Arch Daily’de Gezi Parkı: Türkiye’de İfade Özgürlüğü Mücadelesi Simgesi

5 Dakika Okuma Süresi

Gezi Parkı: Türkiye’de  İfade Özgürlüğü için  Mücadelenin  Simgesi



İstanbul’un son kamu parklarından Taksim Gezi’nin ortadan kaldırılması girişimine karşı koyan ve barışçıl gösteri yapan çevrecilere Salı günü polisin yaptığı çok sert müdahale sonucunda tepki veren toplumsal kesimler ülke çapında bir direnişe başladı. Hızla otoriterleşen Türk Hükümetin bu uygulamaları protesto edildi.
Şu anda ülke genelinde binlerce insan Gezi Parkı için, onu korumak ve hakları için ayağa kalkıyor.

Protestocuların taşıdıkları sloganlar

İstanbul’un en önemli meydanlarından biri olan Taksim Meydanı bitişiğindeki Gezi Parkı , şehre ve sakinlerine New York’un Central Park havasında bir ortam sunmuştur. Bu park New Yorklular için Central Park ve Londralılar için Hyde Park gibidir .
Zaten çok az kamusal alanı olan bir şehir için, alışveriş merkezi haline dönüştürülmek istenen parkın, Türk hükümetinin planlarını açıklamasından beri öfke ile karşılanması hiç de şaşırtıcı değildir. Bu planlara karşı çıkma girişimleri önce aktivist gruplar tarafından küçük bir girişim olarak başladı .
Taksim Dayanışması parkın ağaçlarını kurtarmak önce şehir çapında ve sonra ülke çapında protestolara girişti. Ne yazık ki Türk polisi protestocular caydırmak için göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı. . Gezi Parkı ve Taksim Meydanı İstanbul’dayken, Ankara, İzmir ve ülkenin diğer bölümlerinde vatandaşlar bu baskıya tepki gösterdiler ve vatandaş ile polis arasında adeta bir savaş haline dönüşen çatışmalar yaşandı. Bildirilenlere göre 1700 kadar tutuklu ve yüzlerce yaralı vardır .

Daha işin başında ağaçları korumak isteyenlere uygulanan polis şiddeti

Gezi Parkı dönüşümü Türk hükümeti tarafından şehrin sakinlerinin ihtiyaçlarını ve görüşlerini dikkate almadan gerçekleştirilmek istenen bir kamu projesi. Ne yazık ki dikkat edilirse bu yöntemle gerçekleştirilmek istenen tek kamu projesi değildir. İstanbullular çevrelerinde süren alışveriş merkezlerinin inşaatı ile soylulaştırma süreçleri genelinde yeni bir köprü gibi bir çok benzeri inşaattan bunalmış durumda.

Cumartesi günü yürüyerek Boğaz Köprüsünden geçen binlerce vatandaş

İstanbul yaşayanları kamusal alanların kullanımı ve demokratik hakların tehlikeye uğraması ile toplumun ifade özgürlüğü ve şehrin herhangi bir yerinde yasal olarak bir araya gelenlere yapılan acımazsız müdahalenin özgürlüklere tecavüz olduğunu iddia ediyorlar.
Bir televizyonda kanalında Pazar günü yayınlanan röportajda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaşananları protesto eden binlerce Türk vatandaşını “bir kaç yağmacı” dünyaya açıkça yapmak ” ve “çapulcu” olarak adlandırdı. Aynı zamanda Twitter gibi adlandırılan sosyal medya sitelerinde “aşırı yalan ” yaymakla suçladı, protestolarda yer alanları kendi hükümeti tarafından göz ardı etti.

Protestolara yapılan gazlı müdahale

Bu gün yaşanan tarih, doğayı ve kamusal alanı savunmanın toplumun kendi ifade özgürlüğü bağlantılı olduğunu bize göstermiştir. Bu kesinlikle, otoritenin topluma karşı silah kullanmasının belleğimizdeki son izi değildir. Ayrıca bu durum içgüdüsel tepkidir: İnsanlara kendi düşüncelerini duyması ve yayması için bu sokakları, meydanları ya da parklar gibi ortak alanları açın. İktidardakiler kamusal alan olan Gezi Parkı durumunda olduğu gibi toplumun ne istediği, ne söylediğiyle ilgilenmiyor. Bu alanlarda devletin destekçileri toplumsal kesimlerinin söylediklerini dinlemek yerine orayı bir savaş alanı haline dönüştürerek insan hakları ihlal edilmektedir.

Zuccotti Parki’nin Wall Street Hareketi

New York’ta Zuccotti Parki’nin, 2011’de Wall Street işgal hareketi, iktidarda olanların dikkatini çekmek için ve tutkulu bir şekilde Amerika’nın geleceği hakkında endişelerini ifade etmek için vatandaşlar tarafından kullanılan ve kamusal alanda yapılan eylem büyük bir örnektir.
Yine 2011 Mısır Devrimi Tahrir Meydanının işgali de eski cumhurbaşkanı Mübarek’in ülkeye geri alınması ve insanların kararlı bir eylem gerçekleştirmeleriyle dünyanın inanılmaz parçası haline gelmesiyle özdeştir. Dünyanın her yerinde, kamusal alan olan bu meydanı işgal edenlerin inançlarını anlamaya başladı.

2011 Mısır Devrimi sırasında Tahrir Meydanı

Bizim yayınımızda yorum olarak 2012 yılında AIA Panelinde söylendiği gibi: “Kamusal Alan Bugün Toplanma Özgürlüğünü” gösterir. Mülkiyeti kamuya ait olan bu meydanlar toplumun dilek ve önerilerinin ifade edildiği ve sorunların tedavi edildiği alanlardır. jane jacobs , bir kentin başarısı, kamusal alanların sağlıklı olmasına bağlar. İstanbul’un Gezi Parkı’nın kamusal tarafını, bu mekanların ortak kaderini kim belirleyecektir? Türk hükümeti bu şehrin geleceği için en iyi seçenek olduğuna inandığı yürütmek hakkına sahiptir ama şehri kontrol altına almak yerine bu yerin aktif olarak ihtiyaçlarına uygun bir kentsel peyzaj gelişimine katılmak için insanların katkı koymalarına, onların düşüncelerine saygı göstermekle bunu yapmalıdır.

Taksim Meydanı’nda geçen hafta protesto

Kaynak: Arch Daily
Çeviri: Mimdap

3 Yorum

  1. kübra tatar

    dünya varmış farkına, bizde anlamamak için korkunç bir inat. bu güzel insanların ülkesinde böyle yönetici olur mu?

  2. necmi yazgan

    Cumartesi günü akşamı dev bir kalabalık Gezi Parkı’nda toplandı yine. Tayyip bey gıcık eden ısrarı hem kendi hem de yardımcılarının ağzından servis ettikçe bu kalabalık bitmeyecek.
    Hükümet sözcüsü uzun uzun anlatımlarda bulunduğu basın toplantısında resmen kalkınan Türkiye’nin karşısına bazı güçlerin, dış mihrakların ve CHP nin ayarlamalarıyla masum insanları gösteriye sürülmesi gibi… komplo teorilerine dayalı sıkıcı bir hikaye anlattı.
    Velhasıl hiç birşey anlamamışlar da analamaları da bu kafa yapısıyla mümkün değil.

  3. ferhangöcek

    Bütün dünya Geziyi takip ediyor. Bu hareketin Türkiye’nin demoktatik devrim hareketi olduğunu herkes biliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir