Ulaştırma ve Kalkınma Politikası Enstitüsü (ITDP) bu yıl, New York’ta, Mimarlık Merkezi’nde yeni ve heyecan verici bir sergi ile 25. yılını kutluyor. Hazırlıkları 1 yıl süren “Kentlerimiz ve Kendimiz” sergisi, dünyanın dört bir yanında 10 kent için olumlu, sürdürülebilir kentsel vizyonlar sunuyor. Yerel mimarlar ve politika yapıcılarla yakın ilişki içerisinde geliştirilen vizyonlar, belirgin biçimde otomobilin eksik olduğu oldukça başarılı öngörüler.

Buenos Aires
Serginin geçen haftaki açılışında gerçekleştirilen bir yuvarlak masa toplantısında konuşan mimarlık eleştirmeni Michael Sorkin, “Kentlerimiz, kendi formlarına hiçbir atıfta bulunulmadan geliştirilen ulaşım teknolojileriyle yakalamaca oyununa kısılıp kalmış durumda” diyor. Kentsel ulaşım dünya üzerindeki sera gazı emisyonunun çeyreğinden sorumlu iken, sorun belli ki sadece kentsel formlardan bir değil. Ayrıca işler giderek daha a kötüleşecek: Önümüzdeki 10 yıl içinde kentsel büyümenin %95’i yalnızca Asya ve Afrika’da gerçekleşecek, üstelik de gelişmiş dünyada felakete neden olduğu kanıtlanan otomobil merkezli gelişme modelini tekrarlayacağı belirlenen kentlerde… Yeni Kentleşme Meclisi üyelerinden Norman Garrick, şakayla karışık memleketi Kingston, jamaika’nın Miami gibi olmak için yanıp tutuştuğunu belirtiyor. Otomobil sahibi olmak bir gurur meselesi olduğu sürece karşı bir kültürel düşünce geliştirmek hiç de kolay değil…
“Kentlerimiz ve Kendimiz” bazı alternatif vizyonlar sağlamayı amaçlıyor. Ulaştırma ve Kalkınma Politikası Enstitüsü (ITDP) genel müdürü Walter Hook da “Çin ve Hindistan hızla motorize olurken, onlara ekolojik sorunları çözmek için tek yolun teknolojik çözümler olmadığını göstermek gerek” diyor. “Bu bizim o hayalleri hayal etme çabamız”. Hayal etme konusunda yapılan bu büyük alıştırma için, ITDP halihazırda yeniliklere açık gözüken 10 kent beliredi: Ahmedabad (Hindistan); Budapeşte; Buenos Aires; Daresselam (Tanzanya); Guangzhou (Çin); Cakarta (Endonezya); johannesburg (Güney Afrika); Mexico City; New York City ve Rio de janeiro. Bu kentlerin her birinin, belirgin bir kentsel kültürü, kendisini meydana getiren benzersiz bir tarihi ve sonuçta farklı bir dizi sorunu var. Ama her durumda ITDP ve yerel ortakları, arabalar için yapılmış eski kentsel tasarım modelinin yerine kentte yaşayanlar için daha dost canlısı ve büyüleyici bir çevre yaratmanın yollarını arıyor.

Cakarta
Alternatiflerin kimi gerçekten oldukça şahane, örneğin Budi Pradono Architects’in Cakarta’nın transit merkezi için hazırladığı harikalar diyarı “uzay-çağı-organikle-buluşuyor” gibi. Sergideki abartılmış renderlar gerçeklik hissini azaltsa da işaret ettiği konuların tamamı oldukça gerçek: otomobil sayısında patlama, geçilemeyen caddeler, yaya yollarının eksikliği. Sergilenen diğer projeler görece daha mütevazı. Ahmedabad için HCP Design and Project Management, tıkanmış, dar yolları yerine ayrılmış otobüs yolları ve bir kamusal meydan yerleştirerek sıkışık tarihi bölgeyi yeniden şekillendiriyor. Budapeşte’nin Tuna nehri kıyısı ile bağlantısını yeniden kurma çabasını, Varos-Teampannon and Kozlekedes mimarları eski tren sistemlerini yenileyip artık kullanılmayan sahil yolunu kaldırarak başarmayı hedefliyorlar.

Ahmedabad, Hindistan
Projelerin ölçekleri arasındaki farklar bu alıştırmanın samimiyetinin en büyük kanıtı olarak görülebilir. Ahmedabad ve johannesburg’da BRT (Hızlı Otobüs Sistemi) düzenlemesine yardım etme deneyiminden ITDP, tüm kentlerin değişime eşit toleransı ve kapasitesi olmadığını öğrenmiş. Kimi zaman küçük ulaşım müdahaleleri çok anlam taşıyabiliyor, sergide yer alan Hindistan için yeni bir “yük taşıma çekçek”i ile Endonezya’nın bisikletli taksisinin daha iyi düzenlenmiş hali olan “becak” gibi. Ama aynı zamanda Hook ve tanınmış plancı jan Gehl’in formüle ettiği “Sürdürülebilir Ulaşım için 10 Prensip” gibi büyük resimle de yüzleşilebiliyor. İyi yaya yapıları ve toplu taşıma yapmaya teşvik etmenin yanı sıra liste şehir plancılarını “gerçekçi olmak” ve “bu işe bir son vermek” konusunda uyarıyor.

Endonezya “becak”ı

Walter Hook “Sürdürülebilir Ulaşım için 10 Prensip”i anlatıyor
Bir bütün olarak “Kentlerimiz ve Kendimiz” ütopyacı bir hayal ile eylem planı arasında ikna edici bir denge kuruyor. Bakış açılarını değiştirmek, kentleri baskın bir otomobil kültüründen vazgeçirmek Amerika ya da Endonezya, neresi olursa olsun öncelikli görev olarak görülüyor. Gelecek yıl boyunca tüm bu 10 kenti dolaşacak olan sergi, biraz şansla yerel plancıları ve politika yapıcıları ikna edip değişimin katalizörü olabilir ya da en azından Miami ya da Detroit’ten daha iyi rol modelleri bulmaya teşvik edebilir…

Budapeşte

Daressalaam, Tanzanya

Guangzhou, Çin

johannesburg, Güney Afrika

Mexico City

New York

Rio de jainero
Yazı ve Görseller: Avinash Rajagopal, Metropolismag.com
Çeviri: Mimdap



3 Yorum
Hayati Binler
Önümüzde iki tercih var;
1- Günümüzde Vahşi kapitalizmin kumandasında gelişmeye devam eden ve insana saadet değil, eza ve cefa veren, insanı ezen şehirlerin de meydana gelmesinin ana sebebi olan; ukba yerine dünyayı, Hüda yerine hevayı, biz yerine ben’i çağrıştıran; Kur’an’la barışık olmayan Batı Medeniyeti telakkisi,
2- İnsana huzur, sekinet, sükunet ve saadet verdiren şehirlerin meydana gelmesinin ana sebebi olan; dünya yerine ukbayı, heva yerine Hüdayı, ben yerine biz’i çağrıştıran ve İslâm’ın Yüce Kitabı olan Kur’an Medeniyeti telakkisi,
Ne ekersek onu biçiyoruz. Sebepler dünyasında başka bir sonuç mümkün mü?
kemal altın
Kentler insan topluluklarının yaşam biçimi özetleri gibi aslında. Ortak yanları dışında birçok farklılıkları var. Bu farklar da o coğrafyaların kültüründen kaynaklanıyor.
ferhan ünal
çok değişik kentsel kullanımlar ve kamusal mekan organizasyonları. sahillerin kullanımına bayıldım. gerçekten kentlere dair ve açık alanlar için yapılacak çok şey var.