İttihatçı mantık Taksim’de

4 Dakika Okuma Süresi

Mehveş Evin

Taksim’i ‘yayalaştırma’ projesi ve Topçu Kışlası’nın yeniden inşasına yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor… Blogcu Cengiz Özdemir, ‘İttihatçı’ mantığın hiç değişmediğini anlatıyor

Taksim Meydanı düzenlemesinden sonra

Açık Radyo, Taksim projesini şahane bir şekilde ti’ye alıyor. Ömer Madra “Taksim’e Topçu Kışlası değil, çağın gereğine uygun bir askeri sembol lazım! Mesela füze rampası konsun!” diye dalgasını geçiyor.
Eh, madem kışlayı diriltme çabasına girildi… İstanbul’un bir numaralı kamusal alanına TC’nin füze rampası koymasından daha anlamlısı olamaz!
Şaka bir yana, bugün tartıştığımız ‘Taksim projesi‘ ve belediyeciliği AVM, butik otel, meydan-cadde açmazına sıkıştıran zihniyet, aslında yeni değil. Cengiz Özdemir’in ‘kültüristanbul’ adlı blogspot’undaki yazı, tam da bunu anlatıyor…


Cemil Topuzlu Paşa

Sultanahmet’ten Taksim’e

Özdemir, tam 100 yıl önce, İttihat ve Terakki devrinde de aynı sorunların farklı şekillerde yaşandığına dikkat çekmiş…
Buna göre, Cemil Topuzlu Paşa, bugün hala tartışılan bir kararla Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Türk mahallesini kaldırarak bugünkü meydanı açmış ve bunu “Büyük hizmet” diye lanse etmiş…
“Oysa” diyor Özdemir, “Yıkılan Türk mahallesinin bakiyesi olan Soğukçeşme Sokağı’nı hayran hayran gezenler, bu sokağa yeniden can veren Çelik Gülersoy’u sevgiyle yad ederler. Cemil Topuzlu ise sadece Kadıköy’de bir bulvar adresidir…”
‘Sultanahmet Meydanı’ndan Taksim’e 100 yıldır değişmeyen tarzı’ başlıklı yazısında Özdemir, Cemil Topuzlu’nun ‘Avrupa görmüş’ bir Osmanlı münevveri olarak, oralarda gezip dolaştığı meydanları ve bulvarları çok beğendiğini, tatlı tatlı anlatıyor: “Topuzlu, ‘Neden bizde meydan yok’ diyerek, medeniyeti meydan ve bulvar açmak olarak algılamıştır. Tıpkı Süleyman Demirel’in Colorado Nehri üzerindeki Boulder Barajı’nı üç gün boyunca hayranlıkla seyredip, ülkeye döndüğünde ilk iş dağı taşı barajla doldurması gibi…”

Taksim Topçu Kışlası

Taksim Topçu Kışlası Yıkılırken-1939

Paşa’nın hamam sorunu
“Topuzlu Paşa, ilk iş Üsküdar’da Doğancılar Parkı, Fatih’te Hava Şehitleri Parkı gibi parklar açmış. Ancak onun en büyük ideali, yüzyıllar içinde kendine ait bir doku oluşturmuş, İstanbul’un kadim merkezi Sultanahmet ve Ayasofya civarını ‘temizleyerek’ bir meydan açmak düşüncesi olmuş.”
Tam da bu sırada meşhur İshakpaşa yangını çıkıyor… Yeterince müdahale edilemediği için yangın, Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi mahalleye de sıçrıyor. Bu yangına kasten müdahale etmemekle itham edilen Topuzlu ise “Yalan!” dese de anılarında sevincini gizlememiş. Ancaak…
“Ancak paşanın bir de sıkıntısı vardır. Meydanın tam ortasında bir hamam! Üstelik Sinan’ın eseri! Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan tarafından yaptırılmış Haseki Hürrem Hamamı. Paşa burayı da yıkmayı çok arzular, ancak muvaffak olamaz.

Dindar değil, yabancılaşmış
Özdemir, Tarlabaşı, İstiklal Caddesi ve nihayet Taksim’deki kentsel dönüşüm projelerinin temel açmazın aynı olduğu görüşünde: “Kimseye danışmadan alınan kararlar, gelecek kuşakların sosyal hayatını, yaşam tarzını etkiliyor, yöndendiriyor. Paris’in asfaltlı meydanlarına hayran olan zihniyet, o meydanları oluşturan mimari dokuyu, o dokuyu oluşturan yaşam kültürünü görmezden geliyor.
Yoksulları kovalayıp AVM tapınakları dizerek şehri dizayn ederseniz
50 yıllık periyotlar halinde kompartımanlaşmış, birbirine yabancılaşmış nesiller yetiştirirsiniz. Ziya Gökalp’in deyimiyle ‘kaideci fakat an’anesiz bir toplum’ oluruz.”
Anlayacağınız bu süratle, bu mantaliteyle gidersek dindar falan değil, birbirinden iyice kopuk, kültürsüz bir nesil yetişir!
Yazının tamamını okumak için: https://kulturistanbul.blogspot.com/2012/02/sultanahmet-meydanndan-taksime-100-yldr.html

Kaynak : Milliyet Cadde

4 Yorum

  1. necmi yazgan

    Sıkı bir tartışmanın başladığını düşünüyorum. TAksim böyle kalsın diye çalışan bir platform var. Sonuçta AKM de olduğu gibi bu platformun etkili olacağını ve AKP nin kışlayı oraya yapamayacağını son tahlilde düşünüyorum. Fakat Taksim’e hiç el değmemesi de garip olur. Gezi parkının kullanımının zayıf olduğu, meydanın durakların bugünkü halinden kurtarılmasının şart olduğunu düşünüyorum. Yeni bir düzenleme ve hafif yapılardan bazı performanslara dayalı çalışmalar yapılabilir.

  2. Mustafa

    İttihatçı mantık, Türkiye’yi Arap ülkelerinin durumuna düşmekten kurtaran mantıktır. AKP mantığı ise Türkiye’yi pis geri bir ülke durumuna düşürmeyi bilerek ve çoğunlukla bilmeyerek isteyen f tipi dış bağımlı (sadece cari açıkla değil) bir mantık.
    İttihatçı mantığı siz öpün de başınıza koyun. Hiçbir ittihatçı AVM yapmayı düşünmemişti.

  3. Azmi İzmirli.

    Taksim meydanında yapılacaklar:
    Trafikten arındırma için:
    -Trafik Vakfı’nın haraç kestiği otoparkın üzeri otobüslere ayrılabilir, otobüsler buraya alt kottan rampayla çıkabilir. Aynı şekilde dolmuşlar da burayı kullanabilir.
    -Mecidiyeköy tarafına giden otobüsler bu tarafa gidebilir, yolları açık olur çünkü metro olan yerde zaten otobüse gerek yoktur.
    Tarlabaşından gelip Mecidiyeköye dönen trafik iki yönlü ve Tarlabaşı projesi kapsamında oluşacak yeni bir yol sistemine aktarılabilir, korkunç tünele gerek olmaz.
    Gümüşsuyu İTÜ bağlantısı kolayca kurulabilir ve Boğaz inişi buradan gerçekleşebilir.Buradan Sıraselvilere bağlantı yapılabilir böylelikle periferik bağlantıların dörtte üçü tamamlanmış olur. Kot farklarını kullanarak Sıraselviler, Dolapdere tünel bağlantısı tüm sistemi tamamlar. Sistem üzerinde yer alacak otoparklar ve bunlarla bağlantılı tamamlanacak tramvay sistemi tamamlar.
    -Meydanın miting yapmaya müsait hale getirilmesi.
    -Taksim gezisinin ağaçlandırılmasının tamamlanması, çocuk bahçesi, yaşlılar için spor ve oyun alanı(dev satrancı gibi), gençler için kır kahvesi (etrafa taşmayan, kirlilik yaratmayan, tek bir kahve), belki meydanın etrafını kendisini saklayarak dolaşacak bir koşu pisti, İTÜ ve diğer mimarlık fakültesi öğrencilerine “çağdaş geçici folilerini”yapacakları alanlar, yazları açık hava sineması,….
    -Alt kottaki hamburgercilerin temizlenerek boydan boya çağdaş sanat galerisi ve önündeki alan otobüslerden arındırılıp (sahi metro olan yerlere niye hala daha otobüsler konuluyor?) açık sergi alanları, Aynı şekilde AKM tarafındaki kot farkının kullanılarak alt kotlarda tiyatro salonları yapılabilir ve bu salonlar gruplara verilebilir.
    Böyle bir projede çok sayıda alan işlevselleşeceği için kültürel ekipmanlar için yeni yerler de oluşacaktır. Oda yönetimlerinden kurtarılmış bağnazca olmayan, Boğazdan yararlanan bir AKM restorasyonu AKM’yi dünya sıralamasında bir numara yapar.
    Şu fani dünyada, üç dakikada aklıma gelen şeyler bunlar. Sizde düşünün kimbilir neler gelecektir.

  4. Alişan Ortaç

    Taksim’i içine yeniden inşa edilecek bir Topçu Kışlası ile dönüştürmek anlamsız. Gezi parkı toplumsal bellekte yer almış ve orası da tarih olmuş. Trafiğin yerin altına alınmasına bazı mimari düzenlemelerle ve bilhassa Gümüşsuyu girişini değiştirmek şartıyla fazla bir diyeceğim yok. Ama geçmişle hesaplaştığını söyleyen ve sanki diktacı, cuntacı, askeri rejim ve mantıkla ilişkisi yokmuş gibi takdim eden AKP nin Mehveş hanımın belirttiği gibi izlediği yol ve yöntemler seksen senedir eleştirilen “ittihatçılık” mantığıdır. Kimin kışlasını nereye niçin yeniden diriltip edip yeni bir toplumsal bilinç inşa etmeye kalkıyorsun?
    Demek oluyor ki AKP nin aslında bugünün kent ve toplumuna model oluşturabileceği doğru düzgün imgeleri, hedefleri ve görüşleri yok. Geçmişe ait olsun da ne olursa olsun dedikleri belli.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir