KADIKÖY’E CAMİ / Arif ATILGAN

6 Dakika Okuma Süresi

Kadıköy ilçesi, Caferağa Mahallesi, Rıhtım Mevkiindeki, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan, yaklaşık “30.000m²”lik tescil dışı “Cami Alanı”; “Kentsel ve Tarihi Sit Alanı” sınırları dışında, “Etkilenme Geçiş Sahası Sınırı” içerisinde, çoğunlukla “İSKİ Hizmet Alanı”, kısmen “Ağaçlandırılacak Alan”, kısmen de “Aktif Yeşil Alan” lejantında, 23.10.2008 onanlı 1/1000 ölçekli “Kadıköy İlçesi Dolgu Alanı Uygulama İmar Planı” kapsamında kalmakta iken, İBB Planlama Müdürlüğünce hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 02.11.2015 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli “Caferağa Mah İDO İskelesinin Güneyinde Cami Alanı’na ilişkin Nazım ve Uygulama İmar Planı değişiklikleri kapsamında “İbadet Alanı”/“Cami” fonksiyonuna alınarak yeniden planlanmıştır.

Kıyı Dolgu Alanında Cami. Arkada Haydarpaşa Garı.

 

Söz konusu alan, Kadıköy Meydan ve Çevresi Kentsel Sit Alanı komşuluğundaki, “Etkilenme Geçiş Sahası” sınırları içerisinde kaldığından Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması gerekirken, İstanbul V Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 28.01.2016 günlü 3356 sayılı Kararı ile “Etkilenme Geçiş Sahası” sınırları dışına çıkarılmıştır. Yani bu alana cami yapılmasının önünde engel kalmamıştır.

Cami Alanı. Arkada Mühürdar’daki Otel.

 

Bundan sonraki gelişmeleri kısaltılmış olarak adım adım yazalım…

1-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2016/285 E sayılı dosyasında Kadıköy Belediyesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na açtığı dava kazanılıyor ancak İstinafta kaybediliyor.

2-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2016/1157 E sayılı dosyasında Cami Alanının Etkileme Geçiş Sahasından çıkarılması iptal ediliyor.

3-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2018/89 E sayılı dosyasında Kadıköy Belediyesiyle Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açtığı dava sonucu buradaki Proje iptal oluyur.

4-İstanbul 7. İdare Mahkemesi 2018/616 E sayılı dosyasında Mimarlar Odası İstanbul Şubesi ve Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açtığı 1/5000 Nazım ve 1/1000 Uygulama İmar Planlarının iptali talepi sonucu planlar onanıyor.

5-İstanbul 6. İdare Mahkemesi 2019/2505 E sayılı dosya ile Mimarlar Odasınca Başkanlık aleyhine açtığı Rıhtımdaki Cami için verilen ruhsatların iptali davası henüz sonuçlanmamış.

6-İstanbul 3. İdare Mahkemesi 2024/2386 Esas sayılı dosya ile Kadıköy Belediye Başkanlığı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İBB aleyhine açılan İstanbul 5 Nolu Koruma Kurulu Kararının ve projenin iptali talepli davası İşlemlerin İptali kararı ile sonuçlanmıştır. Yani cami yapılamayacaktır.

7-İstanbul 3. İdare Mahkemesinde 17/07/2025 tarihli  2025/420 Dosya ile İBB dosyayı İstinafa görürmüştür. İptal kararı kaldırılıyor. Yani cami yapılabilecektir.

8-Kadıköy Belediyesi 20 Ocak 2026 tarihinde bu kararı Danıştay’a taşıyarak Temyiz başvurusunda bulunmuş.

6., 7., 8. Maddelere dikkat çekelim… İBB 2019 yılında el değiştirmiş ve bu projeye karşı olan ana muhalefet partisinin idaresine geçmiştir. Dolayısıyla 6. Maddede onların istediği karar çıkmıştır. Ancak 7. Maddede belirtildiği üzere Dosyayı İstinafa götürmüşler ve Projenin İptali kararını kaldırtmışlar. Buna karşın durumu düzeltmek isteyen yine aynı ana muhalefet partili Kadıköy Belediyesi 8. Maddede belirtildiği üzere son Kararı Temyize götürmüş.

Cami Alanı.

 

Buraya kadar olan bölümü sürecin doğru anlaşılması için yazmak gereği duydum. Artık mahkemeler çok ta ilgimi çekmiyor. Ben olaylara daha tepeden, daha mesleki açıdan bakmak istiyorum.

1965-1970 arasında benim kuşağım Mimarlık ve Şehirciliği birlikte okudu. Anımsayan var mıdır bilemem ama hocalarımız Şehir Tacı diye bir kavram öğretmişlerdi. Bugün tam aynı anlamı karşılamasa da Silüet deniliyor. Bir şehre girerken, içinde gezerken, sonra da çıkarken gözünüze ilişen ve aklınızda yer eden en belirgin şey (bina, heykel, doğa vs) oranın Şehir Tacı olmaktadır. Örneğin Paris’te Eyfel Kulesi, Atina’da Akropol gibi. Ülkemizde de çeşitli şehirleri bu anlamda inceleyebilirsiniz. Bu arada güzel olması gerekmez Şehir Tacının. Akılda kalır olması yeterlidir.

İstanbul’u ele alalım. Bizans döneminde Surlar… Osmanlı zamanında Topkapı Sarayı… Cumhuriyet döneminde Boğaz Köprüsü… Sonra Çamlıca Camii…

Kadıköy’e gelirsek… Yüz yıldır Haydarpaşa Gar binası… Ancak 2000’li yıllardan itibaren Mühürdar sahilindeki Otel binası Kadıköy’ün Şehir Tacı olmuştur artık.

2000 Yılı Öncesi Haydarpaşa Garı.

 

Mühürdardaki Otel yapılırken Mimarlar Odası Başkanıydım. ‘Burada sadece otel değil Kadıköy’ün yeni silueti oluşturuluyor’ anlamında konuşmalar yapıyordum. Zira 6 Kat imar hakkı 12 kata çıkarılmıştı. Özetle 50 metre civarı yükseklikte bir bina yapıldı. Bu arada Haydarpaşa Garı’nın arkasında yüksek binalar oluşturuluyordu. Üşenmiyordum. Bakırköy’den Sirkeci’ye sahilden gelirken Kadıköy’e bakıyordum. Haydarpaşa ‘yok’ mertebesine gelmişti. Otel ise siyah rengi ve iri kitlesiyle kendini belli ediyordu. Kadıköy’ün yeni Şehir Tacı artık bu otel olmuştu. Konuyu dağıtmayayım ama amaç sadece rant değildi bana göre. Neyse…

Mühürdardaki Otel Görünüyor. Haydarpaşa Hissedilmiyor.

 

Camiye gelirsek…

En öndeki kıyı dolgu alanına yapılacak caminin yüksekliği 46,5 mt, minarelerin yüksekliği 70 mt olacakmış. Yani binanın kitlesi arkadaki oteli kapatacaktır. Sosyal medyada temsili resimlerini görüyorum. Konuyu bilmeyenler sadece camiyi resmetmişler. Ben arkadaki Otelin de görüldüğü-görülmediği temsili resimleri merak ediyorum. Hatta mümkünse Avrupa yakasından görünüşün canlandırılmasını isterim.

Kadim şehirler spontane oluşurmuş. Dolayısıyla Şehir Tacı da… Bugün planlı kentler yapılıyor. Plan daha masadayken delinmeye başlıyor. Sonra da sahada oluşurken… Lehte değişiklik yapılan parsellerin kazancına ‘rant’ diyoruz. Özellikle 1970’lerden sonra tanışıyoruz bu kelimeyle. Dolayısıyla kentlerin Şehir Tacı da planlı programlı bile isteye yapılıyor artık. O sebeple de ‘Artık Şehir yok, Kent var’ diyorum.

Ben iyidir, kötüdür, olsun, olmasın tartışmasına girmiyorum. Sadece tartışanların doğru yerden tartışmalarını arzu ediyorum.

ARİF ATILGAN 2026 ŞUBAT

4 Yorum

  1. Özkan Ertuğrul

    Bu meseleyi ciddiye alalım artık, neredeyse laikliği suç haline getirmeye çalışanlar varken olan biteni anlamıyormuş gibi yapmayalım. Denizin ortasına sayılacak bir yere cami yapmanın ihtiyaca dayanmadığını bilelim. Simgesel bir adımdır niahayetinde sebep de malumdur.

  2. Ferhan Soykan

    otel saçma sapan ve kadıköy yapılaşma üst kotunu delen azman bir yapı. ona kim izin verdiyse, dönemim ibb si, dönemin kadıköy belediyesi, kim varsa hepsi sorumludur, suçludur. savunulacak tarafı yok. halktan yana bir yerel yönetim gelirse, fazla katları taksim park otel gibi yıktırılmalıdır görüşüme göre. silüet otel ile bozulduysa bırakın bozuldu zaten, cami de bozsun biraz diyemeyiz herhalde. otel bloğu haydarpaşa’dan daha çok görünüyormuş, evet karşı sahiden öyle olabilir bu çok kötü bir yerde. ama bu yazıdan net bir şekilde yapılmak istenen cami kütlesine dair bir çıkarım elde edemedim. kusura bakmayın kronolojiyi sıralamakla kamuoyu aydınlatılmaz.

  3. oya tezel

    iyi de yapılsın mı yapılmasın mı? çok ortadan olmuş, cami yapılması çabası bulutlar arasında, flu kalmış.

  4. Musa Filiz

    Arif beyin yazısından, cami inşa etmek isteyen idarenin hangi hukuki mecraları zorladığını tarihleriyle ve sırasıyla öğrenmiş olduk. On seneyi geçti otel feci tabi. Cami olursa otele rahmet okutur diye düşünmekteyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir