japonya’da meydana gelen dünyanın ölçülebilir dönemindeki 5. Büyük şiddetli depremin dördüncü gününde bilanço ağırlaşıyor. Ölü sayısının 1,700’ü aştığı felakette, kıyılardan cesetler toplanıyor. DEPREM SADECE DEPREM DEĞİLDİR !
Depremin merkez üssüne yakın Miyagi bölgesinde 10 binden fazla kişinin hayatını kaybetmiş olabileceği belirtilirken, Fukişima’da tehlike saçan nükleer santralin bir başka reaktöründe daha patlama riski bulunduğu uyarısı yapıldı. japon Başbakanı, olayı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlarına gelen en büyük felaket olduğunu belirtti.
Önce 8.9 olarak açıklanan depremin büyüklüğü 9.0 olarak düzeltildi.
Nükleer tehlike sürüyor
Bununla birlikte ülkedeki nükleer tehlike ciddiyetini koruyor.
japonya hükümet sözcüsü Yukio Edano, deprem ve tsunaminin en fazla yıkıma yol açtığı ülkenin kuzeydoğusundaki nükleer santralde patlayan bir reaktörden sonra soğutma çalışmaları devam eden bir reaktörde daha patlama olabileceği uyarısında bulundu.
Edano, Fukuşima Daiçi nükleer tesisinin 3 nolu ünitesinde hidrojen patlaması olabileceğini bildirdi. Aynı tesisin bir başka reaktöründe, içine deniz suyu katarak nükleer erimeyi önleme çabaları sırasında patlama yaşanmıştı.
japonya başbakanı: 1945’ten sonraki en büyük felaket
japonya Başbakanı Naoto Kan felaketle ilgili olarak, bu olayın İkinci Dünya Savaşı’ndan beri yaşadıkları en büyük felaket olduğunu belirtirken, Fukuşima’da 1 nükleer santralindeki durumun ciddiyetini koruduğunu söyledi.Ancak Kan, nükleer sızıntı krizinin Sovyetler Birliği döneminde Çernobil’de 1986 yılında meydana gelen kaza ile aynı olmadığını belirtti.
Önlem olarak bölgeden 170 binden fazla kişi tahliye edilirken, hükümetten şimdiye kadar çevreye yayılan radyoaktivitenin çok olmadığı ve halk sağlığını tehdit etmediği açıklamaları geldi.
Normal miktarın 1000 katı
Dün Nükleer ve Endüstriyel Güvenlik Ajansı’ndan yapılan açıklamada, Fukuşima’da bulunan 1 numaralı nükleer santralin 1 numaralı reaktörünün kontrol odasındaki radyasyon miktarının normalin 1000 katına ulaştığı ifade edilmişti. Açıklamada reaktör çevresinde sezyum ve radyoaktif iyot sızıntısı tespit edildiği, bunun uranyum yakıtının saklandığı bazı metal tankerlerde erime yaşandığının işareti olduğu belirtildi.


Felaketin anlaşılabilmesi ve dersler çıkarılması
japonya’da meydana gelen deprem bu kadar depreme hazır ve modern bir ülkede bile çok büyük bir kayba yol açmış görünüyor. Depremler ülkesi yapılarını sismik dalgalara hazırlamıştı fakat tsunami gibi depremin tetiklediği ikincil felakete yeteri hazırlık yoktu. Okyanusun yerleşim yerlerine hücum etmesi ile japonya’nın İkinci Dünya Savaşından sonraki en büyük felaketi yaşamasına yol açtı. Diğer ikincil facia nükleer enerji kullanan japonya’nın Fukişima santralinin bir ünitesi patladı ve ortama radyasyon yayılmaya başladı.


Bu tabloya bakıldığında ve televizyonlarda neredeyse naklen yayınlanan tsunami felaketini izleyince, aslında doğal afetin ne demek olduğu, nasıl bir güce sahip bulunduğu görgül metodla dünya kamuoyu tarafından deneylenmiş oluyordu. Bütün bu olanlarda çıkarılması gerekenlere dair dersler de saklıydı.


9 Luk ders…
Dünyada meydana gelen büyük depremlerden sonra “bu deprem size neyi hatırlatıyor?” diye bir soru sorup dikkatleri olası Marmara depremine çekmeye çalışıyoruz. Bunu da yıllardır inatla yapmaya, bu sorgulamanın zihinlerde canlı kalmasını ve afetlere dayanımlı bir çevre isteminin duyarlılığını taze tutmaya çaba sarf ediyoruz.
Beklenen Marmara depreminin 7 civarında bir büyüklüğü olacağı uzmanların ittifak ettiği bir nokta. Ama asıl dikkat çekici taraf, bu büyüklüğün dijital olarak tespit edilmesi değil, İstanbul ve bütün ülkenin yapı stoğunun daha düşük değerdeki bir depremde bile büyük yıkımlara uğrayacağı gerçeğidir. Bu ülkede 6.5 luk bir depremde bile büyük yıkımlar yaşanmaktadır. Dolayısıyla olası depremde ülkenin en büyük yerleşim yerinde hayatı felç edebilecek bir yıkımın yaşanması muhtemel görünüyor.


Son yıllardaki güçlendirme çalışmaları, sağlık merkezleri ve okullarda yapılan rehabilitasyonlar yeterli değil. Yeni yapılarda kısmen daha güvenli yapım kurallarının işletildiğini varsaysak bile eski yapı stoğunun depremde olumsuz davranacağı ve içinde yaşayanların hayatını tehdit ettiği açık bir gerçek.
Fakat japonya’da görüldüğü gibi iş sadece depremin sarsıcı gücüne yapıların dayanıp dayanamaması meselesiyle sınırlı değil. Deprem anından sonra yaşanabilecek ardışık riskler var. Bunlardan biri Marmara Denizindeki olası tsunami. Elbette japonya’daki kadar ve okyanusun taşması gibi olmasa da bir etkisinin olacağını kabul etmek durumundayız. Diğer taraftan başta doğal gaz hatlarında meydana gelebilecek patlamalar ve ardından çıkabilecek yangınlar, petrol istasyonları, kimyasal tesislerin göreceği zarar sonucu çevreye yaratabilecekleri tehlikeler,… düşünüldüğünde zincirleme risklerin hesaba alınması gerekir. 1999 depreminde Körfez’deki dolum tesislerindeki patlamayı hatırlayalım mesela.
Bu zincirleme tehlikelerin içinde şu anda “nükleer santral” riski yok. Ancak bir yandan da ülkemizde nükleer santral yapma lobisinin usanmadan tekrarladıkları “artık bugünkü teknoloji ile hiçbir risk yok” nakaratlarını unutmayalım. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan japonya’da nükleer santralde yaşanan patlamayı nasıl izah etmek gerekir?
İstanbul için deprem ve tsunami nasıl bir sonuç doğrabilir?

japonya’da deprem ve tsunami sonrası geriye kalanlar…
İşte simülasyon eşliğinde Marmara’da olası tsunami senaryoları…
Fay ve heyelanların hareketine bağlı modellemelere göre, İstanbul için dikkat çekici tsunamı verileri: Kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 5.56 m. tsunaminin kıyılara gelme zamanı 5-10 dakika arasında. Tsunami oluşması durumunda, Marmara denizinde etkili olma süresi 90-120 dakika. En yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandı İstanbul’un doğu kıyılarında (kıyıya paralel) 10km.lik kıyı çizgisidir. Kıyılarda ilerleme mesafesi 150m. den az.
Tsunaminin 2004 yılında Sumatra’daki, şimdi japonya’daki davranışları su gücünün inanılmaz bir tahribata yol açtığının, adeta “soğuk lav” gibi önüne kattığı her şeyi yıkıp geçtiğini ve coğrafyayı değiştirecek bir güç uyguladığını göstermiştir. İstanbul için öngörülen dalga boyu ve kıyılardan içeri girme mesafesi kısa gibi görünse bile bu kadar yoğun yaşanan bir şehirde yaratabileceği kayıpları azımsamamak gerekir.
japonya felaketi bize ne anlatmalı?
Bu gözlem bölümümüzde bir muradımız var elbette. Özellikle 99 depreminden beri televizyonlarda deprem başlığında bir çok tartışma, birçok deprem söylencesi, teknik atışma yapıldı. Toplum depremden en çok korktuğu zamanlarda güvenebileceği “deprem dede” bile yarattı. Ancak yine unutmaya meyilli, yasal düzenlemelerle yönlendirilmemiş ve ekonomik teşvikler almamış bu yüzden de çevresini güvenli hale getirmekte çaresiz hale gelmiş geniş yığınlar için bu tartışmalar ‘eskimiş’ görünmektedir.
Bir yönüyle baktığımızda, bizim ülkemizin depreminin mekanizması, olası büyüklüğü, çıkabilecek riskler anlaşılmış gibidir. Fakat önlemler alınmamış, güvenliksiz fiziki çevrenin dönüşmesinin yolları açılmamıştır. Bu görev tek tek insanların sorumluluğunu aşan, esasında devletin ksıa ve orta vadeli acil programı ile düzenlenmesi icap eden hususlara girmektedir.

Kentlerimizin güvenlikli olmayan fiziki çevresinin derhal sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi birincil görevlerden biri olarak duruyor. Diğer yandan riskleri azaltmayı planlamayan bir anlayışla süren kent politikalarının değişmesi, var olan riskler ile olası bir doğal afette zincirleme oluşacak riskleri hesaba katan önlemlerin alınmasını gündeme getirecek adımları bekliyoruz.
Afetlere karşı anlayışların farklılaşması ile başlayacak bu değişim için aslında vakit tüketildi. 1999 daki uyarıdan bugüne kadar geçen 12 sene kötü tüketildi. Olası depreme ne kadar zaman kaldığı bilinmez ancak ne kadar zaman kaldıysa bu sürenin dünyada yaşanan felaket görüntülerini ciddiye alarak değerlendirilmesi, bugünden yarına önlemler alacak politikaların hayata geçirilmesi şart.
Belki tekrar bu hatırlatmayı yapmaya zaman kalmayabilir…









8 Yorum
Oya Akıncı
Bize bu felaket görüntüleri birşey anlatabilir, anlatmal belki fakat bizim yönetici-siyasi-bürokratik kafanın konuşması, söylemesi çok açık ama anlaması kapanmış. Sadece vaaz verip başkalarını hizaya getirmeyi biliyorlar kendilerinin anlama ve öğrenmesi epey bir zamandır tık yok kapalı.
Güngör Avcı
Fukişima santrali bütün nükleer envanteriyle atmosfere karışmak için son 40 saatine girmişken bizde hale nükleer santrali öven “karaımızdan vazgeçmeyiz” diyenleri anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Hadi Çernobil’i unuttun dur bakalım heniz bu felaketin sonucunu bile görmeden nedir bu telaş. Nedir bu sabit fikirlilik?
Turgut Serçe
Felaketin depremle başlayan tsunami ile devam eden nükleer patlamalar ve neticesindeki serpintiyle dünyayı tehdit eden boyutu henüz kontrol altında değil. Bir anlık yer hareketi şiddeti 9 lara geldiğinde dünyadaki dengeleri bile bozabiliyor. İnsanoğlunun dünyada kurduğu yaşam dengesi o kadar sağlam değil ve doğal afetlere karşı aslında çok zayıf.
Bedri Yılmaz
hiç şakaya gelir yanı yok. celal şengör depreme hazır mısınız sorusuna bir yanıt vermiş duyduysanız. “hızla gelen kamyonu görüp yolun ortasında duruyoruz” halimiz bu. şimdi nükleer sevdalı bakanlarımızın biz japonlardan iyisini yaparız türünden kimseyi güldürmeyen şakaları çok yersiz.
bu felaketlerden asıl siz ders almalısınız.
Refik İmranlı
Üçüncü reaktör patladı. Hükümet radyasyon sızdığını doğruladı.Tokyo’ya sızıntının erişmesi tehlikesi var. Bir yandan tsunami enkazı altından cesetler toplanmaya çalışılıyor. Kayıpların elli bini bulmasından korkuluyor. Sizin burada yazdığınız 1700 rakamı dünkü hükümet açıklaması.
Şimdi Türkiye’de enerji bakanı bizim kuracağımız santraller üçüncü nesil bize birşey olmaz diyor. Ne inattır bu inanılır gibi değil. Daha binaları depremden koruyamıyorsunuz yapacağınız nükleer santrale birşey olmaz mış.
Hadi canım sizde.
necmi yazgan
felaket tablosu hızla yükseliyor. saat 24 haberleri itibariyle,
bugün ikibinden fazla ceset toplandı sulardan.
biraz önce nükleer santralin bir reaktörü daha patladı.
bölgeye elektrik ve su verilemiyor insanlar aç susuz ve ısınamıyor.
üstelik burası japonya iken.
şimdi bizmkilerin afete hazırlık tartışmasını izliyorum. hala kendi kurumlarına pay çıkarmaya çalışan yetersiz kişiler yetersiz tedbirlerini yaptık ettik diye anlatıyor.
nasıl ciddi olunur acaba?
nasıl???
deniz eryılmaz
dünayayı sarsan belki önümüzdeki günlerde daha da sarasacak japonya depremi felaketi ile ilgilenmeniz bundan doğru bir farkındalık üretimi için çaba sarfetmeniz takdir edilesi bir yayıncılık anlayışı.
bu tarafınızla diğer mimarlık yayınlarından farklısınız.
Lalehan
Ders almak için iyi niyetli olmak önerilere açık bulunmak ve bürokratik yapışkanlıktan kurtulup insan ve toplum sevgisine kucak açmak lazım. Bunlar ne kadar var?
Tartışmalar bile bir sorunu çözmeye değil didişmeye dönüşüyor.
Bilmem ki dünya yıkılsa ders almayacak olanları gördükçe umudum kırılıyor.