Arif Atılgan
Karacaahmet Mezarlığı ile ilgili araştırma yaparken Mezarlığın 14 mevkiinden birinin Saraçlar Çeşmesi Mevkii olduğunu tespit etmiştim. Karacaahmet Mezarlığı İbrahimağa’ya eğimli bir şekilde devam etmekte, burada İbrahimağa (Haydarpaşa) Deresine doğru çukurlaşan bir arazide bulunmakta, daha sonra Ayrılık Çeşmesinde tekrar yükselen zeminde Acıbadem Caddesine kadar devam etmekte ve yamaç aşağıya Söğütlüçeşme’ye inmekte imiş.
Saraçlar Çeşmesi bölümü İbrahimağa Camii ile Ayrılık Çeşmesi arasında kalan çukurluk alanmış. Burada tarihi bir çeşme ve çeşmenin arkasında namazgâhı ile bir kahvehane bulunmaktaymış. 1776 yılında yapıldığını öğrenebildiğim çeşmenin kim tarafından yapıldığını bulamadım. İbrahim Ağa Camiinin 1580 li yıllarda inşa edildiğini düşünürsek, caminin köşesindeki çeşmesinin de o yıllarda yapıldığını anlayabiliriz. Öte yandan 1600 lü yılların başında yapıldığını bildiğimiz Ayrılık Çeşmesine de baktığımızda Saraçlar Çeşmesinin onlardan yaklaşık iki yüz yıl sonra yapıldığı belli olmaktadır. Büyük bir ihtimalle ihtiyaçtan dolayı bu çeşme yapılmıştır. Bu alandan Haydarpaşa ( İbrahimağa) Deresinin geçtiği de belli olmaktadır. Dere kenarında ağaçlık bir alanda bulunan çeşme bugünkü zemin kodunun 5-6 metre altındaki bir düzlükte imiş. 1920 li yıllarda imar hareketleri ile bu arazi doldurulmuş ve çeşme buradan geçen bugün de kullanılmakta olan yolun altında kalmıştır. Koşuyolu’na giden yolun altında bulunan Haydarpaşa (İbrahimağa) Deresi de muhtemelen bu faaliyetin sonucunda tonoz içersine sokulmuştur. Dolayısıyla Karacaahmet Mezarlığının Saraçlar Çeşmesi bölümü günümüzde, kitabesi, namazgâhı, kahvehanesi ve sağlam taş duvarları ile çeşmesiyle ve mezarlarıyla toprağın altına gömülmüş bulunmaktadır.
Saraçlar Çeşmesi Alanı Yukarıdaki Zeminin Altında
Üsküdarlı ressam Hoca Ali Rıza bu çeşmenin tablosunu yapmış. Tarihçi Süheyl Ünver bu tablodan bahsetmekte ve kendisinin de bu çeşmenin başındaki kahvehanede 1915-1920 yıllarında Tıp Fakültesine giderken ders çalıştığını ifade etmektedir. Ayrıca yine o yıllarda Çeşmenin yalağından taşan sulardan meydana gelen doğal havuzda kazların ördeklerin yüzdüğü yazılmaktadır. Saraçlar Çeşmesi yakınında yaşamış olan yazar Hicran Göze, Kadıköylü Yıllarım adlı kitabında buradaki anılarından bahsetmiştir.
Hoca Ali Rıza’nın ‘Haydarpaşa’da Saraçlar Kahvesi Ve Çeşmesi’ Tablosu (1930 Öncesi)
Leonardo De Mango’nun ‘Haydarpaşa’ Tablosu (1897)
İbrahimağa’dan Karacaahmet Türbesine doğru giden, Osmanlının Sürre Alayının kullandığı Tören Yolu da bu çeşmeden dolayı Saraçlar Caddesi olarak anılmıştır. Günümüzdeki adı Dr Eyüp Aksoy Caddesi olan bu caddede İbrahimağa Camiinden Karacaahmet Türbesine doğru giderken solda Sadrazam Halil Hamid Paşanın mezarının olduğu sofa bulunmaktadır. Aslında Halil Hamid Paşanın iki mezarı vardır. 1. Abdülhamid zamanında reformlara imza atan Halil Hamid Paşayı çekemeyen diğer devlet ileri gelenleri kendisi hakkında söylentiler çıkararak idamının gerçekleşmesini sağlamışlardır. 1785 de Bozcaada’da idam edilen sadrazamın vücudu Adaya, başı ise İstanbul’da Karacaahmet Mezarlığına gömülmüştür. Halil Hamid Paşanın, bir süre önce ülkemize yine ekonomik yenilikler getiren Kemal Derviş’in büyük dedesi olduğu yazılmaktadır.
Saraçlar deriyi çok iyi işleyen, hayvanlara ama daha çok atlara ve at arabalarına koşum ve eyer takımları yapan, onaran zenaat sahibi kimselerdir. Çok eski bir meslek olan saraçlık Osmanlı zamanında Fatih’in İstanbul’u almasıyla daha da gelişmiştir. Fatih, İstanbul’u aldıktan 22 yıl sonra 1475 yılında onlar için bir bölge tahsis etmiş, buraya daha sonra Saraçhane denilmiştir. Belli ki İbrahimağa’daki alan daha sonraları İstanbul’un Anadolu yakasındaki saraçlar çarşısı olmuştur. İbrahimağa Camii ile Ayrılık Çeşmesi arasında kalan alan ise bilindiği gibi hem Haydarpaşa Çayırında talim yapan Osmanlının süvarilerinin hem de Kâbe’ye giden hacı adaylarının yola çıkmak üzere toplandıkları yerdir. Ayrıca Kâbe’ye hediyeler götüren Osmanlının askeri birliği olan Sürre Alayı da hacı adayları ile birlikte buradan yola çıkarmış. Ayrılık Çeşmesi’ne adının bu olaydan dolayı verildiği bilinmektedir. Dolayısıyla burada çok sayıda at, at arabası ve diğer hayvanların bulunduğu belli olmaktadır. Bu hayvanlara koşum takımları yapan veya bunları tamir eden saraçların burada çalışıyor olmaları oldukça mantıklı ve gerçekçidir. Doğal olarak bölge Saraçlar adı ile anılmakta ve çeşme de Saraçlar Çeşmesi olarak bilinmektedir.
1950 li, 1960 lı yıllarda Ayrılıkçeşmesi Mezarlığının arkasındaki yol molozlarla kaplı, kullanılmayan bir durumda idi. Ayrılıkçeşmesi de yarısına kadar molozların içersinde idi. İbrahimağa Camiinin köşesindeki çeşme ve yalağından ise İbrahimağa Çayırında otlayan koyunlar su içerlerdi. Buraları diğer tüm sulu yerlerde olduğu gibi geceleri kurbağa sesleri ile çınlardı. Bugün artık kurbağa diye bir hayvanın varlığı bile unutulmuştur ama eski İstanbul’un önemli özelliklerinden biri de kurbağa sesleri idi. Zira o yıllarda sulak bir kent olan İstanbul’da çok sayıda dereler ve yalaklı çeşmeler bulunmakta idi. Şimdiki AVM nin bulunduğu alan ise yoldan birkaç metre çukurda kalan, ortasında bostan kuyusu olan zerzevat tarlası idi.
Alanın Bugünkü Marmaray Çalışması Yapılan Durumu
Bugün, toprağın altında kalmış olan Saraçlar Çeşmesi alanı tamamen unutulmuştur. Büyük bir ihtimalle Kartaldan Kadıköy’e gelen Anadoluray’ın tüneli Saraçlar Çeşmesinin altında kalmaktadır. Ancak Söğütlüçeşmeyi Avrupa yakasına bağlayan Marmaray’ın yolun üstünden geçecek hattının ayaklarının temelleri bu çeşmeyi yok edecektir.
Saraçlar Çeşmesi Kadıköy’ün geçmişinde önemli bir yer tutmalıdır. Ben bu konuda tarihe bir not düşmek için bu yazıyı yazıyorum. Amacım tarihçilerin bu konuya eğilmelerini sağlamaktır.




14 Yorum
tülay balcı yanık
İnşaatın yeni başladığı yıllarda tam da o bahsettiğiniz bölgede, hafriyatların yapıldığı dönem gözüme çarpan kalıntılar olmuştu. İnşaatı çevreleyen paravanların arasındaki küçük bir aralıktan fotoğrafını da çekmiştim. Parçalanmış, tuğla tonoz görünümünde, sürekliliği olan kalıntılardı. Saraçlar Çeşmesi ve kahveden o zaman bilgim yoktu, Bizans döneminden olabileceği aklıma gelmişti. Yalnız yüzeye yakındı, 4-5 mt.gibi bir derinlikte değildi. O ara, çalışmalar durdu. Ben de bütün iyi niyetimle, yetkililerin müdahale ettiğini düşündüm….Oysa ne kadar yanıldığımı, Ayrılık Çeşmesi’nin akibetinden şimdi daha iyi anlıyorum. Basında oldukça yer almasına rağmen etrafı moloz yığını olarak duruyor….Araştırmalarınız ve bunları bizlere aktardığınız için bir kez daha teşekkür ederim.
Hasan Karaaslan
Öncelikle Arif Atilgan ın Mimarlık camiasında sesini duyurabildigi platformlarında olduğunu görmekten mutlu oldum. Katılımcı ve çağdaş mimarlık adına daha çok katkıları olacağından hiç şüphem yok. Belleğimi ve arşivimi hatırlamamda tazelememde oldukça yaralı gördüğüm yazılarını, incelemelerini takip edeceğim Teşekkürler başkan…
mustafa ak
ŞİMDİ NE OLACAK BU ÇEŞME? KAZI VE ŞANTİYE ALANI İÇİNDE. YENİ DÜZENLEMEDEN HABERİ OLAN VAR MI?
Hasan Kıvırcık
Öncelikle Arif beyin bu özenli inceleme ve gözlemi için ben de teşekkür ederim.
Hep önünden geçtiğimiz çeşmenin tarihini bize anlatmasıyla en azından mimarlık kamuoyu içinde önemli bir farkındalık yarattığını düşünüyorum.
Diğer taraftan bir yazı yayınlanıyor ve gelen yorumlarla Arif bey yazıya bir araştırma daha yapıp Hoca Alirıza’nın çeşmeyle ilgili başka eserlerini de buluyor ve metne ekleniyor. Bir anlamda tartışmalarla yazı-inceleme geliştiriliyor. Bu da bence oldukça önemli interaktif bir süreç.
Arif bey, elinize sağlık…
Saygılar Hasan Kıvırcık
Ümit Kazım SANDIKCI
Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.
“Üsküdarname-1” Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver
Üsküdar Belediyesi Kültür Yayınları 24, İstanbul 2012
Sayfa 111 – 113
“6 Temmuz 1963 Cumartesi”
“Üç gün önce de Necmeddin Efendi’nin Koşuyolu’ndaki evinden görülen Karaca Ahmed’i ikiye bölerek geçen yolun Karayolları kültürsüz mühendislerine beddualar ettim. Zira burasını pek berbad bir halde bıraktılar. Bugün aynı bedduaları tekrar ettim. Zira meşhur Saraçlar Kahvesi’nin üzerinden geçen yol hem ha^la^ mezbele hem de o çeşme, kita^be ve ayna taşlarıyla buldozerlerin taşıdığı molozların 4 metre dibinde kaldı. Necmeddin Efendi ve torunuyla beyhu^de aradık. Yerini bile bulamadık. Şu memleketimizin tarihini du^n eden definci geçinen yarı münevverlere ne belalar okumalı bilmem. Amma iş işten geçtikten sonra ne fa^ide.”
arif atılgan
Sevgili Dostlar
Ümit Kazım’ın bilgilendirmesinden yararlanarak Çeşmenin gerçek resimlerini buldum ve hemen yerine koyduk.
Maalesef bu iki eski tabloda görünen herşey, birinci fotoğrafta görünen zeminin altında kalmış durumda. Yani yakından arkası görünen Ayrılıkçeşmesi ile uzaktaki minaresi görünen İbrahimağa camii arasında kalan alanın altında kalmışlar.
Teşekkürler Ümit Kazım.
Sevgiler Selamlar.
ahmet gür
Ben Cumhur beyin kaygı belirten son cümlesine dayanarak, Saraçlar Çeşmesinin bugüne nasıl taşınıp, nasıl bir anlam içeren şekilde çevresiyle bütünleşeceğini merak ediyorum. Küçükçekmece’de Sinan’ın köprüsünü otoyol kavşağında boğmuşlar, S.H Eldem’in geniş saçaklı kahvesini Siwiss otel bahçesinde dekor yapmışlardı.
Aynııı durum olmaz işallah. Bence bu düzenlemeye Arif bey önderliğinde el atılarak müdahale edilmeli.
CUMHUR
Ben şimdi Saraçlar Çeşmesi’nin yeni düzenlemede nasıl ifadelendirileceğini merak ediyorum. Eskiden hızla geçilen yolun kenarında bir çeşme idi. Şimdi etrafında dolaşılabilen bir küçük meydanı olabilecek mi mesela?
cem koloğlu
Ben açılan tartışma yolunu sevdim. Fikirler sonunda bir yere bir şeye doğru kanalize olurken paylaşım daha anlamlı hale geliyor. Mesela sayın Sandıkçı’nın işaret ettiği “Sayfa 215 Haydarpaşada Saraçlar Kahvesi ve Çeşmesi
Milli Kütüphane Resim Koleksiyonu, Hoca Ali Rıza, Tab 1994, A1 44” araştırılırsa (be baktım internette yok, kütüphaneden bakmak lazım) daha iyi bir sonuca varılabilir.
Teşekkürler sayın Arif Atılgan
Ümit Kazım SANDIKCI
Bkz.
Üsküdar Sempozyumu I 23-25 Mayıs 2003
Bildiriler Kitabı Cilt 2
Naciye Turgut, “Hoca Ali Rıza’nın Üsküdar’ı” Sayfa 204-217
Sayfa 215 “Haydarpaşa’da Saraçlar Kahvesi ve Çeşmesi”
Milli Kütüphane Resim Koleksiyonu, Hoca Ali Rıza, Tab 1994, A1 44
Uluslararası Üsküdar Sempozyumu V 1-5 Kasım 2007
Bildiriler Kitabı Cilt I
Gül Sarıdikmen, “Yok Olan ve Değişen Mimarlık Örnekleriyle Resimlerde Üsküdar” Sayfa 573-600
Sayfa 596 “Haydarpaşa” 1897 Leonardo de Mango,
Esin Yazıcıoğlu
Hoca Ali Rıza demek biraz da Üsküdar demek. Ancak Arif bey açıklarsanız seviniriz Eğer resim Ayrılık Çeşmesi sol tarafa alınarak yapıldıysa bu açıdan Karacaahmet Mezarlığı görülebilir miydi? Bir de çeşmenin bedeni daha kalın gibi resimde, arkasında da bir namazgah var sanki. Bilemiyorum burada bir namazgah varmış ama o olabilir mi?
Hepsi bir yana bu kadarcık İstanbul’u Haydarpaşa Deresi vadisini düşünmüş olmamız bile büyük kazanç, saygılar sevgiler.
arif atılgan
Sevgili Dostlar
Bilindiği gibi Hoca Ali Rıza Üsküdarlı bir ressamdır ve eserlerinde çoğunlukla Üsküdar ilçesinin içersinden köşeleri resmetmiştir. Bu açıdan da resimleri birer belgesel niteliğinddir.Resimde çeşmenin arkasındaki düz alanı şimdiki AVM nin bulunduğu İbrahimağa Çayırı, sonraki tepeyi K.Çamlıca Tepesi ve arkadaki siuet gibi görünen tepeleri Ümraniye Alemdağ yükseltileri olarak düşündüm.Ayrıca Üsküdar İlçesinde bu görüntüyü başka bir yerde hayal edemedim.Ancak belgeleyemediğim, kanıtlayamadığım için tahmin ediyorum dedim.Ama en azından buna benzer görüntü olarak hayal edebiliriz diye düşünüyorum.Sevgi ve saygılarımla.
Arif Atılgan
cengiz alp
Ben Hoca Ali Rıza beyin resmindeki özellikle dağları çeşmenin konumuyla bağdaştıramadım. Fakat neticede resim bir fotoğraf değil, arka fon daha değişik bir tarzda ressamın hayaliyle doldurulmuş olabilir.
Kadıköy bölgesinin ilk yerleşimleri ilginç ve şu anda yerin altında. Bunları gün yüzüne çıkarmayı ve Kadıköy’ün tarihi özelliklerini kent yaşamına katmayı öneren çalışmalar için Arif Atılgan gibi yöresini kent kültürüyle bütünleştiren araştırmacılara kesin olarak ihtiyaç vardır.
DENİZ ARKAN
Çok iyi bir inceleme yazısından dolayı sayın Atılgan’ı öncelikle kutluyorum. Bugün Ayrılık Çeşme olarak bildiğimiz alanın ve çeşmesinin aslında yerin altında kalmış olduğunu çok açık bir tarzda bize anlatmış.
Metro tünel kazıları sırasında Ayrılık Çeşme bölgesi bir çerçeveye alındı. Umarım yer altınında Ayrılık Çeşme bölgesi özel bir galeri olarak ya da yer yüzüne açılmış düzenlenmiş ve peyzajı yapılmış bir (çukur) olarak gün yüzüne çıkarılır.
Tekrar yazarı bize kentimizle ilgili bilgileri güncellediği için ve bu özenli çalışmasından dolayı kutluyorum.