Mimarın dilinden Barcelona

12 Dakika Okuma Süresi

Mimarın dilinden Barcelona
Malum İstanbul büyüyor, büyürken gelişsin istiyoruz. İstanbul korunsun istiyoruz. Kentsel dönüşüm, ‘master plan’ oluşturma çabaları devam ederken örnek teşkil edebilecek bir şehir var: Akdeniz mimarisinin en iyi örneklerini sergileyen Barselona. Bu örneğin İstanbul için bir umut olabilmesi dileğiyle…

Hazırlayan: Mimar Heval Zeliha Yüksel

Çocuk Oyun Alanı

Eski Katalonya Bölgesinden

Forum

Malum İstanbul büyüyor, büyürken gelişsin istiyoruz. İstanbul korunsun istiyoruz. Kentsel dönüşüm, ‘master plan’ oluşturma çabaları devam ederken örnek teşkil edebilecek bir şehir var: Akdeniz mimarisinin en iyi örneklerini sergileyen Barselona. Bu örneğin İstanbul için bir umut olabilmesi dileğiyle…

Frank Gehry Fish

İlhan Koman Teknesi HULDA

İstasyon

İspanya’nın Katalonya özerk bölgesinin başkenti olan Barselona, 2000 yıllık tarihi ile İspanya’nın en çok işleyen liman kenti. Barselona’nın geçmişinin İspanya’dan daha eski olması da dikkate değer. Dokuzuncu yüzyılda Katalan bir asilzade aile tarafından kurulmuş olan kentin, yaygın dili ise Katalanca.
Barselona’nın çok katmanlı yapısı, tarihi, modern eserleri, lezzetli kuliner kültürü ve iklimi gidilip görülmek için seçilen önemli şehirlerden olmasının yanı sıra mimarlar için ayrı bir öneme sahip. Gaudi’nin başını çektiği modernizm akımıyla planlanmış olup 1900’lerden kalma grid planlı şehirleşmesi ile ilgi çekiyor. Şehrin dokusunun düzeni bugün pek çok araştırmanın konusu olmakla birlikte, yapıların korunmasının önemi açısından da mimarinin odak noktası haline geldi.

Marina

Market

Mis Van der Rohe Pavyonu

Şehir, Gaudi’nin fantezi dünyalarımızı harekete geçirtecek yapılarının, onun ardılı gösterişli modernlerin (Calatrava) ve klasist modernlerin eserlerinden oluşan bir mozaik oluşturur adeta. Her köşesinde bir sanat eseri vardır denilebilir.

Olimpic

Barselona, tarihinin her döneminde iyi mimar ve iyi sanatçı yetiştirmiş bir kenttir. Gaudi ile başlayan, Picasso’nun bir dönem orada yaşamış olmasının etkisiyle devam eden, Miro ile taçlanan, Carlos Ferrater ile bugün bambaşka kulvarlara taşınan kent, geçmişten gelen kültürünü de yaşatması ile ünlüdür.
Aslında Murat Belge’nin gözlemini aktardığı bir yazısı şehri anlatmak için bir özet niteliğindedir:

“Barselona üstüne birkaç şey söylemek istiyorum. Bu kentin plastik sanatla çok kendine özgü bir ilişkisi var. Kent her zaman mimariyle iç içedir ve mimari de plastik sanatın bir kolu gibi görülebilir. Barselona, tarihinin her döneminde, çok iyi mimar yetişen bir kent. Bunların en akıl almazı da, tabii, Antonio Gaudi. En akıl almazı olsa da, tek değil Gaudi. Onun yaptığı saray, park, Casa Mila ve tabii Sagrada Familia dehşetli şeyler; ama Lluis Domenech, Montaner diye bir başka Katalan mimarı çıkıp Müzik Sarayı’nı da yapabiliyor. Gotik Mahalle ve buradaki eski Katedral de mimari harikası, Mies van der Rohe veya Corbusier gibi devlerin elinin değdiği modern kent de son derece estetik. Ama bu nefaset mimariyle sınırlı değil. Bir kere, kentin her köşe bucağında heykel görüyorsunuz, heykelden geçilmiyor. Yalnız geniş meydanlarda, göze çarpacak yerlerde değil, tam tersine, hiç göze çarpmayacak girintilerde de yabana atılamaz heykeller duruyor. Bunların da eskisi, klasiği bol, moderni de bol. Klasiği, moderni, hepsi güzel.
Ve tabii resim, ressamlar. Daha önceki ziyarete sığdıramadığım Miro Müzesi’ne gitmeyi bu sefer başardım. Müzede Miro’nun birçok önemli resmi var ve hayatının bütün dönemlerinin temsili eserleri toplandığı için nasıl birgelişme gösterdiğini, sırf bu müzeyi gezerek kavramanız mümkün. Ama bütün o heyecan verici Mirolar arasında, ünlü 1937 Paris Fuarı için Calder’ın yaptığı mobil heykel, ‘cıvalı saat’ da duruyor. Miro’yu insan olarak çok sevdiği için bu eserini bu müzeye vermiş. Müzenin binasını yapan ise jose Luis Sert! E yani, bu kadar fazla sayıda büyük adamı bir araya getirmek kolay şey değil. Ama Barselona’da kolay, normal. Picasso’nun ve Dali’nin de Barselona’da müzeleri var. Picasso’nunki Paris’teki kadar zengin değil, ama çok ilginç ve çok önemli parçalarını burada görebiliyorsunuz: Las Meninas üstüne çeşitlemeleri gibi. Dali’nin ise başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz heykelleri. Uzmanı için son derece ilginç olacağını tahmin ettiğim yığınla eskizi var, büyük tablolarına gidecek ilk fikirler. Ama ‘Barselona’ denince, akla gelecek çeşitli güzelliklerden, sevimliliklerden sadece bir tanesi, bu mimari ve görsel sanat zenginliği. Daha pek çok özelliğiyle çok güzel bir kent Barselona.”

Kentin köşeleri ve görülecek yerler

Christoph Colomb heykeli, tüm heybetiyle sahil şeridi ile La Rambla başlangıcının kesişimine konumlandırılmış. Christoph, parmağıyla Amerika yönünü değil de ters bir yönü gösteriyor olsa da siz sırtınızı heykele verip yukarı doğru yürümeye başladığınızda İstanbul’un İstiklal Caddesi’ne benzer bir caddede yürüyor gibi hissedersiniz kendinizi: La Rambla. Bu cadde, İstiklal Caddesi’nden farklı olarak trafiğe açık ve üç şeritli. Bir taraf araç geliş, diğer taraf araç gidiş, cadde ortasında araçlara ayrılandan daha geniş bir yolda yaya olarak rahatça yürüyüp caddenin kafelerine oturup akmakta olan kalabalığı seyredebilirsiniz. Kentin kamusal alanları aktif biçimde kullanılıyor. Parklar, kumsallar, sokaklar, meydanlar şehir mobilyaları ile döşenmiş. Şehrin en meşhur caddesi olan La Rambla da ismini caddenin formundan alır. İki şerit arasında kafeler, mağazalar, banklar, çeşmeler barındıran ramblalar, birçok semtte semtin adı ile anılıyor.

Barselona sahil bandında oturma bankı örneği

Sagrada Familia

Sahil şeridi

Rambla’nın bir ucunda Colomb heykeli diğer ucunda Plaça de Catalunya bulunmakta. Rambla’nın yan sokaklarına daldığınızda da ilginç yapılar görmeniz mümkün. Saint joseph Market (Mercat St. joseph/Mercado de la Boqueria), üzerine örtülen seramik kaplı kıvrımlı çatısı ile çevresinden ayrılıyor. Bu market girişinde, Katalonya yemekleri yapan çok ünlü bir restoran mevcut. Enric Miralles’in tasarladığı 1997–2005 yılları arasında yapılan marketin çatısını görebileceğiniz bir yere çıkmanızda fayda var.
Barri Gotik, Barselona Katedralini çevrelemekte. Bu katedral ve çevresi eski Katalonya bölgesine ait daracık ortaçağ sokaklarına açılıyor. Ortaçağdan kalan duvarlardan kimisi hala mevcut.
Picasso hayatının bir kısmını Barselona’da geçirmiş. Picasso’nun erken dönem eserlerinin görülebileceği Picasso Müzesi, Montcada Caddesinde. Yapı eski bir Katalonya binasının müze binası haline getirilmesiyle oluşturulmuş.

Sahilde sanat çalışması

Şehrin ara sokakları

Şehrin ara sokakları 2

Mis Van Der Rohe Pavyonu adı gibi mis gibi bir yapı. Net hatları var. 1929 yılında Uluslararası Ekspozisyonu için tasarlanan Almanya Pavyonu’nun bir kopyası.
İlginç bir farklılık olarak Barselona’nın kıyı şeridinde genellikle ekonomik gücü düşük aileler yaşıyor.

Ekonomik gücü yüksek aileler ise daha yükseklerde, Barselona’nın iki tepesinden biri olan Tibidabo tepesine yakın yerleşimlerde yaşamayı tercih ediyor. Ciddi bir göçmen sorununa sahip olan Barselona’da, özellikle kıyı bölgelerinde, istila edilmiş, tüm sakinleri tarafından el birliği ile idame ettirilen, ‘ocupa’ olarak adlandırılan binalar mevcut. Ocupalar, göçmenler için olduğu kadar, politik tavrı yüzünden bu mülkleri tercih eden Katalanlar için de popüler yerleşimler. Türünün iyi ve öncü örnekleri olan toplu konutlar kıyı kesiminde.
Fransız filozof, Ferdinand Braudel, ‘Akdeniz’ isimli muhteşem denemesinde şöyle der: “Denizler birleştirir, dağlar ayırır…” Önce Fenikeliler, Yunanlılar ve Romalılar, sonra Normanlar ve Araplar ve sonra Türkler ve İspanyollar yüzyıllar boyunca bazen barış içinde bazen de savaşarak bu sularda karşılaştılar ve birbirleriyle iletişim kurdular. Aynı zamanda yine yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada yaşıyor ve aynı dili konuşuyor olmalarına rağmen, dışarıya kapalı olmaktan dolayı türemiş pek çok diyalekt sebebiyle yan kasabadaki komşularıyla anlaşamayan insanlar oldu. “Denizler birleştirir, dağlar ayırır…” ifadesinde anlatıldığı gibi; o insanları dışarıya açmak o dağları aşmak kadar zordu. Bugün ise değil. Topografik ve kültürel açıdan Barselona ile İstanbul birbirine uzak ve farklı gibi görünse de aslında çok benziyorlar… Belki de su aslında bir ayna oluğu için ve aynalar bize pek çok şey yansıttığı için… Her iki şehir de pek çok kültüre beşik olmuş bir denizin –Mare nostrum (bizim deniz)- iki ucunda birer kapı ki; liman fikri buradan gelmiş.
Bu sebeplerle Barselona’da kazanılan deneyimlerin İstanbul’da ve İstanbul’da kazanılan deneyimlerin de Barselona’da faydalı olabileceğine inanılıyor; çünkü ikisinde de deniz var, ikisinde de sanayi var ve ikisi de kalabalık kentler. Her iki kent de tarih boyunca pek çok kez ismini değiştirmiş (Konstantinapol, Bizans ve İstanbul gibi…) ki; bu aynı coğrafyada yaşanan farklı dönemleri simgeliyor. Bu iki kentin parlak geçmişlerinin yanı sıra geçmişlerinden daha uzun gelecekleri olacağına şüphe yok; belki de gelecek, yapılacak işleri olanların, şimdiye kadar yapılanlara değil daha neler yapılması gerektiğine önem verenlerin ‘yer’leri olduğu içindir.


Şehrin ara sokakları 3

Heval Zeliha Yüksel Barselona sokaklarında...

Teleferik Kulesi

Barselona, 70’lerin sonunda demokrasisini yeniden kazandıktan sonra, şehri denize açmak için tüm gücüyle çalışmaya başladı (O zamana kadar Barselona da diğer benzer kentler gibi denize sırtını dönmüştü, çünkü denizden sadece tehlike, sert rüzgârlar ve korsanlar geliyordu).
Aynı zamanda komşu-mahalleli kültürünü destekleyecek şekilde, asla genel proje üzerinden değil, her bölge ve proje için ayrı ayrı üzerinde çalışılarak irili ufaklı meydanlar açıldı. Yine aynı zamanda şehrin kimliğini en güzel şekilde anlatacak, yapılan, üretilen ne varsa tanıtıp büyük ölçeklerde alışverişini geliştirmeye yarayacak uluslararası ve aktif bir fuar merkezine sahip oldu. Barselona şehri bu temel gelişim modelleri üzerine oynadı ve kazandı.
Kentte yapılacak herhangi bir değişiklik için izlenmesi gereken pek çok kural var: yeni yapılar belediyede kurulan ve dışarıda işler üreten bir mimar topluluğunun onayı alınmadan yapılamıyor.
Cerdà’nın 1859 yılı planında projelendirdiği şekilde şehrin 3 anayolundan biri olan Diagonal Caddesi’nin uzatılması projesi ve ünlü Liceo binasıyla Seminario binasının arasında kalan bölge gibi şehrin önemli tarihi ve kültürel değerlerini barındıran eski mahallelerinden birini yeniden yapılandırma çalışması gibi projeler Barselona kentinin ve içinde yaşayanların yaşam kalitesini yükseltme iddiasında önemli rol oynadılar.

Torres porta fira

Toyo İto

Barcelona biomedikal merkezi


‘Yıldız projeler’den bahsedildi ve gerçekleşti; prestijli oteller, tüm tarihi bölgenin reform çalışmaları, yeni fuar merkezleri oluşturmak veya büyük alışveriş merkezleri yapmak gibi. Fakat şehirlerde o önemli simge binalar onları saran çevre olmadan birer hiçe dönüşürler. Gaudi’nin eserlerinden oluşan modernist bir şehir, çok rahatsız edici olabilirdi. Barselona Gaudi’yi de içine katıp kendisi kent olarak bir simge haline dönüştü.
Biliyoruz ki her şehir aslında içinde pek çok şehir barındırır; mesela 60’lı ve 70’li yıllarda İspanya’nın çeşitli bölgelerinden Katalunya’ya çalışmaya gelmiş insan sellerinin barınması için dönemin yetkilileri tarafından çarçabuk ve özensizce oluşturulmuş işçi mahalleleri gibi… Bugün o bölgenin yeniden değerlendirilmesi ve bölge halkının yaşam kalitesinin arttırılması için gerçekleştirilmiş rehabilitasyon ve iyileştirme projeleri asla unutulmaması gereken projelerdir. Bu mahalleler eskiden birer banliyöyken bugün şehrin bütünü içinde yer alıyorlar; hatta oranlarsak, kent genelinde en eski mahallelerden daha geniş bir alanı kapsıyorlar.
Barselona kentinin dönüşümünde aktif rol almış ‘Modern Hareket’ ruhunun mirasçıları izlenerek, ortak kullanım alanlarının kalitesini özel yapıların kalitesiyle eşdeğer tutarak ve bunları birbirinden ayrılamaz, toplumun gelişimi için gerekli bir bütünün parçaları olarak görerek, iyi örnekleri izleyerek belki İstanbul mirasına sahip çıkabiliriz.
Barselona örneğinin İstanbul için bir umut olabilmesi dileğiyle…

• Katkılarından ötürü GAB’a (Grup Arquitectura Barcelona) ve fotoğraflar için Nevzat Sayın’a teşekkür ederim.

Heval Zeliha Yüksel

Bu gözlem-inceleme yazısı Seramik Türkiye Dergisi Sayı 37 de yayınlanmış yazarı Heval Zeliha Yüksel tarafından yayınlanması için gönderilmiştir.

7 Yorum

  1. ebru dinc

    Bir mimar olarak Barcelona’daki o kadar iyi mimar örnek arasından bu vasıfsız üst örtüleri ve kentten kopuk, bayağı gökdelenleri seçmiş olmanız enteresan.

  2. Fahri Çelikkoz

    Bizde anıldığı şekliyle dillere pelesenk olan kentsel dönüşüm programları da onlara karşı çıkan ve kentsel dönüşümü düşman ilan eden kesimlerin de söyledikleri doğru değil. Bizde başka birşeyin mücadelesi yapılıyor olsa gerek. Doğru örnek Barselona. İşte manzara yukarıda. Tarih mimarlık yaratıcılık her şey var.

  3. ayşe aygan

    Dönüşümün damgasını taşıyan bu şehrin mimarlık denemelerine açık özgürlükçü tutumu dünyadaki halihazır görüşün değişimine yol açtı aslında. Taşlar yerinden oynadı ve mimar tasarımcı olduğunu hatırladı, mimarın kent ölçeğindeki planlamayı da tasarlayabildiği görüldü.

  4. Nurettin Demirci

    Barselona’nın başına gelen güzel şeylerden biri olimpiyatlardı ve İspanyollar bu olayı çok akıllıca kullanarak şehri dönüştürmeyi başardılar. İstanbul buna benzer bir Avrupa Başkentliğini yeterince kullanamadı. Buradaki dinamikler, mimarlık kurumsallığı yetersizdi ve daha mühimi bu değişimlere kapalı olan çevreler gösterdiği direnç ile yolu tıkadı.
    Elbette herşey yolundaydı ve bir grup katı korumacı, tutucu çevre herşeyi engelledi demek insafsızlık olur.Ya da bu gibi çevrelerin gücünü abartmak olur. İşin göbeğinde kamunun bir yönelimi, kamu idaresinin iradesi olmadığını ve dönüşüme kaynak ayırmadan işi kendi yağında kavurmak darlığı yatıyor. Hatta devlet yöneticileri sadece işin rantını bölüştürmeye çalışmak gibi ufuksuzluğu, görüşsüzlüğü, aç gözlülüğü bu sonuca eklemek lazımdır.

  5. sevinç ardıç

    Barselona kentsel tasarım, dönüşüm ve yeni mimariler için son derece yaratıcı bir iklim. Son derece farklı konumlarda koruma da bunun içinde yeni ultra tasarımlar da.
    Bizde buna benzer bir dönüşüm havası hiç yakalanmadı.

  6. Orçun Kuzey

    Barselona’dan öğrenilecek onca şey varken bu deneyin ülkemize aktarımı türlü çeşitli tartışmalarla bugüne kadar bana kalırsa engellenmiştir. Sayın Zeliha Yüksel bizler için bir bağlantı penceresi açmış, sağolusn. Değerlendirmeliyiz.

  7. Lalehan

    Barselona bir mimarlık müzesi gibi. Geçmiş ile modern çağların her türlü yapıtını görmek mümkün. Dönüşüm ve değişimin şehri diyebiliriz bir anlamda. Sayın Heval hanımın anlatımı için de teşkkürler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir