanacak Salvador Dali sergisi Tophane-i Amire’de izleyenleriyle buluşuyor. Tatil günlerinde oldukça yoğun bir izleyici kitlesiyle buluşan Dali sergisi gezilmesi gereken bir sanat olayı. Sergilendiği mekanın özelliklerini, Topahane-i Amire’nin olağan üstü atmosferinin Dali gibi sürrealistin eserlerine mükemmel bir fon oluşturduğunu söylemeliyiz.

Tophane-i-Amire

GÖZLEM bölümümüzde bu kez bir sanat olayını ele almamızın nedeni, mimdap okurlarına bu sergiyi tanıtmak yanında henüz gidemeyenler için olabilirse teşvik edici bir kıvılcım oluşturabilmek. Sergiye ait bütün parçaları görselleştirebilmemiz ve anlatmamız mümkün değil. Fakat bazı örnekleri paylaşarak sergi hakkında genel bir bilgi düzeyi sunmamız mümkün.

Haydi, İstanbul’dan hazır “DALİ” geçiyorken bu sınır ötesi sanatçının duygu ve özelliklerini, çok önemli resimlerini görmeye…

SALVADOR DALİ
1904 de doğan Salvador Domingo Felipe jacinto Dalí y Domènech, kısaca Salvador Dalí Katalan sürrealist ressamdır. Gerçeküstü eserlerindeki tuhaf ve çarpıcı imgelerle ünlenmiştir. En iyi bilinen eseri olan Belleğin Azmi’ni 1931’de bitirmiştir.

Uzay fili

Dalí, ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiş, Amerikalı animasyoncu Walt Disney ile beraber yaptığı Destino adlı kısa çizgi film, 2003’te “en iyi kısa animasyon filmi” dalında Oscar adayı olmuştur.
Katalonya doğumlu olan Dalí, 711 yılında İspanya’yı fethetmiş olan Mağribiler’in soyundan geldiğini iddia etmiş, “süslü ve cafcaflı olan her şeye, lüks hayata ve doğu kıyafetlerine olan düşkünlüğünü” de “Arap kökeni”ne bağlamıştır.

Dalí hayatı boyunca, sanatıyla olduğu kadar eksantrik giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekmiş, bu durum kimi zaman, onun sanatını takdir edenleri de etmeyenler kadar usandırmıştır. Bu davranışların getirdiği kötü şöhret, Dalí’nin geniş kesimlerce tanınmasını sağlamış ve eserlerine duyulan ilgiyi arttırmıştır.
Belleğin Azmi

1931 yılında Dalí, en meşhur eseri olan Belleğin Azmi’ni yaptı. Yumuşak Saatler ya da Eriyen Saatler olarak da bilinen eserde, geniş bir kumsal manzarası önünde eriyen cep saatleri resmedilmiştir. Eser genel olarak, katı ve değişmez zaman kavramına karşı bir protesto olarak yorumlanır. Dalí sonradan bu resmin ilhamını, sıcak Ağustos güneşi altında erimekte olan bir Camembert peynirinden aldığını yazacaktı.
                                     Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı (İç Savaş Öngörüsü), 1936

1936’da başlayan ve tüm İspanya’yı kaosa sürükleyen İspanya İç Savaşı, 1939’da General Francisco Franco’nun galibiyetiyle sona erince, Dalí yeni kurulan faşist rejimi desteklediğini açıkladı. Bunun üzerine, çoğunluğu Marksist olan ve Dalí’nin abartılı dikkat çekme çabalarından zaten hoşlanmayan sürrealistler, Dalí’ye açıkça sırtlarını döndüler. Sürrealist grubun önderi Breton, Salvador Dalí’nin isminden iğneleyici bir anagram çıkardı: Avida Dollars (Dolar Heveslisi). Dalí ise cevap vermekte gecikmedi: “Le surréalisme, c’est moi!” (Sürrealizm benim!) Sürrealistler ve Dalí arasındaki çekişme, Dalí ölene kadar devam edecekti.

SERGİDEN…

Tophane-i Amire’de sergiyi ziyaret edenler


Güneş Meleği


Hırsızlar


“The Centaur” İnsanbaşlı at


Haki Orman

Kahin ve Büyücü

BİR NOT ve ELEŞTİRİ

Sergiye girebilmek için ana caddeden bu merdivenleri kullanıyorsunuz ve merdivenin sahanlığına kurulan mobo içindeki iki gişe memuru bilet satmaya çalışıyor. Merdiven geçiş alanını 50 cm lere düşüren ve yüzlerce kişinin aynı zamanda sıraya girmek için de kullandığı bu giriş ne sergiye ne de Tophane-i Amire nin insanı büyüleyen atmosferine uyuşmamış. Yani, çok önemli bir yapınızı sanat kültür işlevine ayırıyorsunuz ve dünyaca ünlü sergileri buraya getiriyorsunuz fakat daha bilet nerede satılır, nasıl satılır; buna bir çözüm bulmuyorsunuz. İnanılır gibi değil. Bu durumu da düzeltmeye çalışmaları için ilgililere bir eleştiri olarak sunuyoruz.

sergi sonu ya da başı sürprizi!…

2 Yorum

  1. çiğdem önal

    Dali sergisinin İstanbul’da oluşunu memnunlukla karşılıyorum. Sırada Van Gogh var ve İstanbul’un kültür kentine dönüştüğüne işaret

  2. Nehir

    çok güzel bir gözlem olmuş, benim de çok ilgimi çeken bir sergi oldu. eleştiriniz ise çok yerinde olmuş, bilet alımı gerçekten çok zor, bir çözüm bulunması şart. teşekkürler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir