İstanbul’un Kartal uçuşu

4 Dakika Okuma Süresi

ERHAN DEMİRDİZEN / Sabah
Hep yazıyorum, İstanbul bir “proje tarlası” diye. Ama hep de uyarıyorum, bu tarlaya adabına aykırı fidan dikmeye kalkışırsanız, işler düşündüğünüz gibi gitmez diye. Böyle durumlarda işler fena karışıyor, kimse derdini anlatamıyor. İstanbul Kartal’ı bir süredir izlemeye çalışıyorum. Kartal, beynelmilel şöhretli mimar Zaha Hadid’e Büyükşehir Belediyesi’nin proje yaptırdığı yer. Entelektüel mimarlık çevrelerinde “yumuşak ızgara” (soft grid) kavramıyla ilgili pek çok tartışmaya vesile olan bir proje yapmıştı Hadid. Proje haftalarca sergilenmiş ve herkes kendince sonuçlar çıkarmaya çalışmıştı. Bu sergilerden birinde, meraklı iki kişinin kendi aralarındaki bir konuşmasına da şahit olmuştum. Biri parmağıyla kağıdın kenarındaki bir noktayı göstererek, “Benim yerim projenin dışında, çok şanslıyım” diye konuşuyordu. Öteki de, “Maalesef bize aynı şans vurmadı, biz içinde kaldık” dedikten sonra, “artık sizin önünüz açılır ama bize çivi bile çaktırmazlar” diye hayıflanıyordu.

Kartal’ı izliyorum çünkü burası 1960’lı ve sonraki yılların Türkiye koşullarında oluşmuş bir sanayi ve yerleşim bölgesi. Önce Kartal ve ardından da Gebze çevresinin sanayi gelişmesine açılmasıyla beraber, E-5 yoluna sırtını dayamış düzensiz yapılaşmanın tarihi yazılmış buralarda. Her yönüyle incelenmeye değer bir bölge. Büyükşehir Belediyesi, Büyükdere Caddesi’ndeki sanayi alanlarının 1980’li yıllarda dönüşmesinden ilham alarak, aynı reçeteyi Kartal’daki eski sanayi alanlarına uygulamak istiyor. Bu sefer yol etrafındaki büyük parsellerin kendi başına koca binalar yapmasını seyretmek yerine, belediye olarak inisiyatif kullanmak niyetinde. “Yeni cazibe merkezi” gibi laflarla da bunu duyuruyor.

Buraya kadar her şey iyi. Fakat bu fikirlerin uygulanması için seçilen yol daha baştan kıyametleri koparıyor. Çünkü ilk iş olarak, mimar Süha Özkan’ın sevk ve idaresinde bir “jüri” oluşturmayı tercih ediyor belediye. Özkan’ın özelliği, kentlerdeki her sorunu mimarlık yarışmalarıyla çözebileceğini düşünmesi. Diğer mimarlar bu yarışma meselesine fazla takılmıyorlar ama yarışmaya sadece şöhretli yabancı mimarların davet edilmesine fena bozuluyorlar. Arkasından da büyük bir gürültü kopuyor tabi. Bu arada, daha cılız bazı eleştiriler de yapılıyor. Bunlar da diyorlar ki, “Böyle bir mesele sadece proje yapmakla olmaz, esas çare İstanbul’un üst planlarında aranmalı.” Çünkü o sırada bu üst planlar da aynı belediye ortamında hazırlanmaya çalışılıyor. Üstelik bu planlamada, İstanbul’un yeni alt merkezlere ihtiyaç duyduğu şeklinde yapılan bazı tespitler de var. Anlayacağınız, plan yaklaşımı içinde etrafıyla birlikte değerlendirilen bir alt merkez gelişmesi için proje ve uygulama aşamaları tasarlansa belki işler fazla karışmayacaktı. Ama şark usulü bir prosedür işletilip, daha ortada plan yokken şöhretli mimardan epey soyut ve hatta heykel sayılabilecek bir proje alınınca, herkesin kafası karıştı. Bu kafa karıştırıcı soyut heykel en sonunda uygulamayla karşı karşıya kalmış durumda. Yani projeyi yaptırmakla övünen belediyenin caka satmaları da, son yılların bütün mimarlık kavramlarını yeniden hatırlayan meslek çevrelerinin entelektüel tartışmaları da geçmişte kaldı. Şimdi artık bu bölgedeki arsa sahipleri ve yaşayan insanlar, projenin kendilerine ne getirip götürdüğünü kuyumcu terazisinde tartmakla meşguller.

Hadid’in soyut heykeli kimseye somut bir şey söylemiyor olmalı ki, başa dönüp belediye yeniden imar planı yapmaya çalışıyor. İstanbul semalarında belediye ve Hadid’in kartal uçuşunu kazasız belasız tamamlama işi gene plancılara kaldı.

5 Yorum

  1. Asuman Yeşilırmak

    Kartal sanayi alanını 1/50000 ölçekli 1995 Planı da 2. derece Alt Merkez ve dönüşüm alanı olarak belirlemişti. Doğu yakasında güçlü bir alt merkezin olması Boğaz sırtlarına (maslak aksına) yüklenen Merkezi İş Alanları yükünün / baskısının azaltılması ve doğu-batı geçişlerinin dengelenmesi ve dolayısıyla yeni köprüler baskısını da azaltması öngörüleri ile desteklenmesi gereken bir karardı.
    Daha sonra Kartal E-5 Güneyi İmar Planı da bu doğrultuda yapıldı. Kartal sanayi alanı ve kıyı bölgesi (Maslak aksındaki gibi bütüncül bir plan ve proje olmaksızın her bir sanayi parseli ayrıcalıklı imar kararları ile teknik ve sosyal donatı alanlarına hiç yer ayırmadan yapılaşmasın diye) toplu bir şekilde projelendirilmesi için yenileme proje alanı olarak ayrılmıştı. Ve projenin yarışmalar yönetmeliğine uygun düzenlenmiş bir yarışma ile elde edilmesi için de bir plan notu konmuştu.
    Ancak bilindiği gibi Belediye üst yönetimi bu plan notu gereğince bir yarışma açmak yerine üç tane küresel/yıldız mimarı davet ederek tasarım projesi siparişi verdi.
    Dönüşüm / yenileme projelerine kategorik olarak karşı olan Mimarlar Odası yönetimi ise söz plan notuna uygun olarak yarışma yoluyla proje elde edilmesi kararının arkasında durması, savunması, gerekiyorsa bu konuda dava açması gerekirken, bu alanın bir proje alanı olarak ayrılmış olmasını plan yapma tekniklerine aykırı bularak plana iptal davası açtı. Sonuçta İstanbul’un bu gerçekten çok önemli bölgesinde hukuk dışı, plan dışı, akıldışı ve tıkanan/zorlanan bir süreç devam ediyor.

    Asuman Yeşilırmak

  2. azmi açıkdil

    ne kadar zaman önceydi hatırlamıyorum.Gediz’e deprem sonrası konutlar yapmışlardı,üçer katlı.Bunu gören Gediz’liler ineği mi koyunu mu üçünçü kata nasıl çıkaracağım diye şaşkın şaşkın bakarken konutları yapmakla övünen de evlerin hazır mutfağını, şofbenini , çift camını anlatıyordu.Kartal Belediyesinin , Zaha Hadid’e proje yaptırması da bundan farklı değil uçuk kaçık plastik binalar vesaire. Bu özentiden başka birşey değil ,hadi yaptır bakalım biz o binaların kapısını bulamayız.Kartal nire Zaha Hadid nire.

  3. mehtap arlı

    Bu projenin uygulama şansı bazı açılardan zor. Plastik formu, her adanın ayrı ayrı özel konumda olması gibi sorunlardan dolayı bu iş plancıların ada bazında verdiği kat-kot veya KAKS TAKS imar düzenine benzemiyor. Bu yönüyle tartışılabilir ve bütün alan için nasıl bir kamusal ortaklık kurulabilir acaba diyerek düşünülebilir. Yani konu daha mimari bağlamda bir tartışmadır. Başka birşey değil.

  4. yilmazkuyumcu

    Türkiye bir proje değil bir imar planları ve üst planları çöplüğüdür. Özellikle mimarlığın kasıtlı olarak şehircilikten kopartılmasından, uzaklaştırılmasından sonra renkli kalemlerle boyanarak yapılan imar planları projeyi yapılamaz hale getirdiler. Kendileri de mimari proje olmadan anlamsız kaldıkları için Türkiye mimarisiz bir ülke haline geldi. Ülkemizde mimari proje alanı tümüyle savunmasız durumdadır. (Mimarlar Odasının şu anki yönetimlerinin katkısıyla) Hadid’in çalışması bu yüzden Mimarlıkla Şehirciliği birlikte taşıdığı için ülkemizin ne mimar (çünkü şehircilik eğitimi almıyorlar) ne şehirci çevreleri (çünkü mimarlık eğitimi almıyorlar) için tümüyle anlaşılmaz oluyor. Eğer dünyanın bizden ne kadar farklı olduğunu görmek isterseniz ya batının mimarlık ve şehirciliğini bir bütün olarak alan eğitim ve uygulama kurumlarına bakınız yada daha kolayı googleearth’de bir batı gezisi yapınız. Şehirciliğin de tıpkı mimari projeler gibi çizilir olduğunun sayısız örneğini bulabilirsiniz.

  5. Canan Kısa

    Proje, büyük proje, ısmarlama iş, yabancılara yaptırıldı… Bu söylemler bir yanda kendi gerçekliğimizin aynası. Bir türlü hiç bir şeyi içselleştiremiyoruz, bir türlü de gerçek muhalefet olamıyoruz. Ney karşı, neyi de savunduğumuz anlaşılamıyor. Üzerinde laf ürettiğimiz kent, üstelik bir metropol olunca, lafı nereye uzatırsanız “kendi bakışınıza” göre uzayabiliyor. Bunun da sonu yok gerçekten.
    Ortaklaşalık yahut mutabakat kültürü hiç olmayınca, başta yönetici zevat bu hususa dikkat etmeyince büyük emeklerle ortaya konanişler bile seneyi devriyesini tamamlamadan unutulup, hatırlandığında da salvo ateşine tutuluyor. Bu hafızasızlık, bu vefasızlık, bu sahipsizlik olduğu sürece bu kent için ne yapılsa dikiş tutmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir