David Chipperfield Architects’ten
Hepworth Wakefield Müzesi
Hazırlayan: Mimar Heval Zeliha Yüksel
Görünce insanda merak uyandıran bir yapı Hepworth Wakefield Müzesi. Birbirine geçmiş farklı formların nehrin üzerine yansıması görülmeye değer. Sadelik ile farklılığı yakalayan yapının hikayesini sizlerle paylaşıyoruz…
Müze; Hepworth Wakefield adını, 1903’te Wakefield’de doğmuş olan Barbara Hepworth’tan alıyor ve Wakefield City Centre’ın güneyinde, Calder nehrinin kıyısında tarihi rıhtımda bulunuyor. Burası, bir zamanlar şehrin kumaş ve tahıl endüstrilerine ev sahipliği yapan, tuğla ve taştan yapılmış bir dizi önemli endüstriyel dizi içeren Wakefield Rıhtım Koruma bölgesi olarak ünlenen bölge. Yeni bina, Calder’in tarihi merkeze en yakın olduğu yerde, Calder nehrinin dik yamacında konumlandırılmış.
Wakefield’e güneyden ana yol bağlantısı, orta çağlarda nehir üzerinde ücretli bir köprünün inşa edilmesi ile sağlanmış.

Ondördüncü yüzyılda St Mary the Virgin Chantry kilisesi, taştan yapılan köprüye komşu olarak inşa edilmiş. Ondokuzuncu yüzyılın başlarında kilise, George Gilbert Scott tarafından restore edildiğinde, taş köprü hala kullanılıyormuş. Yirminci yüzyılda ikinci bir köprü yapılmış. Bu arazi, yeni müze yeri için seçildiğinde, manzara; yirminci yüzyıl köprüsünün baskın formu ile bazıları harap, bazıları 1980’lerde anlamsız onarımlar geçirmiş olan ve bazıları da aşırı büyüklükte reklam panoları taşıyan bir dizi, birbiri ile tutarsız binadan oluşmaktaymış.

Yamacın ucunda yeni binanın yeri ne nehir, ne de yol tarafından tanımlanmaksızın, her yana açılmakta. Bu özel koşullar, baskın bir cephesi olmayan bir bina formunu kendiliğinden yaratmış gibi.
Birbirine geçen, farklı ve düzensiz form, galerinin dahili program ve organizasyonunu oluşturup; her bir hacim, her biri büyüklük ve şekil açısından benzersiz olan tek bir alanı temsil ediyor. Farklı formların oluşturduğu monolitik görünüm ve kompozisyon ise yerli pigmentli beton kullanımı ile sağlanmış.

Program, zemin kat ve tamamen sergi alanı olarak kullanılan birinci kat arasında yatay olarak bölünmüş; zemin katta resepsiyon, mağaza, kafeterya, oditoryum ve öğrenim stüdyoları ile arşiv, depo ve bir yükleme koridoru bulunmakta. Kafeteryada ana resepsiyon alanı yakınında geniş bir teras bölgesi ile tüm halka binadan dışarıya bakış olanağı sağlıyor. Binanın merkezinde üst kattaki galerilere giden bir merdiven bulunuyor. Doğal yollar ile yukarıdan ışık alan bu merdiven, gözü ve ziyaretçiyi yukarıya doğru çekiyor. Üst kattaki mahaller; Barbara Hepworth ve başkaları tarafından yapılmış büyük ölçekli heykel ve alçılardan Wakefield şehrinin İngiliz sanat koleksiyonu ile kağıt üzerinde yüksek düzeyde ışığa duyarlı eserlere kadar değişen galerinin kalıcı koleksiyonlarına ev sahipliği yapıyor. Geri kalan odalar, değişen geçici sergi programlarını ağırlamaktalar. Galerilerin tümü, sanat eserlerinin gelecekteki yeniden yorumlama ve gösterimlerine izin verecek şekilde aynı nötr dili kullanmakta. Açık koridorlar, galeri alanlarını akıcı ve değişken bir sıralama ile birbirine bağlamakta ve diğer sanat eserleri ve dış dünyaya baştan çıkartıcı göz atımlarına yol açmaktalar.

Ayrı blokların içinden, dış morfolojinin farklılığı, dış çatılara paralel eğimli tavanlar ve birbirine paralel olmayan tavanların birleştiği odalarda açıkça görülebiliyor. Duvarlar, farklı açılarda bir araya gelmekte ve büyüklük değişiklikleri ve tavan yükseklikleri, her odaya benzersiz bir atmosfer sağlamaktalar. Gün ışığı, galerilere, bloklardaki titizlikle yerleştirilmiş aralıklardan giriyor. Her galeride, gün ışığı kaynağı, her alanın en yüksek ucunda tüm tavan boyunca giden bir ışık aralığıdır. Her bloğun tavanının farklı açıları, ışığı mümkün olan en iyi şekilde alacak ve yayacak şekilde yapay ışıklandırma sistemini tamamlamak üzere hesaplanmışlar. Panjurlar, ışığın düzenlenebilmesine veya gerekiyorsa tamamen bloke edilmesine izin veriyorlar.

Bu ışık aralıklarına ek olarak, galerilerin bazılarında galeri etrafındaki dünyaya bir çerçeve oluşturan, manzaraya bakan pencereler bulunuyor. Görünce insanda merak uyandıran bir yapı Hepworth Wakefield Müzesi. Birbirine geçmiş farklı formların nehrin üzerine yansıması görülmeye değer…
Proje Künyesi:
Proje başlangıç yılı 2003
Tamamlanma yılı 2011
Alan 5.232 m2
Müşteri Wakefield Council
Mimar David Chipperfield Architects
Peyzaj mimarı Gross Max
Statik mühendisi Ramboll UK Ltd
Hizmet mühendisi Ramboll UK Ltd
Cephe danışmanı Ramboll UK Ltd
Proje yönetimi Turner & Townsend
Genel yüklenici Laing O’Rourke Northern Limited
Yerleştirme yüklenicisi Realm Projects
Sergi yüklenicisi Wood Mitchell, Museums Technik
Fotoğraflar Iwan Baan








1 Yorum
necmi yazgan
Kütle hareketleriyle kendini belli eden bir bina tasarımı. tam olarak müze yapısı olduğunu dıştan da hissettiriyor.