Spor (futbol) Kulüpleri

6 Dakika Okuma Süresi

Arif Atılgan

Mimdap’ın Gözlem Sütunundaki son üç yazımın konusu 3 büyük kulübümüzün statlarının tarihi geçmişleri idi. O yazı dizisini, bu araştırmaları yaparken dikkatimi çeken bir konuya eğilerek sonlandırmak istiyorum. Konu, futbolun siyasetle iç içe olması ve bunun sonucu olarak kulüplerin ayrıcalıklı konumları.

Görülüyor ki 100 yıl öncesinde de spor ama özellikle futbol oldukça popülerdir. Dolayısıyla her popüler konu gibi futbol da siyasetle iç içe olmuştur. Dikkat edilirse devlet kendi arsasına kendi parasıyla stat inşa ediyor. Daha sonra bu stadı futbol kulübüne düşük bir ücretle kiralıyor. Bu yapılana da kamu hizmeti adı veriliyor. Kamu hizmeti olabilmesi için halkın bu tesislerde spor yapabilmesi gerekir. Böyle bir şey olmadığı gibi kulüpler o statlardan gelir de elde ediyorlar. Bu ayrıcalıklar için gösterilen tek sebep onların ülkeyi yurt dışında temsil etmeleri.

Ülkemizdeki spor kulüplerinin dünyadaki en düşük vergi oranına sahip olanlarından olmalarına rağmen ödemeleri gereken vergileri af ettirmeye çalıştıklarını spor medyasından öğreniyoruz. Ayrıca kulüp yöneticileri de spor camiasından değil iş dünyasından kişiler olmaktadır. Kendi işyerlerinde ticari olarak başarılı olan bu insanlar nedense kulüp idaresinde aynı başarıyı gösteremiyorlar. Borç içindeki kulüpler devamlı devletten bir kolaylık bekliyorlar. Yönetici işadamlarının bu konumları da araştırılmaya değer. Eğer bu kişiler devletle yaptıkları özel işlerinde avantaj sağlıyorlarsa veya diğer işlerinde devletten onlara kolaylık sağlanıyorsa bunun anlamı ranttır. Öte yandan ekonomi yazarları borsada spor kulüplerine yatırım yapacak olanların iyi düşünmeleri gerektiği uyarısında bulunuyorlar.
Fenerbaçe stadı

Ancak konunun bizi ilgilendiren tarafı planlama ve imar alanlarında yaşanan bölümleridir. Spor kulüpleri imar rantlarından en üst seviyede yararlanmaktadırlar. Onların yaptıkları kaçak bina veya fazla inşaat alanlı projelere ya göz yumulur ya da tadilat planları çıkarılarak yasallaştırılmaları sağlanır. Kulüp ismi vermeyeceğim. Zira sadece büyük kulüplerde değil her kulüpte bu durum var. Amacım konuyu genel değerlendirmek. Örneğin: Fenerbahçe burnunda çeşitli spor kulüplerinin tesislerini, Fulya semtindeki yüksek binaları sıradan vatandaş yapabilir mi? Bir türlü anlayamadığım üst kullanım hakkı ne demektir?

Spor kulüpleri kamu arazilerini devletten spor tesisi yapmak için kiralıyorlar. Daha sonra oralara yaptıkları inşaatların TAKS ve KAKS sınırlamaları var mıdır? Diğer taraftan 1800 lü yıllarda Kuruçeşme’de denizdeki küçük kayalık alan, bugün bir ada olmuş üzerine çok katlı bina yapılması konuşulmakta.

Statların bulundukları yerler inşa edildikleri zamanlarda kentin tenha yerleri iken bugün yoğun merkezleri olmuşlardır. Aslında kent planlanırken spor tesisleri bu derece merkezde yer almamalıdırlar. Dünyada kent merkezinde bulunan statlar vardır. Ancak o örneklerde otopark, toplu ulaşım sorunlarının başarılı bir şekilde çözüldüğü görülmektedir. Bir de oralardaki futbol seyircisi ülkemizdeki gibi çevreye zarar veren fanatik ve şiddet içeren yapıda değildir.
Yeniden yapılacak olan İnönü stadı proje maketi

1970 li yıllara kadar İnönü Stadında iki maç üst üste oynandığından dört takımın taraftarı, 1900 lü yıllara kadar da iki takımın taraftarı, hep birlikte maç seyredebiliyorlardı. O yıllarda futbol seyircisi henüz fanatik değildi. Onlara tramvay ve belediye otobüslerinin biletçileri ‘hasta’ sıfatını vermişlerdi. Biletçiler, stat yakınındaki durağa geldiklerinde ‘hastaneye geldik inecekler insin’ diyerek bunu belli ederlerdi. Yani o yıllarda futbol seyircisi korkulan bir kitle değildi.
İspanya’da El Madrigal stadı

Diğer ülkelerin çoğunda bu tip sorunlar yoktur ama oralarda da bizlere ilginç gelebilecek başka sorunlar yaşanmaktadır. İspanyada oynayan Türk futbolcusu Nihat Kahvecinin kulübü Villarreal, aynı adı taşıyan bir semtin takımıdır. Bu semt ise Valencia kentinin 60.000 nüfuslu banliyösüdür. Villarreal takımı maçlarını 25.000 kişilik El Madrigal stadında oynamaktadır. Dolayısıyla maç günleri yerleşimde yaşayanların yarısı stada maç seyretmeye gitmektedir. Bu kişiler doğal olarak nüfusun aktif kısmını da oluşturduklarından, maç günlerinde semtte başta hırsızlar olmak üzere yasa dışı kişilere karşı güvenlik açısından oldukça sıkıntılı saatler yaşanmaktaymış.
Galatasaray’ın yeni stadı Galatasaray Arena

Statların kent merkezinde olmasının kulüplere başka bir avantajı da AVM gibi değerlendirilebilmeleri. Eskiden statlar maç olmayan günlerde ıssız binalar olurlardı. Şimdi hem dışarıdaki dükkânları hem içerdeki ofisleri ile birer AVM durumundadırlar.

Bütün bu avantaj, rant, ayrıcalıkların parasal karşılığı bulunmaktadır. İşte o parasal karşılıklar toplanırsa oldukça büyük rakamlar ortaya çıkacaktır. Bu rakamlar bizlerden yani halkın cebinden karşılanmış olmaktadır. Zira devletin maddi olarak kaybı olan veya kazancı olacakken olamayan her bedel halk tarafından ödenmektedir.

Bilebildiğim kadarıyla spor kulüplerinin yasal gelirleri olarak maç hasılatları, sponsor gelirleri, reklam gelirleri, yayın gelirleri, ürün satış gelirleri, sporcu bonservis gelirleri ve bağışlar bulunmaktadır. Kulüpler bu gelirlere göre bütçelerini düzenlemelidirler. Ayrıca statlarını da kendileri inşa etmek durumunda olmalıdırlar. Ancak böyle yapmaya gayret eden kulüplerimizin başına çeşitli sorunlar gelebilmektedir.

Popülerliği sebebiyle olsa gerek siyaset futbolun içersinde olmayı sevmektedir. Ancak siyaset eğer spor kulüplerine ayrıcalık sağlayacaksa önce bu ayrıcalıkların parasal değerini kamuoyuna açıklamalı ve seçim meydanlarında açıkça bunu belirterek halktan oy talep etmelidir. Halk kendi parasıyla büyük paraların döndüğü spor camiasını finanse etmeye razı ise onlara oy vermeye devam eder. Ben vermem.

10 Yorum

  1. necmi yazgan

    spor kulüplerinin kendi serbest yetenekleri ve becerilerine göre şehrin içinde yer ayarlayıp stad yapmaları ulaşım başta olmak üzere kent dokusunu ve işleyişini olumsuz etkiliyor.

  2. Hasan Özbay

    Arif Atılgan’ın değerlendirmesi son derecede doğru. Gönülden katılıyorum. Ancak görsellerle ilgili bir düzeltme gerekiyor. Beşiktaş kulübü İnönü stadı için çeşitli projeler hazırlattı. Yazı içindeki görsel yapılması düşünülen son proje değil. Önceki çalışmalardan biri. Bu arada bu stat ile ilgili bir ek de ben yapayım. BJK’nın Alman bir ekibe yaptırdığı bir projeyi gördüm. Stadın içine otel koymuşlardı, tam denize bakan cepheye. Felaket bir projeydi, çok şükür Kültür Bakanı reddetti. Kulüpler masum değil.

  3. gül ertan

    Bu son Ali Akar beyin anlattıkları tam bir müelliflik felaketi gibi bir şey. Nasıl olur? Hani apartman projesi, ev projesi çalınır da stad projesine de başkaları el koyabilir mi?
    Hepimizin düşünmesi gerekir.

  4. Ali Akar

    Ali Sami Yen stadı için Mecidiyeköy’de yapılan en ilginç projeyi Bünyamin Derman yapmıştı. Hatta ilginç de bir hikayesi var: Bünyamin’e “seni müdür yaptık, bu projeyi düzelt” diye bir proje verirler. Ayda da 5 milyar maaş. Bünyamin de “hani ekip?” deyince “sen varsın ya” derler o da bürosunda tüm projeyi yeni baştan hazırlar. Çünkü kendisine verdikleri yabancı bir büronun çizdiği proje tam bir felakettir. Bir ay sonra projeyi teslim eder. Ve müdürlüğü sona erer. Sonra bir gün televizyonda bizim yıldız mimarları görür, yaptığı projeyi kendi projeleri gibi sunmaktadırlar. İpler kopar. Mimarlar Odasına şikayet. Oda da yıldızları karşısına almaya cesaret edemez. “Tesbit edilemedi” türünden bir karar alır.

  5. Erdem Talu

    Yukarıda resmi olan Galatasaray stadı bugün yapılmış olan stat değildir.Toki ihaleye çıkmadan evvel Galatasaray yönetimi tarafından Mimar Mete Arata yaptırdığı projenin maliyetini yüksek bulmuş ve ihaleye girecek müteahhitlerin tekliflerini kendi projeleriyle birlikte vermelerini öngörmüştür.Mimar Eren Talu da yukarda resmi olan projeyi çizmiş ve fiat teklifinde bulunmuştur.Galatasaray yönetimi,proje için Mete Aratla anlaşması olduğundan ihaleye itiraz etmiş, Mete Aratın projesinde bazı yapılanmaları kaldırarak tek proje üzerinden ihale yapılmasını istemiştir;ikinci ihaleyi de Eren Talu Alke ortaklığı almış ve Mete Aratın projesi uygulama projeleri revize edilerek uygulanmıştır.Uygulama projeleri de Eren Talu mimarlık ofisinde çizilmiş ve Mete Arat ve Toki tarafından onaylanmıştır.

  6. Hasan Kıvırcık

    Arif bey spor yapıları ve daha çok Fenerbahçe stadı ile başlayan sonra Galatasaray stadı ve şimdi de İnönü stadıyla devam eden gelişmeleri geçmişleri ile bağlayarak sahiden bir dizi gibi bu güne kadar vermesi çok önemli.

    Mimdap için çok iyi “gözlem” lerdi bunlar bence. Bu son dizi de konuyu ekonomik boyutlarına da oturtarak analizini tamamlamış. Kent düzleminde bir kat fazla yapı “yapabilen” adamı rantçı olmakla itham edebilirken bu büyüklükteki yapı kullanımını, tahsisleri, birçok kamu kurumu kolaylığı ve yerine göre kayırmalarını da izah etmek, bir temele oturmak gerekir.

    Aslında mesele bu tarz spor yapıları yapılmasın şeklinde bir noktaya varmak, sondan gidip herşeyi olumsuzlamak değil benim düşüncem. Gerekiyorsa yapılmalı ama alt yapı, trafik,… sorunları çözülerek. Ve doğru düzgün bir tasarım olmak kaydıyla elbette. Ve ama daha da önemlisi kamu kaynağı kullanılıyorsa, toplumun rızasına binaen yapılması ve bütün süreçlerin şeffaf olması kaydıyla. Bir camiayı ötekine göre kayırmadan, öne çıkarmadan örneğin. Neticede bu kulüpler her ne kadar kitlelerin gönül verdiği “renkler” se de işin diğer tarafı spor sektörü, ticari işlerdir. Büyük ebatlı paraların döndüğü alandır ve bu yapılar neyin altlığıdır diye Arif bey gibi zarif bir şekilde konuyu sorgulamak (sorgulayabilmek) önelidir.

    Hasan Kıvırcık

  7. Nihat Köksal

    Arif Bey’in analizine katılmamak mümkün değil, çok yakın zamanda uzun süre kamuoyunu meşgul eden toplumda siyasetin ve sporun içiçe olduğunu belgeliyen anadolu yakasındaki iki ilçe belediyenin tartışmaların içine çekildiği ülkenin güzide bir kulubüne yapılan arsa satışını ve spor kompleksi üzerinde ki seviyesiz tartışmaları izledik

  8. Anonim

    Dünkü TV söyleşisi de (halka açık, dernek statülü klüplerde yöneticilik ve 500 m $ lık karapara piyasası) topluma bir parça farkındalık kazandırmıştır.

  9. Ahmet Uslu

    Sayın Atılgan’ın bir dizi şekline getirdiği stadların son durumu ve arkasındaki hikayeler, kentimizin spor mekanları açısından okuması, yorumlaması gibi. Değer katmış, geçmişi belgelemişsiniz. Teşekkürler.

  10. Hüseyin Ahmetoğlu

    Harika bir gözlem,Futboldan spor ve kamu yararı adı altında nemalanma gerçeklerini tüm çıplaklığıyla anlattan bir yazı. Yazarının ellerine ve gönlüne sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir