Mehmet Tezkan
Söyleyen zamanında söylemiş.. İstanbul’un taşı toprağı altın.. Binaları dik dik bitmiyor.. Kentte bir yerden bir yere gitmek imkansız hale geldi..

Herkes burnundan soluyor ama siyasal iktidar İstanbul sınırları içinde iki yeni şehir kurmaya hazırlanıyormuş!..
Bildiğiniz şehir.. Başakşehir gibi adı şehir değil.. Kendi şehir olacakmış!..
1.5 milyon nüfustan bahsediliyor..
Yeni havaalanının yakınlarında olacakmış, çok modern olacakmış, iddialı meydanları olacakmış, altyapısı sağlam olacakmış..
Amaç neymiş?
Trafiği rahatlatmasıymış!..
Buraya kocaman bir soru işareti koymak lazım.. Trafiği nasıl rahatlatacak? Orada oturan insanlar Boğaz’a inmeyecek mi? Beyoğlu’na çıkmayacak mı? Sultanahmet’i görmeyecek mi? Tarihi yarımadayı dolaşmayacak mı? Hisar’da kahvesini yudumlamayacak mı? Şu Nişantaşı, şu Bebek, şu Ortaköy nasıl bir yerdir acep, gidip göreyim demeyecek mi?
Cevap evetse..
Sorum şu; hangi yoldan gidecekler..
*
Trafik derdiyle baş edilemiyor ya müsebbibi her yere inşaat izni veren anakent belediyesidir..
Eskiden kentin kuzeyden Trakya‘ya uzanan tarafında Bahçeşehir vardı, Halkalı Konutları vardı..
TEM otoyolu yetiyordu.. Orada oturanlara da yetiyordu, TIR’lara da kamyonlara da otobüslere de..
Yeni ulaşım hattı açılmadan, toplu taşıma götürülmeden o bölge imara açıldı.. Yer gök konut oldu.. Yerden fışkırır gibi binlerce konut yapıldı..
Sonuç..
Oralara ne gidilebiliyor ne gelinebiliyor..
Raylı sistem yok.. Herkes TEM otoyoluna yüklendi.. Günün her saati kilit.. Haberlerde görüyorsunuzdur; en küçük yağmurda veya kazada insanlar dört saat, beş saat yollarda kalıyor.. Çünkü yolun alternatifi olmadığı için..
*
Kentin merkezinden çarpıcı bir örnek vereyim.. Maslak’tan yola çıkın, Büyükdere Caddesi üzerinden devam edin, Barbaros Bulvarı’nın başladığı yerde durun..
Zincirlikuyu denilen yerde.. Sağınız solunuz devasa inşaatlarla kaplıdır.. Çoğu alışveriş merkezi, otel falan..
Peki, İstanbul cazibe merkezi oldu diye o devasa yapılara izin veren Büyükşehir Belediyesi karşılığında bir kilometre yeni yol yaptı mı?
Yapamaz ki…
Yeni bir toplu taşıma alanı açtı mı?
Açamaz ki..
Niye mi?
Yer yok da ondan.. Yolu iki karış dahi genişletecek imkan yok.. O zaman belediye o inşaatlara izin vermeyecekti..
Mecidiyeköy’ün hali daha da vahim.. Zaten üzerinden otoyol geçer, kasvetlidir.. Trafik günün her saati adım adımdır..
Şimdi stadın olduğu yere akıl almaz bina kompleksi yapılıyor.. İnsanlar oraya nasıl gidecek?
Arabasıyla derseniz; hangi yoldan..
Metroyla mı, metrobüsle mi?
Metrobüs hattının kapasitesinin dolduğunu Belediye Başkanı Topbaş açıkladı..
Durum şu anda iflas.. O zaman ne olacak?
Düşünün sadece bu dediğim bölgeye on binlerce kişi akacak..
*
Kimse kent çok göç aldı, zamanında çok gecekondu yapıldı falan demesin.. Verdiğim örneğin dünle ilgisi yok, bugünle var..
Rantla ilgisi var.. Hep söylüyorum, İstanbul’u daha çok seven yönetim olsaydı (hem merkezi hem yerel) oraları yeşil alan olurdu.. İçinde yürüme yollarının, bisiklet yollarının, göletlerin olduğu park olurdu..
Rantı yeşil alana tercih ettiler.. Mesele bu..
*
Bunlar yetmezmiş gibi İstanbul’a göçü özendirecek iki yeni şehir daha kurulacakmış!..
Derim ki: İstanbul’un geleceği yok.. Hali perişan..
Kaynak : Milliyet



3 Yorum
Dilek Öncel
belli anlamlarda geleceği yok denebilir. fakat belli açılardan da bir çok fırsat söz konusu. iyi bir kent yönetimi ve mimari tasarım çok şeyi değiştirir.
Azmi İzmirli
AKP taban olarak yoksulluktan gelen, ezilen, kenar semt delikanlı ve genç kızlarının partisi. Yoksulluktan nefret ediyorlar. Eğitimleri genel olarak son derece sınırlı, imamhatipleri, kuran kursları, bir üniformaya dönüştürdükleri türbanları, inandıkları için değil “diğerlerinden” nefretle söz ettikleri seçkinlerden intikam almak için kullandıkları araçlar. Bu nefret inanılmaz boyutlarda. Balkan savaşlarında bu nefret Edirne’nin hatta Çatalca’ya kadar tüm Rumeli’nin Bulgarlara terk edilmesine kadar gitmişti.
Bu gün delice korktukları fakirliğe geri dönmemek için devlet imkanlarını sonuna kadar kullanmaya çalışıyorlar. Kendilerine gelir getirecek her şey onlar için mübah. Ölçüler çoktan kaçtı. İmara açmaya çalıştıkları alan yaklaşık yüz tane tarihi yarımada büyüklüğünde ve orman ve su havzalarıyla dolu.
Babaları ayaklarını yıkatmıştı bunlara. O yıkanan ayaklarla birlikte her türlü insaf duygusunu da yitirdiler.
Türkiye bugün bunun acısını çekiyor.
Cenk Bilgi
Cok dogru bir tespit. sadece Metrobüs ( buda iflas ) ve birkac tünel yapildi Ulasim iyilesecegine gittikce kötülesti. ulasim konusunda
yatirimlar cok gec yapildi