Ali’nin Koço’su

6 Dakika Okuma Süresi

Derleyen: Mimar Heval Zeliha Yüksel

Size mimdap sayfalarından sergi haberi duyurmaya alışkınımdır, konu sanat olduğu için çok da istekliyimdir. Hatta her defasında heyecan duyarım hazırlık yaparken. Ama böylesi bir sergiyi sizin için derlerken, çekilen fotoğrafları bir araya getirirken duygulandığımı itiraf etmeliyim.
Amacı beni derinden etkiledi; çünkü çok ulvi. Okuyunca hak vereceğinize eminim. Sergide emeği geçen herkese teşekkür ederken, 31 Ağustos’a kadar açık olacak sergiye sizleri davet ediyoruz… Heval Zeliha Yüksel

Ali Arif Ersen yıllardır yatıyor. Yıllardır fotoğraf makinesini eline almadı. Yarın alsa, objektifini nereye yönelteceğini sorduk:

Burcu Aksoy
Can Altay
Ani Çelik Arevyan
Arif Aşçı
Banu Cennetoğlu
Orhan Cem Çetin
Zekâi Demir
Cemal Emden
Hasan Deniz
Ahmet Elhan
Murat Germen
Ara Güler
Sıtkı Kösemen
Nevzat Sayın
Ahmet Sel
Serkan Taycan
Nazif Topçuoğlu
Özcan Yurdalan

aynı pozdan birer tane çektiler. Bu sergi çıktı. Hepsine teşekkür ederiz. Ali Arif Ersen – Serhan Ada

Onsekiz Fotoğrafçıdan Tek Bir Poz

Son sekiz yıldır locked in sendromuyla yatağa bağlı yaşayan fotoğrafçı Ali Arif Ersen dünyayla iletişimi gözleriyle kuruyor. Annesine, dostlarına, çevresindekilere sol gözünü kırparak “evet, peki” diyor. Sağ gözünün üzerinde bir gözlüğe iliştirilen lazer kalemini alfabe üzerinde gezdirerek kelimeler yapıyor, anlık isteklerini aktarıyor, zor sorular soruyor, eskilere dair anılarını paylaşıyor. Ersen, bir yandan müzik dinlemeye, kitap dinlemeye devam ediyor. Dünyada olup bitenle ilişkisini gevşetmiyor. Arada atıverdiği kısa kahkahalar bunun en güzel işareti.
Bu projede Ali’ye yarın objektifi eline alsa neyi çekerdi sorusu soruldu. Kendisi hiç tereddüt etmeden
“K-O-Ç-O” harflerini göz ucuyla yazdı. Üzerine uzun boylu yorum yapmadan… projeye katılacak sanatçı arkadaşlarını fotoğraf çekmeye değil, muhabbete, birlikte yiyip içip söyleşmeye davet eder gibi. Başka hiçbir kısıtlama, koşul yoktu. Projenin adı daha o anda kendiliğinden konuldu: “Ali’nin Koço’su”.

Ali’nin önerdiği pozu, davet ettiği Koço’yu çekmek üzere konuşulan, yazışılan tüm fotoğrafçılar pek az istisnayla bu işe gönüllü olarak katılmaya hemen “evet” dediler.

AHMET ELHAN

AHMET SEL

ANİ ÇELİK AREVYAN
ARA GÜLER

ARİF AŞÇI

BANU CENNETOĞLU
BURCU AKSOY

CAN ALTAY

CEMAL EMDEN

HASAN DENİZ
MURAT GERMEN
NAZİF TOPÇUOĞLU
NEVZAT SAYIN

ORHAN CEM ÇETİN

ÖZVAN YURDALAN
SERKAN TAYCAN
SITKI KÖSEMEN

ZEKAİ DEMİR

Serginin Küratör’ü Serhan Ada’dan:

ALİ’DEN ONLARA BİR, ONLARDAN ALİ’YE BİRER

Bu serginin de bir hikâyesi ve hatta bir de tarihi var. En başından adımlayarak yazılabilir. O halde, bu serginin yolu üzerindeki bazı kelimeleri, hem de ortaya geliş sıralarıyla biraz daha belirgin kılmak, belki merak edene parola işlevi görebilir. Kaldı ki kelimenin kendisi de düpedüz bir parola değil mi?
Davet, Ziyafet, Gözler, Beyin, Hayaller, Hasret, Eller…

Ali’ye, yıllarca aradan sonra kameranı yeniden bir şeye doğrultsan dediğimizde, önce “Haydarpaşa Garı’nın oradaki balon” cevabını verdi. Ama balonun yüksekliği artık bir yer olarak hayatımızdan çıkmaya hükümlü garı görmeye yetmiyordu. Gar, belki yeni haliyle ve hatta muhtemelen eski adını da koruyarak yeni türden bir mekân olarak yeniden “yapılır”. Lâkin Haydarpaşa Garı bu ikinci hayatında bir “yer” olmaktan çıkacak. Yer yapılamaz, yer “olur”. Ali’nin ikinci tercihi Koço oldu. Hiçbir ek açıklama yapmaksızın. Açık davete açık davetle geldi.

Ali’nin davetine tereddütsüz evet dediler. Hem de ellerinde birer fotoğrafla ziyafetine katıldılar. Ali’nin hiç düşünmeden yaptığı çağrı sonunda hepimiz için bir şölene döndü.

Tüm bunlar olurken, Ali’nin davetine hazırlıklar yapılırken, bilhassa kimi fotoğrafçı arkadaşlarla Koço’ya gittiğimizde tertulia hep aklımdaydı. İspanya’da yazan, yapan, düşünen yarenlerin sabahlara kadar yiyip içip söyleştikleri o acayip (gizli?) ayin.

O tablo, Tertulia tablosu hep gözlerimin önündeydi. Sonradan jose Gutierrez Solana’nın elinden çıktığını öğrendiğim o ziyafet/muhabbet tablosu. Sofranın etrafında oturanların her birinin gözlerinde ve oturuşlarında birer karakterin yaratıldığı o yemek tablosu: Pombo Kahvesi Tertuliası. Solana, Leonardo’nun Son Yemek’ini, en azından onun hayalini ne kadar aklında tutmuştu resmi yaparken? Goethe’nin Son Yemek hakkında yazdıklarını bir yerlerde okumuş olabilir miydi? Hepsi arkadaşı olan bu sanatçılar kısa cümleleriyle (greguerias) meşhur Ramon Gomez de la Serna’nın davetiyle biraraya geldiklerinde kendi portreleri hakkında kimbilir neler düşündüler… Yıllar sonra, İspanya’da İç Savaş ve İkinci Dünya Savaşı’nın karanlığında kahve kapandı ve tablo kayboldu. Solana’nın Tertulia’sı, İspanya, Franco’dan ve onun karanlığından kurtulduktan sonra müzede yeniden göründü. Hakkında yazılıp çizildi. Bana göre, ortadaki şişeye bakılırsa bu insanlar şarap filan değil düpedüz rom içiyordu. Sohbetin rengi koyu olmalıydı.

“Kışları, gül ağaçları güllerini düşünmeye koyulur.”

Ramon Gomez de la Serna

Bir mekandan, bu kadar çeşitli resim çıkması ne kadar hoş. Üstelik dostların gözünden… Vicdan gözleri ile tek mekandan, çok mekan çıkmış gibi… İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor.
Kürator Serhan Ada, Ali Ersen’in hayattan hiç kopmadığını anlattı.

Serhan Ada, sergi için çok güzel bir metin kaleme almış, giriş duvarından okunabilir…

7 Yorum

  1. Osman Çoban

    Sizin öneri ve bilgileriniz ışığında sergiyi gezdiğim için teşekkürler sayın Yüksel.

  2. gülten adalı

    Bu önemli ve güzel sergiyi sosyal sorumluluk duyarak dikkatlerimize getirdiği için sayın Heval Zeliha Yüksel ve mimdap’a teşekkürler.

  3. Cemal Kozlu

    anlamlı ve önemli bir sergi. gerçekleştirerek gündemimize taşıyanlara teşekkürler.

  4. Hasan Kıvırcık

    Fotoğrafçı Ali Arif Ersen için yapılmış tam bir sanatçı duyarlılığı ve vefa örneği gösterilebilecek dayanışmasıyla ortaya çıkmış “Ali’nin Koço’su” fotoğrafları, öncelikle anlam bakımından çok değerli. Bu ülkede böyle şeyler de olabiliyormuş dedirtecek cinsten açıkçası.
    Bu değerli dayanışma-sevgi çemberinden oluşan “Ali’nin gözünden” fotoğrafları sergiye dönüştüren Serhan Ada’nın çabası da övgüye değer.
    Bir de Heval Zeliha Yüksel’in sergiyi paylaşıma açması kutlanacak bir duyarlıklık…

  5. cem koloğlu

    Bu nefis sergiyi sanatçıların ismini atlamadan aktarmanız örnek bir davranış sayılmalıdır. Tebrikler.

  6. Nogay Özmen

    Zeliha, çok anlamlı , duygu dolu , hoş bir çalışma olmuş hayata geçiren, emek verenlere teşekkürler.
    Bize duyurduğun için sağol
    Nogay Özmen

  7. osman şahin

    Çok değerli bir çaba. Önce serginin yaratıcılarını sonra da bu sergi haberi ve tadını bizimle paylaşan Heval hanıma teşekkürler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir