Haiti Depremi Size Neyi Hatırlatıyor?

9 Dakika Okuma Süresi

Dünyanın en bahtsız ülkelerinden biri olan Haiti, olanca yoksulluğu ve zorlu yaşam mücadelelerinin yanı sıra, şimdi bir de doğal afetin felakete dönmesiyle birlikte yeni ve olumsuz bir dönemece girdi.

21.jpg

hait1.jpg

Haiti önceki gece (12 Ocak 2010) şiddetli depremle sarsıldı. 7.0 Büyüklüğünde meydana gelen depremde, birçok binanın kullanılamaz hale geldi ve enkaz altında on binlerce kişinin kaldı ve on binlerce kişi hayatını kaybetti. Küba ve Dominik Cumhuriyeti’nde de hissedilen depremden sonra artçı sarsıntılar meydana geldi. 1 dakika süren büyük deprem ve ardındaki 5,5 ve 5,9 büyüklüğündeki artçı sarsıntılar nedeniyle çöken ve büyük zarar gören binalar arasında Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Parlamento binası, bakanlıklar, kiliseler ve oteller de bulunuyor.

1haiti.jpg

200 yıldan uzun süredir en şiddetli depremin meydana geldiği Haiti’de başkent Port-Au-Prince büyük oranda yıkıldı. Kenti otobüsle gezen gazeteciler, Port-Au-Prince’deki durumun ciddi, can ve mal kaybının büyük olduğunu her geçen dakika ortaya çıktı.

31.jpg

Kamu binalarının harabeye döndüğünü, binlerce insanın evsiz kaldığı, ağır yaralı olan bazı kişilerin hastanelere yetiştirilmeye çalışıldığı felaket anı…İşin kötüsü başkent Port-au-Prince’i vuran 7 büyüklüğündeki depremde ölü sayısının 100 binlere yaklaşabileceği ifade ediliyor.

h6.jpg

İngiliz sivil toplum kuruluşu “Save the Children”, depremden en az 2 milyon çocuğun etkilendiğini bildirdi. STK’nın acil durumların yönetiminden sorumlusu Gareth Owen, 7 büyüklüğündeki depremin ve insani felaketin Haitili çocuklar için çok derin travmaya yol açan bir deneyim olduğunu belirterek, depremden etkilenen 2 milyondan fazla çocuğun birçoğunun yaralandığını ve yetim kaldığını kaydetti.

41.jpg

BM, acil yardım fonundan 10 milyon dolar, Kanada 5 milyon dolar, Avrupa Komisyonu 4.5 milyon dolar, İspanya 4.5 milyon doların yanı sıra 3 yardım uçağı ve 100 tonluk acil yardım malzemesi, Hollanda 3 milyon doların yanı sıra 60 kişilik arama-kurtarma ekibi, Almanya 2.17 milyon dolar ve acil yardım ekibi, Çin 1 milyon dolar, birçok ülke de ekip ve malzeme göndereceğini açıkladı. Türkiye’de bu yardım kervanına katılacağını dün açıkladı. Türk Dışişleri Bakanlığı, dün bölgeye bir Kızılay ekibi gönderildiği ve yine 9 kişiden oluşan ve hazırlıklarını tamamlayan GEA Arama-Kurtarma-Ekoloji Grubu’nun bugün İstanbul’dan deprem bölgesine hareket ettiğini açıkladı.

51.jpg

Haiti Başkenti Afet Bölgesi
Korkunç depremde ölenlerin sayısını kesin olarak tahmin etmenin zor olduğunu söyleyen Başbakan Bellerive, ”Öyle çok bina, öyle çok inşaat yıkıldı ki, içindekilerle birlikte ölenlerin sayısının 100 binin üzerinde olduğunu düşünüyorum” dedi.

hh4.jpg

Uluslararası kamuoyunun dikkat kesildiği bu depreme çeşitli ülkelerden yardım yağmaya başladı. Haiti’ye içme suyu, gıda, ilaç ve ilk yardım malzemesi taşıyan ilk yardım uçağı olaydan 1 gün sonra bölgeye ulaşırken, başkent Port-Au-Prince’te arama kurtarma çalışmaları başladı.

61.jpg

Bu satırları yazdığımız sırada uçakla gelen az sayıda arama kurtarma ekibi de köpekler yardımıyla enkazlar arasında canlı kalabilenleri arama kurtarma çalışmalarını yürütüyordu.

Tarihe bir bakalım: Bam Depremi Bize Bir Fikir Vermiş Miydi?
Bazı coğrafyalar deprem kuşağında, diri deprem üreten faylar bu coğrafyadan geçiyor, japonya, Asya’nın ortaları, İrsan, Türkiye Kuzey Anadolu Fayı gibi. Bu coğrafyaların başka bir ortak özelliği daha var: Daha çok fakirliğin, daha kötü çevre şartlarının hüküm sürdüğü coğrafyalar bunlar. 6 ya da 6.5 büyüklüğünde bir deprem japonya’da bir kişinin bile ölmesi sonucu yaratmıyorken aynı büyüklükte bir deprem örneğin İran’da, Pakistan’da, Türkiye’de bir anlamda faciaya dönüşmekte ve büyük kayıplara yol açmaktadır.

aaa.jpg

Birbirlerine ne kadar da benziyorlar.Tarih bir yerlerde tekrarlanıyor ders çıkarılmadıkça….

Bizde yaşanan 17 Ağustos 1999’daki 7.4 büyüklüğündeki Marmara depreminden sonra dünyada meydana gelen ve büyük felaketlere sahne olan bazı büyük depremlere göz atalım.26 Aralık 2003 de İran’nın Bam kentinde 6.6 büyüklüğündeki deprem 28 bin kişinin ölümüne 30 bin kişinin yaralanmasına yol açmış, kentte dayanımsız eski tip yapıların neredeyse hepsini yerle bir etmişti.

h8.jpg

İran’da neredeyse ilkel sayılacak bir kentsel çevrede, sağlıksız; özensiz yapılaşma koşulları altındaki binlerce insanın doğal afetlere karşı dayanımsız ortamda bir anda yok oluşunun ve Bam kentinin bir taş yığınına döndüğü felaketti bu sahneler.

O zaman da sormuştuk: Yingksiu depremi bize neyi hatırlatıyor?
12 Mayıs 2008’de Çin’de meydana gelen ve 8 büyüklüğündeki deprem kasabada yaşayan 10 bin kişiden sekiz binini bir anda yok etmişti ve kasabayı haritadan silmişti. Bu kasaba çevresindeki bölgede yaklaşık 35 bin kişi hayatını kaybetmişti.

ddd.jpg

Sonra ilave etmiştik: Bu resimlere bakınca bizdeki Adapazarı, Gölcük, Yalova ve Düzce’nin 1999 yılı görüntüleri arasındaki ne çok benzerlik olduğunu görüyoruz. Yıkım her yerde yıkım. Unutunca, yok sayınca afetler önlenebiliyor sanki.Fark etmeyince, “ne olacak canım” dendiğinde can kayıpları durdurulabiliyor sanki. Deprem tehlikesinden bahsedince “hııı, ülkeyi -bölgeyi kötüleme, turizmi baltalama” ya da “depremden konuşanlar rant projesini savunuyorlar” diyenler olası depremi önleyebilecekler sanki.

bbb.jpg

Güllük gülistanlık, “inşallah”lı “maşallah”lı sözlerle gerçeklikler örtülebilirmiş gibi.”

Yingksiu depremi bize neyi hatırlatıyor?
Dünyanın en bahtsız ülkelerinden biri olan Haiti, olanca yoksulluğu ve zorlu yaşam mücadelelerinin yanı sıra, şimdi bir de doğal afetin felakete dönmesiyle birlikte yeni ve olumsuz bir dönemece girdi.(tıklayınız)

Bir insanlık trajedisi olarak deprem
Haiti’de geçtiğimiz gün meydana gelen depremden ilk belirlemelere göre 3 milyon kişinin etkilendiği belirtiliyor. Kızılhaç Örgütü depremde 45-50 bin kişinin ölmüş olabileceğini ilk dakikalardan itibaren tahmin etti. Kötü tahminler yüz bine doğru gideceği yönünde. Enkaz altında kalan binlerce kişiyi kurtarmak için ise zamana karşı yarış halen sürüyor.

İşte felaket anından sonra ajanslarda “haber” haline gelen, felaketin dünyaya duyulmasıyla olağan üstü hareketliliğin başladığı “afet bölgesi” eğer planlanabiliyorsa ortaya çıkan kriz yönetilmeye ve başta can kayıplarını azaltacak, yaralılara hemen uzanacak bir zincir oluşuyor. Bununla birlikte yaşamını sürdürenlere gıda yardımı, temiz su, acil barınma hizmetleri götürülmesi yine afet planlamasının alt başlıklarından biri.

cc.jpg

Afet anından başlamak üzere sürdürülen bu çalışmalar eğer organize bir ön hazırlık varsa mümkün olmaktadır. Diğer türlüsü, maalesef belli ölçülerde 17 Ağustos’ta Türkiye’de yaşanan şekliyle ama daha sonra İran, Çin ve bugün Haiti’de gündeme gelen krizin yönetilememesi, kaos ve büyük bir travma “afetlere hazırlık kültürünün” eksikliği olarak görülebilir.

Afetlere karşı dayanımlı çevre kurmak bir insan hakkı meselesidir
Haiti depremi ve ondan önce dünyada gördüğümüz Bam ve Yingsu depremleri açık açık olası beklenen İstanbul depremine bizi taşıyor. Bu manzaralar bizi hazırlıksız yakalanabilecek bir İstanbul depremi konusunda uyarıyor. Doğanın 1999 da verdiği ciddi uyarı ve bugüne kadar “hazırlanın artık” şeklinde de algılanabilecek olan tanıdığı süreyi gün gün, saat saat dolduruyoruz.

c.jpg

Bugün 17 Ağustos 1999 büyük yıkımından sonra oluşan bilinç dağılmış durumda. Başta hükümet bu dönemlerde kurulmuş Deprem Konseyi türünden örgütleri ‘faydasız’ bulup kapatarak ve yerine hiçbir şey geçirmeyerek bu konudaki aymazlığın en önde müsebbipleri sayılmalıdır. Bu hatırlatmayı en başa koymalıyız bir kere.

71.jpg

Ondan sonra, toplum nezdinde bu konuların takipçisi olması beklenen sivil toplum ve ondan daha önemlisi meslek odaları (TMMOB odalarını ve Mimarlar Odasını kastederek) tarafından konunun unutulup uyutulmasını, 17 Ağustos yıldönümlerini anma ritüeli haline getirenleri de ikinci sıraya yerleştirmek gerekir. Toplumun önüne ciddi hiçbir pratik koyamayan, risklerin azaltılmasına ilişkin hiçbir somut-pratik-can alıcı önermeyi yapmayan (ve ya yapamayan) bu örgütlerimizin sadece durumu eleştirmekle yetinen politikaları için acaba ne söylemek gerekir?

81.jpg

Çarpı işaretleri oluşmuş ağır hasar görüntüleri

e.jpg

Üçüncü sırada ise toplumun kendisi, uçucu belleği ile oradan oraya savrulan ve her dönem küçük faydaların peşinde sürüklenen ve genel çıkarlarının izini kaybeden halkımızı koymak hiç de haksızlık olmayacaktır herhalde. Can korkusu nedeniyle 1999 ve 2000 yıllarında gösterdiği duyarlılığı yitiren toplumun yönetimler üzerinde bir yaptırımı da kalmamış görünmektedir.

adap2.jpg

17 Ağustos 1999

Durum bu açıdan da oldukça umutsuzdur tabiî ki.Şimdi Haiti başkenti Port-Au-Prince de yaşanan felaket için soruyoruz:

hh9.jpg

12 Ocak 2010

Bize bir şey hatırlatıyorsa eğer, bu kenti ve bu ülkeyi afet zararlarına karşı önemleler alacak ve afetlerin felakete dönüşmesini önleyecek görevlerimizi hatırlayabilir miyiz acaba?Daha da geç olmadan…

mimdap

11 Yorum

  1. kemal sönmez

    Haiti depreminde ölü sayısının 200 bini de geçtiği malesef ama malesef artık biliniyor. Bu aşamada benzer bir felakete kapılmamak için başta İstanbul olmak üzere riskli depremselliği belli olan yerlerde derhal tedbir alınmalıdır. Bu işin şakası yok.

  2. Uğur Demir

    Ona buna, ota çöpe, yağmura sele bildiri yazan mimarlar odası haiti depremini, onun tamamıyla hatırlattığı istanbul depremini görmezlikten gelmeye devam ediyor hala…
    deprem gerçeğini politik bir malzeme olarak kullanmaktan daha ötede gerçekten kamu çıkarını koruyorlarsa niye hiç sesleri çıkmıyor niye o korudukları topluma önerileri olamıyor niye kamu gücünü samimi bir şekilde zorlamıyorlar…
    belli ki onların gündeminde de deprem çoktan çıkmış gitmiş.

  3. erhan şengörenoğlu

    Bakın bugün Alman’ların İstanbul depremi ile ilgili araştırmaları var. 7.6 değil ama birden fazla 7 şiddetinde deprem olacak diyor ve ekliyor her an olabilir otuz yıl içinde mutlaka. 7 şiddeti İstanbul için kıyamet sayılmalıdır. Nerdeyse Haiti gibi olur ortalık. Nufus çok riskler çok kayıp ta çok olur. On yıl geçti şurada ve daha bu yıkıcı riskler onarılamadı önlem alınamadı. Ağır ihmaldir bu. Her kesim için her türlü kamu görevlileri için ve vatandaş için de. Bilim ne yapsın işte gerçek ortada pimi çekilmiş bomba gibi. Her an patlamaya hazır bekliyor.

  4. duygu alataş

    Tam bir insanlık dramı tam bir felaket. Ülkenin başbakanı ölü sayısı 200 bin olur diyor ve olaya hakim değil. İnsanlar aç suzuz iken bir de çeteler kurulmuş sokaklarda insanlara saldırıyor. Bir kişiyi döve döve öldürüp ayağından ip bağlayıp yerde sürüklüyorlar ve yakıyorlar. Helikopterlerden atılan yardım malzemelerini paylaşırken kabileler halinde savaşıyorlar. İnsanlık felaket anlarında bitiyor.
    Söylediğiniz gibi daha fazla geç olmadan bu felaketten ve depremden sonra yaşanan bu kaos felaketinden iyi bir ders almak lazım.
    Afet anınına ait düzenlemeler çok önemli hazırlık yapılmalıdır zira bir büyük deprem kapıda.
    Afet öncesinde bugünlere büyük görev düşüyor. Sağlamlaştırma, sağlıklılaştırma için çok az şey yapıldı ve çok zaman kaybedildi. Ölmek halinin ideolojisi olmaz bunu bir tartışma halinden çıkarıp derhal sağlıklı güvenli yapılaşmaya geçilmelidir.

  5. Osman Çoban

    Haiti geri kalmış bir üke. İç savaş ve sömürgecilik zaten tam altlara itmişti bu ülkeyi. Burada afetlere karşı planlama falan beklenemez.
    Türkiye bundan biraz hallice sadece. Sözümona planlama var. Ama 17 Ağustos’ta gördük. Çok yetersiz.

  6. Sennur Ulugönül

    Yıkıldıktan sonra toparlanmak hem külfetli hem de çok acı verici bir süreç.
    Ülkemiz pazar kaybı ve ekonomik kopuşlar yaşayacaktır. Halkımızın sırtına büyük geri ödenecek borçların yükü binecektir.
    Yıkıldıktan sonraki enkazın kaldırılması kayıpların tesbiti, geride kalanların güvenliği ve yaşama tekrar adaptasyonu çok sancılı süreçlerdir.
    Kriz yönetimine (afet sonrası müdahale ve iyileştirme süreçleri) en az işi bırakmaya çalışmak Modern ve Bütüncül Afet yönetiminin prensiplerindendir. Afet olmadan önce Hazırlık ve Zarar Azaltma çalışmalarının hızlı ve ciddi adımlar atılarak yapılması gerekir ki tablonun vehameti artmasın.
    ISMEP projesi kapsamında Yasaların iyileştirilmesi ve yapıların (kamu yapıları-okul,hastane poliklinik vb.) güçlendirilmesi gerekiyorsa yıkılıp tekrar yapılması çalışmaları başlamıştır ve sürmektedir. İstanbullular da akıl fikir vermekten çok üstlerine düşeni kendileri ve sevdikleri için yapmalılar artık. Bilim insanlarının söylediklerinin dikkate alınması için siyasilerin verdikleri sözleri yerine getirmesi için veya seçimler öncesi parti planlarına bu konuları ciddi biçimde eklemesi için İstanbulda yaşayan insanlar kendileri ve sevdikleri için artık ellerini taşın altına koymalılar. Sonra geç olmasın. Şimdi başlayın.
    “Yapmaya karar verdinizse, hiç gecikmiş sayılmazsınız” diye bir atasözü varmış İngilizlerin bir dost yazmış ben de sizlerle paylaşayım…
    Bilinçli kentliler olmak için mimar şehir plancısı vb. olmak gerekmez. Duyarlı bencil olmayan ve kamu yararı gözeten bir gözle etrafa bakıp bir kişinin bile çok şeyleri başarabileceğine inanmak gerekir.
    İyi pazarlar, Saygılar.
    Sennur Ulugönül
    Şehir Plancısı, İTÜ
    Afet Yönetim Uzmanı, İTÜ
    ISMEP projesi Güvenli Yaşam ve Afet Zararlarını Azaltmaya Yönelik Şehir Planlama ve Yapılaşmanın Önemi eğitimleri Eğitmeni. (www.guvenliyasam.org)

  7. Hayati Binler

    Akıllı insan aynı delikten bir kez sokulur. Akıllı insan geçmişinden ibret alır, gereğini yapar. Hürriyet şairimiz Mehmet Akif Ersoy bu hususta;

    “Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
    Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
    Tarihi tekerrür, diye tarif ediyorlar;
    Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”
    diyor.

    Bu meşhur mısralarda bütün sır gizli.

  8. nurettin çamlı

    deprem gerçeğini hafife alan ve ülkesinde bu konuda yapılı çevreyi dayanımlı kuramayan basit zihniyetteki bütün yönetimlerin bu tür bir felaketle karşılaşması kaçınılmaz. halkın düşük gelir seviyesi ve kendilerine ucuz barınaklar kurmaları işi tetikliyor. devletin koruma ve denetleme görevi yok gibi. bu manzara 17 ağustos 1999 dan önce bizde de böyleydi.
    şimdi değişti mi?
    -eh biraz…
    yeterli mi?
    -değil…

  9. Hakan Dolgen

    Konuyu gundemde tuttugu ya da belki de getirdigi icin mimdapa tesekkurler.
    Butun dunyanin bir seferberlik icinde izledigi Haiti depremiyle ilgili medyanin en ciddi bolumunun bile ve odalarin alakasiz olmasi oldukca sasirtici. (Genel ilgisizligimizi dusundugumuzde aslinda belki de sasirmamaliyim).
    Yaklasik 50.000 kisinin oldugu bir depremde, deprem sonrasi yasanan zorluklar, kaos, nasil bir afet yonetimi politikasi izlenmesi gerektigi, BM’nin en onemli afetlerde bile acil mudehalede ne kadar gec kaldiginin irdelenmesi ve daha bircok acidan oldukca onemli.
    Bu buyuklukte bir depremle ilgili olmak, Haiti’ye destek vermek icin herseyi yapabilmeliyiz. Dunyanin en fakir ulkelerinden biri Haiti ve yardim edin diye attiklari cigliklara cok az cevap buldular.
    Olenlerin illa ki bizim ulkemizde olmasi gerekmiyor.

  10. sevim bener

    Bize neyi hatırlattığı o kadar belli ki… Umarım sadece vatandaşlar değil şu yetkili diye adlandırdığımız yönetici alemi de bu acı haberlere bu gözle bakabilir. Bu şehirler savunmasız. Bugün deprem olsa binlerce kişi aramızdan ayrılır. Şimdi bu gerçek nasıl kavranmaz?
    Nasıl yıllar yılı önelmler alınmaz?

  11. süleyman budak

    allah yardımcıları olsun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir