Fenerbahçe Stadı – 2

6 Dakika Okuma Süresi

Arif Atılgan

Fenerbahçe Stadının geçmişinden, kulüpte genellikle iktidarlara ters olmayan yönetimlerin oluştuğu anlaşılmaktadır. Ancak popüler bir spor olan futbolun genelinde de böyle bir görüntü olduğu rahatlıkla saptanabilir.

2000 li yıllarda Fenerbahçe, iktidara yük olmadan stadını yeniden inşa edebilmiştir.
Bu yazıda 1949-1965 yılları arasındaki eski Fenerbahçe Stadını anlatmak istiyorum.

Öncelikle söylemem gerekir ki 1960 hatta 1970 li yıllarda bile stadın çevresi oldukça tenha idi. Tramvayların çalıştığı ön taraftaki Recep Peker Caddesinin etrafı sayfiye yeri görüntüsünde idi. Arka taraftaki Taşköprü Caddesinin karşı tarafındaki arazide içersinde bostan kuyusu olan bir bahçıvan bahçesi bulunmakta idi.
Stadın içersinde bulunduğu arazinin tamamının çevresi üzeri tel örgülü 4-5 mt yüksekliğinde taş duvar ile çevriliydi. Duvarla çevrili arazinin içersindeki stada, Recep Peker Caddesi tarafındaki şimdiki numaralı tribün girişinin olduğu yerde bulunan kapıdan girilmekte idi. Bu kapıda bulunan gişelerden bilet alınarak önce araziye girilir, daha sonra hangi tribünün bileti alınmışsa o tribüne bilet gösterilerek girilirdi. Sahadaki kalelerin biri Recep Peker Caddesinin bulunduğu deniz tarafında, diğeri ise Taşköprü Caddesinin bulunduğu demiryolu tarafında idi. Ahşap olan kapalı tribün Kurbağalıdere tarafında, büyük açık tribün kapalının karşısında okul tarafında, küçük açık tribün demiryolu tarafındaki kalenin arkasında bulunurdu. Stada girilen taraftaki kale arkasında tribün bulunmaz oraya duhuliye denilirdi. Anlaşıldığı gibi statla araziyi çevreleyen duvar arasında boş alanlar bulunurdu. Açık tribünün okulla arasında kalan alan oldukça büyük olduğu için orada bizler mahalle maçları yapardık.


Statta, Fenerbahçe Salı ve Perşembe günleri antrenman yapardı. Burada resmi maç oynamaz, özel maçlarını, özellikle sezon öncesi hazırlık maçlarını oynardı. Fenerbahçe Stadında daha çok amatör küme, genç takım ve okul maçları oynanırdı. Bir de 23 Nisan, 19 Mayıs törenleri yapılırdı. Kapalı tribünün altında soyunma odaları, orta üst tarafında 1mt lik ahşap bir korkulukla ayrılmış şeref tribünü yer alırdı. Şeref tribününün üst bölümünde camekân arkasında tüm kupalar vs nin de sergilendiği kulüp mekânı bulunurdu. Gündüzleri stadın kapısı açık olduğundan herkes rahatlıkla içeri girebilirdi.
Stada arabalar ön kapıdan girerler ve kapalı tribünün civarında park ederlerdi. Futbolcuların hepsi arabalı değildi. Sadece Lefter Küçükandonyadis Büyük Adada yaşadığı için Kurbağalıdereye kadar teknesi ile gelir, teknesini Kurbağalıdere köprüsünün civarına bağlar ve oradan stada yürüyerek gelirdi. Saha çayırdı. Üzerinde oynadıkça daha çok oynanan orta kısımları kelleşir, kenarlar yine çayır olarak kalırdı. Bu arada, genellikle tırmandığımız dış duvarın üzerindeki tel örgülerin arasından geçip aşağıya atlayarak maçlara girdiğimizi itiraf etmek isterim.

Kulüp mekânının olduğu camekânın arkasında 1960 yılının şampiyonluk kupası ve o kadronun resmi dikkat çekerdi. Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, semtimizden büyüğümüz Nedim (Günar) Ağbinin de o fotoğrafta olması bizleri gururlandırırdı. Belki 1 bekçi ile korunan tesislere hırsız bile girmezdi.

Buradaki hoş bir anımı anlatmak isterim. 1960 lı yılların başlarında, sezon başında Fenerbahçe’nin bir hazırlık maçı idi. Stat tıklım tıklım dolmuştu. Ben bir arkadaşımla birlikte büyük açık tribünün en altında tel örgülerin dibinde ayakta bir yer bulabilmiştim. Takımlar sahaya çıktığında Fenerbahçe takımında, o yılarda genç takımda oynadığını bildiğimiz, semtimiz Yeldeğirmeninden Ünsal Ağbi de sahaya çıkmıştı. Biz heyecanlanmış gururlanmıştık. Arkadaşım aniden sahaya doğru ‘Ünsal Ağbi’ diye bağırmaya başladı. Oldukça gür sesli olduğu için 30-40 mt ilerimizdeki Ünsal Ağbi’nin duymamasına olanak yoktu. O, saha içersinden bizim tarafa baktı ve saha kenarına kadar koşarak geldi. Aramızda sadece atletizm pisti kalmıştı. Ben merakla arkadaşımın ne diyeceğini bekliyordum. Arkadaşım, ‘ne haber’ dedi. Ünsal Ağbi de taç çizgisi üzerinde, ellerini iki yana açarak ‘iyilik’ dedi ve tekrara sahaya ısınmaya koştu. O gün çok utanmıştım. Ama aradan yıllar geçip geçmişe daha anlamlı bakmayı öğrendiğimde arkadaşımı da, Ünsal Ağbiyi de, olayı da daha iyi anlıyordum. Bu olay, o yılların muhitlerinde yaşayan insanların gösterdiği tipik bir ‘muhit insanı’ davranışı idi. Arkadaşım O’nun bize ait olduğundan gururlanmış ve bunu bütün tribüne göstermek istemişti. Ünsal Ağbi de bu olayda herhangi bir anormallik hissetmemiş, sanki Yeldeğirmenindeymiş gibi davranmış, adeta arkadaşıma yardımcı olmuştu. O yılların muhitleri böyle idi.
Eski Fenerbahçe Stadı Kadıköylülere önemli anılar bırakmıştır.

Fenerbahçe Stadı – 1   

3 December 2012

Arif Atılgan

1800 lü yılların sonlarında Silahtarağa Sahası, 1900 lü yılların başlarında Papazın Çayırı, 1909-1915 yılları arasında Union Clup Sahası, 1915-1929 yılları arasında İttihat Spor Sahası, 1929 da Fenerbahçe Stadı ve 2006 da Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı adlarını almış olan tesisin tarihi geçmişi 1908 yılından başlamaktadır…

https://mimdap.org/?p=103564

9 Yorum

  1. sevda artun

    Fenerbahçe stadının bir tarihsel süreci varmış gerçekten. Ben stadı beğeniyorum. İçi özellikle futbol için seyir için çok iyi.

  2. burhan

    Dünyanin hiçbir yerinde bu kadar yoğun iskan alaninda böyle bir stadyum olamaz. Bu geri kalmişligin simgesidir. Maç olduğu günlerde trafik kilitleniyor. Evlerimize gidemiyoruz. Bizim suçumuz ne? Moda da oturmak mi? Stadin sehir dışında trafigin ve ulaşimin da düzenlenmesi ile tasinmasi şart tır. Maç oldugu günler trafik degil şehir felç oluyor.

  3. burhan öz

    Yeni stada gelinceye kadar üç yapılaşmanın olduğunu görüyorum. 100 sene içinde üçüncüsü ve ortalama aynı yerde otuz senede bir stad yapılmış. Hep daha büyüğüne ihtiyaç olmuş. Artık bugünkünden daha büyüğünün aynı yere yapılması düşünülemez. Ya da herhalde düşünmüyorlardır.
    Fenerbahçe stadının bugünkü kullanımıyla Kadıköy trafiğini ne hale getirdiği bellidir. Camia büyük olunca gönüller geniş oluyor doğal olarak.

  4. ferhangöcek

    Şimdiki stad Türkiye’de kent içinde spor mağbedi olarak yapılan bir ilk. Sonra diğer stadlar bunu örnek aldılar.

  5. mustafa ak

    Fenerbahçe klübü iktidara ters düşerse ne olur? Geçtiğimiz hafta başbakanın isminin yazılı pankartta olduğu gibi sert protestolar olur. Bunu göze alan iktidarlar da zamanı gelince sonucunu görürler.

  6. Hasan Kıvırcık

    Öncelikle Arif beyi Fenerbahçe stadı ile ilgili geçmişe dair ne var ne yoksa ortaya koymuş olmasını (ve üstelik ikinci bölümle bunu tamamlayacak bulunmasını) kutluyorum.
    Söz konusu stadın son hali daha şunun şurasında 12 senelik falan bir maziye sahiptir. Ve parça parça yapılmıştır. Önce Kadıköy tarafında döner kavşağa bakan kale arkası bölüm ve ekinde bahçesindeki Migros sonra ana yol tarafı sonra lise tarafı ve en son şeref türibünleri kısmı yanlış hatırlamıyorsam.
    Hasbelkader 1998 ler falandı galiba ve Kadıköy M.O da bulunduğum bir süreçteydi ve bu stadın projesi gelmeye başlamıştı. Projeyi getirenlerin eski stadın sınırlarını aşmadan yaptıklarına ya da yapacaklarına dair bir iddiaları vardı. Bu doğru değildi tabi, zaten bunu beklemek de saflık olurdu.
    Ben de daha kalıcı olarak oluşan düşünce ve ya kanı, Fenerbahçe gibi bir camia öyle imar, belediye yasası, çevre, ulaşım,… gibi kriterlerle sorgulanamayacağı, ilgili mercilerin “Fenerbahçe” nin işi olduğu zaman, camiayı karşılarına alamayacakları gerçeğinin öğrenilmesiydi. Söz konusu “Fenerbahçe” ise gerisi teferruattı bir nevi.
    Tekrar Arif beyi bu araştırması ve konuyu gündeme getirip tartıştırmasından dolayı kutluyorum.

  7. Ahmet Akçan

    Bu stadın eskiden bulunduğu büyük boşluk ile bugün sadece yanındaki döner kavşağın yeşil çimleri dışında hiç bir doğa parçasının görünmediği bir duruma dönüşmesi bana ilginç geliyor.
    Şimdiki stad yapılmadan önce yine de bir ölçek vardı. Artık Kızıltoprak’a giden yolun üzerine konsol yapmış, yandaki lisenin bahçesine geçmiş yerine sığamayan devasa bir yapıdan bahsediyoruz. Spor camiası için iyi gelebilir ama bulunduğu konuma pek de yakışmamış bence. Gözümüz alışabilir elbette ve bundan daha dev yapılar Kadıköy’e sıkıştırılırsa bugünleri bile arayabiliriz. Bu da ayrı birşey tabii.

  8. Lale Sim

    Fenerbahçe bu alanı nasıl bugünkü stadı haline getirmiştir gerçekten ilginç bir süreç. Bu ülkede bir kamuoyuna sahipsen demek ki önünde kimse duramıyor.

  9. ethem çalışkan

    Nereden nereye. Fenerbahçe stadı gibi şehrin içindeki stadlar Avrupa’da da var. Tek olumsuzluk trafik. Bir de bazı maçlarda çıkan olaylar yüzünden semtin rahatsız olması.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir