Helsinki, 19. yy başında, birkaç binlik nüfusuyla küçük sayılabilecek bir kentti. Hatta hemen Helsinki’nin dışında kalan, askeri mimarinin önemli eserlerinden biri sayılan Sveaborg-Suomenlinna Kalesi’nin bile Helsinki’nin 10 katı kadar yaşayanı vardı. Ancak zaman hızla değişti…
TARjA NURMI – A10 May-jun 2009

Yüzyıllar boyunca Finlandiya’nın asıl başkenti, Aura Nehri’nin ağzında, tabi Stockholm’ün yakının bulunan ve müthiş mimari değerlere sahip Turku kenti olmuştur. 1809’da Fin savaşında İsveç’i yenen Rusya, Finlandiya’yı da işgal ederek, St Petersburg’a yakın olan Helsinki kentini Büyük Finlandiya Düklüğü’nün başkenti ilan etmiştir. Ve alman mim ar Carl Ludwig Engel de, bu yeni başkenti inşa etme görevine verilmiştir. Kendisine verilen büyük onurla Engel kentte hükümet ve üniversite binaları, kara ve deniz kuvvetleri için kışlalar ile kilise ve evler tasarlamış ve kentin imajını, bağlılık ve stille tek başına yaratmıştır.
Kent, o dönemde ortaya çıkan düzgün siluetini korumuş, bugün dahi az sayıda kubbe ve özellikli yapıya sahip olmuştur. Birkaçı Helsinki Metropoliten Alanının batısında yer alan Espoo kentine yerleşmiş olan gökdelenler de Helsinki’de yer almış ancak tümü mütevazı bir yüksekliğin üzerine çıkmamış. Son dönemlerde sıkça kullanılan küreler ve diğer moda yapılardan da burada bulmak oldukça zordur. Yani komşu kentleri Espoo ve Vantaa ile birlikte Helsinki, genel kalite açısından oldukça düzenli bir bütün oluştururlar.

Finlandiya, daha önce en azından Helsinki’de sıradan daire ve evlerin fiyatlarının mantıksız rakamlara ulaşması üzerine, konut politikasını 1980’lerde terk ederek bu konuyu serbest piyasanın ellerine bırakmıştır. Bu durum da, başkenti çevreleyen büyük kentlerin çeperlerinde banliyölerin ortaya çıkması ve kentsel yayılmanın başlamasına neden oldu.
Zaman içinde Helsinki metrosunun batıya uzanıp iş merkezleri ve HUT kampusunu kentin geri kalanıyla birleştirmesiyle, “Amerikalıdan daha Amerikalı” olarak bilinen, aile başına iki, hatta üç otomobilin düştüğü Estoo kenti de değişmeye başladı. Helsinki kentinin olduköa farklı yüzleri de elbette vardır. Örneğin farklı yerlerde farklı mimari akımlar izlenebilir ancak biz burada, en yaşanılası kentler arasında 6. sırada bulunan Helsinki’de son yıllarda ortaya çıkan yapılardan söz edeceğiz.
Helsinki kent merkezi
Yeni mimari yapılardan en önemlisi, çevredeki cennet gibi adacıkların birinde bulunan küçücük, sanki üzerinden bakılabilecek gibi olan C46 adı verilen Umumi Tuvaletler (1) grubudur. Pekka ve Bitumi Manner, hem işlevsel hem de hoş gözüken, asil ve şık, paslı metalden bir yapı yaratmış.

Katajanokka bölgesinde yer alan vapur iskelesinin hemen yanındaki köprüden bir taş atımı uzaklıktaki NRT Architects tasarımı Svingi konut bloğu(2) da diğer önemli mimari yapıdır. Tepesinde yer alan peynir parçası gibi delikli çatısıyla, eski ve çağdaş mimari arasında kibar ama modern bir iletişim sağlamaktadır.

Helsinki’nin eski kent merkezinde yer alan Pazar alanı da Engel Üniversitesi Kütüphanesi’nin içi ve tüm üniversite kampusu gibi gizli incilere sahiptir. Porthania Binası(3) da restore edilerek restoran ve cafedeki mobilyalara kadar modern Fin havasına bürünmüştür. Hemen arkasında ve caddeden fark edilemeyecek bir konumda ise Anttinen Oiva Architects tarafından tasarlanan üniversite merkez kütüphanesine(4) bağlanan Alexandria Kütüphanesi yer almaktadır.


Unioninkatu Caddesi’nden devam edildiğinde, eski botanik bahçelerinin doğusunda ise yeni bir ofis binası(5) yer alır. Binanın giriş katının boş görüntüsü mimarların suçu değil; onlar bu kat için mağaza ve kafeler düşünmüşler ancak müşteri bu kullanımları tercih etmemiş. Ancak cam ve kireçtaşından yapılmış cephenin hemen ötesinde iyi yerleştirilmiş mekanlar ve müthiş detaylar yer alıyor.

Pitkäsilta adı verilen uzun köprünün hemen kuzeyinde, Hakaniemi’de, bir çirkin ördek yavrusu kuğuya dönüştürülmüştür. Onlarca yıl, 1970’lerin devlet dairesi binası(6) olarak kullanılan, ilk başta bile nasıl izin alınarak yapıldığı bilinmeyen boş, beton bir yapı olan bina, SARC Architects’in ofis yapıları konusundaki uzmanlığıyla beyaz bir kuğuya dönüştürüldü.

Buradan 6 numaralı tramvaya binerek hem Fin porseleni, hem de modern Fin tasarımlarını bulabileceğiniz Arap bölgesine geldiğinizde, UIAH Üniversitesi’nin Arabistan sanayi binalarının hemen yanında çeşitlilik yaratan yeni konut alanına(7) ulaşırsınız. Burada aynı zamanda birkaç yayınlanmış binaya ve yüksek kaliteli bir peyzaj tasarımına rastlayabilirsiniz. Arap Flooranaukio konut geliştiricisi, yakın zamanda, yine aynı yerde, avlu zemini mozaikle kaplı yeni bir konut bloğu(8) daha yapacak.


Arabistan bölgesinin hemen ardında, Toukola adı verilen, 1920’lerden sonra inşa edilen eski işçi mahallesinde, Konkret Architects Ltd. tarafından yapılan küçük ve saygın modern stüdyo dairelerin(9) yer aldığı bir alan bulunuyor. Bu daireler, tıpkı çevrelerindeki küçük, etkileyici yapılar gibi ahşaptan yapılmış.

Buradan aynı zamanda üniveristenin araştırma tarlası olan Viikki bölgesine geçildiğinde, jKMM tarafından tasarlanmış olan, bölgenin mimari olarak “tacı” konumundaki Viikki Kilisesi(10) görülür. Bu, Helsinki’nin en iyi binasıdır ve içi de görülemeye değerdir. Bölgede aynı zamanda ARKHouse Architects tarafından yapılmış olan 1990’ların Korona üniversitesi kütüphanesi ve Lahdelma-Mahlamäki tasarımı EVIRA binası da görülmeye değer yapılar arasındadır.

Viikki’den kent merkezine geri dönerek, Helsinki’nin batı yakasına hizmet veren otobüs ve metronun bulunduğu, yeni alışveriş ve iş alanlarının da yer aldığı yeni merkeze(11) Kamppi Center’a da göz atmak gerekir.

Kamppi’den otobüsle, Timo ve Tuomo Suomalainen kardeşlerin ünlü Temppelinaukio Kilisesi’nin yer aldığı Töölö’ye ulaşılabilir. Töölö merkezinin hemen yakınında, kent siluetine yeni eklenen, juha Leiviskä’nın Sandels okul ve kültür merkezi(12) bulunur. Bu binaya çok uzun olmayan bir mesafede, K2S Architects tarafından yeni eklenen ravağıyla(13) 1930’ların Olimpiyat Stadyumu da görülebilir.


Batıya doğru gidildiğinde, eskiden kömür sanayi ile öne çıkan Salmisaari bölgesinde yer alan, daha eskiden kalan koyu kırmızı tuğla evlerle uyum içindeki yeni ofis binaları(14) görülebilir.

Espoo’ya girmeden önce güneyde Lauttasaari’ye uğrandığında ise, NRT Architecture’ın hemen deniz kıyısında tasarladığı lüks konut bloklarının(15) inşaatına tanıklık edilebilir. Kriz inşaatı yavaşlatsa da halen görülmeye değer bir projedir.

Espoo
Espoo’a uğranacak ilk durak Tapiola’dır. Karayolunun sağ tarafında Nokia’nın cam yapısı ve asansör firması Kone’un binası yer alır. Bölgenin yakınında aynı zamanda Pekka Helin’in, özellikli yuvarlak bölümüyle ahşap Finnforest Modular Ofis Binası(16) bulunur. Binanın içi de tipik ofis yapılarından oldukça farklıdır.

Bölgede aynı zamanda, Aarno Ruusuvuori’nin eserlerinin de yer aldığı, Weegee House diye de bilinen bir müzeler grubu(17) bulunur.

Helsinki Teknoloji Üniversitesi Kampusu’nun hemen kuzeyinde, tamamen Espoo’ya özgü bir yapılaşma dikkat çeker: Helsinki’ye raylı sistemle bağlanmış, konut dokusuyla çevrelenmiş, iş, kültür ve ticaretin bir arada bulunduğu bir küme… Leppävaara Sello mağazasının(18) ödüllü iç mekanı, kullanıcıları tarafından çok beğenilen kütüphanesi, Sello oditoryumunun akustiği ise buranın özellikleri arasında yer alıyor.

Buradan 2006 Konut Fuarı’nın gerçekleştirildiği Kivenlahti’ye yerel bir trenle ulaşılabilmektedir. Kivenlahti’de Olavi Koponen’nin Kotilo Evi(19) ve hemen yakındaki Tuomarila’da ise yeni gündüz bakımevi(20) görülmeye değerdir.


Helsinki’ye dönüş yolunda, Konala denen banliyöde de yer alan Tali Architects ürünü engelli çocuklar binası(21) bulunmaktadır. Mimar aynı zamanda gündüz bakımevleri ve konut tasarımlarıyla da ünlüdür.

Kent merkezinden doğuya
Villa ve konsolosluk binalarıyla ünlü Kulosaari Adası’nda, Fin mimarların kendileri için nasıl tasarım yaptıklarının görülebileceği beton, üç ailelik evler(22) bulunur.

Daha doğuda, birkaç aşamada gelişmiş olan alışveriş alanı Itäkeskus’ta ise Lahdelma & Mahlamaki Architects tarafından tasarlanan, çok köşeli mütevazı bir kompleks olan görme engelliler merkezi(23) yer alır. Buradan birkaç metro istasyonu uzaklıkta bulunan Vuosaari’deki ahşap küçük ev birimleri(24) de görülmeye değer diğer yapılardır.


Vuosaari metro istasyonunun hemen güneyinde yer alan ve Paulig kahve firması’nın sahibi tarafından küçük kent(25) olması amacıyla geliştirilen bir bölge bulunur. Burada deniz ve taş, konutlarla sınırlandırılmıştır.

Kent merkezinin hemen yakınında, ARK House Architects tasarımı, ilginç görünüşlü Seafarers Center(26) bulunmaktadır. Ancak bu yeni liman, kamuya kapalı bir landır.

Daha da doğuda yer alan ve Helsinki ile bütünleşmiş olan Sipoo’da da iki etkileyici okul binası göze çarpmaktadır: Enter(27) ve Sakarinmaki(28).


Çeviri: Mimdap



3 Yorum
hasan
harika
BURCU
bu isim aklıma takıldı baktım… ve görmek istediğim ülkelerden biri haline geldi… çok hoş bir ülke ve iyi hazırlanmış bi sayfa. merak ediyorum bu yerde bu kadar güzelliklerde turist oranı dier ülkelere oranan ne??
uğur
Helsinki’nin bir şekilde mimarlıklar geçit yeri ve mimarlıklar müzesi olduğunu çok iyi veren bir dosya bu. Tanıtım, içerik dolu ve Helsinki mimarinin özgürleştiği kentsel mekan anlaşılan. Bu yaratım süreci acaba Helsinki’de nasıl işetiliyor ve sonuç böyle olabiliyor?