Afetlere sakınımlı kent yaratamamakla malul bir toplum muyuz?

9 Dakika Okuma Süresi

Van depremi sürpriz mi?
Sadece depremlerden sonra “yara sarmaya” odaklanan devlet organları hazırlıksızdılar ve Kızılay’ın hem deprem açısından riskli hem de iklimi sert bölgesinde yeterli hazırlıklarının olmadığı anlaşıldı. Depremde en çok etkilenen Erciş ve köylerinde günlerce “devlet” beklenen yardım elini uzatamadı ve mağduriyet sürdü. Bu sırada ülkenin dört bir yanından vatandaşların yardım etme isteği ve çabası ile çeşitli belediye ve organizasyonlar eliyle yardım toplama inisiyatifleri kendiliğinden süratle bölgeye uzandı.

(Daha dün gece 5,6 ile Van bir kez daha sallandı ve bir otel ile onsekiz bina yerle bir, arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Artçısı bile yıkımlar yaratan bu depremi bir doğa olayı mı, bizim için şehirleşme ve yerleşim problemi mi, inşaat yapma beceriksizliği mi,… artık hangisi ise; her halde tartışılması lazımdır. Artık tamamen denetimsiz bir fiziksel çevrede yaşayıp yaşamadığımız sorgulamak zamanı gelmiş olmalı diye düşünerek ve bu sorgulamaya yol açmak umuduyla son günlerin ülkemiz güncel felaketini “gözlemimize” alıyoruz) Mimdap

Dünya ölçeğinde de “büyük” sayılan 7,2 lik Van depremi üç hafta kadar önce 23 Ekim Pazar günü saat 14 sıralarında duyulduğunda ortaya çıkabilecek negatif manzaranın ilk sinyalleri de alınmaya başlandı. Nitekim dakikalar ilerledikçe depremin çelişkili açıklanan büyüklüğü ‘netleşti’ ve ardından da bölgede yaşayanların fiziksel çevrelerinin gördüğü zarar ortaya çıkmaya başladı.

Depremden sonro futbol sahasına kurulan Kızılay çadırları

7,2 büyüklüğündeki Van depreminden sonra evleri yıkılanlar, barınma sorunu yaşayanlar için il saatler ve günler için aslında bir kriz yaşandı.

Sadece depremlerden sonra “yara sarmaya” odaklanan devlet organları hazırlıksızdılar ve Kızılay’ın hem deprem açısından riskli hem de iklimi sert bölgesinde yeterli hazırlıklarının olmadığı anlaşıldı. Depremde en çok etkilenen Erciş ve köylerinde günlerce “devlet” beklenen yardım elini uzatamadı ve mağduriyet sürdü. Bu sırada ülkenin dört bir yanından vatandaşların yardım etme isteği ve çabası ile çeşitli belediye ve organizasyonlar eliyle yardım toplama inisiyatifleri kendiliğinden süratle bölgeye uzandı.
Felaket anında yardımlaşma duygunun yerine “farklı” duygularla hareket edenler, bunları televizyon ekranlarından ve adına “sosyal medya” denilen yerlerden zikredenlerin ne yapıp neler söylediklerini buraya aktarmak istemiyoruz. Bir mimarlık portalının “gözlem” konusu olmaktan çok uzaklar çünkü. Bir felaket anında bile yardımlaşmayı şarta bağlayanlarla ilgili yorum yapmayı bu sayfalara aktarmak istemiyoruz.

DEPREMLERE DAİR BİLGİ VE DAVRANIŞ KAPASİTEMİZ…

Daha önce dünyada yaşanan İran, Çin, Haiti depremlerini ve yıkımlarını konu alıp, bu felaketlere dair haber ve görüntüleri ülkemizde korunma-sakınma bilinci oluşturmak adına gündemimize taşımıştık. Portalımızın kurulduğu yaklaşık on yıllık sürede “doğal afet” konusuna gösterdiğimiz hassasiyet sonuçta bu ülkenin fizik çevresinin afetlere dayanımlı olması, bu konuda toplumsal bilince katkı sunmak gayretli çabalar olarak değerlendirilmelidir.
Van depremi, depremler ülkesi olan yaşadığımız topraklarda halen (ve ne yazık ki daha bir süre boyunca da devam edecek gibi görünüyor…)özünde insana ve ancak yaşam yerlerinin sağlıklı inşa edilmesine dair devlet tarafından görevlerin yerine getirilmediğinin bir göstergesi gibi. Yine ülke insanımızın bunu sorgulamak ve vatandaşlık hakkı; ama aynı zamanda anayasal bir gereklilik olan “sağlıklı çevre” isteme, talep etme, mücadele verme yönünden zayıf ve istikrarsız bulunduğunun da göstergesi.


Bir yandan da depremlere karşı hazırlığı bir türlü “uyarı-eleştiri” sınırından öteye taşıyamayan, sorumluluk almak ve topluma bu meseleyi taşımakta hep bir adım geri kalan, hiçbir somut önerme-proje geliştiremeyen meslek örgütlerimizin, televizyonlarda her deprem sonrası uzman-yetkili sıfatıyla dizilip “fay muhabbeti” yaparak halkın algılama gücünü dumura uğratan ‘bilgi’ sahibi bilim adamlarının bütünlemesiz sınıfta kalmalarının açık bir göstergesi.

VAN DEPREMİ SÜRPRİZ Mİ?

Van depremi sürpriz sayılabilir mi? Van’da meydana gelen deprem hiç beklenmeyen bir olgu olarak mı karşımıza çıktı? Bu konuda Sakarya Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda özetle şöyle deniyor:
“ Van depreminin bir sürpriz olmadığının belirtildiği raporda ilginç bir ayrıntıya yer veriliyor: Depremin merkezinin hemen yanında aktif bir fay yer almıyor.

Raporda, Van Gölü çevresinde tarihsel olarak, büyüklüğü 7’nin üzerinde geniş çaplı hasara ve can kaybına yol açan depremler, 1903 yılında Malazgirt, 1930 Salmas ve 1976 Çaldıran depremleri olarak sıralanıyor. Bunun yanı sıra yine aynı bölgede büyüklüğü 5-6 olan, can ve mal kaybına yol açan çok sayıda deprem meydana geldiği belirtiliyor.

Rapora göre, Van depreminin episantrının (yüzey merkezinin) Van şehir merkezinin yaklaşık 30 km kuzey batısında yer alıyor.

Van Gölü havzasındaki geçmiş deprem etkinliği ve yerleşimlerin zemin özellikleri dikkate alındığında 23 Ekim 2011 Van depreminin oluşumu gerek yer gerekse büyüklük ve oluşturduğu yıkım açısından bir sürpriz olmamıştır denilen raporda depremin hangi fay üzerinde oluştuğunun kesin olmadığı belirtiliyor. Rapor, depremin ters faylanma sonucu meydana gelmiş olabileceğini belirterek depremin hangi fay üzerinde olduğunun tespiti için Van Gölü havzasının tektonik yapısının incelenmesi gerektiğini ifade ediyor.” (www.haber.sakarya .edu.tr)

VAN DEPREMİ ve DEĞİŞTİREMEDİĞİMİZ DEPREM GERÇEĞİMİZ

Adına Kuzey Anadolu Fayı denilen ve Anadolu’nun kuzeyinde Ağrı, Van bölgesinde çatallaşarak başlayan keskin hat Ankara’nın üstünden İstanbul’a Marmara denizi içine dalıyor. Yüzyıllardır sürekli deprem ürettiği tarihsel belgelerle ve aletli ölçümün yapıldığı zamanlar da ise kayıtlı olarak bilinen bu hat ve çevresi tam anlamıyla deprem bölgesi aslında.
Daha genel bir ifadeyle ülkemizin neredeyse tamamı çeşitli derecelerde deprem olma olasılığı bulunan bir coğrafyada bulunuyor ve yıllardır bu mesele konuşuluyor. Deprem üreten fayların geçtiği güzergahın bilinmesine rağmen yerleşime açılan kentsel alanlarda yerleşim ve yapı yapma şartlarının yeterince uygun bir şekilde belirlenmemiş olması, riskli bölgelerde ise yapı yapmanın bu riskleri aşacak ölçüde dayanıklı imal edilmesiyle ilgili yeterli kanun-yönetmelik ve ilkelerin bulunmadığını öncelikle belirtmeliyiz. Fakat bundan da önemlisi sağlıklı çevre ve yaşanabilir yapı inşaatı için etkili bir yapı denetiminin gerçekleşmediği en başta gelen sebepler olarak durmaktadır.

İSTANBUL’DA DEPREM OLSA…
Peki İstanbul’da bir deprem olsa çadırlar nereye kurulacak? İşte bu sorunun cevabı 17 Ağustos depreminden sonra aranmaya başladı. İstanbul Valiliği koordinasyonunda ‘İl Afet Kurulu’ kuruldu. Kurul yaptığı çalışmalarda İstanbul’daki deprem alanlarını belirledi.

1999 yılında başlayan toplantılara katılan İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe, o çalışmalarla ilgili Vatan gazetesine şu bilgileri verdi:

“Vali Erol Çakır’ın başkanlığında toplantılara başladık. 4-5 kez toplandık. Hem devlet kademesi, hem üniversite hocaları hem de sivil toplum kuruluşu örgütleri burada görev aldı. Depremden sonra İstanbul’da halkın toplanacağı ve kurulacak çadırların hangi alana yönlendireceğini tespit ettik. Özellikle park alanları, devlet arazileri seçilerek İstanbul’da 39 ilçede 480 nokta belirledik. Heyette yaklaşık 15 kişi vardı.”

Ancak Cemal Gökçe, aradan geçen süre içinde 480 deprem alanının hızla azaldığını söyledi: “Rakam yarı yarıya düştü. Oysa İstanbul’da en büyük sorun bu. Çünkü Van gibi geniş alanımız yok. Sokaklar yıkıldığında ulaşım da sağlanamayacak. Hatta bu alanlar ulaşımın nasıl sağlanacağından, hangi alana ne kadar çadır kuralacağına kadar tespit edilmişti. Ama şimdi bu alanlar yok edildi. Araziler zaman içinde dolmasın diye de devlet arazileri ve parklar seçilmişti. Ama 12 yılda sonuç ortada.”
İstanbul’daki deprem alanlarının akıbetine bakıldığında Gökçe’nin doğruluğu ortaya çıkıyor. 1999 yılında 480 olan alan sayısı, 2009 yılında kaymakamlıklar aracılığı ile yapılan yeni değerlendirmede 280’e düştüğü tespit edildi. 2010 yılında ise bu rakam 240’a kadar geriledi. Mesala Avcılar’da ayrılan 26 alanın sayısı 5’e indi. Bu sayının azalmasında, arazilerini değerlendirmek isteyen bazı vakıflarla kamu kuruluşlarının, arsalarını yatırımcılara satması etkili oldu.

HANGİ TOPLANMA ALANI İMARA AÇILDI

Üsküdar’da Devlet Malzeme Ofisi’nin arazisinde de 15 bin metrekarelik alana 270 çadır kurulacaktı. Ancak özelleştirme idaresi imar planını değiştirdi. Araziye üniversite yapılmasına karar verildi. İhalesi ise önümüzdeki günlerde yapılacak. 1999’da Kadıköy’de 27 farklı noktada 1.865.000 metrekarelik boş alanın çadır kapasitesi 29.730 olarak belirlendi. Ancak Bostancı’daki 180 çadır kapasiteli alanda şimdi rezidans yükseliyor.
Ortaköylüler’in toplanma alanı belirlenen Ermeni Vakfı’na ait arazi de rezidans oldu. 185 çadır için ayrılan yer ortadan kayboldu. Abide-i Hürriyet Parkı toplanma alanı olarak seçilen yerlerden biri. 35 bin metrekare alana 700 çadır kurulması planlanıyordu. Ancak Çağlayan Adliyesi yarısını kapladı.

ELDE VAR HÜZÜN

Neresinden bakarsanız bakın, yaşanan Van depremiyle gündeme gelen “deprem gerçeği” konuşmalarının arasına sızmayı başaran gerçeklikler iç karartıcı. Tedbir alınmamış, deprem riski görmezden gelinmiş ve her şey zamana bırakılmış. İstanbul’da beklenen büyük bir depremin bu güne değin gerçekleşmemiş olması ise şimdilik “şans” olarak nitelendirilebilir.

Herkese iyi “şans”lar mı dememiz yoksa alınması gereken tedbirleri bir an önce almak için herkesi sorumluluğa mı çağırmamız doğrudur?

İkincisini seçiyor, herkesi sorumluluğa çağırıyoruz.

Mimdap

12 Yorum

  1. Anonim

    Kentsel dönüşüm tüm dünyada o alanda oturanların örgütlenmesiyle ve toplu olarak haklarını savunmasıyla başlayan bir süreç, daha sonra dengeler kuruluyor ve uygulama oturanların, kamu yararının ve en nihayet uygulamayı yapan müteahitin çıkarına gerçekleşiyor. Başbakan savunduğu kesimin yararı için böyle konuşuyor. Sayılar gerçek hatta az bile olsa Başbakanın görevi öncelikle yukarıdaki güçler dengesini oluşturmaktır.

  2. necdet akıncı

    Başbakan, 8 Eylül 2012 cumartesi günü Çayırbaşı Sarıyer Tüneli açılışı konuşmasında istanbul depreminde 5 milyon kayıpdan bahsedildiğini söyledi.

  3. zekai kurşun

    Van depremi bence ucuz atlatılmıştır. Bu vurdumduymaz bu geçmişi unutup istediğini istediği zaman yapan anlayış olduktan sonra resmen de ucuz atlatılmıştır.
    Bir kere felaketten ders çıkarmak yok ki.

  4. Nuri Altın

    Artık bence bu işin çivisi çıktı. Herkesin istediğini istediği zaman söyleyebildiği bir konuya döndü deprem tehlikesi. Siyasiler yine oy peşinde. Onları eleştirenlerin ise doğru düzgün bir çözümü yok. Sadece “ranta kentleri açıyorsunuz” şeklinde bir itirazla bu sorun çözülmez. Nasıl doğrusu yapılacaksa sen de bir model koy o zaman ortaya.
    Mesela imar artışı olmasın mı diyorsun, ne güzel olmasın ama imar artışı olmadan ne şekilde problemin çözümünü istiyorsan programınla planınla ekonomisiyle çık ortaya toplumu aydınlat. Bunu bekliyoruz biz kuru laf kalabalığı değil.

  5. Orçun Kuzey

    Artık bence bu işin çivisi çıktı. Herkesin istediğini istediği zaman söyleyebildiği bir konuya döndü deprem tehlikesi. Siyasiler yine oy peşinde. Onları eleştirenlerin ise doğru düzgün bir çözümü yok. Sadece “ranta kentleri açıyorsunuz” şeklinde bir itirazla bu sorun çözülmez. Nasıl doğrusu yapılacaksa sen de bir model koy o zaman ortaya.
    Mesela imar artışı olmasın mı diyorsun, ne güzel olmasın ama imar artışı olmadan ne şekilde problemin çözümünü istiyorsan programınla planınla ekonomisiyle çık ortaya toplumu aydınlat. Bunu bekliyoruz biz kuru laf kalabalığı değil.

  6. Orçun Kuzey

    Afetlerden siyasi rant , para rantı ve kariyer rantı çıkarmaya tevessül eden grupların çatışmasından toplumsal anlaşma olmayacağı için biri Konya derken diğeri Hanya diyecektir. Vatandaş ise kime inanacağını her zaman olduğu gibi şaşıracak en etkili olanın etkisi altına girecektir.

  7. asuman çalışır

    Şu Van’da yaşananları gördükten sonra deprem gibi doğal afetlere karşı duyarsız olamanın, hala tedbir almak yerine başka boş meselelerle uğraşmanın bu ülkenin temel problemi olduğunu düşünüyorum. Acı ama bence durum malesef böyle.

  8. N.Boztaş

    van daki insanlar soğuk havada çadırlarda kalıyor. adapazarındaki prefabrik yapılar ihtiyaç kalmadığında elden çıkartılmasaydı şimdi vanda kullanılabilirdi. ihtiyaca göre çok hızlı prefabrik yapılar – 2 oda mutfak banyodan oluşan 50 m2- üretmeli ve bunları yurdun belli yerlerinde depolamalıyız. gerektiğinde kısa sürede 1 hafta da kurabilmeliyiz. 2011 de hala çadır barınma yeri olmamalı. insanlar doğal ihtiyaçlarını umumi yerlerden karşılamamalı. anayasal barınma hakkı korunmalı. sosyal devlet bunu gerektir.

  9. necmi yazgan

    On seneye yakın iktidarda olanlar şimdi sanki yeni bir şeyi keşfetmiş gibi kentleri düzelteceklerini söylüyorlar. Deprem vergilerini toplamaya başlayan ve ancak bir iki sene toplayabilen Ecevit hükümetine bütün ihale kaldı. 2001 krizi bahane edildi. Aynı vergileri bu hükümet nereye harcadı on senedir? Niye kentlerin güvenli hale gelmesi için doğru dürüst bir proje geliştirilmedi?
    Şimdi biz balık hafızlaılar olarak hiç bir şey hatırlamayacağımız için Van depreminde başbakan bize güya yeni birşey söylüyor. Biz de seviniyoruz.

  10. Emine

    Ben duyduklarıma ve de gördüklerime inanamıyorum. İnsanlar çadırlarda kara kışta yaşamaya çalışırken yara sarıcı devlet bile ortalıkta yok.

  11. Lalehan

    Yerle bir olan Bayram Oteli sahibi diyor ki: “4-5 tane mimar arkadaş geldi. Bütün kolonları incelediler. ‘Evinizde çatlama var ama burada hiçbir şey yok’ dediler. Binada giydirme vardı ancak bütün kolonlarımız çıplaktı. Hatta bizim otele bir müşteri geldi. Düzce depreminde kontrolör bir adam. Otelde kalacağı için kendisi inceledi. ‘Burada güvenle kalabilirsiniz, hiçbir sıkıntı yok’ dedi. Haram olsun hiçbir şey yoktu. Sadece bazı duvarlar kırılmıştı. Kirişler ile kolonlar arasında çatlaklar vardı ama öyle dağılma falan yoktu. Bütün demirleri kalın burgulu demirdi. O zaman babam Rusya’dan getirmiş demirleri. Biz de evlerimizde yatmıyorduk, otelde kalıyorduk. Bir şey olsa ben orada yatmam.”
    Şimdi ya bu adamın söyledikleri yalan ya da buraya bakıp hiç birşey diyen (mimar arkadaşlar) hiçbirşeyden anlamıyorlar.
    Açıklığa kavuşturabilecek olan var mı?

  12. CAN GENÇKAL

    Tespit doğru malulüz. Bir sıkıntı olduğu açık. Üzerinde bu kadar konuşup bir adım mesafe alamamak nasıl açıklanabilir?
    Van’da yıkılan otele “sağlam” diyen devlet dörevlileri kim? İki üç mimar arakadaş baktı sağlamdı diyen otel sahibini Mimarlar Odası araştırıyor mu?
    Sahi Mimarlar Odası ne yapıyo bu arada?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir